T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/471 Esas
KARAR NO : 2025/382
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/09/2024
KARAR TARİHİ : 06/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin .... Mah. .... Sk. .... Sitesi G1-1 3F/75 Esenyurt/ISTANBUL adresinde güzellik salonu işlettiğini, bahse konu iş yeri açılırken mobilyaların alınması maksadıyla davalı ... ile sözlü alım satım sözleşmesi yapıldığını, davalı şirket yetkilisine 5.000 USD elden ödeme yapıldığını, davalı şirketin mobilyaların bir kısmını davacıya teslim ettiğini ancak teslim edilen mobilyaların anlaşılan kalite ve tasarımda olmadığının davalı tarafa bildirildiğini, bir karşılık alamadığını, davalı şirketin 5.000 USD ödeme almasına rağmen işlemleri tam olarak bitirmeyeceğini, sadece üretime başladıklarını teslim edeceğini ama montaj ve kurulumuyla ilgilenmeyip, müvekkili şirket adresinin kapısına bırakacağını bu yaptıkları işe karşılık olarak 113.500 TL + KDV fatura keseceğini söylediğini, davalı şirket yetkilisinin bu konuşmayı takip eden günde yeniden iletişime geçerek sebebi anlaşılmaksızın fatura bedelinde artırıma gittiğini ve 170.000 TL + KDV keseceğini söylediğini, bir günde gelen 57.000TL zammın taraflarca anlaşmaya varılmış bir zam olmadığını, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından fazladan ödeme yapılmadığını, bu nedenlerle davanın kabulünü, öncelikle Mahkememizce takdir edilecek teminat karşılığında İcra veznesine giren paranın davalıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalının kötü niyetli olması sebebiyle %20′ den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafından dosyaya sunulmuş cevap dilekçesi bulunmamaktadır.
DELİLLER ve GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasından dolayı borçlu olup olmadığının tespiti ile davacının ödediği bedelin istirdatını talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya mali müşavir bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; ''...1- Davacının 2023 yılına ilişkin yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin açılış tasdikinin ve yevmiye defterinin kapanış tasdikinin kanuni süresinde yaptırıldığı, 2- Davacıya ait yevmiye defter kayıtlarında davalı tarafından düzenlenen 01.06.2023 tarihli ve
.... numaralı KDV dahil 189.470,00 TL tutarındaki satış faturasının
bulunmadığı,
3- Davalının 20.03.2023 tarihinde işe başladığı, 2023 yılına ilişkin yevmiye, kebir ve envanter
defterlerinin İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünce tasdik edildiği, yevmiye defterinin
kapanış tasdikinin kanuni süresinde yaptırıldığı,
4- Davalının 12.07.2023 takip tarihi itibarıyla davacıdan 189.470,00 TL alacaklı göründüğü,
5- Davacının 2023 yılına ait Form Ba içeriğinde davalı tarafından düzenlenmiş KDV hariç
171.500,00 TL tutarında 1 adet alış faturasını bildirdiği, buna karşılık davalının Form Bs
içeriğinde davacı adına düzenlenmiş KDV hariç 171.500,00 TL tutarında 1 adet satış
faturasını bildirdiği, netice itibarıyla davacının Ba bildirimi ile davalının Bs bildiriminin
birbirleriyle örtüştüğü,
Sonuç ve kanaatine varılmıştır.
...'' şeklinde tespit ve rapor edilmiştir.
Davacı şirket yetkilisi ... Mahkememizin 08/04/2025 tarihli duruşmasındaki beyanında; "biz güzellik salonu işletiyoruz, güzellik salonu için ihtiyacımız olan pedikür masası, tırnak masası ve kasa temini için çalışanlarımızın önermiş olduğu ve bu işlerle ilgilenen davalı şirket yetkilisi ile irtibata geçtik ve kendisi ile talep ettiğimiz ürünler karşılığında 170.000,00 TL'ye anlaştık kendini önden kapora istediği için 5.000,00 dolar kapora gönderdik, aradan 3 hafta geçtikten sonra ürünlerin tamamı tarafımıza teslim edildi, montajı yapıldı ancak ürünler geldiğinde ikinci kalite ürün gönderildiğini fark ettik halbuki anlaşırken birinci kalite ürün teslim edileceği şekilde anlaşmıştık, ürünler güzellik salonuna getirilerek montajın yapıldığı aşamada ürünlerin anlaştığımız kalitede olmadığını fark ettik ve davalı şirket yetkilisine bu durumu bildirdik, teslim edilmeden önce davalı tarafa 2.000,00 dolar daha ödeme yapmıştık, gelen ürünlerin anlaşılan kalitede olmaması üzerine kalan bedeli ödemeyeceğimizi bildirdik ve ödeme yapmadık, sonrasında ödediğimiz kısımda dahil olmak üzere tüm fatura bedeli yönünden aleyhimize icra takibi başlatılmıştır," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı şirket yetkilisi ... Mahkememizin 08/04/2025 tarihli duruşmasındaki beyanında; "ben iç mimar olarak çalışırım ve bir firmam vardır, davacı şirket yetkilisi ile icra takibine konu 01/06/2023 tarihli faturada belirtilen ürünlerin temini konusunda 171.500,00 TL'ye anlaştık ve 3 hafta gibi bir sürede ürünleri davacı şirkete teslim ettik, davacı şirket bize iddia ettiği gibi ayıp bildiriminde bulunmadı yalnızca montajla ilgili yaşadığı bir sorunu iletti, bunun üzerine bende ustayı gönderip sıkıntıyı giderdik, ürünler faturada belirtildiği şekilde anlaşılmıştır, lake olan ürünler faturada lake olarak belirtilmiştir, diğer ürünler mdf'dir, davacı şirket tarafımıza bu ürünler nedeniyle hiçbir ödeme yapmamıştır, ödeme talep edildiğinde de görüşmeye giden arkadaşım tehdit edilmiştir, tarafımıza hem kapora ödemesi yapılmamıştır, hemde belirtildiği şekilde bir kısmi ödeme yoktur, bu nedenle fatura bedelinin tahsili için icra takibi başlatılmıştır," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı şirket vekili tarafından Mahkememize sunulan 03/10/2024 tarihli dilekçesinde özetle; icra dosyasına ödeme yapıldığını, davanın İİK'nın 72/5 maddesi uyarınca istirdat davasına dönüştürülerek yargılamaya devam edilmesini talep etmiştir. İcra dosyasının incelenmesinde; davalı tarafça 13/08/2024 tarihinde dosya alacağının haricen tahsil edildiğine ilişkin bildirimde bulunulduğu görülmüştür. Davacı vekilinin 22/04/2024 tarihli dilekçesi ekinde sunmuş olduğu ödeme belgelerinin incelenmesinde; davacı tarafça 25/07/2024, 26/07/2024, 27/07/2024, 05/08/2024, 07/08/2024 ve 13/08/2024 tarihlerinde icra takip dosyası kapsamında ödemeler yaptığı görülmüştür.
6100 sayılı HMK 114.maddesinde hukuki yarar dava şartları arasında sayılmıştır. HMK 115. maddesi hükmü gereği dava şartları yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmedir. Bu sayede, iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme)'nin 6.maddesi ve 1982 Anayasası'nın 36. maddesinde düzenlenen “hak arama özgürlüğü” nün dürüstlük kuralına uygun kullanılması sağlanabilecek; bu durum, haksız davalar açmak suretiyle, dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence oluşturacaktır. Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada ve devam eden süreçte halen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın, ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan söz edilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez. (Pekcanıtez, H./Atalay, O./ Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.297) ( Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2018/60E- 2020/3257 K sayılı 30.06.2020 tarihli kararı)
Yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı tarafından Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespiti istemi ile işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça icra takip dosyası kapsamında ödemeler yapıldığı, davalı alacaklı vekilinin icra takip dosyasına 13/08/2024 tarihinde haricen tahsil bildiriminde bulunduğu, işbu davanın ise yapılan ödemelerden sonraki bir tarih olan 03/09/2024 tarihinde açıldığı görülmektedir. Bu durumda, dava tarihi itibariyle icra takip dosyalarındaki ödemelerin gerçekleştirilmiş olduğu dikkate alınarak davacının menfi tespit davası açmasında hukuki yararının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. (İstanbul BAM 14. HD 2022/103 Esas, 2025/590 Karar sayılı ilamı) Davacı vekili dava dilekçesinde istirdat isteminde bulunmadığı gibi, dava sırasındaki bir ödeme nedeniyle yasa gereği istirdada dönüşen bir dava da söz konusu olmadığı, davacı vekili İİK'nın 72/5 maddesi uyarınca davanın istirdat davasına dönüştüğünden bahisle yargılamaya devam edilmesini talep etmiş ise de; menfi tespit davasının İİK 72/5 maddesi uyarınca istirdat davasına dönüşmesinden bahsetmek için ödemelerin dava açıldıktan sonra yapılmış olması ve dava sırasında tedbir kararı alınmamış olması gerektiğine ilişkin koşulların somut olayda gerçekleşmediği, davacı vekilince ıslah yoluna da başvurulmadığı, bu halde davacının işbu menfi tespit davasını açmakta hukuki yararının varlığından söz edilemeyeceği anlaşıldığından davanın 6100 sayılı HMK madde 114/1-h ve 115/2 gereği hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın 6100 sayılı HMK m. 114/1-h ve 115/2 gereği hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harcın, davacı tarafça peşin yatırılan toplam 3.235,68-TL harçtan mahsubu ile 2.620,28-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya İADESİNE,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.06/05/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza