T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/807 Esas
KARAR NO: 2024/350 Karar
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 09/10/2024
KARAR TARİHİ: 18/12/2024
G. K. YAZILDIĞI TARİH : 20/12/2024
Davacı tarafından mahkememizde açılan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Fazlaya dair tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, taraflar arasında imzalanan 01 Ocak 2021 yürürlük tarihli Medya Hizmetleri Sipariş Formu ve ilgili .... Master Koşulları (No:....) ile 1 Şubat 2021 yürürlük tarihli Medya Hizmetleri Sipariş Formu ve ilgili .... Master Koşulları (No:....) çerçevesinde (i) bakiye borç miktarı 4.016.130 TL ve dava dilekçesi tarihi itibariyle işlemiş 1.174.869,85 TL faizden yapılan kısmi ödeme tutarı olan 385,900 TL'nin düşülmesi sonucu işlemiş 788.969,85 TL faiz ile birlikte toplam 4.805.099,85 TL'nin, faize faiz işletmemek kaydıyla, dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte Davalı Şirket'ten tahsili ile (ii) Davacının bilirkişilerce hesaplanacak munzam zararının işlemiş ve işleyecek faiziyle birlikte davalı şirketten tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirket tarafından karşılanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı ile müvekkili şirket arasında akdedilen Sözleşmenin T.C. Bakırköy ... Noterliği'nin .... Yevmiye nolu 15.10.2021 tarihli ihtarnamesi ile usule ve hukuka uygun şekilde fesih iradesi bildirilerek feshedildiğini, fesih tarihi itibariyle sözleşmeye dayalı olarak herhangi bir hizmetin de alınmadığını, fesih tarihi sonrası düzenlenen faturalara süresi içinde hukuka uygun olarak faturaya ve fatura içeriğine itiraz edildiğini ve kabul edilmeyerek iade faturanın tanzim edildiğini, işbu iade faturaların davacının da malumu olduğunu, müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı ile 01.04.2021 tarihinde yürürlüğe giren Sözleşme’nin "Yargı Yetkisi" başlıklı maddesinde her iki taraf arasında anlaşmazlık yaşanması halinde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri'nin yetkili olduğu düzenlendiğini, mahkemenizin davacı'nın taleplerine yönelik esasa girerek inceleme yapmasının hukuka aykırı olduğunu, esasa ilişkin inceleme yapılmaksızın yetkisizlik kararı verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili, davalının cevap dilekçesine karşı cevap dilekçesinde; Bakırköy Mahkemelerinin de İstanbul Mahkemeleri olarak anıldığını, sözleşmede doğrudan İstanbul Merkez veya Çağlayan Mahkemelerini yetkili kılan bir yetki sözleşmesinin bulunmadığını, sözleşmedeki hükümde İstanbul Mahkemelerinin münhasır olmayan yetkisi kabul edildiğinden, huzurdaki davanın yetkili mahkemede açıldığını, müvekkil şirket ile davalı şirket arasında imzalanan ... mecrasına ilişkin 1 Ocak 2021 yürürlük tarihli ... Sözleşmesi ile ... mecrasına ilişkin 1 Şubat 2021 yürürlük tarihli ... Sözleşmesi kapsamında, her iki sözleşmenin de 4. sayfasında yer alan "YARGI YETKİSİ" başlıklı maddesine göre: "Geçerli Kanun ve Yargı Yetkisi: Bu Sipariş Formu ve Anlaşma Türkiye Cumhuriyeti (T.C.) kanunlarına uygun olarak yönetilecek ve yorumlanacaktır. Her iki taraf da İstanbul Mahkemelerinin ve İcra Dairelerinin münhasır olmayan yargı yetkisini kabul eder." Maddenin lafzından da anlaşıldığı üzere taraflar İstanbul Mahkemelerinin münhasır olmayan yargı yetkisini kabul ettiklerini, İstanbul Mahkemeleri ifadesinin İstanbul'da yer alan tüm mahkemeleri kapsadığı ifade edildiğini, işbu dava bu çerçevede davalı'nın ikametgahı olan Bakırköy Mahkemelerinde açıldığını, ancak her halükarda kabul anlamına gelmemek üzere İstanbul Mahkemelerinden Çağlayan Adliyesi anlaşılacak olsaydı dahi, maddenin lafzında da belirtildiği üzere yetki sözleşmesi "münhasır olmayan" yargı yetkisini kabul ettiğini, yetkinin münhasır olmaması kesin yetki olmadığı ve genel yetkili mahkemelerde de dava açılabileceği anlamına geldiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yetki sözleşmesini düzenleyen 17. Maddesinin gerekçesinde; "Taraflar, yetkili kıldıkları mahkemenin yanında, kanunen yetkili kılınan genel veya özel yetkili mahkemelerin de yetkisinin devam etmesini istiyorlarsa, yani yetki sözleşmesinin münhasır olmayan yetki sözleşmesi şeklinde olmasını istiyorlarsa, bu durumun yetki sözleşmesinde ayrıca belirtilmesi gerekecektir." Huzurdaki davaya konu sözleşmede de tam bu şekilde yetkinin münhasır olmadığı ifade edildiğini, bu çerçevede her ne kadar her iki sözleşme kapsamında yetkili mahkemede dava açılmış olsa da, Bakırköy Mahkemelerinin genel yetkili mahkeme olduğu ve münhasır olmayan yetki sözleşmesi kapsamında Bakırköy Mahkemelerinde dava açılabileceğinin de açık olduğunu, zira genel yetki kuralı olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Genel Yetkili Mahkeme" başlıklı 6. Maddesi uyarınca "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." Davalı Şirket'in dava açıldığı tarihteki ikametgahı Bağcılar / İstanbul olduğundan ve Bağcılar Bakırköy Adliyesi yargı çevresinde olduğundan işbu davanın her halükarda yetkili mahkemede açıldığını, davalı şirket'in aksi yöndeki itirazlarının reddi ile davanın esasının incelenmesini talep etmiştir.
Mahkememizce öncelikle davalı yanın yetki ilk itirazının incelenmesi gerekmiştir.
Davalının usulüne uygun ve süresinde mahkememiz yetkisine itirazda bulunduğu görülmüştür.
Dava, Alacak isteminden ibarettir.
6100 sayılı HMK'nun yetki sözleşmesinin düzenlendiği 17'nci maddesinde; “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” denilmektedir. Bu maddeyle münhasır yetki sözleşmesi yapabilme imkânı getirilmiştir. Münhasır yetki sözleşmesinden; tarafların yetki sözleşmesi ile belirlenen mahkemenin dışında başka bir mahkemede dava açmama konusunda anlaşmış olmaları hâli anlaşılmalıdır. Başka bir deyişle, yetki sözleşmesinde taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça sözleşme ile belirlenen mahkeme veya mahkemelerin münhasır yetkili olduğu kabul edilmiştir. Taraflar şayet kanunla yetkili kılınan genel ve özel mahkemelerin yetkisinin de devam etmesini istiyorlarsa bu hususu ayrıca sözleşmede kararlaştırmaları gerekir. Burada vurgulanması gereken önemli hususlardan biri de HMK.nun 17. maddesinde öngörülen yetki sözleşmesinde belirlenen mahkeme ya da mahkemelerin münhasır hâle gelmesi kuralı ile kesin yetki kuralının birbirine karıştırılmaması gereğidir. Zira, yetkinin kesin olduğu hallerde yetki sözleşmesi yapılamaz.
HMK'nın yukarıda belirtilen maddeleri nazara alındığında; açılan davada dava şartları mevcut olup, davalının usulüne uygun yetki itirazı bulunmaktadır. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin yargı yetkisi başlıklı hükmüne göre, taraflar arasındaki ihtilaflarda İstanbul Mahkemelerinin yetkili olacağı kararlaştırılmıştır. Yetki anlaşması olması, uyuşmazlığın para alacağına yönelik olması, kesin yetkinin bulunmaması sebepleriyle yetkili mahkemenin yetki anlaşması gereğince İstanbul Adliyesi olduğu anlaşılarak, davalı vekilinin yerinde görülen yetki itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-6100 Sayılı HMK'nın 116/1-a maddesinde düzenlenen ilk itiraz olan, davalının yetki itirazının KABULÜ ile İSTANBUL TİCARET MAHKEMESİNİN YETKİLİ OLMASI SEBEBİYLE MAHKEMEMİZİN YETKİSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin yetkisizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın yetkili ve görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NE tevzi edilmek üzere İSTANBUL HUKUK MAHKEMELERİ TEVZİ MÜDÜRLÜĞÜ’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen yetkisizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların yetkili mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 18/12/2024
Başkan ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Katip ...
¸e-imzalı