T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/192 Esas
KARAR NO: 2025/197 Karar
DAVA: Adi Ortaklıktan Kaynaklanan (İade)
DAVA TARİHİ: 16/12/2024
KARAR TARİHİ: 04/03/2025
G. K. YAZILDIĞI TARİH : 04/03/2025
Davacı tarafından mahkememizde açılan Adi Ortaklıktan Kaynaklanan hisselerin, menkul ve taşınmazların iadesi davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vasisi dava dilekçesinde; ...’ın ve davacı ...’ın ortak olduğu .... Matbaacılık Sanayi ve Ticaret Ltd Şti ile adi ortaklı kurulduğunu, ayrıca ... adına kurulan şahıs firmasının da bu adi ortaklığa konu olduğunu, zaman içerisinde davacının adi ortaklıktaki hisse oranlarının düşürüldüğünü, davalı ...’ın ortaklık taşınmazlarını muvazaalı bir şekilde eşi davalı ...’a devrettiğini, ayrıca ortaklık malları ile eşi ... adına tescilsiz bir işletme kurduğunu, bu suretle adi ortaklık mallarının davalı eşi .... üzerine geçirdiğini, davalılardan ...’ın da şirket malvarlığına dahil olan dükkanı satarak üçüncü kişilere devrettiğini, ayrıca ...’ın eşi ...’a ve ...’ın eşi ...’a ortaklık paraları ile 3.000.000,00 TL değerinde taşınmazlar alındığını, banka hesap hareketlerinin incelenmesi gerektiğini ileri sürerek ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep etmiş, nihai olarak da davacının hisselerindeki düşüşün araştırılmasını, adi ortaklık ve şirket malvarlığına yönelik işlemlerin araştırılmasını, banka hesapları ve mali kayıtların celbini, defterlerin mahkemeye celbini davalılar adına yapılan muvazaalı taşınmazların tapusunun iptal ve tescilini talep etmiştir.
İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/12/2024 tarih, .... Esas, .... Karar sayılı yetkisizlik kararı üzerine dosya mahkememize 03.03.2025 tarihinde tevzi edilmiş olduğu anlaşıldı.
Dava dilekçesi, gelen müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Dava, adi ortaklıktan kaynaklı hisselerin, menkul ve taşınmazların iadesi talebi isteminden ibarettir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı)
Türk Borçlar Kanununun 620. maddesinde "Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir." hükmüne yer verilmiştir. Adi ortaklık TBK'nın 620 ve devam eden maddelerinde düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 2. maddesinde; "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalar ile, şahısvarlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir." hükmüne yer verilmiştir.
Dosya kapsamındaki 04.05.2012 tarihli adi ortaklık sözleşmesinden anlaşıldığı üzere, davacı kısıtlı ile davalılar ... ve ... arasında Türk Borçlar Kanunu 620. maddesinde düzenlenen adi ortaklığın bulunduğu görülmüştür. Bu adi ortaklıktan kaynaklı olarak, davalı ...' ın ".... KUTU KESİM VE YAPIŞTIRMA ..." unvanlı bir işletmeyi işlettiği ve bu işletmenin .... sicil numarası ile ticaret sicilde kayıtlı olduğu görülmüştür. Yine, dosya kapsamında davalı herhangi bir şirket bulunmamaktadır.
Uyap sisteminden dosya içerisine alınan Gelir İdaresi Başkanlığı sorgularının incelenmesinde: Davacının gerçek kişi ve tacir sıfatına haiz olmadığı, sadece potansiyel vergi mükellefi olduğu; davalı ...' ın gerçek kişi ve dava tarihi itibariyle tacir sıfatının bulunmadığı, 03.07.1996 tarihinde işini terk ettiği ve davalı ...' ın gerçek kişi ve dava tarihi itibariyle tacir sıfatının bulunmadığı, 31.12.2017 tarihinde işini (yukarıda belirtilen işletmeyi) terk ettiği görülmüştür. Uyuşmazlığın ticari olması için her iki tarafın tacir olması gerektiği, bu aşamada bu yargılamada her iki tarafın tacir sıfatına haiz olmadığı ve adi ortaklığın TTK ' da düzenlenmediği anlaşıldığından, davanın genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmıştır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 05.03.2024 Tarih ve 2023/2556 E. - 2024/782 K. Sayılı ilamı).
Asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. 6100 sayılı HMK'nın 115/2.maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ve görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, aşağıdaki şekilde karar vermek ve hüküm kurmak gerekmiştir.
Öte yandan vasinin kısıtlı adına dava açabilmesi için TMK 462/1-(8) maddesine göre vesayet makamından (Terme Sulh Hukuk Mahkemesi) husumete izin belgesi alması HMK 114/2. maddesine göre özel dava şartıdır. Ne var ki HMK 114/1-(c) maddesine göre görev hususu, bu özel dava şartından önce değerlendirilmesi gerektiğinden, bu husus mahkememizce nazara alınamamış, görevli mahkemeye bırakılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın, dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine,
4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)
5-6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine,
6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda oy birliği ile dosya üzerinden karar verildi.04/03/2025
Başkan ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Katip ...
¸e-imzalı