T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/929 Esas
KARAR NO: 2025/809 Karar
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 11/01/2023
KARAR TARİHİ: 02/10/2025
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP: Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin maden sektöründe faaliyet gösteren saygın bir iş adamı olduğunu, davalının ise müvekkilinin ticari olarak ihtilaf yaşadığı şahısların kayın biraderi ve aynı zamanda Türkiye'de hertürlü iş için görevlendirdikleri personeli olduğunu, müvekkili ile davalının kayınbiraderi İran asıllı .... arasında yaşanan ticari ihtilaftan sonra, davalının müvekkili hakkında hem İran’da hem Türkiye’de itibar zedelemek için kötüleme kumpasına başladığını, müvekkilinin önceden ticaret yaptığı ve hali hazırda ticaretinin devam ettiği tacir ve firmalarla kasıtlı şekilde görüşerek, müvekkilini dolandırıcı vasfında anlattığını, müvekkiline mal tedarik edilmemesini ve doğrudan kendi firmalarına mal vermelerini söyleyerek müvekkili hakkında örgütlü ve kasıtlı şekilde bir karalama kampanyası başlattığını, müvekkilinin gitgide zarar görmeye başladığını, bu nedenlerle davalının gerçekleştirmiş olduğu eylemler neticesinde müvekkilinin uğradığı ticari itibar kaybı ve yaşadığı stres, üzüntü nedeniyle davalı aleyhine 600.000TL manevi tazminat hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı taraf sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından sunulan dava dilekçesi HMK 119. Maddesi çerçevesinde dava dilekçesinde bulunması gereken unsurlar yönünden eksik olduğunu, davacı ile müvekkili ve dava dışı ... (....) arasındaki ilişki ve dava öncesinde yaşanan hadiselerin; müvekkili .... dava dışı ...'nun kız kardeşi olan .... ile 10.10.2021 tarihinde ... Evlendirme Dairesinde evlenmiş, aslen İran vatandaşı olan ..., o tarihlerde yakında arkadaşı ve ticareti olan ...'nun davetlisi olarak düğüne katılmış ve bu suretle müvekkili ile tanışmış olduğunu, ... ise İran’da kurulmuş ve kurşun ve çinko cevheri işleme ve külçe halinde yeniden satışa arz etme alanında faaliyet gösteren .... ünvanlı firmanın ortağı ve yetkilisi olup, diğer yandan ..., 2020-2021 yılları arasında ... Sanayi Ticaret A.Ş. İle maden alımı ticareti yapmış, bu ticaret sırasında şirket sahibi ve yetkilisi olan ... maden analiz raporlarında yer alan değerler üzerinde sahtecilik yaparak ...'nu dolandırmış, bu husus, yani raporların sahte olduğu müvekkili ...’ın araştırmaları sonucunda ortaya çıkmış, sahteciliğin ortaya çıkmasından sonra ... sahtecilik ve dolandırıcılık fiillerini kabul ederek uzlaşmak istediğini beyan ederek müvekkili ile ... ve ailesini Ankara'da bulunan ofisine davet etmiş olduğunu, bunun üzerine davacı ile dava dışı ... müvekkili ...'ın da katıldığı toplantıda bir araya gelmişler, görüşmelerde davacı ... ...'nu dolandırdığını kabul etmiş; ancak iki gün süren hesaplamalar sonucunda, zarar miktarının yüksek çıkması sebebiyle zararın karşılanması talebini reddetmiş ve böylece toplantıya son verilmiş, bu andan itibaren ...'nun kendisine karşı yasal yollara müracaat edeceğini öğrenen davacı ..., bir pazarlık argümanı yaratmak, soruşturma dosyasını değersizleştirmek amacıyla müvekkili ve ailesi hakkında haksız birtakım müracaatlarda bulunmuş ve bu davanın da bu çerçevede ikame edilmiş olduğunu, görüşme sonrasında ... ve ortağı olduğu şirket tarafından yapılan şikayet üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ... Sor. numaralı soruşturma kapsamında davacı ... hakkında “nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik” soruşturma başlatıldığını, bu soruşturma özelinde tanık sıfatıyla müvekkilinin de ifadesinin alındığını, soruşturma nihayetinde şüpheli konumundaki davacı hakkında Sulh Ceza Hakimliği maarifetiyle arama ve el koyma kararı verilmiş ve şüpheli yurtdışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol altına alındığını, celp edilmesini talep ettiğimiz soruşturma dosyasına gelen cevap yazılarından da anlaşılacağı üzere, davacı ... ekonomik bir değere ilişkin olan maden analiz raporlarında sahtecilik yaptığı hususu ortaya çıkmış, müvekkili ... tarafından aktarılan bilgiler çerçevesinde şüpheli konumdaki davacı da soruşturma safahatında raporlarda sahtecilik yaptığını kabul ettiğini, davacı ... tüm bu gerçeklerin ortaya çıkmasına sebep olarak gördüğü ...'a karşı husumet beslediğini, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma numaralı dosyasının celp edilmesi halinde de anlaşılacağı üzere, davacı ...'nin, ...'na çalıştığı maden ocaklarının ünvan ve adreslerini gizleyerek fiyat teklifleri sunduğunu, dolayısıyla müvekkili ve ... davacı ... ile muhatap olduğu hiçbir aşamada onun cevherleri satın aldığı işletmeler ile ilgili de bilgi sahibi olmadıklarını beyan davacı hakkında cezai yollara başvurma hakları saklı kalmak kaydıyla : hiçbir hakkı olmadığı halde haksız ve kötü niyetle dava ikame eden davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı ... üzerine bırakılmasına, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ... Soruşturma Numaralı Dosyasının akıbetinin bekletici mesele yapılmasına, haksız ve kötü niyetle dava ikame eden davacı aleyhinde HMK 329. Madde hükümlerinin tatbik edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Küçükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi, 21/12/2025 tarihli, ... Esas, ... Karar numaralı ilamıyla verdiği görevsizlik kararı ile dava mahkememizin yukarıda esas numarasına aydedilmiştir.
Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.
Dava, hukuki niteliği itibariyle, davalının, davacıya karşı kişilik haklarına ilişkin haksız eyleminden kaynaklanan eylemleri neticesinde TTK'nın 55/1-a-1 maddesi ile aynı Yasa'nın 56/1-e maddesi uyarınca manevi tazminat istemine ilişkindir.
Ankara .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyanın, Ankara .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... E. Sayılı, Ankara .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... E. Sayılı Dosyasın, Küçükçekmece ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... E. Sayılı Dosyasın, Küçükçekmece .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyalarının dosya arasına celp edildiği görüldü.
Küçükçekmece Arabuluculuk Bürosunun ...Numaralı dosyasında; 17/03/2023 tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşıldı.
Uyuşmazlık, Davalının davacının ticari itibarına ve kişisel haklarına ilişkin haksız bir eylemi olup olmadığı, haksız rekabet şartlarının oluşup oluşmadığı, haksız rekabet nedeni ile manevi tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
Ankara .... Asliye Ticaret Mahkemesine istinabe yazılmak sureti ile dinlenen tanıklardan ... beyanında; "Ben ... ... Madencilik Şirketinin çalışanıyım, davacı ...'i bizden maden alması nedeniyle tanırım, ...'ı da iki üç kere görmüşlüğüm vardır, bir zaman ... bizim iş yerimize gelerek bizim sattığımız madenleri ...'den aldığını, ...'in üç kağıtçı, dolandırıcı olduğunu bize söyledi, bize ...'le iş yapmamamız gerektiğini, yoksa zarar göreceğimizi söyledi, benim olaya ilişkin bilgi, görgüm ve söyleyeceklerim bunlardan ibarettir, tanıklık ücreti talep etmiyorum" şeklinde;
Davacı Tanığı ... beyanında; "Ben ... ... Şirketinin yetkilisi ve ortağıyım, şirketim, davacı ...'e maden satımı yapıyordu, ... de bizden aldığı madeni ...'ın kayınbiraderi ... (İran vatandaşı)'nin İran'daki fabrikasına satıyordu, bundan 1.5 - 2 yıl kadar önce bizim ofisimize ... ve ... gelerek ...'in dolandırıcılık yaptığını, madenin tenörü ile oynadığını, kendilerini ciddi zarara uğrattığını belirttiler, geçmişinde de ...'in dolandırıcılık yaptığını, dürüst bir adam olmadığını beyan ettiler. Ben bunun üzerine ... ile yapmış olduğum satış raporları ile ...'in onlarla yaptığı satış raporlarını karşılaştırdım, hiçbir eksiklik bulamadım, ... benden aldığı tenörle davacıya sattığı tenörlerin uyuştuğunu gördüm ve ...'a bildirdim, Biz bu durumdan kuşku duyduğumuz için hassas davranarak ...'le olan ticari ilişkimizi sonlandırdık ve bu dedikodulardan sonra Türkiye'deki tüm çinkocular ....le olan çinko ticaretini bitirdi. Bunun üzerine ... ticaret yapamaz duruma geldi, ben bu duruma şahit olduğum için vicdanen tanıklık yapmayı kabul ettim, ...'in mağdur olduğunu düşünüyorum, benim olaya ilişkin bilgi, görgüm ve söyleyeceklerim bunlardan ibarettir, tanıklık ücreti talep etmiyorum" şeklinde;
Mahkememizce 29/05/2025 tarihli duruşmada davalı tanığı ... beyanında; "Ben İran'da çinko ticareti ile uğraşmaktayım. Ankara'da davacı ile aramda görülmekte olan mahkemeye gittik. Oradan çıktığımızda ... isimli firmayı aradık. Onlarla tanışmak için randevu aldık. Bizi orada ... karşıladı. Ben kendilerine öncesinde mal verdiğimi söyledim, beni gıyabında tanıdıklarını söylediler, davacının onlara teslim ettiği mallar benim ürettiğim İran'dan getirmiş olduğum mallardı. Orada sohbetimizden sonra bizi yemeğe götürdüler, neden Ankara'da olduğumuzu sorduklarında, davacı ile aramızda olan davadan bahsettik, analizlerin üzerinde oynandığını, nitelikti dolandırıcılık yapıldığını söyledik. Bu esnada ... yanımdaydı, yalnızca olanı anlattık, davalıya yönelik herhangi bir iftirası, hakareti ve kötülemesi olmamıştır. Davacı İran'da da ceza almıştır, bu davaların amacı bana baskı yapmaktır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Ticaret mahkemelerinin görev kurallarını düzenleyen TTK’nın 4/1 (a) maddesi uyarınca eldeki dava mutlak ticari davalardan olup, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticaret mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerekir (Yargıtay 11. HD sinin 13/02/2017 tarih 2017/339 E. 2017/757 K sayılı ilamı). Bu nedenle davaya bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğundan, mahkememizin görevi konusunda şüphe bulunmamaktadır.
Somut olayda davacı tarafça, TTK'nın 55/1-a-1 maddesi kapsamında '' Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek'' iddiasına dayalı aynı Yasa'nın 56/1-e maddesi uyarınca manevi tazminat isteminde bulunulmuş olmasına göre, TTK’nın 54 vd. maddeleri kapsamında yer alan haksız rekabet kurallarının uygulanması gerekir.
Türk Ticaret Kanununun 54. Maddesinde haksız rekabet düzenlenmiştir. Maddenin 2. Fıkrasında ''rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.'' şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar başlığı altında düzenlenen TTK'nın 55/1(a)-1 maddesinde ''başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek haksız rekabet halleri arasında sayılmıştır.
TTK'nın 55/1(a)-5 maddesi kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek haksız rekabetin özel bir şekli olarak düzenlenmiştir.
Manevi zarar, malvarlığında bir azalmayı değil ve fakat kişilik haklarına vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade eder. TBK'nın 58. maddesine göre, kişilik hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar paranın ödenmesini dava edebilir. Bu yollamanın kapsamına manevi tazminat da girmektedir. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için, borca aykırı davranışın kişilik haklarını ihlal ederek bu tarz bir zarara yol açmış olması gerekir.
Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; davacının dava dilekçesinde TTK Madde 54 kapsamında davalının eylemi olarak gösterilen husular davacının ticaret yaptığı firmalara davacının "dolandırıcı" olarak nitelendirildiği, davacıya mal vermemelerini söylendiği, kendileri ile çalışılmamasını söyledikleri, bu eylem ve söylemlerin dava dışı ... ortağı ve yetkilisi ile firmada çalışan kişiye yöneltildiğidir. Davacının delil olarak bu ifadenin yöneltildiği şirket yetkilisi ... ve ... ı tanık olarak göstermiş, aynı zamanda görülmekte olan ve bir kısmı sonuçlanmış ceza dosyalarına dayanmıştır. Davalı ise savunmasında, dava dışı kayın pederinin davacı tarafından maden analiz raporlarında sahtecilik yapılarak dolandırıldığını, bu nedenle de suç duyurusunda bulunulduğunu, bahsi geçen firma ile bu durumun paylaşıldığını, karalama niyeti ile hareket edilmediğini beyan etmiştir. Tarafların göstermiş oldukları ceza dosyaları getirtilerek tanıklar dinlenmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. Maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. Maddesi uyarınca ispat yükü davacı üzerindedir.
Ceza ve hukuk mahkemelerinde görülmekte olan dosyaların neticelerinin beklenilmesi talepleri bakımından dosyalar incelenmekle; Ankara .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas Sayılı dosyası incelendiğinde, sanığın davacı olduğu, katılanın davalının kayınpederi olduğu, sanığın bu dosyadan Tacir veya Şİrket Yöneticisi Olan ya da Şirket adına Hareket Eden Kişilerin Ticari Faaliyetleri Sırasında Kooperatif Yöneticilerinin Kooperatifin Faaliyeti Kapsamında Dolandırıcılık suçundan 26/06/2025 tarihinde mahkumiyetine kararı verildiği, Ankara .... Ağır Ceza ... E. Sayılı Dosyasında ise hukuki ihtilaf olmasından kaynaklı beraat kararı verildiği, Küçükçekmece .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... E. Sayılı Dosyasının taksirle yaralama dosyası olduğu ve dosyanın tarafları ile ilgilisi bulunmadığı, Küçükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. Sayılı Dosyasının mahkememiz dosyası davacısının mahkememiz dosyası davalısı aleyhine araç satışına ilişkin vekalet görevinin kötüye kullanılmasından kaynaklı araç rayiç değerinin tespitine ilişkin olduğu, Ankara .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası incelenmekle; davalısının mahkememiz dosyası davacısı olduğu davanın İran İslam Cumhuriyeti Zanjan İl Genel Adliyesi, Zanjan ... Ceza Mahkemesi 102 Şubesi tarafından Dosya No: .... , Karar No: ... ve 17.01.2024 tarihli mahkeme kararının, İran İslam Cumhuriyeti Zanjan ... Temyiz Mahkemesi tarafından verilmiş olan ... dosya numaralı, ... karar sayılı, 01.05.2024 tarihli kararın ve 11.09.2024 tarihli ... sayılı düzeltilmiş kesin kararın tanınması ve tenfizi talebine ilişkin olduğu, Küçükçekmece .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyası incelenmekle, müştekinin mahkememiz dosyası davacısı olduğu, sanıkların dava dışı davalının kayınpederi ile dava dışı kişilerden oluştuğu, suçun yalan tanıklık ve özel belgede sahtecilik olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay .... H.D. ... E., ... K. sayılı kararında Bir davadaki asıl sorun hakkında karar verilebilmesi için daha önce çözülmesi gereken bir sorunun başka bir mahkeme tarafından başka bir davada karara bağlanması gereken hallerde bekletici mesele sözkonusu olacağını, derdest olan bir davanın sonuçlanmasının başka bir davada bekletici sorun yapılabilmesi için bekletici mesele yapılacak davanın başka bir mahkemede görülmekte olması ve iki dava arasında bağlantı bulunması gerektiğini açıklamıştır. Türk Borçlar Kanunu m.74 düzenlemesi;“I. Ceza hukuku ile ilişkisinde madde 74- Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” şeklindedir. Bu madde ile görülmektedir ki ceza hukuku ile medeni hukuk arasındaki ilişki açısından “bağımsızlık prensibi” kabul edilmiş, hukuk hâkimine ceza hâkimi karşısında serbest hareket etme yetkisi tanınmıştır. “İster beraat ister mahkûmiyet kararı olsun, hukuk hâkimi, kusurun ve temyiz kudretinin tayini bakımından ceza mahkemesi kararı ile bağlı değildir.” Ancak hukuk hâkimi, her ne kadar maddi olayı tespit etmeyen beraat kararı ile bağlı olmasa da ceza hâkimi tarafından verilen mahkûmiyet kararı ile bağlıdır. Yukarıda tarafları ve suç konusu bahsedilen dosyalardan hiç birisi davacının manevi tazminat talebine konu ettiği davalının dava dışı şirketlere kötülemesine ilişkin değildir. Taraflar arasındaki süregelen uyuşmazlıklar ile ilgilidir. Ancak Ankara .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas Sayılı dosyasının " Tacir veya Şİrket Yöneticisi Olan ya da Şirket adına Hareket Eden Kişilerin Ticari Faaliyetleri Sırasında Kooperatif Yöneticilerinin Kooperatifin Faaliyeti Kapsamında Dolandırıcılık" kesinleşmesinin bekletici mesele yapılabileceği düşünülmüş ise de oradaki temel uyuşmazlığın çinko analiz raporları ile oynanıp oynanmadığı ve dava dışı davalının kayın pederinin dolandırılıp dolandırılmadığına ilişkin olup davalının bu dosya bazındaki eylemlerine ilişkin olmadığından TBK 74 uyarınca bekletici mesele yapılmasını gerektirecek bir husus olmadığı kanaati ile davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacının davalıyı kötülemesine ilişkin yazılı bir belge bulunmamakta olup davacının iddiası da kötüleme eyleminin dava dışı ... şirketine ve diğer müşterilerine sözlü olarak yapıldığı yönündedir. Bu kapsamda Ankara ..... Asliye Ticaret Mahkemesinden dinlenen şirket çalışanı ... davalının kendilerine gelerek davacının dolandırıcı olduğunu, üç kağıtçı olduğunu, iş yapılır ise zarar görecekleri yönünde beyanda bulunduğunu; şirket yetkisi ... ise, kayınpederi ile davacının yaşadığı madenin tenörü ile oynadığını, dolandırıcılık yapıldığını, dürüst olmadığını söylediğini, kendilerinin aldığı ürünlerde sorun olmadığını ancak bu söylem nedeni ile davacının ticaret yapmasının bitirildiğini beyan etmiştir. Davalı tanığı ... ise; tanışmak için ... isimli firmaya davalı ile birlikte gittiğini, Ankarada bulunmalarının sebebinin sorulması ile çinko analizleri üzerinde oynanadığı ve dolandırıcılık olduğunu, davalının olanları anlattığını, iftira, hakaret, kötülemesinin olmadığını beyan etmiştir. Davacının iddiası ve davalının savunması tek bir olaya indirgenilmekte ve ... şirketi yetkilisi ile çalışanın, davalının ve davalı tanığının bir arada oldukları ortamdaki konuşmalar üzerinde toplanmaktadır. Bu konuşma içeriğine ilişkin tanıkların farklı yönde beyanları bulunmakta olup, birbirlerinin aksi yönde beyanlar bulunmaktadır. Bu nedenle tanıkların her birinin ifadesinin diğerine üstünlük tanınması mümkün olmamıştır. Davacının tanıklarının beyanları birbirini doğrular iken davalı tanığını beyanları da davalının savunmasını ve ceza dosyası içeriği ile örtüşmektedir. Davacının ... dışında şirketlere de kötülendiği, itibar zedeleyici ifadelerde bulunulduğuna yönelik ise ne ceza dosyasında ne de dinlenen tanık beyanlarında bir ifade bulunmamaktadır.
Neticeten, yukarıda da tespit edildiği gibi TTK'nın 55/1-a-1 ve 56/1-e maddesi uyarınca manevi tazminat talebine ilişkin, davalının eylemleri ve manevi zararı ispat yükü iş bu davada davacı üzerindedir. İspat yükü üzerine düşen taraf ispat etmesi gereken hususu ispat edemediği durumda ispatsızlık durumu söz konusu olacaktır. Çünkü medeni yargılamada hâkim bir husus ispatsız kalmış olsa dahi karar vermek zorun bırakılmaktadır. Objektif ispat yükü, hükme esas alınacak olayların ispat edilememesi durumunda hükmün ispat yükü üzerinde olan ve fakat bunu ispat edemeyen kişi aleyhine sonuç doğurmasını ifade etmektedir. Tüm dosya kapsamında bulunan hukuk ve ceza dosyaları ile tanık ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde davacı iddiasını ispat edemediğinden açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
İSPATLANAMAYAN DAVANIN REDDİNE,
1-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL ilam harcın davacı tarafından yatırılan 10.246,50-TL peşin harçtan mahsubu ile hazineye irat kaydına, bakiye 9.631,10-TL harcın davacıya iadesine,
2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Küçükçekmece Arabuluculuk bürosunun arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.200,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili hazineye irat kaydına,
4-Davalı kendini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/10/2025
Katip ...
¸e-imzalı
Hakim ...
¸e-imzalı