T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31. HUKUK DAİRESİ
(İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(HMK. 353/1-b.2 Mad. Uyarınca Kararın
Kaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulmasına)
ESAS NO: 2024/902
KARAR NO: 2024/954
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN: ... (...)
ÜYE: ... (...)
ÜYE: ... (...)
KATİP: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/06/2024
NUMARASI: 2020/592 Esas - 2024/430 Karar
DAVACI - KARŞI DAVALI :
VEKİLLERİ
DAVALI-KARŞI DAVACI
DAVANIN KONUSU: Eser Sözleşmesine Dayalı Alacak
KARAR TARİHİ: 07/11/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/11/2024
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkin davada, mahkemece asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde;
İDDİA:
Davacı karşı davalı vekili, müvekkili ile davalı arasında 31/07/2014 tarihli eser sözleşmesi kapsamında 200,00 m korkuluk ve 150,00 m süpürgelik yapımı ve teslimi konusunda anlaşmaya varıldığını, davalı şirketin istekleri doğrultusunda 444,50 m paslanmaz camlı korkuluk ve 263,00 m paslanmaz süpürgelik imal edilerek montajı yapılmış şekilde davalıya teslim edildiğini, yapılan işin, tamamına ilişkin 24/10/2014 tarihli ve 090847 nolu faturanın davalıya tebliğ edilerek iş yapım bedeli olan 165.111,50 TL'nin davalıdan talep edildiğini, ancak davalının 77.631,50 TL bedeli ödemediğini, davalının kalan borcunu ödememek için müvekkiline ihtarname gönderdiğini ve Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/197 D.iş sayılı dosyası ile tespit ettirdiği eksiklikleri 7 günlük sürede tamamlamasını talep ettiğini, diğer inşaat işlerinin gecikmesi nedeniyle müvekkilinin bir müddet beklemek zorunda kaldığını, sonrasında işlerini tamamlamak üzere iş yerine geldiğinde davalı tarafın işin yapılmasını engellediğini, davalının Ankara 9. Noterliğinden gönderdiği 12/01/2015 tarih ve 498 sayılı ihtarı ile sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, kalan alacak miktarının muhakeme gerektirmesi nedeniyle iş bu belirsiz alacak davasını açılması zorunluluğu doğduğu ileri sürerek, 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 07/02/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 70.678,00 TL'ye yükseltmiştir.
SAVUNMA:
Davalı karşı davacı vekili; davacının açmış olduğu davayı belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki bir yarar bulunmadığını, taraflar arasında 24/07/2014 tarihli sözleşmenin yapıldığını, davacının yapmış olduğu işlerde sözleşmeye uymadığını, işin bitirilmesi gereken son tarih olan 18/08/2014 tarihinde de bitirilemediğini, yüklenicinin işi tamamlamamakta ısrar etmesi üzerine Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/197 D.iş dosyası ile tespit yaptırıldığını, bilirkişi raporu ile tespit edilen hatalara ve tamamlanmayan işlere yasal süresi içinde itiraz edilmediğini, bilirkişi raporundaki eksikliklerin giderilmesi için 25/12/2014 tarih ve 23129 yevmiye nolu ihtarname gönderildiğini, ihtara rağmen eksikliklerin giderilmesi için bir girişimde bulunmaması nedeniyle sözleşmenin 28/01/2015 tarih ve 01605 yevmiye nolu ihtarname ile haklı bir nedenle feshedildiğini, işin 18.08.2014 ile 28/01/2015 tarihleri arasındaki süre olan 163 gün geciktiğini, bunun da 122.500,00 TL gecikme tazminatına tekabül ettiğini, bu cezai şartın 94.500,00 TL'lik kısmı için Ankara 9. Noterliği'nin 12/12/2014 tarih ve 19126 yevmiye nolu ihtarnamesi çekilerek davalının temerrüde düşürüldüğünü, talep edilen 77.631,50 TL bedelin ödenmesinin beklenmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiş, karşı davasında ise, davacı karşı davalının işi eksik hatalı yaptığının sabit olduğunu, bu nedenle sözleşmenin 7. maddesi gereği işin son teslim edilmesi gereken tarihten feshedildiği tarihe kadar günlük 750,00 TL cezai şart uygulanması gerektiğini, korkulukların tamamlanmaması nedeniyle spor salonu ve ana okulunun uzun süre kullanılamadığını, korkuluklardaki PVB hatlarının temizlenmemesi nedeni ile korkuluğu tutan birçok kişinin elinin kesildiğini, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, noksan işlerin bir bölümünün sözleşmenin 7. maddesine göre davalının düzelttiğini bunun maliyetinin 20.626,40 TL olduğunu, düzeltilmeyen birçok eksikliğin bulunduğunu ileri sürerek, karşı davanın kabulü ile, davacının işi bitirmede gecikmesi nedeni ile fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik, 5.000,00 TL cezai şartın ve nam ve hesabına yaptırılmış ve yaptırılacak işler için fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 5.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; "Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacak istemine, karşı dava ise yine aynı sözleşmeden kaynaklanan eksik-ayıplı iş bedeli ile cezai şart istemine ilişkindir.
Eser sözleşmesinin varlığı, hukuki işlem olduğundan, HMK 200. madde gereğince değeri itibariyle kural olarak ancak belge, ikrar, yemin, ticari defter kayıtları gibi kesin delillerle kanıtlanabilir. Tanıkla ispat ancak değeri itibariyle belirli miktarı aşmamasına veya karşı tarafın açık muvafakatına bağlıdır. Faturanın düzenlenmiş olması tek başına ispata elverişli olmayıp, karşı tarafın ticari defterlerine kayıt edilmişse, HMK 222. madde gereğince akdi ilişkinin varlığını kanıtlar.
Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK'nın 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesi ayıbı işin kusurlu olması veya sözleşmeye aykırı bulunması olarak tanımlamıştır. Ayıp eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. TBK'nın 474/I. maddesine göre iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde eseri muayene edip varsa ayıplarını yükleniciye bildirmesi gerekir. TBK'nın 474/I. maddesine göre açık ayıplarda bildirimin "işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz" diğer bir ifadeyle işlerin olağan akışına göre geç sayılmayacak bir süre içinde, TBK'nın 477. maddesine göre gizli ayıplarda ise gizli ayıbı öğrenir öğrenmez gecikmeksizin yapılması gerekir. Ayıp halinde iş sahibinin hakları 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları sözleşmeden dönme, bedelden indirim yapılmasını veya ayıbın giderilmesini talep etme haklarıdır. Eserin iş sahibinin kullanamayacağı derecede ayıplı olması veya hakkaniyet kaideleri gereği eseri kabul etmesinin iş sahibinden beklenememesi veya eserin sözleşmede açıkça kararlaştırılan nitelikleri taşımaması halinde iş sahibi eseri kabulden kaçınarak sözleşmeden dönebilir. Eserdeki ayıpların eserin reddini reddini gerektirecek nitelikte önemli olmaması halinde ise diğer seçimlik hakların kullanılması gerekir. Diğer taraftan ayıbın varlığını ihbar şekil koşuluna bağlı olmayıp tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir. Öte yandan ayıplı işlere ilişkin ihbar mükellefiyeti getiren kanun koyucu eksik işler yönünden iş sahibine böyle bir yükümlülük yüklememiştir. Bir başka deyişle, eksik işlerde ihbara gerek olmaksızın zamanaşımı süresi içerisinde eksik işler bedeli her zaman talep edilebilir.
Ayıp hâlinde iş sahibinin hakları TBK’nın 475. (BK, m. 360) maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları; eserin iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule icbar edilemeyecek derecede ayıplı olması hâlinde sözleşmeden dönme, eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim yapılmasını isteme veya aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteme haklarıdır. İş sahibi bu seçimlik haklarının yanında ayıplı meydana getirilmiş olan eserin neden olduğu zararın tazminini de isteyebilir. Başka bir anlatımla iş sahibi tazminat hakkı ile seçimlik haklarını birlikte kullanabilir. Tazminatın istenebilmesi için de, ayıpta yüklenicinin kusurunun bulunması ve ayıp ihbarının süresinde yapılmış olması gerekir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay HGK'nın 22.09.2021 tarihli ve 2017/(15)6-3030 Esas, 2021/1077 Karar sayılı kararında da değinilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, iddia, savunma, tarafların ticari defter ve kayıtlar ile Ankara 6 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/197 D.iş dosyası ile birlikte yapılan keşif toplanan tüm deliller ile dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde,
HMK.145.maddesine göre; " Taraflar kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler. Ancak bir delillin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyor ise süresi içerisinde sürülmemesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanıyor ise mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir." diye belirtilmiştir. Bu kapsamda Davacı taraf dava dilekçesinin deliller kısmında fotoğrafları delil olarak belirtilmiş olduğundan davacı tarafından dosyaya sunulan bu DVD fotoğraflar davacının dava dilekçesinde delili olduğundan dava dilekçesinde dayandığı fotoğrafları delil olarak kullanmış olup davalı taraf bu fotoğrafların üzerindeki tarihlerin değiştirildiği iddiasında bulunulmuş olup davacı şirketinin yetkilisi taraf bu iddia karşısında açılan kamu davası sonucu Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/09/2021 karar tarihli 2018/552 Esas, 2021/1265 Karar sayılı ilamı ile sanık ...'ın katılana dair fotoğrafların üzerindeki tarihleri değiştirdiği bahisle Özel Belgede Sahtecilik suçundan dolayı üzerine atılı eylemin kananda suç olarak tanımlanmadığından BERAATİNE karar verildiği, kararın istinaf başvurusu Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 10.Ceza Mahkemesinin 2022/651 Esas, 2023/1753 Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın 09/10/2023 tarihinde kesinleştiği tespit etmiştir. Buna göre DVD fotoğraflar dava dilekçesinde fotoğraf olarak delil olarak belirtilmiş olduğundan bu kapsamında HMK.nun 145.maddesine göre sonradan delil olarak gösterilmesi bu kapsamda kabul etmiştir. AYRICA bilirkişiler DVD, Fotoğraflar ile Ankara 6 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/197 D.iş tespit dosyasındaki raporda belirtilen durumlara göre eksik ve ayıplı işler ayrı ayrı değerlendirildiğinde bilirkişiler ek raporlarında; her iki haldeki duruma görede davacı tarafın asıl davada ticari defter ve kayıtlara göre bakiye alacağının 77.631,50.TL olacağı, karşı dava bakımından: Davacının üstlendiği imalatları eksik ve kusurlu olarak yaptığı ve tanık beyanları ile davacıya ihbar yapıldığının kabulü halinde eksik işler bakımından 6.953,50.TL, ayıplı işler bakamından 13.907,50 TL olmak üzere toplamda 20.861,00.TL nın davalının davacıdan talep edebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda bilirkişilerce sunulan kök ve ek raporların denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı ile yukarıda belirtilen bilirkişilerin kök ve ek raporuna göre, davalı taraf eser sözleşmesinde ayıplı ve eksik işlerinin tespiti ile mahsubunu zamanaşımı süresi içinde her zaman isteyebileceği, bu kapsamda davacının üstlendiği işte bir kısım imalatların eksik ve ayıplı olduğu, duruşmada ve talimat ile dinlenen tanık beyanlarına göre davalı tarafın bu durumu davacıya tarafa bildirdiği eksikleri giderip ayıpları düzeltmesini istediği ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25/05/2016 tarihli 2014/19-861 Esas, 2016/32 Kararı) davacının eksik ve ayıplı işleri gidermediği. Davacının üstlendiği işten dolayı bilirkişilerin kök ve ek raporlarında belirtildiği üzere davacı tarafın asıl davada davacı ve davalının birbirine paralel defterleri nazara alındığında bakiye alacağının 77.631,50.TL olacağı olduğu. Eksik işler bakımından 6.953,50.TL, ayıplı işler bakamından 13.907,50 TL olmak üzere toplamda 20.861,00.TL nın davalının davacıdan talep edebileceği tespit edilmiştir.
Asıl davada, davalı taraf karşı davaları yönünden gecikmeden dolayı cezai şart hesabı yapıldığında davacının bakiye alacağının kalmadığını savunmakta ise de hem gecikmenin davacıdan kaynaklanmayıp davalının bir kısım imalatları tamamlayamaması nedeniyle davacının imalatlarına devam edemediği ve gecikmeye neden olunduğu anlaşıldığından, ayrıca davalı sözleşmeyi feshetmekle ancak menfi zararları talep edebileceği ve ifaya ekli cezai şart olan ve müspet zarar mahiyetindeki gecikme cezasını talep hakkını yitirmiş olduğu gibi taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7.maddesinde sözleşmenin fesih halinde ayrıca cezanın da ödeneceğine ilişkin açık bir hükme yer verilmediği gibi davalı sözleşmeyi feshettiğinden, feshedilen sözleşmeye dayanılarak seçimlik cezanın da ödenmesini de isteyemeyecektir. ( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 08/09/2014 tarihli 2014/3312 Esas, 2014/4996 Kararı)
Karşı dava bakımından, davalı-karşı davacı ... A.Ş. merdiven imalatlarını tamamlayamadığından davacının bazı imalatları yapmasının geciktiği, bu nedenle gecikmeden dolayı talebinin yerinde bulunmadığı, ancak davacının üstlendiği işte bir kısım imalatların eksik ve ayıplı olduğu, duruşmada ve talimat ile dinlenen tanık beyanlarına göre davalı tarafın bu durumu davacıya tarafa bildirdiği eksikleri giderip ayıpları düzeltmesini istediğinden ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25/05/2016 tarihli 2014/19-861 Esas, 2016/32 Kararı) davacının eksik ve ayıplı işleri gidermediği. Eksik ve ayıplı imalatlardan dolayı talep hakkı bulunduğu ve eksik ve ayıplı imalatlardan dolayı bilirkişiler raporunda belirlendiği üzere eksik işler bakımından 6.953,50.TL, ayıplı işler bakamından 13.907,50 TL olmak üzere toplamda 20.861,00.TL nın davalının davacıdan talep edebileceği bilirkişilerin raporu ile tespit edilmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile dava dilekçelerindeki toplam 10.000,00.TL alacağın bilirkişi hesabına göre işin tamamlanması için eksik iş 6.963,50.TL hesaplamışsa da talep edebilecekleri tazminatın ıslah ile 60.678,00.TL artış ile toplam 70.678,00.TL üzerinden davanın kabulünü talep etmiş olup bilirkişilerin tespitine göre davacı ve davalının birbirine paralel defterlerine göre davacının bakiye alacağı 77.631,50.TL tespit edilmiş olduğundan, davalının karşı davadaki eksik ve ayıplı işlerden dolayı 20.861,00 TL alacağı çıkartıldığında (77.631,50.TL'- 20.861,00 TL=56.770,50.TL ) 56.770,50.TL davacının bakiye alacağı bulunduğu. Ancak mahkememizin kısa kararında 56.770,50.TL yazılması gerekirken sehven işlem hatası sonucu 42.863,00.TL yazıldığı, gerekçeli karar yazılırken bu husus tespit edilmiş olup hüküm kısmında buna ilişkin bir değişiklik yapılmayarak sadece bilgi olarak kararda bahsedilmiş olduğu" gerekçesi ile, asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı - karşı davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; söz konusu ayıplı işlerin uzman olmayan insanlar tarafından dahi ilk bakışta anlaşılacak durumda olduğunu, davalı tarafça açık ayıplı olduğu iddia edilen imalatların ihtirazi kayıt konulmaksızın kabul edildiğini, TTK ilgili maddeleri uyarınca malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alacının 2 gün içinde durumu satıcıya bildirmesi gerektiğini, davalının sessiz kalarak ayıplı da olsa malı kabul ettiğini, daha sonradan söz konusu olan malın ayıplı olduğuna ilişkin beyanların dikkate alınamaması gerektiğini, mahkemece yapılan hesaplamaya göre müvekkilinin 77.631,50 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, eksik ve ayıplı işlerden dolayı mahkemece toplamda 20.861,00 TL mahsup yapılmasına karar verildiğini, bu durum neticesinde 56.770,50 TL müvekkilinin alacağı bulunurken kısa kararda bir hata yapılarak buna istinaden gerekçeli kararın da 42.863,00 TL üzerinden kurulduğunu, bu durumun hatalı olduğunu, yine buna bağlı olarak vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin de hatalı hesaplandığını, yerel mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve asıl davanın tümden kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı - karşı davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığını, kendisine eksik ödendiğini iddia ettiği miktarın dava dilekçesinde de belirtildiği üzere belli ve belirlenebilir nitelikte olduğunu, davacının delillerini süresinde sunmadığını, süresinde sunulmayan delillerin delil niteliği taşımayacağını, istinaf kaldırma kararından sonra ayıp ihbarının zamanında yapıldığı ve zamanında yapılan ayıp ihbarına rağmen, davacının eksik ve hatalı işleri gidermediğini, istinaf kaldırma kararından sonra başka bir bilirkişi incelemesi yapılmadan müvekkili aleyhine karar verilmesinin kabul edilemez olduğunu, istinaf kaldırma kararının gereklerinin yerel mahkemece yerine getirilmediğini, davacının yaşanan gecikmenin kendisinden kaynaklanmadığını, taşeron firmaların ve merdiveni yapan firmanın yaptığı imalatlar nedeniyle de kendisinin işlerini geciktiğini iddia ettiğini, ancak sunulan fotoğraflar incelendiğinde böyle bir gecikmenin yaşanmasına nedene olabilecek diğer yüklenicilerin çalışmalarının olmadığının görüleceğini, asıl ve karşı davada bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu, hükme esas alınamayacağını, yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve asıl davanın tümden reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davacı, davalının iş bedelini eksik ödediğini iddia ederek alacak talep etmektedir. Karşı davada ise cezai şart alacağı ve davacı nam ve hesabına yaptırılacak işler için alacak talep edilmektedir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulü ile 42.863,00 TL alacağın tahsiline hükmedilmiş, karşı davada ise cezai şart talebinin reddine, eksik ve ayıplı işler nedeniyle alacak talebi için ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm taraflarca istinaf edilmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasında imzalanan sözleşme eser sözleşmesi mahiyetindedir. Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser sözleşmesinin varlığı halinde, yüklenici işi sözleşme, fen ve sanat kurallarıyla iş sahibinin beklediği yararı gözeterek imal edip teslim ettiğini, iş sahibi ise iş bedelini ödediğini ispat etmek zorundadır.
1-Adil yargılanma hakkı Anayasa'mızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. HMK 297. maddeye göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK'nın 298/2. maddede ise gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz hükmü mevcuttur. HGK'nın 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; "yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Dairemiz'in hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.”
Kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olması halinde yasaya uygun biçimde, gerekçeyi içeren bir hüküm olduğundan söz edilemez. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası ve kısa karar arasında çelişki yaratılması; yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırı olacaktır.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece tefhim edilen kısa kararda asıl dava yönünden "Davanın kısmen kabulü ile, 42.863,00,00 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine," karar verildiği halde gerekçeli kararda yanlışlıkla bu miktara hükmedildiği, davacının alacağının 56.770,50 TL alacağının bulunduğu, kısa kararda 42.863,00 TL'ye hükmedildiği için gerekçeli karar ile de bu miktara hükmedilmek durumunda kalındığından söz edilmek suretiyle suretle kısa karar ve gerekçeli karar çelişkisi yaratılmıştır. Bu husus, yukarıda açıklanan ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır.
2-Dairemizin HMK. 353/1-a-4,6 maddeleri uyarınca verdiği kaldırma kararı sonrasında, mahkemece Dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/552 Esas - 2021/1265 karar sayılı dosyası bekletici mesele sayılmış, davacı şirket yetkilisi ...'ın üzerine atılı özel belgede sahtelik suçundan beraat ettiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek 09/10/2023 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması üzerine dosya karara bağlanmıştır. Yargılama aşamasında ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi rapor ve ek raporlarında tarafların ticari defter ve belgelerinin birbirlerini doğruladığı, bu defter kayıtlara göre davacının davalıdan 77.631,50 TL iş bedeli alacağı bulunduğu belirtilmiş, davacının eksik ve ayıplı işleri nedeni ile, davalı - karşı davacının 20.861,00 TL alacağı bulunduğu bildirilmiştir. Bu durumda eksik ve kusurlu işler nedeni ile olan davalı - karşı davacı alacağı mahsup edildiğinde, davacının 56.770,50 TL alacağı kalmaktadır. Davacı vekili, 07/02/2017 tarihli ıslah dilekçesinde; alacaklarının 77.631,50 TL olduğunu, bilirkişi raporunda mahsup edilen davalı - karşı davacı alacağını dikkate alarak dava değerini artırdıklarını belirtmiştir. Davalı - karşı davacı ise karşı davasında cezai şart nedeni ile 5.000,00 TL alacak ve eksik ve kusurlu işler nedeni ile 5.000,00 TL alacak olmak üzere 10.000,00 TL talep etmiştir. Eksik ve kusurlu işler nedeni ile alacak talebi karşı davaya konu edildiğinden, yüksek yargı içtihatları çerçevesinde öncelikle bu talebin karşı davada değerlendirilmesi gereklidir. Bu durumda davalı - karşı davacının eksik ve kusurlu işler nedeni ile olan 20.861,00 TL'lik alacağının 5.000,00 TL'sinin karşı dava üzerinden değerlendirilmesi, bakiye 15.861,00 TL alacağın ise, asıl davada yüklenicinin iş bedeli alacağı belirlenirken mahsup edilmesi gereklidir. Karşı davada, iş sahibi cezai şart alacağı talebinde de bulunmuştur. Söz konusu işin gecikmesinin davacıdan kaynaklanmadığı, davalının iş sahasını yüklenicinin imalatlarını yapması için hazır bir duruma getiremediği tüm dosya kapsamı ile sabittir. Diğer yandan davalı sözleşmeyi feshetmiş olduğundan, ancak menfi zararlarını talep edebilecektir. Sözleşmenin ifasına bağlı cezai şart alacağını kural olarak davalı - karşı davacı talep edemeyecektir. Ancak sözleşmede cezai şartın fesih halinde dahi istenebileceği hüküm altına alındığında cezai şart talebi de söz konusu olabilecektir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7. maddesinde ifaya ekli ceza ve seçimlik ceza mahiyetinde cezai şart düzenlemesine yer verilmiş olup, feshi halinde ayrıca cezanın ödenmesinin de istenebileceğine yönelik bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu nedenle karşı davadaki cezai şart talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Asıl davada yüklenicinin iş bedeli alacağı 77.631,50 TL olarak belirlenmiş olup, bu miktardan iş sahibinin 15.861,00 TL'lik eksik ve kusurlu işler nedeni ile kalan alacağı mahsup edildiğinde davacının asıl davada talep edebileceği 61.770,50 TL alacağı vardır. Davacı asıl davada, Dairemizce bu hususlar gözetilerek, asıl davanın 61.770,50 TL üzerinden kabulüne, karşı davadaki cezai şart talebinin reddine, eksik ve kusurlu işler nedeni ile olan 5.000,00 TL'lik alacak talebinin ise kabulüne dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK.'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/592 Esas - 2024/430 Karar Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Asıl davanın, KABULÜ ile, karşı davadaki mahsup talebi de gözetilerek 61.770,50 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
4-Karşı davada talep edilen eksik-ayıplı imalat bedelinin asıl davada mahsup konusu yapılan kısmından bakiye 5.000,00 TL'nin davacı - karşı davalıdan alınarak, davalı - karşı davacıya verilmesine, karşı davadaki cezai şart talebinin REDDİNE,
5-Asıl dava yönünden;
a)492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.219,54 TL karar ve ilam harcının, dava açılışında alınan 170,78 TL peşin harç ile yargılama sırasında yatırılan 1.072,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplamı 1.242,78 TL harcın düşülmesi ile eksik alındığı anlaşılan 2.976,76 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
b)Dava açılışı sırasında davacı tarafça yatırılan 170,78 peşin harç ve 1.072,00 TL ıslah harcı toplamı 1.242,78 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
c)Asıl davada, davacının yapmış olduğu 27,00 TL başvurma harcı, 374,20 TL tebligat ücreti, 2.000,00 TL bilirkişi ücreti, 195,40 TL keşif harcı, 80,00 TL posta gideri toplamı 2.676,60 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
d)Asıl davada, davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
6-)Karşı dava yönünden :
a)492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 171,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 256,60 TL harcın davacı - karşı davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
b)Karşı dava yönünden dava açılışında davalı - karşı davacı tarafça yatırılan 171,00 TL harcın, davacı - karşı davalıdan alınarak, davalı - karşı davacıya verilmesine,
c)Karşı davada, karşı davacı tarafından yatırılan 27,70 TL başvurma harcı ile istinaf kaldırma sonrası yapılan 635,50 TL davetiye, tanık ile talimat posta masrafı olmak üzere toplam 663,20 TL yargılama giderinden, davanın red ve kabul oranına göre hesaplanan 331,60 TL'sinin, davacı - karşı davalıdan alınarak, davalı - karşı davacıya verilmesine,
d)Karşı davada, karşı davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi gereğince 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacı - karşı davalıdan alınarak, davalı - karşı davacıya verilmesine,
e)Karşı davada, karşı davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, reddedilen talep nedeniyle yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi gereğince 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalı - karşı davacıdan alınarak, davacı - karşı davalıya verilmesine,
f)HMK. 333. Maddesi uyarınca artan gider ve delil avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
İstinaf incelemesi yönünden;
7-Taraf vekillerince yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde ve karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
8-Taraflarca yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin yatıran taraf üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 07/11/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Katip ...
E-imzalıdır