T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/607 Esas
KARAR NO : 2025/389 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 01/10/2024
KARAR TARİHİ : 07/05/2025
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 17/10/2024
KARAR TARİHİ : 07/05/2025
G. K. YAZILDIĞI TARİH : 27.05.2025
Asıl dava davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali davası ile karşı dava davacı tarafça açılan tazminat davasında yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl dava davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı şirketin uluslararası nakliye işi yapmakta olduğunu, davalı şirket ile 2020 yılından bu yana çalıştığını, Davacı şirket uzun yıllardır davalı şirketin ihracat yüklemelerini yaptığından aralarında cari hesap ilişkisi kurulduğunu, davalı şirketin davacı şirkete 66.648,00 EURO borçlu olduğunu, söz konusu borcu tüm taleplere rağmen ödemekten imtina ettiğini, bunun üzerine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’ nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini ve söz konusu takip davalının haksız, mesnetsiz ve gerçek dışı beyan ve itirazı üzerine 03.06.2024 tarihinde İİK m. 62 ve 66 uyarınca durdurulduğunu, davalı şirketin Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyasına vaki haksız ve mesnetsiz itirazının iptali ile takibin (66.648,00 EURO) asıl alacak bölümüne icra takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca yürütülecek temerrüt faiziyle birlikte tahsil tarihindeki TCMB efektif satış kuru TL karşılığının tahsili için takibin devamına, likit alacağa yönelik haksız itiraz nedeniyle, takip çıkışı olan 66.648,00 Euro'nun %20'sinden az olmamak kaydı ile davalı şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalı şirket üzerinden bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl dava davalı vekili cevap dilekçesinde; Açılan itirazın iptali davasında davacı şirket tarafından müvekkili aleyhine Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün .... E. Sayılı icra dosyasıyla, cari hesap bakiyesinin tahsili amacıyla takip başlatıldığını, İcra Müdürlüğüne süresinde sundukları itiraz dilekçede de ayrıntılı olarak açıkladıkları üzere, takibin dayanağı olduğu iddia edilen sözleşmenin, müvekkili şirketin yetkilisi tarafından imzalanmadığını, sahte bir belge olduğunu, bu belgeye dayanarak alacak iddiasında bulunulamayacağını, davacının kestiği faturaların sahte bir sözleşmeye dayanılarak düzenlendiğini, müvekkilinden haksız kazanç elde etmeye yönelik girişimlerin sonucu olduğu ve bu durumun aynı zamanda evrakta sahtecilik, güveni kötüye kullanma suçlarını oluşturduğu anlaşıldığından, Bakırköy C. Başsavcılığının .... Soruşturma dosyasıyla davacı/karşı davalı şirket yöneticileri ile her iki şirket çalışanları hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, bu durumun tespit edilmesinden sonra müvekkili şirket yetkilisi ....'nun, davacı şirketin yetkililerini çağırarak haksız kazancın giderilmesini istediğini, ancak bir sonuç alınamadığını, davacı şirketin müvekkili şirketten sahte düzenlenmiş sözleşmeye dayanarak fatura kestirdiğini, bu kesilen faturaların ödenmesi nedeniyle, yaklaşık 170.000 Euro zararının olması nedeniyle açılmış olan davanın reddini talep ettiklerini, açılmış bulunan itirazın iptali davası ile müvekkili şirketin aynı ilişkiden kaynaklanan alacağı HMK ilgili maddesi gereğince hukuka uygun bulunduğundan tüm kanıtları karşı dava dilekçesinde sunulmuş olacağını, itirazın iptali davasının reddine, yargılama giderleriyle ücreti vekaletin davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl dava davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde; Davacı alacaklı şirket ile davalı borçlu şirketin 2020 yılından bu yana çalıştığını, Taşıma sözleşmelerinin, rızai sözleşmeler olduğunu, Türk Ticaret Kanunu’nda, eşya taşıma sözleşmesinin rızai akit olduğu hususu tereddüde yer vermeyecek şekilde hükme bağlandığını, Türk Ticaret Kanunu’na göre, taşıma sözleşmeleri tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradeleri ile kurulacağını, eşyanın taşıyıcıya teslimi, taşıma sözleşmesinin varlığına bir karine olup sözleşmenin yazılı olmasının zorunlu olmadığını, bu bağlamda; davacı şirket ile davalı şirketin emtia taşınması yönünde 2020 yılı şubat ayında anlaştığını, borçlu davalı şirketin taşınmasını istediği eşyaları müvekkiline teslim ettiğini, müvekkili şirket de davalı şirketten teslim aldığı eşyaları yurtdışına taşıdığını, edimini yerine getiren müvekkili şirketin, tarafların birbirine uygun iradesi ile kurulan taşıma sözleşmesine (2020-2021-2022-2023-2024) istinaden faturalarını düzenleyerek karşı tarafa iletmiş ve cari hesap ilişkisine göre de davalı borçlu şirketin fatura ödemelerini Mayıs 2024'e kadar yaptığını, borçlu davalı şirketin 2024 mayıs ayında bakiye borcunu mesnetsiz bir şekilde ödemekten imtina ettiğini, 2020 yılından bu yana, davacı şirketin düzenli bir şekilde davalı şirketin eşyalarını yurtdışına taşıdığını, bu sebeple faturalar düzenlendiğini ve davalı şirketin de taşıma faturalarına istinaden ödemesini her hafta düzenli olarak ödediğini, yine taraflar arasında oluşan ticari ilişki sebebiyle taraflar arasında zaman zaman mutabakat yazışmaları yapıldığını, davalı şirketin, haftalık ödeme ekstresine göre en son 03.05.2024 tarihinde ödeme yaptığını, daha sonra ödeme yapması gerektiği halde ödeme yapmaktan imtina ettiğini ve sözleşmedeki imzanın geçersiz olduğu iddiası ile 66.648,00 Euro borcunu hukuka aykırı olarak davacı şirkete ödemediğini, bunun üzerine, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’ nün ... E. Sayılı dosyası ile ikame ettikleri icra takibine de davalının haksız, mesnetsiz ve gerçek dışı beyan ve itirazı üzerine, takiplerinin 03.06.2024 tarihinde İİK m. 62 ve 66 uyarınca durdurulduğunu, borçlu davalı şirketin iddialarının hukuken dinlenemeyeceğini, taraf şirketler arasında 2020 yılında tarafların birbirine uygun iradesi ile taşıma sözleşmesi kurulduğunu, davalı borçlu şirketin yurt dışına taşınacak eşyalarını müvekkili şirkete teslim ettiğini ve taşıttığını, alacaklı Müvekkili şirketin taraflar arasında kabul gören ihracat yükleme ve navlun fiyat listesine (2020-2021-2022-2023) göre taşıma ve navlun faturalarını düzenlediğini, ihracat yüklemelerini taşıtan davalı borçlu şirketin, düzenlenen yükleme ve navlun faturalarını mutabık kalmak suretiyle itirazsız ve nizasız şekilde ödemişken aradan 4 yıl geçtikten sonra takibe dayanak 18.01.2023 tarihli sözleşmedeki imzanın sahte olduğunu ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, neticede davalı şirketin borcunu haksız, hukuka aykırı ve kötüniyetli olarak ifa etmediğinden, Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve likit borca haksız ve mesnetsiz itiraz nedeni ile toplam takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile davalı şirketin icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalı şirkete mahkememizce cevaba cevap dilekçesinin tebliğe çıkarıltılığı, usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak davalı şirket tarafından ikinci cevap dilekçesinin sunulmadığı görüldü.
Karşı davada davacı vekili dava dilekçesinde; Takibin dayanağı olduğu iddia edilen sözleşmenin, davacı şirketin yetkilisi tarafından imzalanmadığını ve sahte bir belge olduğunu, bu belgeye dayanarak alacak iddiasında bulunulamayacağını, davalının kestiği faturaların sahte bir sözleşmeye dayanılarak düzenlendiğini, davalıdan haksız kazanç elde etmeye yönelik girişimlerin sonucu olduğu ve bu durumun aynı zamanda evrakta sahtecilik, güveni kötüye kullanma suçlarını oluşturduğu anlaşıldığından, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının .... Soruşturma dosyasıyla davalı şirket yöneticileri ile her iki şirket çalışanları hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davanın kabulü ile davalı şirketin haksız eylemi nedeniyle uğranılan zararının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere, 10.000 Euro maddi tazminatın 3095 sayılı Kanun'un 4-a maddesi uyarınca Devlet bankalarınca döviz cinsinden mevduata verilen en yüksek mevduat faiziyle, fiili ödeme tarihindeki TCMB kuru üzerinden TL olarak davalıdan tahsiline, yargılama giderleriyle ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine, alacak miktarının tam ve kesin olarak belirlenememesi nedeniyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. Maddesi gereğince karşı davanın belirsiz alacak davası olarak kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Karşı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; Borçlu şirketin borcunu ödememek için haksız ve yalan ithamlarda bulunduğunu, davacı borçlu şirketin, hukuka ve ticari teamüllere uygun şekilde düzenlenen ve talep olunan borcunu mesnetsiz ve kötüniyetli bir şekilde ödemekten imtina etmekte bunun da ötesine geçerek müvekkili şirket çalışanının kendi şirket çalışanları ile anlaşarak sahte belge düzenlediğini, firmasını zarara uğrattığını müvekkili şirket yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunduğunu beyan ettiğini, davacı borçlu şirketin bu beyanlarının iftira ve yalan olup bu hususta şikayet ve dava hakkımızı saklı tuttuklarını bir kez daha beyanla itiraz ettiklerini, basiretli bir tacirin 4 yıl boyunca nakliye işi yapan başka bir tacire eşya teslim edip, taşıma hizmeti alıp, bu sebeple ödeme yapmışsa, ödeme ve fiyat noktasında mutabık kalmışsa yıllar sonra taraflar arasında kabul gören sözleşmenin sahte olduğunu ileri sürmesi mümkün olmayacağı gibi tüm işlemlerin resmi ve yasal olması karşısında şirket çalışanlarının anlaştığı yönündeki iddiasının da iftiradan öteye geçmeyeceğini, davacının mesnetsiz haksız kazanç hesabının kabul edilemeyeceğini ve belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, davacının "bir gün rastlantı sonucu taşıma fiyatları konuşulurken bir kişinin fiyat söylemesi üzerine" şüphelendiğini yapılan araştırma sonucu 2023 ve 2024 yıllarında tahmini 161.900 Euro haksız kazanç elde edildiği ve dolandırıldığını anladığını iddia ettiğini, davacı şirketin haksız itham ve beyanlarının hayatın olağan akışına, ticari teamüllere ve sözleşme serbestisi kuralına aykırı olduğunu, davacı tarafça ikame edilen davanın miktarı (borçlu davacı taraf, taşıma bedellerini belirtmekte ve 161.900 EURO zararı olduğunu iddia etmektedir) biliniyor yahut tespit edilebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılmasının mümkün olmadığın, çünkü, her davada arandığı gibi, burada da hukukî yarar aranacağını ve böyle bir durumda hukukî yararın bulunduğundan söz edilemeyeceğini, özellikle, kısmî davaya ilişkin yeni hükümler de dikkate alınıp birlikte değerlendirildiğinde, baştan tespiti mümkün olan hâllerde bu yola başvurulmasının kabul edilemeyeceğini, tüm yargılama gideri ve ücreti vekaletin davacı şirket üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
Mali Müşavir Bilirkişi .... ile Taşıma Uzmanı Bilirkişi .... tarafından düzenlenen 06/02/2025 tarihli raporda; "Asıl dava davacı tarafın 03.02.2025 tarihli defter inceleme günü gelmediği, yerinde inceleme talebinde bulunmadığı ancak davacı tarafın 05.02.2025 tarihli beyan dilekçesinde, geçirdikleri rahatsızlık nedeniyle defter incelemesinde hazır bulunamadıklarını, dosya muhteviyatına 2020-2024 yılları arası tüm ticari defter kayıtları ile belgeleri sunduklarını beyan ettiği, sunulan iş bu belgelerin davacı tarafın 2020-2024 yılları yevmiye kebir defteri e-defter beratları, cari hesap ekstresi ve faturalardan ibaret olduğu, Davacı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.’ne ait sunulan belgeler üzerinde yapılan incelemede, 6102 Sayılı TTK.m.64 ve VUK.182 gereğince mecburi olan yukarıda tabloda belirtilen 2023-2024 yılı ticari defterlerinin yevmiye ve kebir defterinin Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 1 Sıra no.lu elektronik defter tebliği gereğince elektronik ortamda e-defter olarak tutulduğu, 1 sıra no.lu e-defter tebliği gereğince ocak ayı beratlarının açılış tasdiki, aralık ayı beratlarının kapanış tasdiki yerine geçtiği, açılış ve kapanış beratlarının yasal süresi içinde alındığı, yevmiye ve kebir defterlerinin kendisinin ve envanter defterlerinin incelemeye sunulmadığı, davacı tarafın 2020-2021-2022-2023-2024 yılına ait ticari defter ve kayıtlarının (HMK md.222TTK 64 m/mülga TTK 85 m.) sunulan hali ile sahibi lehine delil niteliği bulunup bulunmadığının tespit edilemediği, bu husustaki nihai değerlendirmenin sayın mahkemenin takdirine bırakıldığı, HMK 222 (5) maddesinde "Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." ifadesi yer almıştır. 2. Karşı dava davacı tarafın 03.02.2025 tarihli defter inceleme günü gelmediği, yerinde inceleme talebinde bulunmadığı, bu nedenlerle davacı tarafın ticari defterleri üzerinden inceleme yapılamadığı, bu husustaki değerlendirmenin sayın mahkemenin takdirine bırakıldığı, HMK 222 (5) maddesinde "Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." ifadesi yer almıştır. 3. Asıl Dava Yönünden Mali Değerlendirme, Asıl davanın, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak açık hesap ilişkisi ve fatura alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu, Davacı tarafın davalı taraf hakkında 66.648,00 EURO alacağın takip tarihinden itibaren icra harç masrafları ve vekalet ücretiyle asıl alacağa işleyecek yıllık bankalarca 1 yılı kadar EURO vadeli mevduatlara fiilen uygulanan azami faizi tahsili talebi ile (Türk Borçlar Kanunun 100.maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikli faiz ve masraflara mahsubuyla) Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün .... esas sayılı dosyası üzerinden 29.05.2024 tarihinde takibe geçtiği, davalı tarafın 03.06.2024 tarihinde takibe itiraz ettiği, Takibe konu davacı tarafın dosya muhteviyatına sunduğu cari hesap ekstresinde, davalı taraftan 01.01.2024 tarihinde 7.495,00 EURO tutarlı alacaklı olduğu, 03.05.2024-31.12.2024 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 66.648,00 EURO alacaklı olduğu, Takibe konu davacı tarafın dosya muhteviyatına sunduğu cari hesap ekstresine ilişkin davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2024 yılına ait 33 adet ve KDV dahil 4.247.983,16 TL tutarlı faturanın olduğu, faturaların açıklama kısmına mal hizmet bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, iş bu faturaların tamamının tarafların yasal defterlerine işlenip işlenmediğinin tespit edilemediği, davacı tarafın sunduğu cari hesap ekstresinde kayıtlı olduğu, Takibe konu davacı tarafın dosya muhteviyatına sunduğu cari hesap ekstresine ilişkin davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2024 yılına ait 33 adet faturanın olduğu, Davacı tarafın 2024 yılına ait 33 adet faturanın tamamını BS Formları ile ilgili oldukları dönemde/ayda beyan ettiği, Davalı tarafın 2024 yılı ocak ayına ait 5 adet ve KDV hariç 467.821,94 TL tutarlı faturanın tamamını BA Formu ile beyan ettiği, 2024 yılı şubat, mart ve nisan ayına ait toplam 28 adet faturayı BA Formu ile beyan etme zorunluluğu olmadığı, beyan etmediği, Asıl dava davacı tarafın 03.02.2025 tarihli defter inceleme günü gelmediği, yerinde inceleme talebinde bulunmadığı ancak 05.02.2025 tarihli beyan dilekçesiyle yukarıda detaylıca izah edilen 2020-2024 yıllarına ait ticari defter kayıtları ile belgelerini sunduğu, sunulan iş bu belgelerin davacı tarafın 2020-2024 yılları yevmiye kebir defteri e-defter beratları, cari hesap ekstresi ve faturalardan ibaret olduğu, sayın mahkemenin talebi ile gerekli incelemelerin sunulan belgeler minvalinde yapıldığı, Karşı davacı tarafın 03.02.2025 tarihli defter inceleme günü gelmediği, yerinde inceleme talebinde bulunmadığı, nihai değerlendirmenin sayın mahkemenin takdirine bırakıldığı, Karşı Dava Yönünden Mali Değerlendirme, Karşı davanın, Davalının kestiği faturaların sahte bir sözleşmeye dayandığı iddiasından kaynaklı olarak davacı şirketin zarara uğradığı iddiasına dayalı haksız fiilden kaynaklı tazminat mahiyetinde olduğu, Asıl dava davacı tarafın 03.02.2025 tarihli defter inceleme günü gelmediği, yerinde inceleme talebinde bulunmadığı ancak 05.02.2025 tarihli beyan dilekçesiyle yukarıda detaylıca izah edilen 2020-2024 yıllarına ait ticari defter kayıtları ile belgelerini sunduğu, gerekli incelemelerin sunulan belgeler minvalinde yapıldığı, Karşı davacı tarafın 03.02.2025 tarihli defter inceleme günü gelmediği, yerinde inceleme talebinde bulunmadığı, nihai değerlendirmenin sayın mahkemenin takdirine bırakıldığı, 4. Asıl ve Karşı Dava Taleplerinin Uluslararası Taşıma Bakımından Değerlendirilmesi neticesinde; Davacı-karşı davalı yanın 33 adet faturadan kaynaklı uluslararası karayolu ile eşya taşıma şeklinde iş görmelerine davalı-karşı davacı yanca itiraz edilmediği, sözleşmeye göre de olsa rayiçlere göre pahalı-yüksek fiyatla sözleşme akdedilmesinden dolayı zarar iddiası olduğu, oysa davalı adına ve hesabına sözleşme yapan ....’nun kendisine kaşe ve imza yetkisi verildiği hususunun dolaysıyla da davalı-karşı davacının yetkilisi olduğunun kendi kabullerinde olduğu, Buna karşın, yapılan araştırmada Ticaret Sicilinde bu kişinin ticari temsilci görevi teyit edilmediği, tescil ve ilan edilmeksizin de olsa temsilci yetkisi ile taşıma süreçlerinde davacı adına ve hesabına kaşe ve imza kullandığı ve iş gördürdüğü değerlendirilmekle, davacının bu işlerden alacaklandığının değerlendirildiği, TBK m. 547 ve devamına göre ... tarafından davalı-karşı davacı kaşe ve imzası ile şirketin işlerinin görüldüğü, faturaların tanzim edildiği, Ocak-2023 faturalarının BA bildirimleri yapıldığı, sonrakilerin bildirim zorunluluğu da olmadığı, fatura konusu işlerin pahalı olmasının tamamen karşılıklı ticari sözleşmeye dayandığı, bu nedenle TTK m.22 gereği sözleşme ile kararlaştırılan ve borçlanılan ücretlerin fahiş olduğu ileri sürülerek haksız fiil iddiasında bulunulamayacağı gibi indirim de talep edilemeyeceği, Davalı-karşı davacının bir zararı varsa bunun sorumluluğunun akdi ilişki içinde olduğu .... ile davalı-karşı davacı şirket arasında yönetici sorumluluğu kapsamında değerlendirilebileceği, Davacının iş görmeye dayalı asıl dava konusu alacağının faturalara dayanan sabit alacak olmasına karşı, davalı-karşı davacı alacağının sabit olmadığının değerlendirildiği, 5. Tarafların tazminat, muhakeme masrafları ve benzeri taleplerinin, Sayın Mahkemenizin takdirlerine ait olduğu," sonuç ve kanaatine varılmıştır
Asıl ve karşı dava dilekçeleri, cevap dilekçeleri, cevaba cevap dilekçesi, taraf beyanları, gelen müzekkere cevapları, icra takip dosyası ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Asıl Dava; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu' nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali isteminden ibarettir.
Asıl Dava konusu; taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak açık hesap ilişkisi ve fatura alacağına dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görülmüştür.
Karşı dava; tazminat isteminden ibarettir.
Karşı dava konusu; Davalının kestiği faturaların sahte bir sözleşmeye dayandığı iddiasından kaynaklı olarak davacı şirketin zarara uğradığı iddiasına dayalı haksız fiilden kaynaklı tazminat mahiyetinde olduğu görülmüştür.
Asıl Dava konusu Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 66.648,00-EURO toplam asıl alacağının tahsil tarihine kadar % 5,5 faizi masraf ve vekalet ücreti ile fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden tahsili talep edilmiştir. Davalıya ödeme emri tebliğ edilmiş, davalı borçlu borca itiraz ettiğini belirtmiştir. İtiraz üzerine takibin durduğu ve süresinde iş bu davanın açıldığı görülmüştür.
Asıl dava konusu miktar 66.648,00-EURO (2.552.458,44-TL)'dur.
Karşı dava konusu miktar 10.000,00-EURO (372.600,00-TL)'dur.
ASIL DAVA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:
Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Davacının incelemeye konu ticari defterlerinin yasal şartları taşıdığı ve davacı lehine delil niteliğinin olduğu dosya kapsamı içeriğinden anlaşılmıştır. Her ne kadar, inceleme günü davacı taraf defter ve belgelerini sunmamış ise de, dosya kapsamındaki belgeler dikkate alınarak rapor sunulması için dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Bilirkişi incelemesi sırasında, davacı tarafça defter ve belgelerinin dosya içerisine sunulduğu görülmüştür. İnceleme gününden sonra defter ve belgeler dosya içerisine sunulmuşsa da, bilirkişi incelemesini ve duruşma gününü geciktirmediği görülerek, hükme esas alınmıştır.
Davalı taraf ticari defterlerini dosya içerisine sunmamıştır.
Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı fatura, mail yazışmaları, ödeme kayıtları ve ticari defter ve ticari kayıtlar içeriğinden anlaşılmaktadır. Taraflar arasında, davacı tarafından davalıya yönelik taşıma hizmeti verildiğine ilişkin bir sözleşmenin olduğu anlaşılmıştır.
Tarafların ticari defterler ve kayıtları ile bilirkişi heyetinin hazırlamış olduğu rapor içeriğinin incelenmesinde;
- Takibe konu davacı tarafın dosya içerisine sunduğu cari hesap ekstresine göre, davacının davalıdan 66.648,00 EURO alacaklı olarak gözüktüğü,
- Takibe konu davacı tarafın dosya içerisine sunduğu cari hesap ekstresine ilişkin, davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2024 yılına ait 33 adet ve KDV dahil fatura miktarı toplamının 4.247.983,16 TL tutarlı olduğu, faturaların açıklama kısmına mal hizmet bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, iş bu faturaların tamamının tarafların yasal defterlerine işlenip işlenmediğinin tespit edilemediği, davacı tarafın sunduğu cari hesap ekstresinde kayıtlı olduğu; davacı tarafın 2024 yılına ait 33 adet faturanın tamamını BS Formları ile ilgili oldukları dönemde/ayda beyan ettiği,
- Davalı tarafın 2024 yılı ocak ayına ait 5 adet ve KDV hariç 467.821,94 TL tutarlı faturanın tamamını BA Formu ile beyan ettiği, 2024 yılı şubat, mart ve nisan ayına ait toplam 28 adet faturayı BA Formu ile beyan etme zorunluluğu olmadığı ve beyan etmediği görülmüştür.
Taşıma bir iş görme hizmeti olup, faturalara içerik itibarı ile itiraz edilmediğinde, Karayolu Taşıma
Yönetmeliği hükümlerinde, taşıma senedi gibi işlev göreceği belirtilmiştir. Bu durumda,
davalının faturalara ayrı ayrı itirazı olmamakla ve iş görme hususundan OCAK-2024 itibarı ile
başlayan ticari ilişki kendi tarafından da kabul edilmiş ve faturalar BA formu ile beyan edilmiştir. Davalının, BA bildirimi yaptıktan sonra imza ve sahtecilik itirazında bulunması hakkın kötüye kullanılması mahiyetindedir. Davalının itirazları ve sahtecilik iddiaları kapsamında,
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ve verilen karar da kesinleşmiştir. Bu karar da dikkate alındığında, davalının temsilcisinin yaptığı iş ve işlemler, davalıyı bağlamaktadır.
Taraflar arasında, karayolu ile eşya taşıma konusunda çerçeve sözleşme yapılmıştır. Bu sözleşme; 18.01.2023 tarihi itibarı ile 31.12.2023 tarihine kadar geçerli olmak
üzere 2023 yılı için akdedilmiş, davacının Ocak-Nisan döneminde dört (4) ay hizmet verdiği ve
faturalarını dayandırdığı bir içeriktedir. Bu dört ay süre ile davalı-karşı davacı şirketten iş alınmış ve taşımalar yapılmıştır.
Yargılamaya konu olayda; davacı taraf, davalı tarafa teklifini göndermiş, davalı taraf kaşe ve
imzası ile teyit etmiş ve sözleşmeyi imzalamıştır. Burada davalı-karşı davacının çalışanının şirket yönetim
temsil yetkisi var olduğu sürece bu sözleşme kendisi için bağlayıcı durumdadır.
Kural olarak, faturaların tebliğ edildiğinin ve hizmetin görüldüğünün ispat yükü davacı üzerindedir.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Davacı tarafın kestiği faturaların açıklama kısmına hizmet bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e-fatura olduğu, iş bu faturaların davacı tarafın yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği; davalı tarafın 2024 yılı ocak ayına ait 5 adet ve KDV hariç 467.821,94 TL tutarlı faturanın tamamını BA Formu ile beyan ettiği, 2024 yılı şubat, mart ve nisan ayına ait toplam 28 adet faturayı BA Formu ile beyan etme zorunluluğu olmadığı ve beyan etmediği; davalı tarafça süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığı ve bu itirazı tesvik edecek belge sunulmadığı; yine davalının herhangi bir ayıp iddiasının olmadığı, hizmetin görülmediği iddiasının olmadığı; davalının itirazının sadece borcu olmadığına ilişkin olduğu görülmüştür.
"Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK’nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK‘nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir." (Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin 09.04.2018 Tarih ve 2017/1445 Esas - 2018/1438 Karar sayılı ilamı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 07.03.2024 Tarih ve 2020/2292 E. - 2024/307 K. sayılı ilamı. )
Ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.
7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir.
Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, davacı tarafça bu aşamada fatura tebliğ ve hizmet görme olgusunu ispat ettiği, bu haliyle davalının ticari defter ve kayıtları sunmayarak ispat yükünü kendi üzerine aldığı kabul edilmiş ve yine davalının aksini gösterir başka yazılı kesin kayıt - delil sunmadığı da görülerek, davalının davacıya 66.648,00-EURO borçlu olduğu kabul edilmiş ve açılan davanın kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davalının ayrıca (icra takibindeki kur üzerinden) TL üzerinden icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARŞI DAVA YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:
Davalı - karşı davacı taraf; ticari kararları, pahalı iş gördürülmesi ve doğru akdi ilişki kurulmaması gibi sebeplerle zarara uğradığını iddia etmiş ise de, bu zarar iddiasının ispatlayacak herhangi bir ticari defter ve kayıt sunmadığı ve ayrıca yazılı kesin kayıt - delil sunmadığı, hatırlatılmasına rağmen yemin deliline başvurmadığı görülmüştür. Ayrıca, zararın varlığı halinde de sorumlusu davacı - karşı davalı da değildir. Çünkü, davalı - karşı davacının ticari temsilcisinin yapmış olduğu iş ve işlemler ile akdi ilişki kurulmuş ve faturalarla borçlanma gerçekleştirilmiştir. Davacı - karşı davalının, bu ticari ilişki kapsamında herhangi bir zarar verici eylemi, kusuru bulunmamaktadır. Bu sebeple subüt bulmayan karşı davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl davanın KABULÜ İLE,
-Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı icra dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 66.648,00-EURO üzerinden kaldığı yerden aynen DEVAMINA,
-Alacağın % 20'si olan 466.500,01-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
-Takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden (EURO) 1 yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizin UYGULANMASINA,
2-Karşı davanın sübut bulmadığından REDDİNE,
3-ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
a)-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 174.358,44-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 31.951,54-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 142.406,90-TL harcın davalı ... Şirketi'nden tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
-Davacı tarafça sarf edilen toplam 32.439,94-TL harcın davalı davalı ... Şirketi'nden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin, davalı ... Şirketi'nden tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
b)-Davacı tarafından sarfedilen toplam 16.102,00-TL yargılama giderinin (Tebligat, müzekkere ve Bilirkişi Ücretleri) davalı ... Şirketi'nden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
c)-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 340.770,43-TL vekalet ücretinin davalı ... Şirketi'nden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-KARŞI DAVA YÖNÜNDEN;
a)-Harçlar tarifesi uyarnca alınması gereken 615,40-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 6.363,08-TL peşin harçtan mahsubu ile 5.747,68-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davalı - karşı davacı ... Şirketi'ne İADESİNE,
-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin, davalı - karşı davacı ... Şirketi'nden tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
b)- Davalı - karşı davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde BIRAKILMASINA,
- Davalı - karşı davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde Davalı - karşı davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
c)-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalı - karşı davacı ... Şirketi'nden alınarak davacı - karşı davalı ... şirketine VERİLMESİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.07/05/2025
Başkan ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Katip ....
¸e-imzalı