T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/669 Esas
KARAR NO : 2025/424 Karar
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 03/10/2024
KARAR TARİHİ : 15/05/2025
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP: Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davacı tarafından davalı yana faturalar kesildiğini taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu bu ticari ilişkiden kaynaklı davacı tarafından davalı yandan alacak bakiyesinin 212.375,69TL'Lik oluştuğunu davalı tarafın borcunun ödemediği davalı aleyhine Büyükçekmece ... İcra Dairesi .... Esas takip başlatıldığını davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama şeklinde sonuçlandığını, bunun üzerine iş bu davanın açıldığını, borçlunun mevcut mallarını kaçırma ihtimalinin olduğunu, alacağın rehin ile teminat altına alınmadığını, borçlunun borca yeter miktarda menkul, gayrimenkul ve 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz talep ettiğini, tüm bu hususlar neticesinde itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini, davalı aleyhine %20 İcra tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı taraf sunduğu dava cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından başlatılan takibin de haksız olduğunu, ürünlerin teslim edilmediğini takibe konu faturaların iade faturası olarak kesildiğini, davacının takibe dayanak ettiği faturaya konu hizmeti müvekkilinin almadığını, davacı tarafın ürünlerin teslim ettiğinin ispata muhtaç olduğunu, faturaların her zaman tek taraflı olarak düzenlenebildiğini, tek başına alacağın varlığını ve muaccel olduğunu kanıtlar nitelikte olmadığını, açıklanan nedenlerle davacı tarafından haksız şekilde ikame edilmiş olan işbu davasında davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi aleyhine %20 icra tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep ederiz.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.
Dava, hukuki niteliği itibariyle, ticari ilişki nedeni ile düzenlenen faturalar nedeni ile başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
Büyükçekmece Arabuluculuk Dairesinin .... Numaralı dosyasında; 09/09/2024 tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşıldı.
Dosya kapsamında bulunan Büyükçekmece .... İcra Dairesinin .... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 212.375,69-TL asıl alacak, 8.431,02 TL İşlemiş Faiz olmak üzere toplam 220.806,71 TL yönünden 09/08/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından 21/08/2024 tarihinde borcun tamamına, faize, faiz oranına, ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı, davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği görülmüştür.
Uyuşmazlık, Davacının takip ve dava tarihi itibariyle davacının alacaklı olup olmadığı, fatura alacağa ilişkin alacağının olup olmadığı, tahsili gereken alacak miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği temerrüt tarihinin , uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve toplam alacağın ne olduğu, icra-inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarındadır.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde 25/02/2025 tarihinde inceleme günü verilmiş olup davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmış, davalı ticari defter ve belgelerini sunmamıştır.
Dosyanın bilirkişiye verildiği, bilirkişi tarafından hazırlanan 28/02/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında özetle; taraflar arasında ticari ilişkinin 2024 yılına dit olduğu, davacı tarafın ticari defter ve belgelerinde 2024 yıllarında 2.644.662,93 TL fatura kestiği, davalı tarafın bu faturalara istinaden davacı yana 2.812.184,05TL, ödemelerin ve iade faturalarının yapıldığı, davacı 08.07.2024 tarihinde .... faturaya konu malların davalıya teslim edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını iddia etmiş, davalı ile satım ilişkisinin kurulmadığını, fatura konusu malların kendisine teslim edilmediğini savunduğu, davacı tarafından dava ve takip konusu yapılan 08.07.2024 tarihinde .... fatura numarası ile muhtelif kumaş açıklamasıyla kdv dahil 212.375,69TL'LİK fatura olduğu, dava konusu faturaya davacı tarafından davalı yana 08.07.2024 tarihli ... sevk numarası ile sevk irsaliyesi ve e- fatura düzenlediği teslim alan kısımda ise ... yazılı olduğu, faturanın da davalı yana teslim edildiği dava Konusu 08.07.2024 tarihinde ... Faturaya davalı tarafından 31.07.2024 tarihinde .... fatura numarası ile iade faturası kesildiği, davacı tarafında kesilen faturaların davacı tarafından düzenlenen fatura, davalı tarafından süresinde itiraza uğramamış "fatura, tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine delil olabilecektir. Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin 2. Akrasına göre“ (2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Ticari işletmesi icabı bir mal satmış veya imâl etmiş veyahut bir iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olan tacirden, diğer taraf kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödemiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” diyen eTTK-1956 m. 253'ün, faturanın istenebilmesinde ve alınmasında hareket noktası, malın satılması, imal edilmesi, işin görülmesi, menfaatin sağlanmasıdır. Faturayı alan kimsenin 8 günlük süre içinde münderecatına itiraz edebilmesi hakkı da aslında, faturada belirtilen karşılığın yerine getirilmemiş olması halinde bir teminat olabilir. Bu süreyi susmakla geçiren faturayı alan kimsenin, artık malı almadığı veya imal ve teslim edilmediği, işin görülmediği, menfaatin sağlanmadığı iddiasında bulunması beklenemez. Şu halde, itiraza uğramayan fatura münderecatı malın teslim edilmiş olduğunun ayrıca ispatı gerekmez. Burada, eTTK-1956 m. 23/61 (TTK, m. 21/no.1) hükmüne dayanıldığı görülmektedir. Öte yandan da faturayı alan kimsenin, aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmadığı takdirde bu münderecatı kabul etmiş sayılacağını öngören eTTK-1956 m. 23/(2 (TTK.m. 21/n0.2) hükmünün, yalnız malın evsafi değil, aynı zamanda kendisinin de kabulünü gösterdiği ileri sürülmektedir"denilmekte olup uyuşmazlık, davacı tarafça faturası düzenlenen malların davalıya teslim edilip edilmediği noktasında toplandığı, sevk irsaliyesi incelendiğinde; teslim alan kısımda imzanın yer aldığı anlaşıldığı, davalı ile satım ilişkisinin kurulmadığını, fatura konusu malların kendisine teslim edilmediğini savunmuş ise de ürünlerin gelmediği hususunda davalı tarafından davalı yana ihtarname vb belgenin gönderilmediği bu hususta ispat külfetinin davalı yana ait olduğu, faturaların davalı yana e-arşiv portalı üzerinden teslim edildiği, davalı yanın faturaya takip öncesi itirazının olmadığı, davacının takip dayanağı alacağına esas fatura münderecatındaki hizmetinin davalının bilgisi dahilinde olduğu kanaati hasıl olduğu, netice olarak; davacı yanın davalıdan kaydı olarak 212.375,69 TL tutarında alacaklı olduğu alacağın cari hesaba dayanması sebebiyle borçluyu temerrüde düşürücü bir ihtar bulunmadığından davacının takipten önce işlemiş faizde bulunamayacağının değerlendirildiği, ancak mahkemece davacı tarafın “Kapalı faturada gecikme faizi, ödemenin vadesinde yapılmaması durumunda alacaklı tarafından uygulanır" ve TTK 1530/4 MD Hükmü gereğince faiz talep edeceği hasıl olacak olursa davacı tarafın davalı taraftan 8.431,02TL faiz talep edebileceği görüş ve kanaatini bildirir raporunu ibraz etmiştir.
Bilirkişi raporu HMK 280. Maddesi uyarınca taraflara tebliğ edilmiştir.
Faturaya konu malların teslimi hukuki bir işlem olup, ancak TMK'nın 6 ve HMK'nın 190, 200 maddeleri gereği yazılı delillerle ispat edilebilir. Davacı yasal delillerle teslim olgusunu ispat etmelidir.
TTK'nın 21/2.maddesine göre, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması da bu olguyu değiştirmez. Bu durumda borçlu taraf, faturayı ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını, malın teslim edilmediğini veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.
Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; Fatura, sözleşmenin kurulması aşaması ile ilgili bir belge olmayıp, sözleşmenin ifa safhasıyla ilgilidir. Bir başka ifadeyle fatura edimlerin ifası aşamasında düzenlenerek edimlerin içeriğini gösterir. Dolayısıyla Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin ikinci fıkrası gereğince itiraz edilmeyerek kabul edildiği varsayılan fatura içeriği de sözleşmesinin ifasına ilişkin hususlar hakkında olmalıdır. Faturanın itiraz edilmeyerek kabul edilmiş sayılmasına ilişkin düzenleme niteliği itibarıyla kanunî bir karinedir. Ayrıca aksine bir düzenleme olmaması nedeniyle de, adi (aksi ispat edilebilir) kanunî karinedir Bu nedenle ispat yükünün yer değiştirmesi mümkün olmaz. Kanunî bir karineye dayanan taraf, karine temelini ispat ettikten sonra (faturaya itiraz edilmediğini), karine sonucu (fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması) ortaya çıkar. Bu karinenin aksi ise, fatura muhatabı tarafından iddia ve ispat edilebilir. Fatura muhatabının bu faaliyeti bir asıl ispat faaliyetidir. Somut olay bakımından, ispat yükünün davacı üzerinde olması ve bilirkişi deliline dayanması nedeni ile tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davalıya meşruhatlı tebligatta, ibraz süresi ve ibrazdan kaçınmanın sonuçları da ihtarı ile birlikte inceleme gün ve saati usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen davalı defterlerini ibrazdan kaçınmıştır. Ticari defterlerin delil olma durumlarına ilişkin hukuki düzenlemeler TTK ve HMK’da olmak üzere iki ayrı kanunla belirlenmiştir. Kişinin kendi ürettiği delili kendi lehine kullanamama durumunun özel bir istisnası olan ticari defterlerin delil fonksiyonu, HMK m. 222 ile sınırları ve koşulları sıkı sıkıya belirlenmiştir. Maddenin birinci ve ikinci fıkrasında ticari defterlerin delil olmasına ilişkin genel şartları, üçüncü fıkrasında lehe delil olması için gereken şartları, dördüncü fıkrasında aleyhe delil olabilmesi için gereken şartları ve son fıkrasında ise delilin hasredilmesi olarak nitelendirilen ayrıksı durum ele alınmıştır. Bilirkişi raporunda, davacının usulüne uygun ticari defterlerine göre Bilirkişi raporunda davacının usulüne uygun ticari defterlerine göre 212.375,69-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Takibe konu bu faturaların davalıya tebliğ edildiği, TTK madde 21/2 uyarıca davalının faturalara itirazına rastlanılmadığı da rapor da tespit edilmiştir. Her iki tarafında tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafında ticari defterlerine işlenmesi gereken ticari işten kaynaklanıyor olduğuna şüphe bulunmamaktadır.7251 Sayılı Kanun’la değişik HMK m. 222/3 hükmü ise HMK m. 222’nin uygulandığı tüm uyuşmazlıklar açısından ticari defterleri ibrazdan kaçınmanın sonucunu açıkça düzenlemektedir. Buna göre, tacirin ticari defterlerini ibraz etmemesi ve karşı taraf defterlerinin aksini kesin delille de ispat edememesi halinde, ispat mübrez defterlerdeki kayıtlar yönünde gerçekleşeceği kabul edildiğinden davacının ticari defter ve kayıtları davasını ispat ettiği anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının takip talebine konu ettiği takip tarihine kadar işlemiş faiz alacağına ilişkin talebi bakımından; TTK'nın 1530. madde başlığı ''Ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçları" şeklindedir. TTK'nın 1530/7 maddesinin uygulanabilmesi için taraflar arasında mal ve hizmet tedariki sözleşmesi olması gerekir. Somut olayda taraflar arasında ticari ilişki satım sözleşmesi olmakla birlite TTK'nın 1530. maddesi anlamında bir tedarik ilişkisinin mevcudiyeti kanıtlanmadığından, TTK'nın 1530/7 maddesinde öngörülen faiz oranlarının uygulanması da mümkün değildir. Kaldı ki dosya içerisinde TBK'nın 117. maddesi uyarınca, takip öncesi borçlunun temerrüte düşürüldüğüne ilişkin bir kanıt da bulunmadığından takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
İİK'nın 67/2. maddesine göre itirazın iptali davasında, alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için hükmün usulüne uygun yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içerisinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gerekir. Burada borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması veya alacağın bir belgeye bağlanması koşulu aranmaz. Bu yasal koşullar yanı sıra takibe konu alacağın likit olması da gerekir. Bir alacağın likit olup olmadığı her olay özelliklerine göre değişmekle birlikte alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılmalıdır. Buna göre, likit bir alacaklıdan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması yada borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi ya da bilinmesinin gerekmesi gerekir. Böylece borçlunun borç miktarının tahkik ve tayin etmesine mümkün olması, başka bir anlatımla borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunun tespit edilebilir durumda olması gerekir. Borç ve borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacaktan söz edilebilir. Davacının ticari defterleri, faturalar ile belirlenen alacağın likit olduğu ve İİK'nın 67/2. maddesinde belirlenen icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu anlaşıldığından kabul edilen alacağın takdiren %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın İİK'nın 67/1.maddesi uyarınca KISMEN KABULÜNE,
1-Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı ilamsız icra takibine davalı tarafından yöneltilmiş olan itirazın iptali ile asıl alacak olan 212.375,69-TL üzerinden takibin devamına, asıl alacak tutarına icra takip tarihinden itibaren takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2.maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, TBK'nın 117. maddesi uyarınca, takip öncesi borçlunun temerrüte düşürüldüğüne ilişkin bir kanıt bulunmadığından takip öncesi işlemiş faiz talebinin reddine,
2-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, kabul edilen alacağın takdiren %20 oranında hesaplanan 42.475,14- TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 14.507,38-TL peşin harcın davacı tarafından yatırılan 3.770,83-TL'den mahsubu ile bakiye 10.736,55-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4- Davacı tarafından yatırılan 427,60- TL başvuru harcı, 3.770,83-TL peşin nispi harç, 60,80-TL vekalet harcı, olmak üzere toplam 4.259,23-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 5.235,00-TL yargılama giderlerinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 5.025,60 TL'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600 TL arabuluculuk verilen kararın niteliği nazara alınarak ücretinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 3.456,00 TL'nin davalıdan alınarak, bakiye 144,00-TL kısmın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
8-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 33.980,11-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 8.431,02-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince tarafların talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/05/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır