T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/805
KARAR NO: 2025/58
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 09/10/2024
KARAR TARİHİ: 23/01/2025
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP: Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle;Müvekkili şirkete ... no’lu Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan .... 'in maliki ve sigorta ettireni bulunduğu .... plaka sayılı araç 08.03.2024 tarihinde davalının işleteni bulunduğu ... istikametinde seyrederken yol üzerinde bulunan hangi araçtan ve ne zaman düştüğü tespit edilemeyen " KAPLAMA " tabir edilen kamyon lastiğine çarparak hasar gördüğünü, Karayolunun yapımı, bakımı ve işletmesi ile görevli ve sorumlu olan kuruluşlar karayolu yapısını trafik güvenliğini sağlayacak durumda bulundurmakla yükümlü olduğunu, işbu nedenle davalının sorumluluğunun olduğunu, kaza dolayısı ile sigortalının başvurusu üzerine eksper görevlendirilmiş ve eksperce gerekli inceleme yapılarak ekspertiz raporu tutulduğunu, oluşan hasar nedeniyle, 16.07.2024 tarihinde ... Tic. AŞ.ye 88.613,77 TL'si, 13.05.2024 tarihne yedek parça bedeli olarak ... AŞ.ye 4.543,20 TL'si, 16.07.2024 tarihinde mini onarım bedeli olarak .... AŞ.ye 2.419,28 TL'si olmak üzere toplam 95.576,25 TL.sı ödendiğini, söz konusu ödemelerden sonra borçlular hakkında Silivri İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını,icra takibine vaki itiraz üzerine takibin durduğunu, takibin durması üzerine arabuluculuğa başvurulduğunu, ... no ile anlaşamamaya yönelik son tutanak tutulduğunu, açıklanan nedenlerle, Silivri İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, yargılama masrafları ile avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.
CEVAP: Davalı taraf sunduğu cevap dilekçesinde özetle; 08.03.2024 günü, 00:10 sıralarında çok araçlı (3) maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, dava dışı sürücü ...’in sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın ‘’KAPLAMA’’ olarak tabir edilen kamyon lastiğine çarpması sonucu, lastik çarpmanın etkisiyle soldan ikinci şeride savrulduğunu, dava dışı ....’ın sevk ve idaresinde bulunan .... plakalı aracın aynı lastiğe çarpması sonucu ve aynı güzergah ve şeritte hemen arkasında seyir halinde olan dava dışı sürücü .... sevk ve idaresindeki .... plakalı aracın da aynı lastiğe çarpması sonucu gerçekleşen trafik kazası kapsamında meydana gelen zararın tazmini davacı tarafından rücuen talep edildiğini, dava konusu zararlandırıcı vakıanın meydana geldiği otoyolda müvekkili şirket gerekli tüm önlemleri alarak üzerine düşen yükümlülükleri titizlikle yerine getirdiğini, anılan sebeplerle söz konusu kazanın müvekkili şirketin kanundan doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklandığını iddia etmek açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kaza tespit tutanağı müvekkili şirketin yokluğunda hatalı ve eksik şekilde düzenlenmiş olduğundan delil olarak değerlendirilmesi ve hükme esas alınması mümkün olmadığını, kazaya karışan araç sürücüsünün hiçbir şekilde kusurunun bulunmaması ihtimali açıkça hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafın hasar iddiasının ve işbu değerin tazminine ilişkin taleplerinin hukuki bir dayanağı bulunmadığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, iddia olunan kazaya istinaden müvekkili şirketin herhangi bir kusuru bulunmamakla birlikte talep edilen bedeller haksız ve fahiş olduğunu, davacı tarafın müvekkili şirketin kusurunu ispatla yükümlü olduğunu, alacağın limit olmadığı nazara alınarakicra inkar tazminatına hükmedilmenin mümkün olmadığını, açıklanan sair sebeplerle, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla, haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, tüm yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.
Dava, haksız fill nedeni ile tazminat talebine ilişkin başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi isteminden ibarettir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Dosya içerisine celp edilen ticaret odası ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere;"...VUK 177.1.madde de (2018 yılı itibariyle ) satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 190.000-TL veya satışlarının toplamı 260.000-TL yi aşanların 1.sınıf tacir sayılacağı düzenlenmiştir. Ticari ilişkinin başladığı ve devam ettiği 2013-2014 yıllarında bu miktarlar 2013 ve 2014 yılı için yıllık alımların 150.000-TL satımlar ise 200.000-TL dir. Davanın açıldığı 2015 yılında ise Maliye Bakanlığınca belirlenen asgari had alımda 160.000-TL satımda ise 220.000-TL dir. Vergi Dairesinden davalının yıllık gelir vergisi beyannameleri getirtilmiş olup incelendiğinde 2014 yılı alımları 52.210-TL satışları 84.872-TL olduğu ,2015 yılı dava tarihi itibariyle ise alımları 39.385-TL ,satışları ise ; 48.811 -TL dir. Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı ile ; "5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri," karara bağlanmıştır. Anlatılanlara göre davalının faaliyetinin VUK 177.madde 1 bent dahilinde olan restoran işletmesi olduğu ve işletme defteri tuttuğu , 2.sınıf tacir sayılabilmesi için yıllık alım ve satımlarının yukarıda yazılı miktarların yarısını aşması gerektiği, ; davalının ise bu tutarların yarısını aşan ölçüde olmadığı anlaşılmakla ;esnaf ölçülerinde olan davalının tacir bulunmaması nedeniyle asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin hükme yönelik olarak ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi, ... Esas, ... Karar.
TTK'nın 1472’de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için sigortalı hangi mahkemede dava açabilecek ise sigortacının da aynı mahkemede dava açması gerekir.
"... Somut olayda; davacı kasko sigortacısı tarafından dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin sigortalının haklarına halef olarak davalı araç sürücüsü ile işleteninden rücuan tazminat talebiyle başlatılan takibe itirazın iptali talebinde bulunmuş olup, dava dışı sigortalının gerçek kişi olduğu, sigortalı aracın hususi araç olduğu, sigortalının tacir olduğuna dair dosyaya yansıyan herhangi bir belgenin bulunmadığı, davacı sigorta şirketinin halefiyet ilkesine dayalı olarak haksız fiil hükümleri uyarınca davalılara dava açtığı, uyuşmazlığın ticari nitelikte bulunmadığı ve zmm sigortasına karşı yöneltilen bir dava bulunmadığı anlaşıldığından uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir..." T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ .... HUKUK DAİRESİ, 24/12/2024 Tarih, ... Esas, ... Karar.
Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; DDavacının takip ve dava tarihi itibariyle sigortalısı ....'in ... plakalı aracın 08/03/2024 tarihinde ... istikametinde "kaplama" olarak tabir edilen kamyon lastiğine çarparak hasar göremsi nedeni ile davalının kusurlu olup olmadığı, kusurlu ise miktarının ne olduğu ve davacının zararının ne olduğu, TBK kapsamında haksız fiil nedeni ile sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, TTK'nın 1472. Maddesi uyarınca dava dışı sigortalının tacir olup olmadığı, mahkememizin görevli olup olmadığı, görevli ise davacının tahsili gereken tazminat miktarının ne olduğu, davacının bu tazminatı alep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği temerrüt tarihinin , uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve toplam alacağın ne olduğu, icra-inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda toplandığı dava konusu itibari ile mutlak ticari davalar arasında olmayıp, mahkememizin görevli olması için her iki tarafında tacir ve dava konusunun tarafların ticari işinden kaynaklanıyor olması gerekmektedir. Davacının dava dışı sigortalının halefi olduğundan bahisle TTK madde 1472 uyarınca dava dışı sigortalı hakkında tacir araştırması yapılmış olup, Ticaret Odası yazı cevabından davacının tacir kaydının olmadığı bildirilmiştir, davacının tacir olup olmadığının tespiti İçin Vergi Dairesine yazılmış, yazı cevabından davacının işletme usulüne göre defter tuttuğu yönünde tespitte bulunularak son 5 yıla ait beyannameleri gönderilmiştir, beyannameler incelendiğinde, tacir sayılabilmesi için yıllık alım ve satımlarının yukarıda yazılı miktarların yarısını aşması gerektiği, ancak dava dışı sigortalının ise bu tutarların yarısını aşmadığı , dava dışı sigortalının tacir bulunmaması nedeniyle Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeni ile mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere;
1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK 114/1-c ve 115/2 md gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna,
2- Taraflardan birinin,6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince ,
-Bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden ,
-Görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten,
-Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiği, aksi taktirde mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
3-HMK'nun 20 md gereğince, kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin ihtarına,
5- Yargılama gideri, vekalet ücreti ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/01/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır