T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/853 Esas
KARAR NO: 2024/367
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/10/2024
KARAR TARİHİ: 23/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03.01.2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçsinde özetle; Müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişkinin sonlanmasına binaen davalı şirket tarafından hizmetin bedeli adı altında 17.05.2024 tarihli .... nolu fatura düzenlendiğini, müvekkilinin davalı şirket nezdinde kalmış olan alacağının tahsili amacıyla Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü’nün .... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, icra dosyasından düzenlenen ödeme emri davalı ... Sanayi Limited Şirketi Nazilli Şubesi’ne tebliğ edildiğini, davalı şirket tarafından 12.08.2024 tarihinde icra dosyasında yetkiye, borca ve ferilerine itiraz edildiğini, icra müdürlüğünce düzenlenen tensip zaptıyla takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı şirketin, müvekkilinin alacağının likit ve muayyen olmasına rağmen icra dosyasında borca, yetkiye, borcun ferilerine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini, itirazın iptali ve icra ve inkar tazminatı talepleri için dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, Bakırköy Arabuluculuk Bürosu .... arabuluculuk dosya nolu 11.09.2024 tarihli arabuluculuk anlaşamama son tutanağı düzenlendiğini, müvekkili Motomania ticaret unvanlı ... Mah. .... Sk. No: 1 D Zeytinburnu/ İstanbul adresli şahıs şirketinin sahibi olduğunu, müvekkili davalı şirket ile bayilik ilişkisi kapsamında motor satımı, yedek parça satımı ve yetkili servis hizmeti olarak üç hususta anlaştığını, bu anlaşma doğrultusunda başlangıçta müvekkili davalı şirkete banka aracılığıyla yaklaşık 1.022.000,00-TL(bir milyon yirmi iki bin TL) bir ön ödeme yaptığını,bu ön ödeme karşılığında davalı şirket tarafından müvekkiline motor ve yedek parça temini sağlandığını, müvekkili ile davalı şirket arasındaki bayilik ilişkisi kapsamında müvekkilin yaptığı satışların ödemeleri davalı şirketin hesabına yapıldığını, müvekkilinin mağazasına gelen müşteriye, ödeme yapacağı aşamada davalı şirketin kart sistemi üzerinden taksit yapılıp ,ödemelerin doğrudan davalı şirketin hesabına geçtiğini, müşteri tarafından yapılan ödemelerin daha sonrasında ilgili kesintiler yapılarak müvekkilin hesabına gönderildiğini, müvekkili tarafından yapılan siparişlerin davalı şirkete önden bir miktar para gönderip bu para üzerinden sipariş edilen ürünlerin ücretlerinin düşülmesi şeklinde gerçekleştiğini, bu para transferinin davalı şirketin müvekkiline erişime açtığı cari hesap ekranı üzerinden görülebildiğini, müvekkil davalı şirketle arasındaki alım-satımı ve bundan kaynaklanan kalan bakiyesini görebildiğini, müvekkiline bu bakiyenin nakit olarak çekilmesinin mümkün olmadığının belirtildiğini, müvekkili mağazasının karşısında .... Motor isimli aslında davalı şirketin genel merkezi olarak hizmet veren bir işletme olduğunu, bu işletmenin müvekkili tarafından satılan aynı ürünlere davalı şirketçe müvekkile sundurulan fiyat ve taksit imkanlarından daha cazip imkanlar sunarak müvekkili bu süreçte zarara uğrattığını, müvekkili davalı şirketle temasa geçtiğinde müvekkile "ilgileneceğiz, düzeltme yapacağız" şeklinde sorunu çözümsüz bırakan cevaplar verildiğini, müvekkilinin bayisi davalı şirketçe tabiri caizse rekabeti artırmak amacıyla kullanıldığını, müvekkilinin son motor siparişinde de 6 adet motor sipariş etmesine rağmen 2 adet motor için fatura kesilmesi ve 2 adet motor gönderileceğinin belirtilmesi üzerine artık bu ticari ilişkinin sürdürülemez boyuta geldiğini düşündüğünü, davalı şirkete siparişi geçilen 2 adet motoru iade ettiğini ve bayilik ilişkisini sonlandırmak istediğini bildirdiğini, bahsi geçen 2 adet motor için iade faturası kesmesi ve bayilik ilişkisini sonlandırma bildirimi sonrası müvekkilin davalı şirket nezdinde yaklaşık 855.618,00-TL olması gereken bakiyesi yaklaşık 566.600,00-TL'ye düşürüldüğünü, hizmet bedeli adı altında 71.448,06-TL ve başka bir icra dosyasının ve davanın konusu olan 217.570,01-TL müvekkilin bakiyesinden haksız ve hukuka aykırı bir şekilde düşüldüğünü, bunun sonucu olarak müvekkile 566.600,00-TL bir ödeme yapıldığını, müvekkili tarafından bakiyesinden kesinti yapılıp hizmet bedeli adı altında faturalandırılan 71.448,06-TL'nin sebebi sorulduğunda davalı şirket tarafından, müvekkilinin ürün satışı sırasında müşteri ödemelerinin davalı şirketin hesabına yapılması sebebiyle davalı şirket tarafından bu ödemelerin müvekkiline gönderilirken kesilen havale/eft ücreti olduğu cevabı verildiğini, bu hususta müvekkilinin böyle bir uygulamadan haberi vardır ne de davalı şirketle aralarında bir anlaşma mevcuttur. bayilik ilişkisine son verilmesine sebep vakıa akabinde müvekkilin daha önce karşılaşmadığı bir hizmet kaleminin müvekkile dayatılması ve parasının tabiri caizse gasp edilir şekilde ödenmemesinin açıkça tacirlik müessesine yakışmayan haksız bir uygulama olduğunu, davalı şirket tarafından müvekkiline gerçeğe aykırı bir şekilde hizmet bedeli adı altında 71.448,06-TL bedelli bir fatura düzenlenmesinin ve bu faturaya dayanılarak bakiyesinde kesinti yapılması suretiyle ödeme yapılmayarak müvekkilinin haksız, sebepsiz ve hukuki dayanaksız bir şekilde zarara uğratıldığını, müvekkili tarafından davalı şirket cari hesap sistemine mevcut durumda erişim sağlanamaması sebebiyle ilgili verilerin davalı şirketten celbini ve müvekkilinin alacağının muhasebe alanında yetkin bir bilirkişi tarafından incelenmesi yapılmasını, davalı şirketin Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün .... Esas sayılı dosyasına itiraz etmesi sonucu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra ve inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalının borçlu bulunduğu sabit olduğunu davalı tarafından haksız, hukuka aykırı ve kötüniyetli olarak yapılan itirazın iptalini ve davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan cevap dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin adresinin ... Mh. ... Cd. No:31/1/1 Üsküdar/İstanbul olduğunu, yetkili icra daireleri ve mahkemelerin İstanbul Anadolu Adliyesi İcra Daireleri/Mahkemeleri olduğunu, yetkiye itiraz ettiklerini, davacının varlığını iddia ettiği alacakları kabul anlamına gelmemekle birlikte zamanaşımı def'inde bulunduklarını, müvekkilinin alacaklı görünen tarafa hiçbir borcu bulunmadığını, bu hususun müvekkil ticari defterlerinin incelenmesi sonucu ortaya çıkacağını, davacı tarafından fatura/lar müvekkile tebliğ edilmediğini, buna ilişkin herhangi bir belge de bulunmadığını, davacı tarafından temel hukuki ilişki ispat edilmesi gerektiğini, ispat yükünün alacaklıda olduğunu, Yargıtaya göre tek başına fatura düzenlenip ticari deftere kaydedilmesi ilişkinin varlığı için yeterli olmadığını, bu varlığını diğer yazılı belgelerle davacının ispat etmesi gerektiğini, fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı olmak üzere davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Mahkememizce davacı ....'in tacir araştırmasının yapılması için Zeytinburnu Vergi Dairesi Müdürlüğü, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığı'na müzekkere yazılmış ve Vergi Dairesi yazı cevabına göre davacının işletme hesabı esasına göre ikinci sınıf tüccar olarak defter tuttuğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
HMK'nın 2. maddesine göre;
"(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.
(2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir."
TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE;
6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup, uyuşmazlık konusunun TTK'nın 4. maddesi kapsamında sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı gibi, yapılan araştırma neticesinde taraflardan hepsinin tacir olmaması nedeniyle uyuşmazlığın nispi ticari dava türüne girdiği de söylenemeyecektir. Dolayısıyla HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmesi, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK 114/1-c ve 115/2 md gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna,
2- Taraflardan birinin,6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince ,
-Bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden ,
-Görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten,
-Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren
2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiği, aksi taktirde mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
3-HMK'nun 20 md gereğince, kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin ihtarına,
5- Yargılama gideri, vekalet ücreti ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine dair,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı karar verildi.23/12/2024
Katip ....
¸E-imza
Hakim ....
¸E-imza