T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/867 Esas
KARAR NO: 2024/146 Karar
DAVA: Tazminat ( Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 07/06/2024
KARAR TARİHİ: 16/10/2024
G.K. YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2024
Davacı tarafından mahkememizde açılan Tazminat ( Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ....'ın dükkan ihtiyacını karşılamak amacıyla, İstanbul Küçükçekmece'de ... projesinde bulunan .... ada 2 parsel B1-121 no’lu bağımsız bölümü almak hususunda davalı ... İnşaat ve ... ile 19.07.2020 tarihinde anlaşmış olduğunu, bahse konu taşınmazlar için müvekkilinin B1-121 nolu Dükkan için 2.074.576,27 TL bedel ödeyeceğini, A - 37 nolu Daire için 515.000,00 TL bedel ödeyeceğini, yapılan sözlü görüşmeler,tanıtım broşürleri ve yazılı anlaşma gereği davalıların B1-121 nolu Dükkan için en geç 30 Nisan 2021 tarihinde A - 37 nolu Daire için en geç 30 Ekim 2020 tarihinde eksiksiz vaziyette teslim edeceğini taahhüt etmiş olduğunu, müvekkilinin sözleşmeye güvenerek, sözleşmenin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak, davalıların kararlaştırdığı tarihte söz konusu taşınmazları devretmediğini, açıklanan tüm bu nedenlerle taşınmazların eksiksiz devredileceği tarihten bu yana davalıların kusuru sebepli müvekkile geç teslimden dolayı kira bedeli olarak şimdilik dükkan için 6000 TL ve daire için 6.000 TL ayrı ayrı toplam 12.000 TL kira bedelinin arabuluculuk başvuru tarihi olan 14.07.2023 tarihinden itibaren hesaplanacak ticari avans faizleri ile davalılardan tahsiline karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..... Başkanlığı vekili cevap dilekçesini özetle; Kanun hükümleri incelendiğinde, ayıp halinde sadece satıcıya değil, alıcıyada yükümlülüklerin getirildiğini, söz konusu madde hükmüne göre, alıcının, satılanı mümkün olur olmaz muayene etmesi gerektiğini, sonucundada tespit ettiği veya etmesi gerektiği ayıpları derhal satıcıya ihbar yükümlülüğü altında olduğunu, aksi halde satılanı o haliyle kabul etmiş sayılacağının düzenleme altına alındığının görülmekte olduğunu, davacının süresi içinde bir ayıp ihbarında bulunmadığı gibi teslim tarihinde iddia edilen ayıpların hiçbirinin bulunmadığını, iddia edilen ayıpların gerekli bakım onarımların zamanında ve gerektiği gibi yapılmamasından kaynaklanmakta olduğunu, davanın bu nedenle de reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu proje kapsamında yüklenici tarafından mücbir sebepler nedeniyle süre uzatımı talep edildiğini, ayrıca kabul anlamında olmamak kaydı ile davacı tarafın talep konusu yaptığı kira geliri mahrumiyeti talebinin de fahiş olduğunu, söz konusu faizin başlangıç tarihinin yeni açılan dava tarihi olması gerekirken davacı tarafın daha önce açılmış olan dava tarihinden itibaren faiz istem talebinin doğru olmayıp, kötü niyetli olduğunu, somut durumunda proje yapımının aksamasında kurumun hiçbir kusuru olmadığını, yüklenici firmadan kaynaklanan sıkıntını ise salgın hastalıktan kaynaklanmakta olup yüklenici açısından mücbir sebep teşkil ettiğini, arz ve izah edilen nedenler karşısında haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep etmiştir.
Davalı ... İnşaat ve Yatırım A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın zamanaşımına uğramış olan alacakları yönünden işbu davanın zamanaşımı nedeniyle reddini, davacı tarafından satın alınan daire ve dükkan sözleşme hükümleri uyarınca süresinde teslim edildiğini, tüm dünyayı etkileyen ve müvekkil şirketten kaynaklanmayan pandemi halinin davacı ile davalı arasındaki sözleşme açısından "mücbir sebep" niteliğinde olduğunu, müvekkilin iradesi dışında gerçekleşen idare aleyhine açılan davalar ve metro çalışmalarına uyum için belediyeden cevap beklenen sürelerin de teslim süresine eklenmesi gerektiğini, Metro inşaatının yapımına ve projenin işleyişine yönelik karar verme yetkisi idareye ait olduğundan müvekkil şirketin bu duruma müdahale edebilecek konumda olmadığını, arz ve izah edilen nedenlerle; öncelikle, huzurdaki dava yetkisiz mahkemede açıldığından davanın usulden reddine, aksi kanaatte varılması halinde, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini vekaleten arz ve talep etmiştir.
İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/08/2024 Tarih, ... Esas, ... Karar sayılı yetkisizlik kararı üzerine dosya mahkememize tevzi edilmiş olduğu anlaşıldı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı tazminat isteminden ibarettir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı)
Somut olayda: Yetkisiz mahkeme tarafından celp edilen ticaret odası ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davacı Yasin İlhan'ın tacir olmadığı ve ticaret sicil kaydının bulunmadığı görülmüştür.
Davalı inşaat şirketinden, İstanbul ... ada 2 parsel üzerine inşa edilecek olan B1 Blok - 121 nolu dükkan ve A Blok 37 nolu daire niteliğine haiz taşınmazların satın aldığı, davacının bir konut ve bir dükkan alması nedeniyle konut ihtiyacını gidermek amacıyla hareket ettiğinden bahsedilemeyeceği ve bu sebeple tüketici konumunda olmadığı; yine taşınmazların ticari işletme faaliyeti gereği satın alındığına dair dosya kapsamında bir bilgi ve belge de bulunmadığı ve yine davacının tacir olmadığı, buna göre davaya bakmak görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşılmaktadır.(İstanbul BAM 18. H.D. 2022/2719 E. - 2022/2557 K. Sayılı ilamı; Ankara BAM 13 H.D. 2023/1272E. 2023/1072K. ve İstanbul BAM 37. H.D. 2020/1983 E. - 2021/306 K. Sayılı kararı.)
Yine, uyuşmazlığın TTK' da düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi özel bir düzenleme ile uyuşmazlığın ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğu belirtilmediği için de davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde(Yargıtay 3. H.D.sinin 03.06.2020 gün ve 2020/220 E. - 2020/525 K. sayılı kararı) görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. 6100 sayılı HMK'nın 115/2.maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ve görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın, dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine,
4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)
5-6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine,
6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda oy birliği ile verilen karar açıkça okundu. 16/10/2024
Başkan ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Katip ...
¸e-imzalı