T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/466 Esas
KARAR NO : 2025/391 Karar
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 25/09/2024
KARAR TARİHİ : 08/05/2025
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP: Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firma ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ile davalı/borçlu firma ... arasında alım-satımdan kaynaklı ticari ilişki mevcut olduğunu söz konusu ticari satış işlemlerinin tamamı "Türk Lirası" üzerinden gerçekleştiğini, ancak davalı/borçlu, cari hesap ekstresine göre takibe konu 140.580,42-TL tutarındaki borcunu ödemediğini, bunun üzerine Bakırköy .. İcra Müdürlüğü ... E. nolu icra takibine başlandığını, davalının itiraz ederek takibin durdurulduğunu, arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlandığını, davanın kabulü ile yapılan itirazın iptaline ve takibin kaldığı yerden devam etmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalının usulüne uygun tebligata rağmen süresinde davaya cevap vermediği, HMK'nın 128. maddesi uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülen tüm vakıaları inkar ettiği anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.
Güneşli Vergi Dairesine yazılan müzekkereye, tarafların 2023 yılı BS ve BA formlarının gönderilmesiyle cevap verildiği görüldü.
Dava, hukuki niteliği itibariyle, ticari ilişki nedeni ile düzenlenen faturalar nedeni ile başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
Bakırköy Arabuluculuk Dairesinin ... Numaralı dosyasında; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının 10/09/2024 tarihinde düzenlendiği anlaşıldı.
Dosya kapsamında bulunan Bakırköy .... İcra Dairesinin .... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 140.580,42-TL asıl alacak yönünden 01/08/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak cari hesap alacağı olarak gösterildiği, davalı tarafından 13/08/2024 tarihinde borcun tamamına, ferilerine, husumete ve yetkiye itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı, davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği görülmüştür.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle cari hesap ekstresi gereğince davacı tarafından başlatılan icra takibinde davacının alacaklı olup olmadığı, ne kadar alacağının bulunduğu, davalının itirazında haklı olup olmadığı noktalarındadır.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme günü verilmiş olup davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılması için Ceyhan .... Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazıldığı, .... Talimat sayılı dosyasında; dava dosyası ve davacının kendi işyerinde ibraz ettiği 2023 yılı ticari e- defter kayıt ve belgeleri ( dava konusu ile ilgili) üzerinde istenilen hususlar doğrultusunda yaptığım inceleme ve tespitler neticesinde; delillerin takdiri ve her türlü değerlendirme sayın mahkemenize ait olmak üzere; her ne kadar davacı vekili dava dilekçesinde cari hesaba ilişkin olarak 140.580,42-TL alacaklı olduklarını ve bu tutar üzerinden icra takibi başlattıklarını bildirmiş olsa da 2022 yılından devir gelen ve davalının alacaklı olduğu 968,34 TL nin dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan cari hesap ekstresinde gösterilmediği bu nedenle defter ve kayıtlara göre 120.01.186 ... Adı Altında Yurtiçi Alıcılar hesabında davacının davalıdan 139.612,08-TL alacağı gözüktüğünün tespitine dair iş görüş ve kanaatini bildirir raporunu ibraz etmiştir.
Bilirkişi raporu HMK 280. Maddesi uyarınca taraflara tebliğ edilmiştir.
Faturaya konu malların teslimi hukuki bir işlem olup, ancak TMK'nın 6 ve HMK'nın 190, 200 maddeleri gereği yazılı delillerle ispat edilebilir. Davacı yasal delillerle teslim olgusunu ispat etmelidir.
TTK'nın 21/2.maddesine göre, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması da bu olguyu değiştirmez. Bu durumda borçlu taraf, faturayı ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını, malın teslim edilmediğini veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.
Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; öncelikle davalı cevap dilekçesi sunmamış olup icra dairesinin yetkisine yapmış olduğu itirazı incelendiğinde, para alacakları bakımından İİK'nın 50.maddesi yollamasıyla davalı şirketin muamele merkezinin Bağcılar/İstanbul olduğu, davalının yerleşim yeri mahkemesinin ve icra dairesinin yetkili olması nedeniyle takibin doğru icra dairesinde başlatıldığı anlaşılmıştır.
Davalının kendilerine usulüne uygun tebligat yapılmadığı, bu nedenle defterlerini sunamadıklarını, kendilerinin alacaklı olduğuna ilişkin bilirkişi raporundaki ve esasa ilişkin beyan dilekçesi öncelikle incelenmiş olup; davalıya dava dilekçesi ve tensip zaptının iade döndüğü bunun üzerine Ticaret Sicil Gazetesinde şirketin merkezinin bulunduğu yere 17/10/2024 tarihinde tebliğ edildiği, 19/12/2024 tarihinde ön inceleme duruşmasının yapıldığı, duruşma zaptının 4 nolu ara kararında taraflara yerinde inceleme talep edilmesi durumundan gereken yükümlülüklerin hatırlatıldığı, bu zaptın 25/12/2025 tarihinde TTK Madde 35 uyarınca tebliğ edildiği, 25/09/2024 tarihinde vekaletin dosyaya ibraz edildiği (vekaletnamedeki davalı şirketin adresinin de tebligat ve ticaret sicil adresi ile aynı olduğu), davalının inceleme günü olan 04/02/2025 tarihinde 14:00 saatine bırakıldığından davalının haberdar olduğu, ancak davalının inceleme gün ve saatinde hazır olmadığı, duruşma tutanağı 9. Bendindeki yükümlülüğü yerine getirmediği( yerinde inceleme için yol ücreti yatırılmadığı, iletişime geçilecek bilgilerin verilmediği),11/02/202025 tarihli dilekçesi ile talepte bulunduğu, 13/02/2025 tarihinde ara karar yazıldığı, davalının bu yöndeki itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından itirazlarının reddine karar verilerek, dosya kapsamındaki deliller kapsamında esasa ilişkin değerlendirme yapmak gerekmiştir.
Fatura, sözleşmenin kurulması aşaması ile ilgili bir belge olmayıp, sözleşmenin ifa safhasıyla ilgilidir. Bir başka ifadeyle fatura edimlerin ifası aşamasında düzenlenerek edimlerin içeriğini gösterir. Dolayısıyla Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin ikinci fıkrası gereğince itiraz edilmeyerek kabul edildiği varsayılan fatura içeriği de sözleşmesinin ifasına ilişkin hususlar hakkında olmalıdır. Faturanın itiraz edilmeyerek kabul edilmiş sayılmasına ilişkin düzenleme niteliği itibarıyla kanunî bir karinedir. Ayrıca aksine bir düzenleme olmaması nedeniyle de, adi (aksi ispat edilebilir) kanunî karinedir Bu nedenle ispat yükünün yer değiştirmesi mümkün olmaz. Kanunî bir karineye dayanan taraf, karine temelini ispat ettikten sonra (faturaya itiraz edilmediğini), karine sonucu (fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması) ortaya çıkar. Bu karinenin aksi ise, fatura muhatabı tarafından iddia ve ispat edilebilir. Fatura muhatabının bu faaliyeti bir asıl ispat faaliyetidir. Somut olay bakımından, ispat yükünün davacı üzerinde olması ve bilirkişi deliline dayanması nedeni ile tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davalıya meşruhatlı tebligatta, ibraz süresi ve ibrazdan kaçınmanın sonuçları da ihtarı ile birlikte inceleme gün ve saati usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen davalı defterlerini ibrazdan kaçınmıştır. Ticari defterlerin delil olma durumlarına ilişkin hukuki düzenlemeler TTK ve HMK’da olmak üzere iki ayrı kanunla belirlenmiştir. Kişinin kendi ürettiği delili kendi lehine kullanamama durumunun özel bir istisnası olan ticari defterlerin delil fonksiyonu, HMK m. 222 ile sınırları ve koşulları sıkı sıkıya belirlenmiştir. Maddenin birinci ve ikinci fıkrasında ticari defterlerin delil olmasına ilişkin genel şartları, üçüncü fıkrasında lehe delil olması için gereken şartları, dördüncü fıkrasında aleyhe delil olabilmesi için gereken şartları ve son fıkrasında ise delilin hasredilmesi olarak nitelendirilen ayrıksı durum ele alınmıştır. Bilirkişi raporunda, davacının usulüne uygun ticari defterlerine göre Bilirkişi raporunda davacının usulüne uygun ticari defterlerine göre 139.612,08TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Takibe konu bu faturaların davalıya tebliğ edildiği, TTK madde 21/2 uyarıca davalının faturalara itirazına rastlanılmadığı da rapor da tespit edilmiştir. Her iki tarafında tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafında ticari defterlerine işlenmesi gereken ticari işten kaynaklanıyor olduğuna şüphe bulunmamaktadır.7251 Sayılı Kanun’la değişik HMK m. 222/3 hükmü ise HMK m. 222’nin uygulandığı tüm uyuşmazlıklar açısından ticari defterleri ibrazdan kaçınmanın sonucunu açıkça düzenlemektedir. Yukarıda davalının defterini ibraz etmeme gerekçesinin usulsüz tebligat olduğuna ilişkin itirazlarının da reddine karar verilmiş olup buna göre, tacirin ticari defterlerini ibraz etmemesi ve karşı taraf defterlerinin aksini kesin delille de ispat edememesi halinde, ispat mübrez defterlerdeki kayıtlar yönünde gerçekleşeceği kabul edildiğinden davacının ticari defter ve kayıtları ile alacağını ispat ettiği anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İİK'nın 67/2. maddesine göre itirazın iptali davasında, alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için hükmün usulüne uygun yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içerisinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gerekir. Burada borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması veya alacağın bir belgeye bağlanması koşulu aranmaz. Bu yasal koşullar yanı sıra takibe konu alacağın likit olması da gerekir. Bir alacağın likit olup olmadığı her olay özelliklerine göre değişmekle birlikte alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılmalıdır. Buna göre, likit bir alacaklıdan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması yada borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi ya da bilinmesinin gerekmesi gerekir. Böylece borçlunun borç miktarının tahkik ve tayin etmesine mümkün olması, başka bir anlatımla borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunun tespit edilebilir durumda olması gerekir. Borç ve borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacaktan söz edilebilir. Davacının ticari defterleri, faturalar ile belirlenen alacağın likit olduğu ve İİK'nın 67/2. maddesinde belirlenen icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu anlaşıldığından kabul edilen alacağın takdiren %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın İİK'nın 67/1.maddesi uyarınca KISMEN KABULÜNE,
1-Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı ilamsız icra takibine davalı tarafından yöneltilmiş olan itirazın iptali ile 139.612,08-TL üzerinden takibin devamına, asıl alacak tutarına icra takip tarihinden itibaren takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2.maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına,
2-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, kabul edilen alacağın takdiren %20 oranında hesaplanan 27.922,41- TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 9.536,90-TL peşin harcın davacı tarafından yatırılan 1.697,87-TL'den mahsubu ile bakiye 7.839,03-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4- Davacı tarafından yatırılan 427,60- TL başvuru harcı, 1697,87-TL peşin nispi harç, 60,80-TL vekalet harcı, olmak üzere toplam 2.186,27-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 6.685,00- TL yargılama giderlerinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 6.618,15- TL'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3600 TL arabuluculuk verilen kararın niteliği nazara alınarak ücretinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 3.564,00 TL'nin davalıdan alınarak, bakiye 36,00-TL kısmın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 968,34-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince tarafların talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/05/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır