T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/201 Esas
KARAR NO: 2025/718 Karar
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 06/03/2025
KARAR TARİHİ: 11/09/2025
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP: Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, tavuk mamullerinin toptan satış ticaret işini yapmakta olduğunu, davalı ...... İnşaat Sanayi Anonim Şirketi' de müvekkilinin, tavuk sattığı müşterilerinden biri olarak yer aldığını, müvekkili şirket ile davalı arasında ticari alım satımlar neticesinde oluşan cari hesap ekstresindeki bakiye alacak davalı-borçlu tarafından ödenmemiş ve ticari satım konusu ödenmeyen alacakların tahsili için de davalı-borçlu aleyhine Büyükçekmece İcra Müdürlüğü ....... Esas sayılı dosya ile ilamsız icra marifetiyle icra takibi başlatılmış olduğunu, alacaklarını tahsil edemeyen müvekkili şirket tarafından başlatılan icra takibine, davalı-borçlu yan müvekkili şirkete herhangi bir borcu olmadığı bahsiyle haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmiş ve takibi durdurduğunu, davalı-borçlu, borcun tahsilini ertelemek amacı ile icra dairesinde borca itirazda bulunduğunu, davalı-borçlunun borca itirazlarının mesnetsiz olduğunu, nitekim ticari defterler, hesap ekstresi ve faturalar davalı borçlunun borca itirazının hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını gösterdiğini, davacı-alacaklı müvekkilinin, davalı-borçludan birer nüshasını sundukları belgeler ve faturalara istinaden alacağı bulunduğunu, bu alacağın borçlu şirket tarafından ödenmediğini, yapılacak bilirkişi incelemesi ile de gerçek durumun ortaya çıkacağını, takip konusu olan alacağın, fatura ve belgelere müstenit olup borçlu şirket açısından likit ve muayyen bir borç olduğunu, davalı-borçlu şirketin itirazının sırf davacı-alacaklı müvekkilini alacağını tahsil etmesini engellemeye yönelik olup, dolayısıyla icra inkâr tazminatı şartları oluştuğunu, davalı-borçlu şirket tarafından haksız ve kötü niyetli şekilde davacı-alacaklı müvekkilinin alacağını almasını engellemek ve müvekkilini zarara uğratmak için icra takibine haksız ve hukuksuz olarak itiraz etmiş ve bu itiraz sonucunda piyasanın içinde bulunduğu sıkıntılı ekonomik nedenlerle ve davalı-borçlunun kötü niyetli mal kaçırma ihtimalinin yüksek olması nedeniyle açtıkları davanın sonuçsuz kalmaması, tahsil kabiliyetini yitirmemesi ve davacı-alacaklı müvekkili şirketin daha fazla mağdur olmaması için davalı-borçlunun taşınır, taşınmaz mallarıyla bankalardaki hak ve alacakları üzerine İHTİYATİ TEDBİR konulmasını talep etme zorunluluğu doğduğunu, borçlunun kötü niyetli tutumu nedeniyle, duran ticari alacağa dayalı takibin devamını sağlamak amacıyla, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce ara bulucuya başvurulması dava şartı olduğu için taraflarınca ara bulucuya başvurulmuş ve anlaşma sağlanamamış olduğunu beyan ederek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, davalı-borçlunun haksız itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalı-borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine, açmış oldukları davanın sonuçsuz kalmaması için davalı-borçlunun taşınır, taşınmaz mallarıyla bankalardaki hak ve alacakları üzerine teminatsız veya mahkemenin uygun göreceği teminat karşılığında İHTİYATİ TEDBİR konulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı-borçluya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle ; davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, dava ile cari hesabın uyuşmadığını, kesilen faturaların irsaliyesi bulunmadığı gibi malı teslim alan kişinin de bulunmadığını, icraya verilmeden önce taraflarına herhangi bir mutabakat formu, anlaşma vs gibi bir bildirinin de bulunmadığını, arabulucu görüşmelerinde siparişlerin ...... hattı üzerinden gönderildiği söylenmiş ve o hat üzerinden gönderilen siparişlerin yapılan ödeme tutarının altında olduğu görülmüş ve ürünlerin teslim edildiği irsaliye ve teslim alma makbuzları istendiği zaman davacı tarafın bunları sunamadığı için görüşmelerin tıkandığını, tarafların tüm defterleri ve banka kayıtlarının delil olacağını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.
Dava, hukuki niteliği itibariyle, ticari ilişki nedeni ile düzenlenen cari hesaba dayalı faturalar nedeni ile başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
Büyükçekmece Arabuluculuk Dairesinin ...... numaralı dosyasında; 26/02/2025 tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşıldı.
Dosya kapsamında bulunan Büyükçekmece İcra Dairesinin ..... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 58.041,20-TL cari hesap ekstresi (istenen yıllak TTK.1530.madde temerrüt faizi) olmak üzere toplam 58.041,20-TL yönünden 11/11/2024 tarihinde icra takibi başlatıldığı, borcun sebebi olarak fatura alacağı gösterildiği, davalı tarafından 30/12/2024 tarihinde borca, faize ve diğer tüm ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı görülmüştür.
Uyuşmazlık, Davacının takip ve dava tarihi itibariyle takibe konu etiiği cari hesap nedeni ile davacının alacaklı olup olmadığı, tahsili gereken alacak miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüte düşüp düşmediği temerrüt tarihinin , uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve toplam alacağın ne olduğu, icra-inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda toplandığı tespit edildi.
Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde 13/05/2025 tarihinde inceleme günü verilmiş olup davacı vekilinin inceleme gün ve saatinde hazır olduğu görülmüştür.
Dosyanın bilirkişiye verildiği, bilirkişi tarafından hazırlanan 20/05/2025 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmında; "Dava Konusunun; 6100 Sayılı HMK'nın 105 ile 113. md arasındaki düzenlemeye göre; Taraflar arasında bulunan ticari ilişkiden kaynaklı davacının İtirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacı tarafından Cari Hesap Alacağının tahsili amacıyla ile Büyükçekmece İcra Dairesi , ...... Esas numarası ile takibe geçtiği, davalı yan tarafından borca itiraz edildiği ve takibin durduğu, davacı yan tarafından yapılan itirazın iptali talebi doğrultusunda 06.03.2025 tarihinde T.C. Bakırköy ...... Asliye Ticaret Mahkemesi ..... E. sayılı huzurdaki davanın ikame edildiğinin belirlendiği, davacı tarafın davalı yana kestiği faturaların E-Arşiv Portalından davalı yana gönderildiği davalı tarafından itiraz edilmediğinin görüldüğü, taraflar arasında ticari ilişkinin 2024 yılına ait olduğu, Tarafların ticari Defter ve belgelerinde Hizmet Satımı -Alımı olduğu, Yine Tarafların ticari Defter ve belgelerinde ödemelerin yapıldığının görüldüğü, mahkemece Müzekkere ile Talep Edilen Davacı ve Davalı Tarafa 2024 yılına ait hizmet Alımında-Satımında KDV Hariç faturanın BA - BS Formlarında beyan edildiği, davacı tarafında kesilen faturaların davalı tarafın ticari 2024 yılında davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, davalı taraf kanuni süresinde itiraz edilmediği fatura, tebliğinden itibaren sekiz gün İçinde itiraz etmeyen aleyhine delil olabileceği, Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin 2. fıkrasına göre;“ (2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı, davacı ...... Gıda tarafından davalı adına tanzim edilen takibe konu faturanın e-fatura şeklinde usulüne uygun düzenlendiği, faturanın davalı yana e-arşiv portalı üzerinden teslim edildiği, davalı yanın faturaya takip öncesi itirazının olmadığı, fatura içeriği ürün hizmetine konu faturaları dava dosyası davacının takip dayanağı alacağına esas fatura münderecatındaki Hizmetinin davalının bilgisi dahilinde olduğu" sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu HMK 280. Maddesi uyarınca taraflara tebliğ edilmiştir.
Faturaya konu malların teslimi hukuki bir işlem olup, ancak TMK'nın 6 ve HMK'nın 190, 200 maddeleri gereği yazılı delillerle ispat edilebilir. Davacı yasal delillerle teslim olgusunu ispat etmelidir.
TTK'nın 21/2.maddesine göre, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Davalı borçlunun uzun süre sonra iade faturası düzenlemesi özellikle bu faturanın karşı tarafın defterlerine kaydedilmemiş olması da bu olguyu değiştirmez. Bu durumda borçlu taraf, faturayı ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını, malın teslim edilmediğini veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır.
a borcu ödediğini ispatlamak zorundadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.
"...Diğer taraftan, her iki taraf tacir olup HMK 222. maddesi gereğince bilirkişi incelemeleri sonucunda tutmakla yükümlü oldukları ticari defter ve kayıtların usul ve yasaya uygun olduğu ve delil vasfını taşıdığı tespit edilmiştir. Gerek davacı, gerekse davalının ticari defter ve kayıtlarında takip konusu fatura ve fatura alacağı yer aldığı gibi davalı şirkete ait BA Formunda fatura konusu alacağın bildirilmiş olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda, davacının takibe konu etmiş olduğu faturadan dolayı alacak iddiasını usul ve yasaya uygun olan delillerle ispat ettiğinin kabulü neticesinde verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir..." T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesi, 10.10.2024 Tarih, ...... Esas,..... Karar.
Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; Fatura, sözleşmenin kurulması aşaması ile ilgili bir belge olmayıp, sözleşmenin ifa safhasıyla ilgilidir. Bir başka ifadeyle fatura edimlerin ifası aşamasında düzenlenerek edimlerin içeriğini gösterir. Dolayısıyla Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin ikinci fıkrası gereğince itiraz edilmeyerek kabul edildiği varsayılan fatura içeriği de sözleşmesinin ifasına ilişkin hususlar hakkında olmalıdır. Faturanın itiraz edilmeyerek kabul edilmiş sayılmasına ilişkin düzenleme niteliği itibarıyla kanunî bir karinedir. Ayrıca aksine bir düzenleme olmaması nedeniyle de, adi (aksi ispat edilebilir) kanunî karinedir Bu nedenle ispat yükünün yer değiştirmesi mümkün olmaz. Kanunî bir karineye dayanan taraf, karine temelini ispat ettikten sonra (faturaya itiraz edilmediğini), karine sonucu (fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması) ortaya çıkar. Bu karinenin aksi ise, fatura muhatabı tarafından iddia ve ispat edilebilir. Fatura muhatabının bu faaliyeti bir asıl ispat faaliyetidir. Somut olay bakımından, ispat yükünün davacı üzerinde olması ve bilirkişi deliline dayanması nedeni ile tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, davalıya meşruhatlı tebligatta, ibraz süresi ve ibrazdan kaçınmanın sonuçları da ihtarı ile birlikte inceleme gün ve saati usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen davalı defterlerini ibrazdan kaçınmıştır. Ticari defterlerin delil olma durumlarına ilişkin hukuki düzenlemeler TTK ve HMK’da olmak üzere iki ayrı kanunla belirlenmiştir. Kişinin kendi ürettiği delili kendi lehine kullanamama durumunun özel bir istisnası olan ticari defterlerin delil fonksiyonu, HMK m. 222 ile sınırları ve koşulları sıkı sıkıya belirlenmiştir. Maddenin birinci ve ikinci fıkrasında ticari defterlerin delil olmasına ilişkin genel şartları, üçüncü fıkrasında lehe delil olması için gereken şartları, dördüncü fıkrasında aleyhe delil olabilmesi için gereken şartları ve son fıkrasında ise delilin hasredilmesi olarak nitelendirilen ayrıksı durum ele alınmıştır. Bilirkişi raporunda, davacının usulüne uygun ticari defterlerine göre 58.041,20-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Takibe konu bu faturaların davalıya tebliğ edildiği, TTK madde 21/2 uyarıca davalının faturalara itirazına rastlanılmadığı da rapor da tespit edilmiştir. Her iki tarafında tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafında ticari defterlerine işlenmesi gereken ticari işten kaynaklanıyor olduğuna şüphe bulunmamaktadır.7251 Sayılı Kanun’la değişik HMK m. 222/3 hükmü ise HMK m. 222’nin uygulandığı tüm uyuşmazlıklar açısından ticari defterleri ibrazdan kaçınmanın sonucunu açıkça düzenlemektedir. Buna göre, tacirin ticari defterlerini ibraz etmemesi ve karşı taraf defterlerinin aksini kesin delille de ispat edememesi halinde, ispat mübrez defterlerdeki kayıtlar yönünde gerçekleşeceği kabul edildiğinden davacının ticari defter ve kayıtları ile tarafların 2024 dönemlerinde VD karşılaştırılması BA-BS lerini eşleştikleri, davalı tarafından form BA belgeleriyle vergi dairesine bildirildiği, bu nedenle söz konusu faturanın ve fatura içeriği malzemenin teslim edildiğinin kabulü gerektiğinden davacının 58.041,20-TL alacaklı olduğunu ispat ettiği anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
İİK'nın 67/2. maddesine göre itirazın iptali davasında, alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için hükmün usulüne uygun yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içerisinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gerekir. Likit bir alacaklıdan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi ya da bilinmesinin gerekmesi gerekir. Takip konusu alacak faturadan kaynaklı açık hesap alacağı olup, taraflarca bilinebilir ve likit bir alacak niteliğinde olup davacının ticari defterleri ve BA kayıtları ile belirlenen alacağın likit olduğu ve İİK'nın 67/2. maddesinde belirlenen icra inkar tazminatı koşullarının oluştuğu anlaşıldığından kabul edilen alacağın takip tarihindeki kur karşılığı üzerinden takdiren %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın İİK'nın 67/1.maddesi uyarınca KABULÜNE,
1-Büyükçekmece İcra Dairesi Müdürlüğünün ..... Esas sayılı ilamsız icra takibine davalı tarafından yöneltilmiş olan itirazın iptali ile 58.041,20-TL asıl alacağın, asıl alacak tutarına icra takip tarihinden itibaren takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2.maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına,
2-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, kabul edilen alacağın takdiren %20 oranında hesaplanan 11.608,24- TL icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 3.964,79-TL ilam harcın davacı tarafından yatırılan 700,99-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 3.263,80-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 615,40- TL başvuru harcı, 700,99-TL peşin nispi harç, 87,50-TL vekalet harcı, olmak üzere toplam 1.403,89-TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 7.707,50-TL toplam yargılama giderlerinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Büyükçekmece Arabuluculuk bürosunun arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili hazineye irat kaydına,
8-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Mahkemece verilen kararın niteliği nazara alınarak davalı tarafın yapmış olduğu masrafın yine davalı üzerine bırakılmasına,
10-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince tarafların talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/09/2025
Katip .....
¸e-imzalı
......
¸e-imzalı