T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/5 Esas
KARAR NO : 2025/343
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 02/09/2024
KARAR TARİHİ : 21/04/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacının uluslararası nakliye işi yaptığını, davalıya nakliye hizmeti verdiğini, yapılan nakliye isi ile ilgili olarak davalı firmaya 26.02.2024 tarihli .... numarali faturayı düzenlendiğini, davalının faturadan kaynaklı borcunu tam ve gereği gibi ödememesi üzerine icra takibi başlatıldığını, kendisine tebliğ edilen ödeme emrine itiraz ettiğini, bildirmiştir. Sonuç ve talep olarak: davalının Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün ... Esas (Eski Dosya No: Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün .... Esas) sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazın asıl alacak miktarını oluşturan 1.600,00.EURO yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamını, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince EURO üzerinden devlet bankalarınca |yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz uygulanmasını, davalı aleyhinde asil alacağın 96 20' den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle: Taraflar arasında herhangi bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını bildirmiş. Sonuç ve talep olarak: davanın reddini, takip konusu alacağın 20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahküm edilmesini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
Takibe konu icra dosyası, faturalar ve ticari defter kayıtları dosyamız içerisine alınmıştır.
Usulüne uygun duruşma açılmış, ön inceleme aşamasında uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Davacı .... Taşımacılık tarafından, davalı ... aleyhine, 02.07.2024 tarihinde 1.600,00.Euro (26.02.2024 tarihli .... no.lu bakiye fatura alacağı) 20,88.Buro işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.620,88.Euro tutarında icra takibi başlatılmış, ilamsız Takiplerde Ödeme Emri (Örnek No:7) düzenlenmiş ve ödeme emrinde; alacağın tahsil tarihine kadar faizi ile tahsili talep edilmiştir. Davalı tarafından 04.07.2024 tarihli dilekçe ile itiraz edilmiştir. Ödeme emrinde borcun sebebir “26.02.2024 tarihli ... no.lu bakiye fatura alacağı ” denilmiştir.
SMMM Bilirkişi ... ve Lojistik ve Taşıma Uzmanı Bilirkişi ... tarafından dosyaya sunulan bilirkişi heyet raporunda özetle; Davalının yasal defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmemesine mukabil, davacı yasal defter kayıt ve belgelerine itibar edilerek, Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın (1.600,00.Euro'/fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığı) tutarındaki asıl alacak yönünden iptali halinde; Davacının takip öncesi faiz talebiyle alakalı, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 117.maddesi hükmü dikkate alındığında, davalıya herhangi bir ihtarname gönderilmemesi sebebiyle takip öncesi faizin hesaplanamayacağı değerlendirmekle birlikte, icra takibine konu fatura üzerinde son ödeme tarihinin 26.02.2024 olduğu göz önüne alınarak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 1530/2 maddesine” ve davalının 27.02.2024 tarihinde mütemerrit olabileceği kabulüne göre, takip öncesi faiz hesaplaması yapıldığında, temerrüt tarihinden (27.02.2024) icra takip tarihine (02.07.2024) kadar kadarki kamu bankalarınca Euro üzerinden açılan | yıla kadar vadeli döviz tevdiat hesaplarına, değişen oranlarda uygulanan azami faiz tutarının 21,58.Euro (Fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığı) olabileceği, takip talebi sonrası faiz talebine ilişkin; takip talebi tarihinden (02.07.2024) dava tarihine (02.09.2024) kadarki kamu bankalarınca Euro üzerinden açılan | yıla kadar vadeli döviz tevdiat hesaplarına uygulanan azami faiz tutarının 10,74.Euro (Fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığı) olabileceği, 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu 68.maddesine'” göre, icra takip tarihindeki asıl alacağın TL karşılığı üzerinden hesaplanan icra inkar tazminatı tutarının 11.230,05.TL tutarında (1.600,00.Euro X 35,0939 x 9420) olabileceği sonuç ve kanaati ile heyet raporu sunmuşlardır.
TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDLDİĞİNDE;
Dava, taşıma hizmeti ilişkisinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)
Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ihtaratlı ara karar kurulmuş inceleme günü sadece davacı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde dosyamıza sunmuştur.
Yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş fakat davalı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde ibraz etmemiştir. Rapor neticesinde incelenen davacı defterlerine göre davacının davalıdan faturalar karşılığında 1.600,00 EURO alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.
7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir.
Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.
Davacı defterlerine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu, davalının defter sunmaması nedeniyle ispat yükünün kendi üzerine geçtiği, ayrıca bunun haricinde taşıma konusunda uzman bilirkişinin tespitlerine göre davacının dava konusu faturalardan ötürü davalıya hizmet verdiği, davalının buna ilişkin zarar iddiasının da bulunmadığı, bu aşamadan sonra davalının borcu ödediğini ispata yarar delil sunması gerektiği, buna ilişkin delil sunmadığı ve alacağın likit olduğu anlaşılmakla dava hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
DAVANIN KABULÜNE,
1-Davalının Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazının 1.600,00-EURO asıl alacak yönünden iptaline, takibin takdir edilen asıl alacak miktarı üzerinden DEVAMINA,
2-Takdir edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren fiile ödeme gününde EURO cinsinden devlet bankaları nezdinde açılmış kısa vadeli hesaplara uygulanan en yüksek faizin uygulanmasına,
3-Toplam alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 320,00 EURO'ya denk gelen 13.818,912-TL (18/04/2025 tarihi itibariyle efektif alış kuru 43,1841 dikkate alınarak) icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE dair,
4-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 4.115,93-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 1.028,99-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 3.086,94-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
5-Davacı tarafından yatırılan toplam 1.517,39-TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan tebligat, müzekkere gideri, bilirkişi ücreti toplamı 8.110,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife Hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
9-Taraflarca yatırılıp harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı karar verildi.21/04/2025
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza