T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/559 Esas
KARAR NO : 2025/785
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/09/2024
KARAR TARİHİ : 29/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27.10.2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle: müvekkili, dava konusu edilen .... ... numaralı, 15/11/2022 ödeme tarihli, 200.000 tl bedelli çeki düzenlemediği gibi, bu çekin üzerindeki imza da müvekkili şirket yetkilisi ....a ait olmadığını, nitekim çek üzerinde müvekkili şirketin kaşesi dahi bulunmadığı gibi, şirket yetkilisi adına sahte şekilde imza atıldığını, çek üzerindeki imza müvekkili şirket yetkilisinin el ürünü olmadığını, çek müvekkili borçlandırmak amacıyla, hiçbir suretle müvekkili şirket yetkilisinin iradesini yansıtmayan bir biçimde olup ikame edildiğini, müvekkili şirket ile davalı arasında herhangi bir hukuki, ticari ilişkisi veya borç ilişkisi de bulunmadığını, menfi tespit davalarında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumunda olduğunu, müvekkili dava konusu çek ile ilgili esas itibariyle herhangi bir borcu bulunmadığı, bu konuda müvekkilinin davalıya karşı borçlu olmasına sebebiyet verecek ya da davalıya verilmesini gerektirecek herhangi bir hukuki veya temel borç ilişkisinin bulunmadığını, davalı ile herhangi bir iş ilişkisinin veya ticari ilişkinin de bulunmadığını, bu konuda bir hizmet veya mal tesliminin dahi söz konusu olmadığı, hukuki ilişkiyi doğuran herhangi bir işlemin söz konusu olmadığını, sabit olduğundan, çek üzerindeki imzanında müvekkili şirket yetkilisine ait olmaması, çek üzerinde şirketin kaşesinin dahi bulunmaması nedenleri ile ilgili davalıya karşı borçlu olmaması sebebiyle dava konusu çekin iptali ve davalının % 20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekilinin cevap Dilekçesinde özetle; Haksız ve hukuka aykırı olarak açılmış işbu davanın reddine karar verilmesini, tarafların ticari defterlerinin ve alacak borç durumunun sayın mahkemece tespitinin yapılmasını, davacı-borçlu taraf aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı-borçlu taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Usulüne uygun duruşma açılmış, ön inceleme aşamasında uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişi ....'ın mahkememize sunmuş olduğu 01/08/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı şirket yetkilisi ...'ın bir adedi tarihsiz, diğerleri 2006, 2015, 2017, 2018, 2020, 2021 ve 2022 tarihli belgelerde bulunan referans imzaları ile aralarında genel biçimlendirme ve imza yolu yönünden gözlemlenen benzerliklerin yanı sıra karşılaştırmalı analizlerde esas alınan diğer kriterler bakımından yüksek düzeyde uygunluk ve benzerlik saptandığından; inceleme konusu, ...Bankası A.Ş. .... Şubesine ait, keşidecisi “.... Sanayi ve Ticaret Ano.” olan, “İstanbul 15/11/2022” keşide yer ve tarihli, “...” numara ve “200.000 / İkiyüzbin TL” meblağlı, “ ...” emrine yazılı çek aslındaki keşideci imzasının, davacı şirket yetkilisi ....'ın eli ürünü olduğu sonuç ve kanaatine varmıştır.
TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE;
Dava, çekteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı iddiası ile davalı aleyhine açılan menfi tespit davasıdır.
Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir (HMK madde 190). Senede karşı ispat kuralı gereği iddia ancak yazılı delil ile ispat edebilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa davanın, ikrar (HUMK. md.236-HMK.md.188) yemin (HUMK.md.344-HMK.md227) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır.
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72/1. maddesi "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir." şeklindeki düzenlenmiştir. Davacı taraf icra takibi başlatıldıktan lehtar aleyhine İİK 72/1.maddesi uyarınca menfi tespit davası açmıştır.
Menfi tespit davalarında her ne kadar ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı üzerinde olsa da söz konusu ilişkinin kambiyo ilişkisi kapsamında olması halinde ispat yükü davacıya geçmektedir. Zira hukukumuzda kambiyo senedinden kaynaklı alacak illetten mücerrettir yani başka bir deyişle sebepten soyuttur. Nitekim uyuşmazlığımız kambiyo senedinden kaynaklanmakta olup, söz konusu çekteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı iddia edildiğinden artık burada ispat yükü borçlu olmadığını iddia eden davacı üzerindedir.
Somut olayda davacının imza inkârı dikkate alınarak ilgili yerlerden delilleri toplanmış, imza örnekleri celbedilmiş ve davaya konu çek üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Yapılan inceleme neticesinde keşidecisi “... Sanayi ve Ticaret Ano.” olan, “İstanbul 15/11/2022” keşide yer ve tarihli, “...” numara ve “200.000 / İkiyüzbin TL” meblağlı, “....” emrine yazılı çek aslındaki keşideci imzasının, davacı şirket yetkilisi .....'ın eli ürünü olduğu, söz konusu raporun denetime elverişli olduğu anlaşılmış ve yapılan itirazlar bu nedenle reddedilmiştir.
Gelinen aşamada, davacının iddiasını ispata yarar delil sunamadığı, yapılan tespite göre söz konusu çekin altındaki imzanın davacı şirket yetkilisinin el ürünü olduğu, yine çekin incelenmesinde taşıması gereken zorunlu unsurları bünyesinde barındırdığı, davacının bu aşamadan sonra kendi elinden çıkan çekin bedelini ödediğini ispat etmesi gerektiği, zira imza sahteliği iddiasının sübut bulmadığı, söz konusu bedelin ödendiğine dair de kanuni delil sunulamadığı, davacı iddialarının soyut nitelikte kaldığı dikkate alınarak "tevehhüme itibâr yoktur" (soyut beyana itibar edilemez-Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye) kuralı gereği dava hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu ilam ve karar harcının davacı tarafından peşin yatırılan 3.415,50-TL harçtan mahsubuna, artan 2.800,10-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.800,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine bırakılmasına,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere hazır olan taraf vekilinin yüzüne karşı karar verildi.29/09/2025
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza