T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/191 Esas
KARAR NO: 2025/203
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 03/03/2025
KARAR TARİHİ: 05/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Dava dışı .... San. Tic. Ltd. Şti.’ye ait ... plakalı aracın, müvekkili .... Sigorta A.Ş. tarafından .... no.lu .... Genişletilmiş Kasko Sigorta Paket Poliçesi ile 11.10.2022 - 11.10.2023 tarihleri arasında sigortalandığını, müvekkili şirkete kasko sigortalı bulunan ... plakalı aracın güvenliği davalı site yönetimi tarafından sağlanan ... etap Konutları B1 Blok önünde park halindeyken, 17.08.2023 günü, kimliği belirsiz şahıs veya şahıslarca yapılan hırsızlık sonucunda aracın ekranı çalınmak ve araçta tahribat yapılmak suretiyle zarara uğradığını, müvekkili şirkete yapılan hasar ihbarı üzerine müvekkili şirket nezdinde ... numaralı hasar dosyası açıldığını, yapılan incelemelerin ardından söz konusu hasarın giderilmesi amacıyla ekspertiz raporundaki tespitler uyarınca 14.09.2023 tarihinde 6.500,00-TL, 28.09.2024 tarihinde 97.819,69-TL olmak üzere toplam 104.319,69-TL sigorta tazminatı ödemesi yapıldığını, müvekkili .... Sigorta A.Ş.'nin sigortalısına yapmış olduğu ödeme ile TTK’nın 1472.maddesi ve TBK 183.md. vd. uyarınca sigortalının haklarına halef olduğundan ve alacağı temlik aldığından borçlu/davalıya karşı rücu hakkı doğduğunu, davaya konu olay akabinde şikayetçi ifade tutanağı, olay yeri inceleme raporu, ekspertiz raporu ve araştırma raporuna göre müvekkili ... Sigorta A.Ş.’ye kasko sigortalı olan .... plakalı aracın davalı tarafından güvenliği sağlanan sitenin güvenlik sahası içerisinde park halinde iken, 17.08.2023 tarihinde, kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce yapılan hırsızlık sonucunda aracın ekranı çalınmak ve araçta tahribat yapılmak suretiyle zarara uğradığının sabit olduğunu, dava konusu olayda sitenin güvenliğini sağlamakla yükümlü bulunan davalı site yönetiminin gerekli güvenlik önlemlerini almamasından dolayı kusur ve sorumluluğunun bulunduğunu, olayda kimliği tespit edilemeyen hırsızların dışında başkaca etkenin de olmaması sebebiyle haksız fiili nedeniyle sorumlu olduğu aşikar olduğundan davalı/borçlu site yönetiminin oluşan zararı tazminle mükellef olduğunu, müvekkili şirket tarafından davaya konu hasar nedeniyle sigortalısına ödenen sigorta tazminatının zarar sorumlusu olan davalı/borçludan tahsili amacıyla Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile yapılan icra takibine davalı/borçlunun haksız itirazı ve arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kalması üzerine, icra takibi durduğundan, müvekkili şirketin alacağını tahsil için işbu davanın açıldığını, borçlu-davalının Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına karşı yaptığı tüm haksız itirazlarının iptalini, takibin asıl alacak ve ferileri üzerinden devamını, %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatının ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin borçlu-davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına ödediği paranın halefiyet esasınca rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Başkasına ait bir borç nedeniyle alacaklıyı tatmin eden kişinin, onun haklarını kanunda belirtilen durumda ve tatmin ettiği oranda kendiliğinden elde etmesine ardıllık (halefiyet) denir. Dönme (rücu) hakkı ise, başkasına ait borcu yerine getiren kişinin malvarlığında vücut bulan kaybı gidermeyi amaçlayan tazminat niteliğinde bir istem hakkıdır.
Bir borcu yerine getiren kimsenin alacaklının haklarına halef olabilmesi için halefiyetin kanunda açıkça öngörülmüş bulunması gerekir. Kanunda açıkça öngörülmediği sürece bir halefiyetin doğması mümkün değildir. Halefiyet kanunda belirtilmiş belirli durumlarda doğar. Kanunda açıkça öngörülmediği sürece bir halefiyetin doğması mümkün değildir. Halefiyette, rücu hakkını kullanan kişi alacaklının yerine geçer ve aynen alacaklının konumuna sahip olur.
TTK'nun “Halefiyet” başlığı altındaki 1472. maddesinde “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.” hükmüne yer verilmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır.
Bu haliyle davacı tarafın davalıya rücu hakkının doğduğu ve zarar görenin haklarına halef olduğu, halefiyet ilkesi gereği halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise o hakka sahip olacağı, velhasıl dava dışı sigortalının ne hakkı varsa bunların davacı şirkete geçmesiyle davacı şirketin de hukuken dava dışı sigortalı yerine geçtiği; uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklı oluşan hasardan kaynaklı dava dışı sigortalıya ödenen bedelin davalıdan rücuen tazmin talebine ilişkin olduğu ve halefiyete bağlı açılan davalarda görev hususunun davacının haklarına halef olduğu kişi ile davalı arasındaki ilişki baz alınarak değerlendirileceği; bununla birlikte davanın mutlak ticari dava olmadığı gibi, her ne kadar davacı sigorta şirketi sigortalısı tacir ise de, davalı site yönetiminin tacir sıfatı bulunmadığı görülerek, bu dava yönünden mahkememizin görevsiz olduğu anlaşılmıştır.
HMK' nın 114/1-c maddesi uyarınca görev dava şartıdır ve aynı kanunun 115.maddesine göre mahkemeler dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Bu durumda davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine,
4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)
5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine,
6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde karar verildi. 05/03/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza