T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/206 Esas
KARAR NO: 2025/231 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 06/03/2025
KARAR TARİHİ: 12/03/2025
G. K. YAZILDIĞI TARİH : 12/03/2025
Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı borçlu aleyhine müvekkilinin alacağının tahsili amacı ile Büyükçekmece İcra Dairesi .... E. Sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak davalı borçlu tarafından iş bu taraflarınca açılan icra takibine haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz edildiğini, takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı borçlunun itirazından haksız olduğunu, müvekkili ile davalı ... ve ....'in, müvekkilinin aracı olduğu mimari işleri tamamlamak üzere anlaştıklarını, ... ile .... arasında iş ortaklığı bulunduğunu, müvekkili ile davalı taraf arasında 22.05.2024 tarihinde ekte sunulan sözleşme akdedildiğini, imzalanan 21.06.2024 iş teslim tarihli eser sözleşmesi gereği, yüklenici davalı tarafın; Banyo önü dolap, ... çalışma masası, .... gardolap, ... oyuncak dolabı, .... yatak, Ebeveyn banyo dolabı, Giriş kat banyo dolabı, Giyinme odası 1, Giyinme odası 2, Giyinme odası 3, Giyinme odası 4, ... çalışma ve makyaj masası, .. gardolap, ... yatak, Mutfak, Üst kat banyo, Vestiyer, Çamaşır odası yapması için anlaşıldığını, davalı tarafa, 30.05.2024 tarihinde 250.000,00-TL ödeme yapıldığını, ancak, iş teslim tarihi üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen davalı tarafın sözleşme gereği yerine getirmesi gereken yükümlülüğünü yerine getirmediğini, iş teslim tarihi geçmesine ve ödemeler yapılmış olmasına rağmen eserin müvekkiline teslim edilmediğini ve davalı tarafın temerrüde düştüğünü, müvekkilinin davalı tarafa yapmış olduğu ödemenin dekontunun ekte sunulduğunu, davalı borçlu tarafın, sözleşmeye ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmeyerek sözleşmeyi ihlal ettiğini, eserin teslim ve devrini gerçekleştirmediğini, borçlu davalı ile alacaklı müvekkili arasındaki sözleşme ticari nitelikte eser sözleşmesinden kaynaklanan ticari iş olduğunu, alacaklı müvekkilinin yapmış olduğu ödemelerin iadesini alabilmek adına öncelikle davalı tarafa Bakırköy .... Noterliği .... yevmiye numaralı 29/07/2024 tarihli ihtarname keşide ettiğini, ancak davalı borçlu tarafın ihtara rağmen borcunu ödemediğini, bunun üzerine de işbu davaya konu icra takibinin başlatıldığını, davalı tarafın ihtara ve başlatılan ödeme emrine rağmen, borcu ödemekten kaçındığının aşikar olduğunu, kendisi hakkında Büyükçekmece İcra Dairesi .... E. sayılı dosyası kapsamında takibe geçildiğini, davalı tarafından ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, neticede davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Taraflara ait Ticaret Sicil Kayıtları ve Vergi Dairesi kayıtları celp edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesi kapsamında davalının edimlerini yerine getirmediği iddiasından kaynaklı başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görülmüştür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı)
Dosya içerisine celp edilen ticaret sicil ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; tarafların ticaret sicil kayıtlarının bulunmadığı, davacı ... yönünden verilen vergi dairesi cevabında davacının gerçek usulde ikinci sınıf tüccar olarak işletme usulüne ait defter tutuğu, davalı ... yönünden verilen vergi dairesi cevabında herhangi bir vergi sicil kaydına rastlanılmadığının bildirildiği, tarafların tacir olmadığı görülmüştür. Bu haliyle davacının gerçek kişi olarak tacir vasfı bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca, uyuşmazlığın TTK da düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi özel bir düzenleme ile uyuşmazlığın ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğu belirtilmediği için davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde(Yargıtay 3. H.D.sinin 03.06.2020 gün ve 2020/220 E. - 2020/525 K. sayılı kararı) görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
HMK' nın 114/1-c maddesi uyarınca görev dava şartıdır ve aynı kanunun 115.maddesine göre mahkemeler dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Bu durumda davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine ve mahkememiz yargı çevresinde (Her ne kadar hem görevsizlik hem yetkisizlik kararı aynı anda verilemeyecekse de, Bakırköy Ticaret Mahkemelerinin yargı sınırlarının Büyükçekmece Adliyesi yargı sınırlarını da kapsaması sebebiyle) bulunan davalının adresi mahkemesi Büyükçekmece Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın, dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BÜYÜKÇEKMECE NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine,
4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)
5-6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine,
6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi. 12/03/2025
Başkan ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Katip ...
¸e-imzalı