T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/87 Esas
KARAR NO : 2025/94 Karar
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 06/09/2024
KARAR TARİHİ : 05/02/2025
G. K. YAZILDIĞI TARİH : 24/02/2025
Davacı tarafından mahkememizde açılan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin .... tarih ve ... sayısında yayınlanan kuruluş ilanı ile davalı firmanın kurucu ortağı olarak diğer 3 ortak ile beraber .... İTHALAT İHRACAT TİC.AŞ. firmasını kurduğunu, şirket ortaklarından ...'ın ilk 3 yıl için münferiden temsile yetkili kişi olarak seçildiğini ve ilan edildiğini, şirketin kurulduğu günden bu yana gayrı faal olduğunu herhangi bir iş veya işlemi gerçekleştirmediğini, kuruluş işlemlerinin ardından ortaklar arasında hukuki ve ticari anlaşmazlıklar baş gösterdiğini, şirketin herhangi bir karar almak için toplanmadığı gibi yasal süreler içerisinde genel kurul toplantılarının da yapılamadığını, yönetici ortak ... ile diğer ortaklar arasındaki iletişim 3 yıldır kurulamadığı gibi şirketin ticari ve mali defterlerine de taraflarınca ulaşmanın mümkün olmadığını, şirket ortaklarından Almanya uyruklu .... ve ...'in de şirketin feshini talep ettiğini, bu ortakların vekaletleri ve davayı kabul beyanlarını dosyaya sunacağını, Yargıtay ve doktrindeki görüşlere göre Anonim şirketin kötü yönetilmesi, genel kurul toplantılarının yapılmaması, toplantıya katılım olmamasına rağmen imzaların şüpheli şekilde tamamlanması, şirket fiilen iflas etmiş ve borca batık bir durumda olmasına rağmen, TTK’nın ilgili maddeleri ısrarla tatbik edilmeyerek bu konuda genel kurulun olağanüstü toplantıya çağırılmaması şeklinde gerçekleşen genel kurul toplantılarındaki usulsüzlüklerin şirketin feshi için yeterli neden teşkil ettiği yönünde olduğunu, neticede .... İTHALAT İHRACAT TİC.AŞ.'nin feshine, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine, vekalet ücretinin Avukat olarak adlarına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirkete mahkememizce tebligat çıkarıldığı, usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak davalı şirket tarafından davaya süresi içerisinde cevap verilmediği görüldü.
Dava dilekçesi, taraf beyanları, gelen müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Dava; 6102 sayılı TTK'nın 531'nci maddesi uyarınca davalı şirketin haklı nedenlerle fesih - tasfiyesi istemine ilişkin olduğu görülmüştür.
6100 Sayılı HMK' nın 137. maddesi kapsamında taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu: Davalı şirketin fesih koşullarının oluşup oluşmadığı, fesih için davacı yönünden haklı sebeplerin bulunup bulunmadığı, haklı sebep koşulunun oluşup oluşmadığı, şirketin faal olup olmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabı incelendiğinde; feshi istenilen ... sicil numarasında kayıtlı bulunan davalı ...'nin adresinin, ... Mah. ... Sk. .... Sitesi No: 2B/7 Büyükçekmece / İstanbul olduğu görülmüştür.
Davalı şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırlarında olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre HMK'nun 14/2 maddesi gereğince işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK'nun 1521. maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır.
Davalı şirkete ait İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarının incelenmesinde; Davacının, davalı şirketin %25 ortağı olduğu görülmüştür.
6102 Sayılı TTK'nın "Haklı Sebeplerle Fesih" başlıklı 531.maddesinde; haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahiplerinin, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceği, mahkemenin, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebileceği düzenlenmiştir.
Dava dilekçesi içeriğinde, fesih talebinin haklı nedenle fesih iddiasına dayandırıldığı görülmüştür.
Haklı sebepler kanunda tahdidi olarak düzenlenmemiş olup yargı kararları ve doktrinde yer verilen bazı haklı sebep teşkil edebilecek fiil ve davranışlar; bir ortağın şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması, bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi, bir ortağın kişisel menfaatleri uğruna şirketin ticaret unvanını veya mallarını kötüye kullanması, bir ortağın uğradığı sürekli bir hastalık veya diğer bir sebepten dolayı üstüne aldığı şirketin işlerini yapmak için gerekli olan yeteneği ve ehliyetini kaybetmesi, uzun süre kar dağıtılmaması, gereksiz sermaye arttırımları ile azınlığın etkisizleştirilmeye çalışılması, ortakların bilgi alma ve denetim haklarının kullandırtılmaması, aile şirketlerindeki husumet ve ortaklar arasındaki çekişmeler emsal oluşturabilecek niteliktedir.
Gerek doktrinde gerekse de Yargıtay Kararlarında Anonim Şirket faaliyetinin tamamen durmuş olması (Vergi kaydının silinmesi) durumunda haklı nedenin var olduğunun belirtilerek şirketin haklı nedenle feshedilebileceğinin kabul edilmektedir.
Yargıtay 11. Hukuk dairesinin olayla örtüşen 2015/2197 Esas, 2015/3596 Karar ve 16.3.2015 tarihli bir kararında “ Dava, davalı şirketin fesih ve tasfiyesi istemine dair olup, mahkemece yukarda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de, davacılar vekili dava dilekçesinde ve yargılama esnasında, davalı şirketin sermaye ve kanuni yedek akçelerinin tamamını yitirdiği halde şirket yönetiminin 6102 Sayılı TTK’nın 376. maddesindeki gereklilikleri yerine getirmediği iddiasının yanında davalı şirketin işletme konusunun imkansız hale geldiğini, şirket yöneticilerinin davalı şirketin bir kısım demirbaş ve makinelerini kendilerine ait şirketlere aktarararak davalı şirketi gayri faal hale getirdiklerini, makine ve techizatın bu şekilde başka şirketlere aktarıldığı hususunda tespit raporu bulunduğunu, TTK’nın 531/1. maddesi uyarınca haklı sebeplerin varlığı halinde şirketin feshine karar verileceğini ileri sürmüştür. Mahkemece, bu iddialar hakkında bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın salt şirket bilançolarına göre davalı şirketin borca batık olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulmasını gerektirmiştir. “ şeklinde karar verdiği de görülmüştür.
Yargıtay'ın yine somut olayla örtüşen başka bir kararında, şirketin “uzun yıllar ciddi bir faaliyetinin olmamasının” haklı sebep olduğu belirtilmiştir. (Yargıtay 11 HD. E. 1999/3660, K.1999/5545, T. 21.6.1999,)
Dosya içerisine celp edilen ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığı üzere, davalı şirketin ilk kurulduğu günden beri mali genel kurul yapmadığı görülmüştür.
Mahkememizce çıkartılan tebligatın TK'nın 35.maddesi uyarınca tebliğ edildiği ve yapılan kolluk araştırması sonucunda davalı şirketin sicil adresinde faaliyet göstermediği anlaşılmıştır.
Davalı şirketin SGK borcunun bulunmadığı görülmüştür. Vergi Dairesi kayıtlarına göre de, davalı şirketin yapılan yoklamada faaliyette bulunmadığı görülmüştür.
Tüm bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının, davalı şirketin % 25 pay sahibi olduğu, genel kurulun uzun süreden beri toplanmadığı, yapılan araştırmalar sonucunda davalı şirketin sicil adresinde faaliyet göstermediği, gayri faal olduğu, şirketin feshini şirket ortağının talep ettiği anlaşılmakla davacının talebinin 6102 Sayılı TTK' nın 531. maddesindeki şartları taşıdığı, haklı sebebin bulunduğu ve bu haliyle davacının fesih için talepte bulunması açısından hukuki yararının olduğu kabul edilmiş ve davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak davacının atanmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının KABULÜ ile;
-İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün .... sicil numarasında kayıtlı bulunan davalı ...'NİN TTK'nun 531. maddesi hükmü uyarınca FESİH VE TASFİYESİNE,
2-Tasfiye işlemlerini başlatıp sonuçlandırmak üzere davacı ... (TCKN:...)'nin TTK'nun 536/3. maddesi uyarince şirkete tasfiye memuru olarak ATANMASINA, bu hususta kendisine yetki VERİLMESİNE,
3-Tasfiye memuruna şirketin ortağı olması sebebiyle ücret takdirine YER OLMADIĞINA,
4-Şirketin feshi ve tasfiyesine ilişkin mahkememiz kararının kesinleşmesine müteakip tasfiye memurunun görevinin kendisine TEBLİĞİNE,
5-Keyfiyetin karar kesinleştiğinde TESCİL VE İLANINA, tescil ve ilan masraflarının ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça KARŞILANMASINA,
6-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 427,60-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
-Davacı tarafça sarf edilen toplam 916,00-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafından sarf edilen tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 567,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/02/2025
Başkan ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Katip ...
¸e-imzalı