T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/573 Esas
KARAR NO : 2025/273 Karar
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 28/09/2024
KARAR TARİHİ : 20/03/2025
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP: Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; davalı/borçlu ile müvekkili şirket arasında fuar katılım sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme uyarınca müvekkili şirketin edimlerini ifa edip davalı yana fatura tanzim ettiğini, davalı/borçlu tarafın fatura bedelleri/borçlarını ödemesi üzerine Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile yasal takip başlatıldığını, icra takibine itiraz edilmesi üzerine arabuluculuk yoluna müracaat edilmişse de sonuç alınamadığını belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı/borçlunun asıl alacak 133.980,00 TL'nin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalının usulüne uygun tebligata rağmen süresinde davaya cevap vermediği görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.
Dava, hukuki niteliği itibariyle, fatura nedeni ile başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
Bakırköy Arabuluculuk Dairesinin .... Numaralı dosyasında; 24.09.2024 tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşıldı.
Dosya kapsamında bulunan Bakırköy .... İcra Dairesinin .... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 133980,00TL asıl alacak, 26.835,00-TL faiz alacağı olmak üzere toplam 160.815,00-TL alacak yönünden 23.08.2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak masraf bedeli fatura alacağı olarak gösterildiği, davalı tarafından 09/09/2024 tarihinde itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın asıl alacak bakımından bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı, davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği görülmüştür.
Davacı; ticari ilişki kapsamında fatura nedeni ile alacaklı olduğu ileri sürmüş; davalının süresinde davaya cevap vermemesi nedeniyle HMK'nın 128. maddesi uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülen tüm vakıaları inkar ettiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, davacı tarafından düzenlenen fatura nedeni ile alacağını olup olmadığı, faturaya konu hizmetin ifa edilip edilmediği noktalarındadır.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde 28/01/2025 tarihinde inceleme günü verilmiş olup davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmış, davalı ticari defter ve belgelerini sunmamıştır.
Dosyanın bilirkişiye verildiği, bilirkişi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; Rapor içerisinde detaylı olarak açıklandığı üzere; davacının 2024 yılına ilişkin yevmiye ve kebir defterlerinin e-defter olarak elektronik ortamda tutulduğu, e-defter beratlarının Maliye İdaresine kanuni süresinde yüklendiği, envanter defterinin açılış tasdikinin kanuni süresinde yaptırıldığı, davacının 26.08.2024 takip tarihi itibarıyla davalıdan 133.980,00 TL alacaklı göründüğü ve takip konusu tutarın şüpheli alacaklar hesabına aktarıldığı, davalı vekili 28.01.2025 günü saat 14:20'de duruşma salonunda yapılan incelemede hazır olmadığından ve herhangi bir ticari defter sunmadığından ticari defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yapılamadığı, davacı tarafın Form Bs içeriğinde davalı adına düzenlenmiş KDV hariç 334.950,00 TL tutarında | adet satış faturasını bildirdiği, buna karşılık davalı tarafın Form Ba içeriğinde davacı tarafından düzenlenmiş KDV hariç 334.950,00 TL tutarında 1 adet alış faturasını bildirdiği, netice itibarıyla davacının 2024 yılına ilişkin Bs bildirimi ile davalı şirketin Ba bildiriminin birbirleriyle örtüştüğü, davacı tarafın davalı tarafı takip tarihine kadar temerrüde düşürdüğüne dair dava dosyasında herhangi bir bilgi ve belgenin yer almadığı, dolayısıyla davacının takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edemeyeceği hususunun Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu görüş ve kanaatini bildirir raporunu ibraz etmiştir.
Bilirkişi raporu HMK 280. Maddesi uyarınca taraflara tebliğ edilmiştir.
Faturaya konu malların teslimi hukuki bir işlem olup, ancak TMK'nın 6 ve HMK'nın 190, 200 maddeleri gereği yazılı delillerle ispat edilebilir. Davacı yasal delillerle teslim olgusunu ispat etmelidir.
TTK'nın 21/2.maddesine göre, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması da bu olguyu değiştirmez. Bu durumda borçlu taraf, faturayı ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını, malın teslim edilmediğini veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır.
HMK'nın 222.maddesine göre; ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Bu şartlara şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; öncelikle göreve ilişkin taraflar arasında düzenlenen katılımcı kira sözleşme şartları sözleşmesi, fuarda yer tahsisiyle birlikte fuar kataloğunda reklam, danışma hizmetleri, fuar alanında güvenlik ve temizlik hizmetlerini de kapsadığından bu haliyle sözleşme kira sözleşmesi olarak nitelendirilemeyecek olup taraflar arasındaki hukuk ilişkinin hizmet alım sözleşmesi olduğu, tarafların da tacir olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevli olduğu anlaşılmıştır.(İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesinin 2020/912 Esas, 2020/1926 Kararı)
Fatura, sözleşmenin kurulması aşaması ile ilgili bir belge olmayıp, sözleşmenin ifa safhasıyla ilgilidir. Bir başka ifadeyle fatura edimlerin ifası aşamasında düzenlenerek edimlerin içeriğini gösterir. Dolayısıyla Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin ikinci fıkrası gereğince itiraz edilmeyerek kabul edildiği varsayılan fatura içeriği de sözleşmesinin ifasına ilişkin hususlar hakkında olmalıdır. Faturanın itiraz edilmeyerek kabul edilmiş sayılmasına ilişkin düzenleme niteliği itibarıyla kanunî bir karinedir. Ayrıca aksine bir düzenleme olmaması nedeniyle de, adi (aksi ispat edilebilir) kanunî karinedir Bu nedenle ispat yükünün yer değiştirmesi mümkün olmaz. Kanunî bir karineye dayanan taraf, karine temelini ispat ettikten sonra (faturaya itiraz edilmediğini), karine sonucu (fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması) ortaya çıkar. Bu karinenin aksi ise, fatura muhatabı tarafından iddia ve ispat edilebilir. Fatura muhatabının bu faaliyeti bir asıl ispat faaliyetidir. Somut olay bakımından, ispat yükünün davacı üzerinde olması ve bilirkişi deliline dayanması nedeni ile tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davalıya meşruhatlı tebligatta, ibraz süresi ve ibrazdan kaçınmanın sonuçları da ihtarı ile birlikte inceleme gün ve saati usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen davalı defterlerini ibrazdan kaçınmıştır. Ticari defterlerin delil olma durumlarına ilişkin hukuki düzenlemeler TTK ve HMK’da olmak üzere iki ayrı kanunla belirlenmiştir. Kişinin kendi ürettiği delili kendi lehine kullanamama durumunun özel bir istisnası olan ticari defterlerin delil fonksiyonu, HMK m. 222 ile sınırları ve koşulları sıkı sıkıya belirlenmiştir. Maddenin birinci ve ikinci fıkrasında ticari defterlerin delil olmasına ilişkin genel şartları, üçüncü fıkrasında lehe delil olması için gereken şartları, dördüncü fıkrasında aleyhe delil olabilmesi için gereken şartları ve son fıkrasında ise delilin hasredilmesi olarak nitelendirilen ayrıksı durum ele alınmıştır. Bilirkişi raporunda, davacının usulüne uygun ticari defterlerine göre Bilirkişi raporunda davacının usulüne uygun ticari defterlerine göre davacının 26.08.2024 takip tarihi itibarıyla davalıdan 133.980,00 TL alacaklı göründüğü tespit edilmiştir. Takibe konu bu faturanın davalıya tebliğ edildiği, TTK madde 21/2 uyarıca davalının faturalara itirazına rastlanılmadığı da rapor da tespit edilmiştir. Her iki tarafında tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafında ticari defterlerine işlenmesi gereken ticari işten kaynaklanıyor olduğuna şüphe bulunmamaktadır. 7251 Sayılı Kanun’la değişik HMK m. 222/3 hükmü ise HMK m. 222’nin uygulandığı tüm uyuşmazlıklar açısından ticari defterleri ibrazdan kaçınmanın sonucunu açıkça düzenlemektedir. Buna göre, tacirin ticari defterlerini ibraz etmemesi ve karşı taraf defterlerinin aksini kesin delille de ispat edememesi halinde, ispat mübrez defterlerdeki kayıtlar yönünde gerçekleşeceği kabul edildiğinden davacının ticari defter ve kayıtları ile asıl alacak bakaımından davasını ispat ettiği, takipte davacının faiz talebinde bulunduğu ancak takip talebinden önce davalının temerrüde düşürüldüğüne dair ihtarname sunulmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne, faize ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
İİK'nın 67/2. maddesine göre itirazın iptali davasında, alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için hükmün usulüne uygun yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içerisinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gerekir. Burada borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması veya alacağın bir belgeye bağlanması koşulu aranmaz. Bu yasal koşullar yanı sıra takibe konu alacağın likit olması da gerekir. Bir alacağın likit olup olmadığı her olay özelliklerine göre değişmekle birlikte alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılmalıdır. Buna göre, likit bir alacaklıdan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması yada borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi ya da bilinmesinin gerekmesi gerekir. Böylece borçlunun borç miktarının tahkik ve tayin etmesine mümkün olması, başka bir anlatımla borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunun tespit edilebilir durumda olması gerekir. Borç ve borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacaktan söz edilebilir. Davacının ticari defterleri ve fatura ile belirlenen alacağın likit olduğu ve İİK'nın 67/2. maddesinde belirlenen icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu anlaşıldığından kabul edilen alacağın takdiren %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın İİK'nın 67/1.maddesi uyarınca KISMEN KABULÜNE,
1-Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız icra takibine davalı tarafından yöneltilmiş olan itirazın iptali ile 133.980,00-TL asıl alacağın, asıl alacak tutarına icra takip tarihinden itibaren takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2.maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına,
Faize ilişkin talebin reddine,
2-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, kabul edilen alacağın takdiren %20 oranında hesaplanan 26.796,00- TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 9.152,17-TL peşin harcın davacı tarafından yatırılan 2.400,52 -TL'den mahsubu ile bakiye 6.751,65-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4- Davacı tarafından yatırılan 427,60- TL başvuru harcı, 2.400,52-TL peşin nispi harç, 60,80-TL vekalet harcı, olmak üzere toplam 2.888,92-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 5.290,00-TL yargılama giderlerinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 4.390,70-TL'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye 899,30 TL kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen TL arabuluculuk verilen kararın niteliği nazara alınarak ücretinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.988,00 TL'nin davalıdan alınarak, bakiye 612,00-TL kısmın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre red edilen miktar üzerinden hesap edilen 26.835,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince tarafların talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/03/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır