T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/514 Esas
KARAR NO : 2025/619 Karar
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ : 26/09/2024
KARAR TARİHİ : 16/07/2025
BİRLEŞEN BAKIRKÖY .... ATM
.... E. - ... K. Sayılı DAVA :
DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/10/2024
KARAR TARİHİ : 16/07/2025
BİRLEŞEN BAKIRKÖY .... ATM
... E. - ... K. Sayılı DAVA :
DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/10/2024
KARAR TARİHİ : 16/07/2025
G. K. YAZILDIĞI TARİH : 16/07/2025
Davacı tarafından mahkememizde açılan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) asıl dava ile Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) birleşen davalarının yapılan açık yargılamaları sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı Şirketin, ticaret sicil kayıtlarına göre 11-02-1980 tarihinde kurulduğunu, sermayesinin 250.000.000 (İki Yüz Elli Milyon) Türk Lirası olduğunu, müvekkili ...'nın ise davalı şirketin %13 (yüzde on üç) oranla ortağı olduğunu, davalı şirketin kayıtlı bulunduğu İstanbul Ticaret Odası kayıtları ile davalı şirketin pay defteri incelendiği takdirde, müvekkilin sahip olduğu pay ve şu anki mevcut ortaklık yapısının belirleneceğini, davalı şirket ortaklarının, 10.07.2024 tarihinde 2023 yılına ilişkin Olağan Genel Kurul Toplantısını gerçekleştirdiğini, müvekkili dışındaki diğer ortakların, müvekkilinin tüm itirazlarına rağmen şirkette sahip oldukları çoğunluk gücünü kötüye kullanarak (a) Bilanço ve kar/zarar hesaplarının onaylanması (b) Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu ve Denetçi Raporu’nun onaylanması (c) Yönetim kurulu üyelerinin ibrası (d) Geçmiş yıl karlarından ortaklara kar dağıtımı (e) 2024 yılı karından ortaklara kar avansı dağıtımı (f) Denetçi seçimi konularında kararlar aldığını, müvekkilinin de söz konusu kararlara karşı itirazlarını genel kurul tutanağına “Yapılan oylamaya ve alınan karara; TTK m. 420/2 uyarınca toplantının ikinci kez ertelenmesi gerekirken ertelenmemiş olması, TTK’da düzenlenen bilgi alma ve inceleme hakkının yukarıdaki konular hakkında kullandırılmaması, Özel denetçi isteminin reddedilmiş olması, yönetim kurulu üyelerinin oydan yoksun olmalarına rağmen oy kullanmış olması sebepleriyle muhalefet ediyor ve MUHALEFETİMİZİ TUTUNAĞA ŞERH/DERC EDİYORUZ. Dava haklarımızı da saklı tutarız.” şeklinde şerh düşürdüğünü, gerek Yargıtay uygulamasında “… iptal davasının ancak karara muhalif kalıp bu keyfiyeti de tutanağa geçirten ortak tarafından açılabilecek olması …” şeklinde bir çok defa belirtildiği, gerekse TTK m. 446 uyarınca müvekkilinin pay sahibi olarak toplantıda hazır bulunduğunu ve huzurdaki davaya konu olağan genel kurul toplantısında alınan kararlara muhalif olduğu için tutanağa muhalefet şerhini düşerek, gerekse de davalı şirkete söz konusu konulara ilişkin ihtarname keşide ederek üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğini ancak tüm bu taleplerin davalı şirketçe hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, hal böyleyken, davalı şirketin 10.07.2024 tarihli Genel Kurulunda alınan kararların iptalinin gerektiğini, TTK m. 449 uyarınca Davalı Şirket’in 10.07.2024 tarihli genel kurulunda alınan 3. (Bilanço ve kar/zarar hesaplarının onaylanması), 4. (Yönetim kurulu ve denetçi raporunun onaylanması), 5. (Yönetim kurulu üyelerinin ibrası), 6. (Kar dağıtımı), 7. (2024 yılı karından kar avansı verilmesi) ve 9. (Denetçi seçimi) maddelerinin tedbiren yürütülmesinin geri bırakılmasına; davanın kabulüne; Davalı Şirket’in 10.07.2024 tarihli genel kurulunda alınan 3. (Bilanço ve kar/zarar hesaplarının onaylanması), 4. (Yönetim kurulu ve denetçi raporunun onaylanması), 5. (Yönetim kurulu üyelerinin ibrası), 6. (Kar dağıtımı), 7. (2024 yılı karından kar avansı verilmesi) ve 9. (Denetçi seçimi) maddelerinin iptaline, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafın dava dilekçesinde bahsettiği hususların hukuki gerçekliği bulunmadığını, davacı tarafın, davalı müvekkili şirketi mesnetsiz davalarla taciz ettiğini ve iptal davası ile müvekkil şirkete karşı hisselerinin satın alınması amacıyla baskı yaratmaya çalıştırığını, bu uğurda, müvekkil şirketi zarara uğratacak dayanaksız iddiaları hukuka aykırı biçimde üstelik çekinmeksizin ortaya koyduğunu, davacının dava dilekçesinde de yer verdiği bilgi –belge talepleri, iptali istenen genel kurul gündemi ile bağdaşmayan, karşılanması müvekkili şirketin işleyişini aksatacak derecede kapsamlı ve Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüst davranma prensibine aykırı şekilde talep edildiğini ve iletildiğini, tüm bunlara rağmen davacı tarafın taleplerine insanüstü bir özveriyle yanıt verildiğini, ilgili dönemdeki Kurban Bayramından kaynaklanan 7 günlük resmi tatilin hemen öncesindeki bu kapsamlı ve detaylı bilgi talebine karşın, ikisi hafta sonuna denk gelen dört gün içerisinde detaylı bir hazırlık yapıldığını ve TTK 437/1’de belirtilen 15 günlük inceleme süresine riayet edilerek genel kurul kapsamında yer alan tüm bilgi ve belgeler davacıya gönderildiğini, görüşmesi biten, tüm belgeleri ortaklarca değerlendirilmiş yıllara ilişkin belgelerin tekrar tekrar taleplere konu edilmesi ve buna dayalı olarak da bilgi alma ve inceleme talebinin yasaya uygun bir biçimde kullanılamadığının ileri sürülmesine ilişkin iddialar, hukuki dayanaktan yoksun ve haksız bir şekilde ifade edildiğini, sadece bu sebepten dahi davanın esas yönünden reddinin gerektiğini, neticede 10.07.2024 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 3-4-5-6-7 ve 9 numaralı kararlarının yürütülmesinin geri bırakılması talebinin reddine, davacı ... haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli davasının esastan tümden reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen (... Esas) davada davacı vekili dava dilekçesinde; ...'nin Ticaret sicil kayıtlarına göre 11.02.1980 tarihinde kurulmuş olduğunu, sermayesinin 250.000.000 Türk Lirası olduğunu, müvekkili ...'nın ise Şirket’in %13 oranla hissedarı olduğunu, kurucu ortaklarından bir tanesi olduğunu, şirketin, 3 üyeden müteşekkil yönetim kurulu tarafından yönetilmekte olduğunu, bu üyelerin .... ile ...’ın oğulları ... ve ... olduğunu, davalı Şirket’i yöneten .... Ailesinin, aynı zamanda Davalı Şirket’in %76,25 oranında hissesine sahip olduğunu, hakim hissedar konumunda olduklarını, şirket ortaklarının, 10.07.2024 tarihinde 2023 yılına ilişkin Olağan Genel Kurul Toplantısını gerçekleştirdiklerini, genel kurulda (a) Bilanço ve kar/zarar hesaplarının onaylanması (b) Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu ve Denetçi Raporu’nun onaylanması (c) Yönetim kurulu üyelerinin ibrası (d) Geçmiş yıl karlarından ortaklara kar dağıtımı (e) 2024 yılı karından ortaklara kar avansı dağıtımı (f) Denetçi seçimi konularında hukuka aykırı şekilde alınan kararların iptali talebiyle taraflarınca Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...E. sayılı dosyasında dava ikame edilmiş olduğunu, dosyanın halen derdest olduğunu, aynı zamanda, müvekkilinin bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edilmesi üzerine, bilgi alma ve inceleme hakkının TTK m. 437/5 hükmü uyarınca mahkeme vasıtasıyla tesisi talebiyle Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin .... E. sayılı dosyasında dava ikame edilmiş olduğunu, dava neticesinde müvekkilinin bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edildiği kesin nitelikte bir mahkeme kararı ile ortaya konulduğunu, müvekkilinin özel denetçi atanması hususundaki talebinin genel kurul tarafından hukuka aykırı şekilde reddedilmesi üzerine, Şirket’e özel denetçi atanması talebiyle Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyasında dava ikame edilmiş olduğunu, dosyanın halen derdest olduğunu, bu konuda yapılan zorunlu arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlanması üzerine; Türk Ticaret Kanunu’nun “Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir” şeklindeki 555. maddesi ve devamı hükümleri uyarınca, Şirket’in uğradığı zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Şirket’e ödenmesi talebiyle huzurdaki davanın ikame edilmesi zaruriyetinin hasıl olduğunu, ... Ailesi, şirketi zarara uğrattıklarını, şirketin 2023 yılında milyonlarca liralık vergi cezası ödemek zorunda bırakıldığını, hem kamu hem de pay sahiplerinin zarara uğratıldığını, yukarıda zikredilen genel kurul ve dava süreçlerinde tarafımızla sınırlı şekilde paylaşılan bilgilerden, Davalı Şirket’in bir vergi incelemesine tabi tutulduğu, bu inceleme neticesinde Şirket’e 24 milyon Türk Lirası’nı aşan tutarda vergi/ceza tarhiyatı yapıldığının anlaşıldığını, neticede esasa, usule ve fazlaya ilişkin her türlü yasal hakkımızı saklı tuttuklarını beyanla, davanın kabulüne, davalı şirkete uygulanan vergi cezalarından dolayı Şirket’in uğradığı zararın, şimdilik 1.000,00-TL’sinin (belirsiz alacak) zarar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalı Yönetim Kurulu üyelerinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile şirkete ödenmesine, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalılara müştereken ve müteselsilen tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen (... Esas) davada davalı vekili cevap dilekçesinde; Söz konu uyuşmazlık için belirsiz alacak davası açılmasının mümkün olmadığını, davacının belirli olan talebi için harç tamamlamasının gerektiğini, aksi halde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın, dava dilekçesinde “harca esas değer 1.000,00-TL belirsiz alacak davası” ifadesinde bulunduğunu ve davalı müvekkil yönetim kurulu üyelerinin şirket’e uygulandığı iddia edilen vergi cezalarından dolayı Şirket’in uğradığı zararın şirkete ödenmesini talep ettiğini, bu sebeplerle davacı’ya, dava konusu alacak miktarını açıklaması, davasını tam dava olarak sürdürmesi ve toplam alacak talebi üzerinden harcını tamamlamak üzere kesin süre verilmesini, verilen sürede bu gerekliliklerin yerine getirilmemesi durumunda davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafın, vergi incelemesi sonucu ortaya çıkan vergi farkını, kötü niyetli şekilde vergi cezası olarak yanıltıcı şekilde yansıttığını, şirket hakkında, cezaya konu olabilecek herhangi bir durumun tespit edilmediğini, davacı taraf’ın “usulsüzlük” “muhasebesel hile” ve “vergi cezası” olarak nitelendirdiği hususun, şirket’in olağan iş ve süreçlerinde sıklıkla rastlanan bir inceleme sonucu tahakkuk ettirilen bir vergi olduğunu; vergi ziyaı ve/veya cezası ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, şirket yönetim kurulu üyelerine atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığını, aksine yönetim kurulu üyelerinin özenli ve sorumlu davranma yükümlülüğüne tam anlamıyla uygun hareket ettiğini, ilgili tahakkukun, şirket’in tevsi yatırımlarından kaynaklandığını, şirket tarafından yapılan hesaplamalarda, tevsi yatırımlardan elde edilen brüt satış karı tespit edildikten sonra, işin mahiyetine en uygun dağıtım anahtarı kullanılarak ortak gider payı ve gelirler tespit edilmiş olduğunu, bu uygulamanın, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından verilmiş olan 28.11.2012 tarih ve B.07.1.GİB.4.16.01.125 [ÖZG-12/26]-419 sayılı özelgeye uygun olduğunu, şirket’in yönetim kurulu üyeleri Türk Ticaret Kanunu’nun 369. ve 553 maddesi uyarınca şirket’in faaliyetlerini yürütürken, tüm finansal ve vergisel yükümlülükleri titizlikle takip ettiğini, şirket’teki mali süreçlerin tamamen profesyonel bir ekibin denetimi altında yürütüldüğünü, beyanların mevzuata uygun şekilde hazırlanması için tüm süreçlerin dikkatlice denetlendiğini, davacı şirket hissedarı, şirketi zarara uğratmak sebebiyle yönetim kurulu üyelerine sorumluluk davası açılması talebini şirket genel kurulunda da gündeme getirdiğini ve bu talebin genel kurulca görüşüldükten sonra ret edildiğini, şirketin 10.07.2024 tarihli, 2023 yılına ilişkin olağan genel kurulu gündeminin (yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin olan) 5. maddesinin görüşülmesi sırasında, davacı asilin huzurdaki davadaki vekili ile aynı kişi olan genel kurul temsilcisi, “yönetim kurulu üyelerine karşı, şirketi zarara uğratmaktan kaynaklı sorumluluk davası açılması” talebinde bulunduğunu, yapılan görüşme sonucunda ilgili talebin, talep eden davacının olumlu oyları dışında %100 katılım ile toplanan genel kurulun kalan tüm hissedarları tarafından ret edildiğini, zarara uğratıldığı iddia edilen şirketin aktif dava ehliyetine sahip olan taraf olduğu göz önüne alındığında, şirketin bu yöndeki kararı davacının kötü niyetini açıkça ayrıca ortaya koyduğunu, neticede davacı ... haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli davasının kanunun aradığı şekli ve maddi şartları taşımamasından dolayı esastan tümden reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen (... Esas) davada davacı vekili dava dilekçesinde; ...'nin Ticaret sicil kayıtlarına göre 11.02.1980 tarihinde kurulmuş olduğunu, sermayesinin 250.000.000 Türk Lirası olduğunu, müvekkili ...'nın ise Şirket’in %13 oranla hissedarı olduğunu, kurucu ortaklarından bir tanesi olduğunu, şirketin, 3 üyeden müteşekkil yönetim kurulu tarafından yönetilmekte olduğunu, bu üyelerin ... ile ...’ın oğulları ... ve ... olduğunu, davalı Şirket’i yöneten ... Ailesinin, aynı zamanda Davalı Şirket’in %76,25 oranında hissesine sahip olduğunu, hakim hissedar konumunda olduklarını, şirket ortaklarının, 10.07.2024 tarihinde 2023 yılına ilişkin Olağan Genel Kurul Toplantısını gerçekleştirdiklerini, genel kurulda (a) Bilanço ve kar/zarar hesaplarının onaylanması (b) Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu ve Denetçi Raporu’nun onaylanması (c) Yönetim kurulu üyelerinin ibrası (d) Geçmiş yıl karlarından ortaklara kar dağıtımı (e) 2024 yılı karından ortaklara kar avansı dağıtımı (f) Denetçi seçimi konularında hukuka aykırı şekilde alınan kararların iptali talebiyle taraflarınca Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin .... E. sayılı dosyasında dava ikame edilmiş olduğunu, dosyanın halen derdest olduğunu, aynı zamanda, müvekkilinin bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edilmesi üzerine, bilgi alma ve inceleme hakkının TTK m. 437/5 hükmü uyarınca mahkeme vasıtasıyla tesisi talebiyle Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyasında dava ikame edilmiş olduğunu, dava neticesinde müvekkilinin bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edildiği kesin nitelikte bir mahkeme kararı ile ortaya konulduğunu, müvekkilinin özel denetçi atanması hususundaki talebinin genel kurul tarafından hukuka aykırı şekilde reddedilmesi üzerine, Şirket’e özel denetçi atanması talebiyle Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyasında dava ikame edilmiş olduğunu, dosyanın halen derdest olduğunu, bu konuda yapılan zorunlu arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlanması üzerine; Türk Ticaret Kanunu’nun “Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir” şeklindeki 555. maddesi ve devamı hükümleri uyarınca, şirket’in 2022 yılı olağan genel kurulu ise 18.05.2023 tarihinde gerçekleştirildiğini, bu genel kurulda alınan 6 numaralı karar ile 2023 mali yılı çalışmaları için Yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmemesine oybirliği ile karar verildiğini, anılan kararın oybirliği ile alındığını, ... Ailesinin de kendilerine herhangi bir ücret ödenmemesi yönünde oy kullandıklarını, şirketin esas mukavelesinde de yönetim kurulu üyelerine maddi menfaat sağlanacağı yönünde bir hüküm bulunmadığının sabit olduğunu, ... ailesinin, 2023 yılında ∼169 Milyon Türk Lirası tutarında haksız menfaat elde ettiklerini, şirketin 2023 yılı Bağımsız Denetim Raporu ile Şirket’in 2023 yılı Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu’nda belirtildiği kadarıyla Şirket tarafından ... Ailesi’ne 168.994.389 TL tutarında maddi menfaat sağlandığını, davalı şirkete ve şirket’in bağımsız denetimini yapan .... Müşavirlik Anonim Şirketi’ne müzekkere yazılarak hem Şirket’in hem de yukarıda zikredilen bağlı ortaklıklarının tüm bilgi, belge, ticari defter ve kayıtların celp edilmesini, akabinde Şirket ve Şirket’e bağlı ortaklıklarca hukuka aykırı şekilde ... Ailesi’ne sağlanan maddi menfaatin alanında uzman bir bilirkişi heyeti (43.05-Ticari İşletme ve Şirketler Muhasebesi, 44.06 Uluslararası Finans İşlemleri, 62.11 Ticaret Mevzuatından Kaynaklı Nitelikli Hesaplamalar, 37.01 Yaygın Diller, 37.02 Yaygın Olmayan Diller Alanlarından Uzmanlardan Müteşekkil) marifetiyle tespit edilmesini ve tespit edilen zararın yönetim kurulu üyeleri olan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Şirket’e ödenmesini talep ettiklerini, neticede davanın kabulü ile; davalılara hukuka aykırı şekilde yönetim kurulu üyelerine sağlanan maddi menfaatlerden dolayı şirket’in uğradığı zararın şimdilik 1.000 TL’sinin (belirsiz alacak), zarar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalı Yönetim Kurulu üyelerinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile şirkete ödenmesine yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin davalılara müştereken ve müteselsilen tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen (.... Esas) davada davalı vekili cevap dilekçesinde; Söz konu uyuşmazlık için belirsiz alacak davası açılmasının mümkün olmadığını, davacının belirli olan talebi için harç tamamlamasının gerektiğini, aksi halde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın, dava dilekçesinde “harca esas değer 1.000,00-TL belirsiz alacak davası” ifadesinde bulunduğunu ve davalı müvekkil yönetim kurulu üyelerinin şirket’e uygulandığı iddia edilen vergi cezalarından dolayı Şirket’in uğradığı zararın şirkete ödenmesini talep ettiğini, bu sebeplerle davacı’ya, dava konusu alacak miktarını açıklaması, davasını tam dava olarak sürdürmesi ve toplam alacak talebi üzerinden harcını tamamlamak üzere kesin süre verilmesini, verilen sürede bu gerekliliklerin yerine getirilmemesi durumunda davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesini talep ettiklerini, şirket yönetim kuruluna, 2023 senesi içerisinde sağlandığı bağımsız denetim raporunda görülen menfaat, 18.05.2023 tarihli 2022 yılına ilişkin genel kurulda oybirliği ile alınan kararla ve şirketin bugüne kadarki uygulaması ile çelişmediğini, yönetim kurulu üyelerine yönetsel faaliyetleri karşılığı yapılan ödemelerin şirketin varolan ücret politikasının devam eden bir uygulaması olduğunu, davacı huzurdaki davayı açmakta açıkça kötü niyetli olduğunu, kendisi de şirket yönetim kurulunda olduğu dönemde çalışan olarak dava konusuna benzer şekilde şirketten maaş / ücret aldığını, bu noktadaki şirket uygulamasını en başta ve en iyi bilen kişi konumunda olduğunu, şirketin yönetim kuruluna sağlanan menfaat nedeniyle zarara uğratıldığı iddiasının da tamamen yanlış bilgiye dayandığını, 2023 yılına ilişkin şirketin olumlu mali verilerinin bu hususu en açık biçimde ortaya koyduğunu, davacının dahil olduğu şirket hissedarlarına 150 milyon TL kar payı dağıtımı yönetim kurulunun başarılı faaliyetleri sayesinde gerçekleştirildiğini, davacı ... haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötü niyetli davasının kanunun aradığı şekli ve maddi şartları taşımamasından dolayı esastan tümden reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Taraf vekilleri tarafından 10/07/2025 tarihli uyap üzerinden gönderilen taraf vekillerinin e-imzalarının bulunduğu feragate yönelik beyan dilekçesi ile asıl ve birleşen davalarda davacı tarafın açılan davalardan feragat ettiği, asıl ve birleşen davalarda davalı tarafların da feragati kabul ettiği, tarafların vekalet ücreti ve yargılama giderleri taleplerinin olmadığı görülmüştür.
Taraf vekillerinin vekaletnameleri incelendiğinde davadan feragat ve feragati kabul yetkilerinin bulunduğu görülmüştür.
Davadan feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Davadan feragat, davacının mahkemeye karşı yapacağı tek taraflı bir irade beyanı olup feragatın geçerliliği için bunun davalı ve mahkeme tarafından kabul edilmesine veya davalının muvafakat etmesine gerek yoktur. Somut olayda, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin feragat beyanı nedeniyle 6100 Sayılı HMK'nun 307-312. maddeleri gereğince, davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının asıl ve birleşen davalarının FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-Asıl dava yönünden; Alınması gereken (615,40-TL'nin 2/3'üne denk gelen) 205,13-TL harcın, davacı tarafça peşin yatırılan 427,60-TL harçtan mahsubu ile bakiye 222,47-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Birleşen (.... Esas) dava yönünden; Alınması gereken (615,40-TL'nin 2/3'üne denk gelen) 205,13-TL harcın, davacı tarafça peşin yatırılan 427,60-TL harçtan mahsubu ile bakiye 222,47-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
4-Birleşen (.... Esas) dava yönünden; Alınması gereken (615,40-TL'nin 2/3'üne denk gelen) 205,13-TL harcın, davacı tarafça peşin yatırılan 427,60-TL harçtan mahsubu ile bakiye 222,47-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
5-Birleşen dosyalar yönünden; Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin; birleşen dava davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
6-Asıl ve birleşen davalarda davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
7-Asıl ve birleşen davalarda davalı taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan miktarın talep halinde tarafa İADESİNE,
8-Asıl ve birleşen davalarda davalılar vekilinin beyanı dikkate alınarak vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
9-6100 sayılı HMK' nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 16/07/2025
Başkan ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Katip ...
¸e-imzalı