T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/790
KARAR NO: 2025/57
DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ: 08/10/2024
KARAR TARİHİ: 23/01/2025
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP: Davacılar tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 05/01/1990 yılından beri ticari faaliyetini plastik hammede üretimi, satış, pazarlaması ve masterbaç üretimi yaptığını, müvekkil şirketin ortaklık yapısı iki ortaklı olup işbu husus Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarına bildirildiğini, müvekkil şirketin hakim hissedarı ve Yönetim Kurulu Başkanı ... olduğunu, davalı, müvekkili şirket bünyesinde 01.10.2010 tarihinde iş akdi ile çalışmaya başladığını, iş akdinin haklı nedenle işveren tarafından fesih edildiği 01.09.2017 tarihine kadar da iş sözleşmesine bağlı olarak çalıştığını, davalı işe girdikten sonra müvekkili şirket sahibinin güvenini kazanmış ve kendisine o zamanki yürürlükte olan Türk Ticaret Kanunu uyarınca anonim şirketteki asgari ortak sayısını yakalamak için % 001 (onbinde bir oranında) hisse verdiğini, yine bu hususta Ticaret Sicil Gazetesi ilanları ile sabit olduğunu, ayrıca davalı fabrika müdürlüğü, genel müdürlük ve yönetim kurulu üyeliği görevleri de süreç içinde verildiğini, davalı ...’in Yönetim Kurulu Üyeliği görevi 12.03.2018 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısına kadar devam ettiğini, ...'in müvekkili şirkette Yönetim Kurulu üyeliğine devam ederken şahsi menfaatleri uğruna .... San. ve Tic. A.Ş. isimli şirket yetkilisi olan eski yönetim kurulu üyesi ... ile birlikte ... San. ve Tic. A.Ş. üzerinden müvekkil şirkete karşı haksız rekabet içine girdiğini, davalı yeni şirketinde müvekkiline ait olan formülleri kullanarak üretim yapacakları için müvekkili ile ticari ilişkisi olan, müvekkilin müşterisi olan firmaları da arayarak, .... ile (yani müvekkil şirket) aynı ürünleri üreteceklerini, üretilecek ürünlerde ...’in malından hiçbir farkın bulunmayacağı ancak ...’in fiyatının % 30'u oranında daha uygun fiyata ürünleri kendilerine satabileceklerini söylediğini, yeni şirketinde müvekkil şirketin formülleri ile malı üretmesi, üretim için müvekkilin eski çalışanlarını kullanması ve onlara ticari sırları ifşa ettirmesi, hiçbir zahmete ve üretim maliyeti de ortaya koymadan elde ettiği formüllerle ürettiği malı müvekkilin satış fiyatının %30'u altına teklif ederek açıkça haksız rekabette bulunduğunu, davalının hukuka aykırı bu iş ve eylemleri sebebi ile aleyhinde Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinde .... E. sayılı dosyası ile tazminat davası açılmış olup ayrıca davalı aleyhinde savcılığa suç duyurusunda da bulunulduğunu, davalının suç teşkil eden ve haksız rekabet oluşturan iş ve eylemleri sebebiyle şüpheli aleyhine Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından .... sor. Sayılı dosyasından soruşturma yapılmış savcılık tarafından alınan bilirkişi raporu ile suç tespit edilerek şüpheli aleyhinde iddianame düzenlenmiş ve dava açıldığını, işbu dosya Küçükçekmece .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile derdest olduğunu, savcılık soruşturması sırasında 2018 yılında elinde müvekkile ait hiçbir senet olmadığını bizatihi savcıya söyleyen şüpheli bu sefer de 2019 yılında 2016 düzenlenme ve 2017 ödeme vadeli bir senet daha ortaya çıkardığını, davalı tarafından müvekkil şirket aleyhinde yine bir sahte senet hazırlamış ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu ile takip başlattığını, takibe konu edilen senet müvekkili şirket tarafından tanzim edilmemiş olup takibe konu edilen senet sahte bir senet olduğunu, Bu senetle ilgili olarak başlatılan takibe ve imzaya yapılan itiraz neticesinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü nün .... E. Ve ... K. Sayılı dosyasından 12.10.2021 tarihinde senet üzerinde ki imzanın müvekkile ait olmaması nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiğini, söz konusu senet ile ilgili olarak İstanbul .... Ağır Ceza Mahkemesince ... esas ve ... karar sayılı karar ile davalı hakkında resmi evrakta sahtecilik ve Nitelikli Dolandırıcılık suçlarından dolayı mahkumiyet kararı verilmiş ve verilen karar kesinleştiğini, açıklanan nedenlerle davalı ...'in müvekkil şirket nezdinde ki ortaklıktan ayrılması gerektiğini, açıklanan nedenlerle, davanın kabulüne, Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereği davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Dava konusu hissedarlık yasal zorunluluk nedeniyle değil, bilfiil müvekkilin karşılığını ödediği sermaye ve emekleri ile elde edildiğini, müvekkilinin davacı şirkette 8 yıl emek vererek çalışmış ve nihayetinde hissedar olduğunu, müvekkili adına nama yazılı hisse senedi çıkartıldığı tarih 06/01/2014 olduğunu, davacı şirket müvekkilini baskı ve mobbing ile şirketten uzaklaştırmış, hissesine düşen karpayları ödenmediği gibi, müvekkilinin işçilik alacaklarını dahi ödemediğini, mahkeme tarafından alacakların ödenmesine karar verilmiş olmasına rağmen ödemeden yıllardır imtina edildiğini, müvekkilinin azınlık hissedar olup, davacının ispat etmesi gereken husus, müvekkilin şirketin işleyişi ve karar mekanizmasında ne şekilde tıkanmaya sebep olduğu olduğunu, davalı müvekkil bugüne kadar şirketin genel kurul toplantılarında herhangi bir şekilde olumsuz oy kullanmadığı gibi, şirketi gereksiz talepler ile oyalamamış ve şirketin üretim ve işleyişindeki konularda olumsuz herhangi bir etkide bulunmadığını, davalının şirket toplantılarında olumsuz olarak kullandığı tek bir oy dahi yokken ortaklığın çekilmez hale geldiğine ilişkin iddia yerinde olmadığını, davalının huzursuzluk çıkarması değil, davacı ...'un şirketin tek sahibi olma çabası olduğunu, bu amaç başlı başlına Türk Ticaret Kanununa ve hissedarlık kavramının özüne aykırı olduğunu, davacı şirketin işleyişi eksiksiz bir şekilde sürmekte olup, karar mekanizmasına müvekkilin minimal hissesinin en ufak bir etkisi olmadığını, huzurdaki dava huzursuzluk çıkartan ortaklıktan çıkartılması değil, hakim ortağın şirketin tüm sahipliğini ele geçirme çabası olduğunu, müvekkili hissesinin piyasa değerinin kendisine ödenmesine de razı olmadığını, dava konusu hissede emeği vardır ve bu hisse mülkiyet hakkı ile korunduğunu, davacının iddia ettiği davaların müvekkili lehine sonuçlandığını, bu davaların hepsi davacıların bizzat şikayetçi olduklar ve müvekkili yıldırmaya çalıştıkları dava olduklarını, açıklanan nedenlerle, davalının bugüne kadar şirketin toplantılarında olumsuz oyu olmaması, şirketin karar mekanizmasına olumsuz etkisi olmaması ve iddia edilen davaların tamamının müvekkil lehine sonuçlandığı dikkate alınarak sırf azınlık hissedar diye hissesinin çoğunluk hissedara satışı talebinin anayasal mülkiyet hakkını ve TTK özüne aykırı olduğunu beyan eder, mahkemece re'sen dikkate alınacak nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Taraflar usulüne uygun tebligat yapılmıştır.
Dava, davalının anonim şirketteki ortaklığından çıkarılması istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK 114.maddesinde hukuki yarar dava şartları arasında sayılmıştır. HMK 115. maddesi hükmü gereği dava şartları yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmedir. Bu sayede, iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme)'nin 6.maddesi ve 1982 Anayasası'nın 36. maddesinde düzenlenen “hak arama özgürlüğü” nün dürüstlük kuralına uygun kullanılması sağlanabilecek; bu durum, haksız davalar açmak suretiyle, dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence oluşturacaktır. Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada ve devam eden süreçte halen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın, ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan söz edilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez. (Pekcanıtez, H./Atalay, O./ Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.297) ( Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2018/60E- 2020/3257 K sayılı 30.06.2020 tarihli kararı)
Davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için tek başına yeterli olmadığı gibi ideal veya ekonomik yarar da yalnız başına yeterli değildir. Davacının, hakkına kavuşmak için mahkeme kararına muhtaç olması gerekir.
Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 531/1. maddesinde haklı sebeplerin varlığında ,sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini teşkil eden pay sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilir.Mahkeme fesih yerine davacı pay sahiplerine, payların değeri ödenerek davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun bir çözüme karar verebilir. TTK sistematiğinde anonim şirketlerde sadece şirketin haklı sebeble feshi talebine olanak tanınmış olup, bir ortağın diğer ortağı haklı sebep olsa dahi ortaklıktan çıkartılmasını talep hakkı bulunmamaktadır. Limited şirkete özgü hükümlerin ise anonim şirkete uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2022/1837 Esas ve 2023/5518 Karar sayılı kararı)
"...Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının %45, davalının da %55 oranda davadışı şirkette pay sahibi oldukları, davacının şirketi münferiden temsile yetkili olduğu, davalının da temsil yetkisinin bulunmadığının anlaşıldığı, davacının münferit yetkili temsilci bulunduğu, başkaca temsile yetkili bulunmadığı, bu nedenle yönetim ve temsil yetkisini istifa ile sonlandırmasının mümkün olduğu, kendisi tarafından kullanılan temsil yetkisinin mahkeme tarafından kaldırılmasını talep etmesinde hukuki yararının olmadığı, 6102 sayılı Kanun'un 531 inci maddesinin birinci fıkrasında haklı sebeblerin varlığında sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini teşkil eden pay sahiplerinin, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceği, Mahkemece fesih yerine, davacı pay sahiplerine payların değeri ödenerek davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun bir çözüme karar verebileceği, 6102 sayılı Kanun sistematiğinde anonim şirketlerde sadece şirketin haklı sebeple fesih talebine olanak tanındığı, bir ortağın diğer ortağı haklı sebep olsa dahi ortaklıktan çıkartılmasını talep hakkı bulunmadığı, limited şirkete özgü hükümlerin ise anonim şirkete uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı, dava dilekçesi ve tensip zaptının davalıya tebliğ edildiği, ancak cevap verilmediği, bu hususa yönelik istinaf nedeninin de yerinde görülmediği, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir..." ¸T. C. Yargıtay ... . Hukuk Dairesi , ... Esas, ... Karar.
"...Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, TTK'nın 638. maddesinin limited şirketlere ilişkin düzenleme olduğu, anonim şirketler hakkında uygulanamayacağı, TTK'nın 208'nci maddesinde düzenlenen ve haklı nedenlerin bulunması halinde hakim şirkete azlığın haklarını satın alma hakkı veren düzenlemenin, anonim şirketlerde haklı nedenle ortaklıktan çıkarma talebine kanuni dayanak yapılamayacağı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda da anomim şirketlerde ortaklığın haklı nedenle son bulmasına ilişkin hüküm bulunmadığı davacıların davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin isitinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir..." T.C. Yargıtay.... Hukuk Dairesi, ... Esas, .... Karar.
"...Hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için, davacının bu davayı açmakta veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte bir çıkarının bulunması anlamına gelir. Davacının dava açmakta hukuk kuralları tarafından haklı bulunan, korunan, bir yararı olmalı; hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalıdır. Hukuki yarar HMK'nın 114. maddesi gereği dava şartı niteliğinde olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınması zorunludur.'' İstanbul BAM .... Hukuk Dairesi. ... Esas, ... Karar.
"...Somut olayda davacının %50, davalı diğer ortağın %50 oranda davalı şirkette pay sahibi oldukları, davacı ve davalı ortakların şirketi müştereken temsile yetkili oldukları, davacının, davalı şirketin kötü yönetildiğini ileri sürerek yönetim kurulunun yetkisinin kaldırılmasını,şirkete yönetim kayyımı atanmasını ve davalının haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılmasını talep ettiği anlaşılmaktadır..........Yukarıda anlatılanlar ışığında eldeki uyuşmazlıkta davacı vekilinin davalı şirket ortağının haklı sebeplerle ortaklıktan çıkarılmasını talep hakkı bulunmadığı gözetildiğinde mahkemece davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur..." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi, ... Esas, ... Karar.
Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlık davacılar ile davalı arasındaki güven ilişkisinin sona ermesi nedeni ile davalının .... San. Tic. A.Ş. Şirketinin ortaklığından çıkarılması şartlarının oluşup oluşmadığı hususunda toplandığı tespit edilmiştir. Her ne kadar davacı vekili davalının şirket ortaklığından çıkartılmasını talep etmiştir. Davacı davasını TTK m.531: 'Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler." hükmüne dayandırmış ise de burada bahsi geçen dava şirketin haklı nedenle feshine ilişkin olup mahkeme feshin son çare olmasından kaynaklı feshe alternatif çözüm olarak çıkarma kararı verebilecek olup davanın tarafları konu ve şartları dikkate alındığında iş bu maddenin bu davada uygulanması mümkün değildir. Ayrıca ileri sürülen haklı sebep ne olursa olsun, anonim şirketin, ortağının ortaklıktan çıkarılmasını talep hakkı bulunmamaktadır. Sadece, fesih ve tasfiye davalırına ilişkin 531.maddede, fesih yerine çıkarma kararı verme imkanı tanınmıştır. Davacıların TTK m.208’e göre hakim şirket azınlığın paylarını varsa borsa değeri üzerinden, böyle bir değerin bulunmaması durumunda ise TTK’nın 202. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen şekilde belirlenen değer ile davalı ...'in payını satın alarak ortaklıktan çıkartılması talebi bakımından ise Satın alma hakkı başlıklı TTK madde 208 hükmü ". Hâkim şirket, doğrudan veya dolaylı olarak bir sermaye şirketinin paylarının ve oy haklarının en az yüzde doksanına sahipse, azlık şirketin çalışmasını engelliyor, dürüstlük kuralına aykırı davranıyor, fark edilir sıkıntı yaratıyor veya pervasızca hareket ediyorsa, hâkim şirket azlığın paylarını varsa borsa değeri, yoksa 202 nci maddenin ikinci fıkrasında öngörülen şekilde belirlenen değer ile satın alabilir." şeklindedir. TTK'nın 208. maddesinde belirtilen hallerde, azınlık pay sahiplerinin şirket ortaklığından çıkarılabileceği ileri sürülmüş ise de TTK'nın 208. maddesinin "şirketler topluluğu" için getirilmiş hüküm olduğundan, somut olaya uygulanma imkanının bulunmadığı, şahıs unsuru önem kazanan limited şirketlerde haklı nedenle mahkeme kararı ile ortaklıktan çıkarılma ile ilgili ayrıca düzenleme yapıldığı (TTK.m.640/3), fakat anonim şirketlerde bu yönde bir düzenleme yapılmadığını, bu nedenle kanun koyucunun sermaye unsuru daha ön planda olan anonim şirketlerde pay sahipliğinin haklı nedenle sona erdirilmesi yönünde iradesinin bulunmadığını kabul etmek gerektiği, TTK'nın 208. maddesinde düzenlenen ve haklı nedenlerin bulunması halinde hakim şirkete azınlığın haklarını satın alma hakkı veren düzenlemenin, anonim şirketlerde haklı nedenle ortaklıktan çıkarma talebine kanuni dayanak yapılamayacağından Davacı şirketin açmış olduğu davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile 6100 Sayılı Kanunun 114/1-h, 115/2. Maddeleri uyarınca usulden reddine, Davacı hissedarın, diğer pay sahibinin ortaklıktan çıkarılmasını dava etme hakkı bulunmadığından bu talebin 6100 Sayılı HMK'nın 114/2 ve 115/2 fıkraları uyarınca özel dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı şirketin açmış olduğu davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile 6100 Sayılı Kanunun 114/1-h, 115/2. Maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
Davacı hissedarın, diğer pay sahibinin ortaklıktan çıkarılmasını dava etme hakkı bulunmadığından bu talebin 6100 Sayılı HMK'nın 114/2 ve 115/2 fıkraları uyarınca özel dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40 TL harcın peşin yatırılan 427,60 TL harçtan mahsubu ile, bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından karşılanan yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davadan feragat nedeniyle davacıdan alınarak hazineye irat KAYDINA,
6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde HMK 333.maddesi gereğince iadesine,
7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin ve davalı asilin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/01/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır