T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/735
KARAR NO: 2025/54
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 07/10/2024
KARAR TARİHİ: 23/01/2025
G. K. YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP: Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle: Müvekkiline ait olan ... plakalı araç, 13.06.2024 tarihinde sürücüsünün ... sahibinin ... olduğu ... plakalı araçla Bakırköy İstanbul'da maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, ilgili kazada davalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, müvekkiline ait araç, m plakalı ticari araç olup istanbul içinde taşımacılık yaptığını, söz konusu kazadan kaynaklı kullanılamamasından ötürü kazanç kaybının olduğunu, dava konusu kaza nedeniyle müvekkili şirketin aracının serviste kaldığını, müvekkili tarafından kullanılamadığından meydana gelen hasarın yanında işbu davaya konu olan hak mahrumiyetinin meydana geldiğini, davalıya ait aracın .... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi kapsamında sigortacısı olan ... Sigorta A.Ş. tarafından karşılandığını, davacının bu kaza sebebiyle aracının onarımda kaldığı süre boyunca aracını kullanamadığından, olumsuz etkilendiğini, zaman ve para kaybı meydana geldiğini, davalıya ait aracın ZMMS kapsamında sigortasının olduğunu, dolaylı bir zarar olan hak mahrumiyeti, sigorta teminatı kapsamında olmadığını, dava konusu alacağının sigortadan talep etme imkanının olmadığını, açıklanan ve mahkemece re'sen göz önüne alınacak nedenlerle, davanın kabulüne, bilirkişi raporu ile tespit edildikten sonra arttırılmak üzere şimdilik 10,00 TL hak mahrumiyeti tazminatının kaza tarihi olan 13.06.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı taraf sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının beyanlarını kabul etmediklerini, haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep ettiklerini, davalı ile aralarında 13/06/2024 tarihinde maddi hasarlı trafik kazasının gerçekleştiğini, kaza tespit tutanağından kusurlu göründüğünü, iş bu tutanak ile kusur durumuna itiraz ettiklerini, dava açmadan önce ilgili sigorta şirketine söz konusu zararla ilgili başvuru yapılması gerektiğini, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, dava konusu kazada sürücünün oğlu ..., araç sahibinin 2020 yılı doğumlu ... olduğu ... plakalı aracın ZMSS poliçesi kapsamında ... sigorta ile sigortalandığını, kazaya karışan ... plakalı araçta oluşan zarar iş bu sigorta şirketi tarafından karşılandığını, davacı tarafın hak mahrumiyeti iddialarını hak mahrumiyeti oluşmadığından kabul etmediklerini, davacı hak mahrumiyeti iddialarını ispat edemediğini, davacının talep ettiği 10 TL hak mahrumiyeti tazminatı, 10 TL kazanç kaybı tazminatı, 10 TL sigorta hasarsızlık indirimi zararı talebinde bulunması ekonomik, teknik ve maddi gerekçelere aykırı olduğundan reddini gerektiğini, açıklanan nedenlerle, öncelikle görevsizlik kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise davacının davasının reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Taraflara usulüne ilişkin tebligat yapılmıştır.
Dava, haksız fiilden kaynaklı tazminat davasından ibarettir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Dosya içerisine celp edilen ticaret odası ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere;"...VUK 177.1.madde de (2018 yılı itibariyle ) satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 190.000-TL veya satışlarının toplamı 260.000-TL yi aşanların 1.sınıf tacir sayılacağı düzenlenmiştir. Ticari ilişkinin başladığı ve devam ettiği 2013-2014 yıllarında bu miktarlar 2013 ve 2014 yılı için yıllık alımların 150.000-TL satımlar ise 200.000-TL dir. Davanın açıldığı 2015 yılında ise Maliye Bakanlığınca belirlenen asgari had alımda 160.000-TL satımda ise 220.000-TL dir. Vergi Dairesinden davalının yıllık gelir vergisi beyannameleri getirtilmiş olup incelendiğinde 2014 yılı alımları 52.210-TL satışları 84.872-TL olduğu ,2015 yılı dava tarihi itibariyle ise alımları 39.385-TL ,satışları ise ; 48.811 -TL dir. Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı ile ; "5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri," karara bağlanmıştır. Anlatılanlara göre davalının faaliyetinin VUK 177.madde 1 bent dahilinde olan restoran işletmesi olduğu ve işletme defteri tuttuğu , 2.sınıf tacir sayılabilmesi için yıllık alım ve satımlarının yukarıda yazılı miktarların yarısını aşması gerektiği, ; davalının ise bu tutarların yarısını aşan ölçüde olmadığı anlaşılmakla ;esnaf ölçülerinde olan davalının tacir bulunmaması nedeniyle asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin hükme yönelik olarak ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi, ... Esas, ... Karar.
Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; Davacının 13/06/2024 kaza nedeni ile ... plakalı aracın hak mahrumiyeti, ticari kazanç kaybı ve hasarsızlık indirime ilişkin zararlarının oluşup oluşmadığı, oluştu ise davalıların kaza nedeni ile kusuru olup olmadığı, kusurlu ise kusur ile zarar arasındaki illiyet bağı ve davacının zararının davalıların kusurlarına göre ne kadar olduğu, sigorta tarafından karşılanıp karşılanmadığı hususunda toplandığı dava konusu itibari ile mutlak ticari davalar arasında olmayıp, mahkememizin görevli olması için her iki tarafında tacir ve dava konusunun tarafların ticari işinden kaynaklanıyor olması gerekmektedir. Taraflar bakımından tacir araştırması yapılmış, Ticaret Odası yazı cevabından davacının tacir kaydının olmadığı bildirilmiştir, davacının tacir olup olmadığının tespiti İçin Vergi Dairesine yazılmış, yazı cevabından davacının işletme usulüne göre defter tuttuğu yönünde tespitte bulunularak son 5 yıla ait beyannameleri gönderilmiştir, beyannameler incelendiğinde, tacir sayılabilmesi için yıllık alım ve satımlarının yukarıda yazılı miktarların yarısını aşması gerektiği, ancak davalının ise bu tutarların yarısını aşmadığı , davalının tacir bulunmaması nedeniyle davalının yerleşim yeri dikkate alınarak Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeni ile mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere;
1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK 114/1-c ve 115/2 md gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna,
2- Taraflardan birinin,6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince ,
-Bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden ,
-Görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten,
-Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiği, aksi taktirde mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
3-HMK'nun 20 md gereğince, kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin ihtarına,
5- Yargılama gideri, vekalet ücreti ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,
Dair, davalı asil ile davalı asil velisinin yüzüne karşı HMK 394/5 ve 341/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 23/01/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır