T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/645 Esas
KARAR NO : 2025/850
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/10/2024
KARAR TARİHİ : 13/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13.11.2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı icra dosyası ile Davalı tarafa yönelik faturalı satıştan kaynaklı cari borca ilişkin 20.08.2024 Tarihinde Örnek:7 İlamsız İcra Takibi başlatıldığını, ödeme emri 26.08.2024 Tarihinde Davalı/Borçlu Şirket'e e-tebliğ edilmiş olup, Borçlu Şirket "...borcu olmadığı gerekçesiyle" icra takibine itiraz etmiş ve davalı Şirket'in itirazı haksız ve mesnetsiz olup, itirazın iptalinin gerektiğini, İcra Takibine konu alacağın 31.01.2024 - 15.08.2024 Dönemleri arasındaki cari hesap dönemindeki 01.02.2024 Tarihli ... Sayılı E-Fatura ve 26.04.2024 Tarihli .... sayılı E-Faturalı satışlardan kaynaklandığını, faturaların usulüne uygun şekilde düzenlenmiş ve borçlu şirket tarafından da faturaya itiraz edilmemiş olup, deftere kaydedilmiş olduğunu, faturaya konu ürünler de faturanın kesildiği aynı gün borçluya teslim edilmiş olup, buna ilişkin de 01.02.2024 Tarihli .... Sayılı ve 26.04.2024 Tarihli ... sayılı e-irsaliyeleri düzenlediğini, borçlu şirketin fatura bedellerinin tamamını ödememiş olması nedeniyle icra takibi başlatılmış, icra takibine ve likit alacağa haksız ve mesnetsiz yaptığı itiraz nedeniyle dava şartı arabuluculuk kapsamında Bakırköy Arabuluculuk Bürosu ... sayılı dosyası ile görüşmeler yapılmış ise de anlaşma sağlanamaması nedeniyle huzurdaki davanın açılmasına lüzum ve zaruret hasıl olduğunu beyan etmiş, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; Davanın kabulü ile davalının Bakırköy .... İcra Müdürlüğü .... E. Sayılı dosyasına yaptığı haksız ve mesnetsiz itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere İcra inkar tazminatına hükmedilmesine, Mahkeme Masraf ve Vekalet Ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatılmış ancak iş bu icra takibi haksız ve hukuka aykırı olduğundan yasal süresi içerisinde taraflarınca borca itiraz edilmiş ve takip durdurulmuş olduğunu, davacının, bu kez de itirazlarının iptali ve takibin devamı için huzurdaki haksız davayı ikame ettiğini, müvekkili şirketin, tekstil alanında uluslararası ihracat yapan bir limited şirket konumunda bulunduğun, davacı tarafın da beyan ettiği üzere müvekkilu şirket ile davacı şirket arasında bir süredir süren ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davaya konu olan faturalara dayanıldığı iddia edilen icra takibi faturalara konu malların taraflarına teslim edildiği ve bedelinin ödenmediği gerekçesiyle başlatıldığını ancak faturaya konu malların müvekkili şirkete hiçbir zaman ayıptan ari ve eksiksiz bir şekilde teslim edilmediğini, davacı yan ile zamanında yapılan iş karşılığında müvekkilince davacıya teslim alınan ayıptan ari olan mallar kadar ödeme yapıldığını, davacı yanca anılan ticari ilişkinin sürmesi için teslim alınan malların karşılığının da ödenmesinin gerekli olduğunu, bir süredir süren ticari ilişkide müvekkilinin kedisine teslim edilen malların ödemesini tam ve eksiksiz gerçekleştirdiğini ancak bu ilişkiyi sona erdiren olay davacı yanın anlattığının aksine; davacı yanca düzenlenen faturaların bir kısmının teslim edilmeyen mallara ilişkin olduğunun müvekkil şirketçe anlaşılması üzerine olduğunu, davacı şirketin süregelen ticari ilişkiyi kullanarak haksız kazanç elde etmeye yönelik olarak tamamen kötü niyetli olarak tanzim edilmiş faturaların ödemesinin yapılması pek tabi müvekkili şirketten beklenmeyeceğini, kesilen faturaların içeriği mallar müvekkili şirkete teslim edilmediğinin anlaşılması üzerine müvekkili şirketçe; iade faturaları tanzim ettiğini, asla kabul manasına gelmemekle birlikte davacının, müvekkili şirkete fatura edebileceği bir işin varlığının söz konusu olması halinde mevcut fatura bedeli kadar iş yapılıp yapılmadığı, işin süresinde ve ayıptan ari yapılıp yapılmadığının, malların müvekkil şirkete teslim edilip edilmediğinin tespiti ile taraflar arasındaki alacak-borç miktarının bu hususa göre belirlenmesinin gerektiğini, davacının öncelikle müvekkili şirket ile ticari ilişkisini, mevcut sözleşme şartlarını, mevcut sözleşme şartlarına uygun ifayı / faturanın verilmesine neden olan işin yapılmış olduğunu, fatura bedeli kadar iş yapıldığını, yapılan işi eksiksiz ve tam olarak müvekkili şirkete teslim ettiğini, yükümlülüklerini yerine getirdiğini ispatlamasının, faturayı dayanaklandırmasının gerektiğini, aksi halde tek başına faturaya yasal süresinde itiraz edilmemiş olması yazılı işin yapılarak müvekkile teslim edildiğini, faturanın kesinleştiğini göstermeyeceğini, davacı tarafından iş tamamlanmadığından hak ediş de bulunmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin temerrüde düşürülmesi ve fatura tarihi itibariyle faiz işlemesinin de kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin ticari defterleri ile davacının ticari defterleri birbirini doğrulamadığından davacı ticari defterlerini lehine delil olarak kullanamayacağını, davacının, alacak iddiasını kesin deliller ile ispat külfeti altında olup, talep halinde defterlerini mahkemenin incelemesine sunacaklarını beyan ederek, davacının itirazın iptali talebinin ve icra-inkâr tazminatı talebinin reddine, davacının icra takibinin konusu olan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Takibe konu icra dosyası ile davacının ticari defter kayıtları dosyamız içerisine alınmıştır.
Bakırköy ... İcra dairesi ... Esas sayılı icra takip dosyasından ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından .... Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine 95.009,54 TL toplam alacak için icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin 26/08/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından icra takibine 27/08/2024 tarihinde ödeme emrine, asıl borca, faize ve her türlü ferilerine itiraz edildiğinden takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.
Usulüne uygun duruşma açılmış, ön inceleme aşamasında uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
SMMM Bilirkişi tarafından dosyaya sunulan kök bilirkişi 30/05/2025 tarihli raporunda özetle; "Dosya , davacının usulüne uygun tutulan ticari defter kayıtları, icra dosyası, faturalar irsaliyelerin incelenmesi neticesinde ; Davacı kayıtları uyarınca takip tarihinde davalıdan 95.009,54 TL alacaklı olduğu, - Davalı tarafından ticari defter sunulmadığı, - Davacı tarafından fatura içeriği emtianın teslim edildiğine ilişkin irsaliyelerin sunulduğu, davalı tarafından bildirilen hususlarda nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olacağı" Sonuç ve kanaati ile rapor sunmuştur.
TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE;
Dava, ticari ilişki nedeniyle alacaklı olduğu gerekçesi ile davacının davalı aleyhine yapmış olduğu icra takibine davalının itirazının iptali davasıdır.
Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)
Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ihtaratlı ara karar kurulmuş inceleme günü sadece davacı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde dosyamıza sunmuştur.
Yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş fakat davalı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde ibraz etmemiştir. Rapor neticesinde incelenen davacı defterlerine göre davacının davalıdan faturalar karşılığında 95.009,54 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.
7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir.
Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, fatura teslim olgusunun artık ispatının gerekmeyeceği yine yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davalının ayrıca icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
DAVANIN KABULÜNE,
1-Davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazının 95.009,54-TL asıl alacak yönünden iptaline, takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA,
2-Hüküm altına alınan asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 19.001,90-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE
3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 6.490,10-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 1.147,48-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 5.342,62-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
4-Davacı tarafından yatırılan toplam 1.635,88-TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan tebligat, müzekkere gideri, bilirkişi ücreti toplamı 4.500,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
7-6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife Hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Taraflarca yatırılıp harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere, hazır olan tarafların yüzüne karşı karar verildi.13/10/2025
Katip ...
¸e-imzalı
Hakim ...
¸e-imzalı