T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/971 Esas
KARAR NO : 2025/1004
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/11/2024
KARAR TARİHİ : 15/12/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 14.01.2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı tarafından Küçükçekmece İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası kapsamında ödeme emrinin elektronik tebligat yolu ile 25.08.2024 tarihinde tebliğ edildiği; Borçlunun, ödeme emri tebliğ edildikten sonra 26.08.2024 tarihinde borca itiraz ettiği, itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiği; Dosyada bulunan söz konusu itiraz usul ve esasa aykırı olup, işbu itirazın iptali ile icra takibinin devamına karar verilmesi gerekli Davalı şirket otomobil kiralama şirketi olup müvekkili şirketten araç tamiri, bakım ve onarım hizmeti aldığı; Müvekkil şirketin, davalı şirketin uhdesindeki araçların periyodik bakımlarını, mekanik ve elektronik arızalarını, kaza sonucu oluşan hasar onarımlarını yaptığı; ancak gelinen noktada ekte sunulan belge ve mahkemece taraf defterlerinde yapılacak inceleme uyarınca almış olduğu hizmete ilişkin toplamda 356.429,65TL fatura ve cari hesaptan doğan borcun ödenmediği; (EK.1. Müvekkil şirketin düzenlediği muavin defter kaydı) Taraflarınca arabuluculuk süreci başlatıldığı, ancak sürecin anlaşmama ile sonuçlandığı; Hal böyleyken alacaklarını tahsil etmek amacıyla işbu davayı ikame etme zorunluluğunun hasıl olduğu; yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle: açılan davada davacı tarafın, müvekkili şirkete ait bir kısım aracın tamirini yaptığını ileri sürdüğü; Ancak, söz konusu araç tamirlerinin sigorta kapsamında ya da müvekkili şirket tarafından ödenerek kapatıldığı; Müvekkili şirketin ticari defter kayıtlarında, davacı şirketin alacağına ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı; bu bakımdan, davacının iddia ettiği alacağını HMK m. 200 ve devamı hükümleri uyarınca yazılı ve kesin nitelikte bir belgeyle ispat etmesinin zorunlu olduğu; Tek yanlı ve soyut şekilde fatura düzenlenmesinin, alacağın ispatı/varlığı için yeterli olmadığı; Bu nedenle, her iki tarafın ticari defter kayıtları üzerinde yapılacak bir inceleme ile davacının alacak iddiasının yerinde olmadığının anlaşılacağı; Yine davacı tarafın, davaya konu icra takibinde, takip tarihine kadar 118.044,13 TL faiz hesapladığı; ancak, bir an için davacının alacaklı olduğu kabul edilseydi bile, temerrüt gerçekleşmediğinden takip tarihine kadar ticari temerrüt faizi hesaplanmasının Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 101 hükmü uyarınca hukuken mümkün olmadığı; zira TBK m. 101 uyarınca, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla mütemerrit hâle gelebileceği; Dosya kapsamında, iddia edilen borcun ödenmesine ilişkin takipten önce gönderilmiş herhangi bir ihtar bulunmadığı; Bu nedenle, temerrüt gerçekleşme: takip tarihine kadar ticari faiz yürütülmesinin yasanın bu hükmüne açıkça aykırı olduğu, Haksız davanın reddini, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesini talep etmiştir.
Takibe konu icra dosyası ile davacının ticari defter kayıtları dosyamız içerisine alınmıştır.
Küçükçekmece İcra dairesi ... Esas sayılı icra takip dosyasından ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi tarafından ... Kiralama Ticaret Limited Şirketi aleyhine 474.473,78-TL toplam alacak için icra takibi başlatıldığı, borçlu tarafından icra takibine 26/08/2025 tarihinde ödeme emrine, asıl borca, faize ve her türlü ferilerine itiraz edildiğinden takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.
Usulüne uygun duruşma açılmış, ön inceleme aşamasında uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
SMMM Bilirkişi tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporunda özetle; Davacı şirket tarafından Davacı şirket tarafından, dava konusu uyuşmazlık kapsamında incelemeye ibraz olunan 2023 2024 yılı ticari defterlerinin TTK ve HMK 222/2 hükümlerine uygun tutuldukları anlaşılmakla, anılan ticari defterlerin davacı şirket lehine delil kabiliyetlerinin Sayın Mahkemeniz takdirinde bulunduğu Davalı şirketin inceleme gün ve saatinde mahkeme kaleminde hazır bulunmadığı, yerinde inceleme talebini içerir dilekçeye UYAP sisteminde yapılan kontrolde rastlanmadığı; neticeten dava konusu uyuşmazlık kapsamında davalı şirket tarafından ticari defter ve belgelerinin incelemeye ibraz edilmediği, hukuki yorum ve nihai takdirin Sayın Mahkemenize ait bulunduğu; davalı şirket aleyhine 15.08.2024 tarihinde Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında başlatılan icra takibi ile; 356.429,65 TL Asıl Alacak (İstenen Yıllık Reeskont Avans) ve 118.044,13 Diğer Faiz Alacağı olmak üzere 474.473,78 TL toplam alacağa, takip tarihinden itibaren Asıl Alacak kalemine işleyecek Ticari Temerrüt faizi, icra harç ve masrafları ve vekalet ücreti ile birlikte tahsili talebi olduğu; borcun sebebi olarak; “Fatura ve Cari Hesap Alacağı 461.458,91 TL” gösterildiği; Davacı şirket tarafından incelemeye ibraz olunan ticari defter ve belgelerin tetkiki neticesinde, davacı şirket tarafından davalı şirket adına 2023 ve 2024 yılında düzenlenen faturaların davacı şirket ticari defterlerine 120 Alıcılar Hesabı, 120.22.45 alt hesap kodunda zamanında ve usulüne uygun olarak borç, yapılan tahsilatların ise alacak kaydedilmesi ardından davacı şirket ticari defter kayıtları kapsamında 15.08.2024 icra takip tarihi itibarıyla davalı borç tutarının icra takibine konu edilen asıl alacak tutarı 356.429,65 TL olarak yer aldığı; Ancak hiç şüphesiz davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturaların davacı ticari defterlerine zamanında ve usulüne uygun kayıtlı olması alacağın varlığını ispata tek başına yeterli olmayıp, anılan faturaların tebliği ile faturalar içeriği mal/hizmetin tesliminin ispatının gerektiği; dava konusu Uyuşmazlık kapsamında davalı şirket tarafından ticari defter ve belgeler incelemeye ibraz edilmediğinden takip ve dava konusu bedele esas faturalar ile tahsilat/tediye karşılaştırması yapılamadığı; . Bu kapsamda Sayın Mahkemeniz tarafından tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerine yazılan müzekkereler ile 2023-2024 yılı BA BS Formlarının dosyaya celbi sağlanmış olup, karşılaştırmalı tetkiki neticesinde; Davacı şirket tarafından davalı şirket adına 2023 yılı içerisinde düzenlenen KDV Hariç 756.576,47 TL bedele esas 109 adet satış faturasının BS Formu ile davalı tarafından ise BA Formu ile bağlı bulunulan vergi dairesine beyan edildiğinin anlaşıldığı; Davacı şirket tarafından davalı şirket adına 2024 yılı içerisinde düzenlenen KDV Hariç 95.100,00 TL bedele esas 4 adet satış faturasının BS Formu ile davalı tarafından ise BA Formu ile bağlı bulunulan vergi dairesine beyan edildiğinin anlaşıldığı; Yerleşik Yargıtay Kararları doğrultusunda davalı yanın, davacı tarafından adına düzenlenen faturaları ilgili vergi dairesine bildirmesi halinde, bu bildirimin fatura kapsamındaki malların teslim edilmiş/alınmış olduğunu göstereceği hususu gözetilerek, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen takip ve dava konusu bedele esas faturaların tamamının (2023 yılında 109 adet, 2024 yılında 4 adet fatura) davalı şirket tarafından BA Formu ile beyan edilmesinin anılan fatura ve içeriği mal/hizmetin davalı şirket tarafından teslim ve tebliğ alındığını ifade ettiği değerlendirilmekle, hukuki yorum ve nihai takdirin tamamen Sayın Mahkemenize ait olduğu; Nitekim huzurdaki rapor ekinde EK -2 olarak yer verilen faturalar ve kabul formlarının birebir tetkiki neticesinde de faturalar içeriği hizmet verilen araç plakaları ile hizmet türünün İş Emri Kabul Formları ile birbirini teyit eder nitelikte olduklarının anlaşıldığı; Neticeten, taraflar arasında ticari ilişki olduğu, davacının davalıya bakım ve tamir hizmeti verdiğinin tespit edildiği, bu bağlamda davacının davasının kabulü halinde davalı şirketten icra takibine konu edilen 356.429,65 TL Asıl Alacak tutarının tahsilini talep edebileceği; ihtarla temerrüde düşürülmeyen asıl alacak tutarına takip tarihine kadar işlemiş faiz hesabının yapılamadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE;
Dava, ticari ilişki nedeniyle alacaklı olduğu gerekçesi ile davacının davalı aleyhine yapmış olduğu icra takibine davalının itirazının iptali davasıdır.
Dava, ticari ilişki nedeniyle fatura alacağının tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)
Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ihtaratlı ara karar kurulmuş inceleme günü sadece davacı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde dosyamıza sunmuştur.
Yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş fakat davalı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde ibraz etmemiştir. Rapor neticesinde incelenen davacı defterlerine göre davacının davalıdan faturalar karşılığında 356.429,65 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.
7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir.
Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile asıl alacağın varlığının ispatlandığı, fatura teslim olgusunun artık ispatının gerekmeyeceği yine yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu fakat işlemiş faiz yönünden davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğünün ispatlanmadığı, bu nedenle işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, reddedilen kısma ilişkin davacının takip yapmada kötü niyetinin ispatlanamadığı anlaşılmakla tüm talepler hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
DAVANIN KISMEN KABULÜNE,
1-Davalının Küçükçekemce İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazının 356.429,65-TL asıl alacak yönünden iptaline,
2-Takibin asıl alacak üzerinden DEVAMINA,
3-İşlemiş faize yönelik talebin REDDİNE,
4-Asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faiz İŞLETİLMESİNE,
5-Hüküm altına alınan asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 71.285,93-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalının reddedilen kısma ilişkin kötüniyet tazminat talebinin REDDİNE,
7-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 24.347,70-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 5.730,46-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 18.617,24-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
8-Davacı tarafından yatırılan toplam 6.218,86-TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
9-Davacı tarafından yatırılan tebligat, müzekkere gideri, bilirkişi ücreti toplamı 6.300,00-TL'nin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 4.732,62-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
10-Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 57.028,74-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
11-Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
12-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 2.704,35-TL'sinin davalıdan, 895,65-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
13-Taraflarca yatırılıp harcanmayan masrafın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
14-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı karar verildi.
15/12/2025
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza