T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/330 Esas
KARAR NO: 2025/634
DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 18/04/2025
KARAR TARİHİ: 24/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile .... San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında gerçekleştirilen ticari ilişki nedeniyle; keşidecisinin ....Servisi-..... olan ..... Bankası A.Ş.'nin .... Şubesi'ne ait .... seri nolu 31.12.2024 tarihli 53.442,59 TL bedelli ve keşidecisi .... (T.C. No: ...) olan ...Bank A.Ş.'nin .... Şubesi'ne ait .... seri nolu 30.11.2024 tarihli 60.000,00 TL bedelli çek yaprakları keşide edilerek tedavüle çıkarıldığını, söz konusu çeklerin .... San. ve Tic. Ltd. Şti. (V.N..) şirketi tarafından ciro ile müvekkili şirkete teslim edildiğini, ancak müvekkili tarafından da müşterisine ciro edilen çekin müşteriye ulaşmadan kaybolduğunu, bu hususla ile ilgili olarak Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası üzerinden çek zayii davası ikame edildiğini, çekler hakkında ödeme yasağı için teminat yatırıldığını ve çekler hakkında ödeme yasağı kararı verildiğini ve ilgili bankalara müzekkere ile yasaklama kararının bildirildiğini, .... Bankası tarafından 03/12/2024 tarihinde verilen müzekkere cevabında "... Bankası A.Ş.'nin ... Şubesi'ne ait ... seri nolu 30/11/2024 tarihli 60.000,00 TL bedelli" çekin .... (T.C. ...) tarafından 02/12/2024 tarihinde takas işlemine konu edilmek üzere bankaya ibraz edildiğini, çekin ... San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından müvekkili şirket emrine ciro edilen çek olduğunun anlaşıldığını ancak banka tarafından tüm ciro silsilesinin taranmadığının görüldüğünü, nitekim söz konusu çekin müvekkili şirket tarafından da kendi müşterisi olan ... San. Tic. A.Ş.'ye cirolandığını bu aşamada çekin müşteriye ulaşmadan kaybolduğunu, ...'ın eline nasıl geçtiğinin anlaşılamadığını ,Ayrıca söz konusu çeke bakıldığında müvekkili şirket tarafından çekin "... San. Ve Tic. A.Ş (V.N. ....)' ye ciro edilmiş olmasına rağmen; bankadan gelen çek görüntüsünde ...'a ciro edildiğinin gözüktüğünü, müvekkilinin davalı ile ya da çekte yer aldığı iddia edilen diğer cirantalar arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, dosya içerisinde bulunan evraklar, deliller, imza sirküleri incelendiğinde yaklaşık ispat şartının sağlandığını, aksinin düşünülmesi ve tedbir kararı verilmemesi halinde davalı ve ciro silsilesinde bulunan tarfalarca davaya konu çekin icraya konu edileceğini, müvekkilinin ihlal edilecek haklarının korunmasının mümkün olmayacağını ve telafisi güç hatta imkansız mağduriyetlere yol açacağını bu nedenle çek hakkında icra takibine konu edilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, müvekkili şirketin yetkili hamil olması sebebi ile çekin müvekkiline teslimine karar verilmesini, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafından sunulmuş cevap dilekçesi bulunmamaktadır.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, çek istirdadı istemine ilişkindir.
Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; ... Bankası A.Ş.'nin .... Şubesi'ne ait ... seri nolu 30/11/2024 tarihli 60.000,00 TL bedelli çekin zayi nedeniyle iptal davası açıldığı, banka tarafından çekin .... isimli şahıs tarafından ibraz edildiğinin bildirilmesi üzerine 08/04/2025 tarihli duruşma ara kararı ile istirdat davası açılması için süre verildiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık, çekin istirdadı davasının arabuluculuğa tabi olup olmadığı, tabi değil ise çekin istirdadının koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
HMK'nın 114/1 nci maddesinde dava şartları tahdidi olarak sayıldıktan sonra anılan maddenin ikinci fıkrasında da "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." hükmü ile diğer kanunlarda dava şartlarına ilişkin düzenlemelerinde dikkate alınması gerekliliğine vurgu yapılmıştır. HMK 115 nci maddesi hükmü de "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." şeklinde olup buna göre Mahkeme'nin dava şartı noksanlığı hâlinde yapacağı işlemler düzenlenmiştir.
7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklene 5/A maddesinde ise "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmü uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülecek olan bazı davalarda,dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartı hâline getirilmiştir.
28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md.5.A /1 de "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." denilmiştir. Söz konusu kanun hükmü 01.09.2023 tarihinde yürürlüğe girmiş, iş bu dava 27.03.2025 tarihinde açılmıştır.
Yine 7155 sayılı Yasa ile değişik 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi hükmüne göre davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Davacıya 24/04/2025 tarihli tensip zaptı uyarınca son tutanağı sunması için süre verilmiş olup, tensip zaptının usulüne uygun tebliğ edildiği, davacı tarafça arabuluculuk tutanağının sunulmadığı görülmüştür.
28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md.5.A /1 da yapılan değişikliğe dair madde gerekçesine; "Maddeyle, 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapılmaktadır. Hükümle, ticari davalardan, konusu bir miktar para olan itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlenmekte ve böylece uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi am "şeklindedir. (https://mevzuat.tbmm.gov.tr/Kanun/KanunDetay?YasamaKanunId=f72877c2-337b-037b-e050-007f01005610&kanunNumarasi=7445#step-2)
"... 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md.5.A /1 uyarınca iş bu çek istirdatı davası, arabuluculuğa tabidir ve bu husus dava şartıdır. Somut olayda mahkemece çağrı kağıdı ile ihtar yapılarak, davacı vekiline arabuluculuk son tutanağını dosyaya sunması için bir hafta kesin süre verilmiş, davacı vekili 22/09/2023 tarihli dilekçesiyle, Yargıtay kararları ve genel yargılama usulleri kapsamında çek istirdat davasında arabuluculuğa başvurmanın dava şartı olmadığını bu sebeple de arabuluculuğa başvurulmadığını bildirerek mahkemenin ara kararından dönülmesini talep etmiştir. Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir." Ankara BAM .... Hukuk Dairesi, ...Esas, ....Karar.
"...Somut olayda ise uyuşmazlık TTK 792.m. uyarınca çek istirdatı istemine ilişkin olup, konusu bir miktar para alacağı değildir. Dava devam ederken çekin bedelinin davalı tarafça tahsil edilmesi halinde davanın çek bedelinin istirdatına dönüşmesinde de durum değişmeyecektir. Zira çek bedelinin istirdatı istemi, çek istirdatı isteminin kabul edilmesine bağlıdır ve terditli bir talep olarak ileri sürülmektedir. O halde ilk derece mahkemesince davacının asıl talebi olan çek istirdatı talebinin 6102 sayılı TTK 5/A maddesi gereğince arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı dikkate alınarak işin esasına girilip bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile HMK'nin 353/(1).a-4-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmiştir..." İstanbul BAM .... Hukuk Dairesi, 17/01/2025 Tarih, ... Esas, ...Karar. Benzer yönde; İstanbul BAM .... Hukuk Dairesi,/14/03/2024 Tarih , ... Esas, ... Karar.
Dosya tüm deliller, yasa hükmü, içtihatlar ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; dava TTK'nın 792. maddesi uyarıncan çek istirdadı istemine ilişkin olup 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md.5.A /1 maddesine eklenen " itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında," hükmün TTK madde 792 uyarınca açılan çek istirdat davalarını kapsayıp kapsamadığının öncelikle çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Bu hususta güncel Yargıtay içtihatı bulunmamaktadır. İstinaf Daireleri arasında ise yukarıda bahsedilen emsal kararlardan görüldüğü üzere içtihat birliği bulunmamaktadır.
İstirdat davası, İİK m. 72/7’de tanımlanmakta olup davanın şartları ve genel hükümleri İİK m. 72/6-8’de yer almaktadır hukuki niteliği; bir eda davasıdır ve dayanağını icra hukukundan alır. İstirdat davası borçluya maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ispat etme imkanı tanımaktadır.
Türk Ticaret Kanununda istirdada ilişkin dava senet, poliçe ve çeke ilişkin hükümlerin düzenlendiği bölümlerde ayrı başlıklar altında düzenlenmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir. TTK madde 792'te "elden çıkan çek" başlığı ile düzenlenmişken Eski TKK madde 704 "kaybedilen çek" şeklinde düzenlemiştir. Poliçeler bakımından ise benzer bir düzenleme TTK madde 763'te "iade davası" başlığı ile düzenlenmişken Eski TKK madde 675 "istirdat davası" şeklinde düzenlemiştir. Senetler bakımından ise TTK m. 665 ve eski TTK madde 557 de "senedin ibrazı halinde" başlığı altında düzenlemiştir.
Poliçeye ilişkin düzenlemeye göre poliçenin kimin elinde olduğu biliniyorsa istirdat davası, poliçenin kimin elinde olduğu bilinmiyorsa iptal davası açılır (TTK m. 758 – 759). İptal davası sırasında poliçenin kimin elinde olduğu tespit edilir veya poliçe elinde bulunduran kişi, mahkemeye sunarsa bu durumda iptal davasına bakan mahkeme davaya bakmaya devam edemez. Mahkemenin davacıya poliçeyi elinde bulunduran kişiye karşı iade davası açmak için süre vermesi gerekir (TTK m. 758).
Çek, 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’nın 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir. 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabında 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s. 221).
Çek, 6102 sayılı TTK’da tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, Kanun’un öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna, Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem: Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s. 268). Bir diğer deyişle çek, hukuki mahiyeti itibariyle bir ödeme aracıdır. Poliçenin bir kredi vasıtası olmasına karşı çek, nakit para yerine ödeme amacıyla kullanılır. Çekin şartlarından da anlaşıldığı üzere kambiyo senetleri temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içermektedir.
Çek, bir bedelin ödenmesi amacıyla düzenlenebilir. Ancak havalenin aksine çekin konusunu para dışında, herhangi bir misli eşya ya da kıymetli evrak oluşturamaz. (Öztan Fırat: Kıymetli Evrak Hukuku,2. Bası,Ankara 1998, s.1042)
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 757/1. maddesine göre, iradesi dışında çek elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatap bankayı çeki ödemekten menedilmesini isteyebilir. Aynı Kanun’un 759. maddesi uyarınca, çeki eline geçiren kişi bilinmiyorsa, çekin iptaline karar verilmesi istenebilir. İptal isteminde bulunan kişi, çek elinde iken zıyaa uğradığını inandırıcı bir şekilde gösteren delilleri mahkemeye sağlamak ve senedin bir suretini ibraz etmek veya senedin esas içeriği hakkında bilgi vermekle yükümlüdür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 764. maddesi uyarınca elden çıkan çek, verilen süre içinde mahkemeye sunulmazsa, mahkemece çekin iptaline karar verilir. Çekin iptaline karar verilmiş olmasına rağmen, iptal talebinde bulunan keşideciye karşı çekten doğan istem hakkı ileri sürebilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 792. Maddesinde de Çekin herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir.
Dosya tüm deliller, yasa hükmü, içtihatlar ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; çekin kaybolması durumunda, yetkili hamil olduğunu ileri süren TTK madde 759 uyarınca çekin iptalini talep edecektir. Somut olayda davacı Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas Sayılı dosyası incelenmekle; ... Bankası A.Ş.'nin .... Şubesi'ne ait .... seri nolu 30/11/2024 tarihli 60.000,00 TL bedelli çekin zayi nedeniyle iptal davası açıldığı, banka tarafından çekin ... isimli şahıs tarafından bankaya ibraz edilmiş olması nedeni ile çekin kaybolmadığı anlaşılmış, mahkemece istirdat davası açılması için süre verilmiş, verilen kesin süre içerisinde iş bu dava açılmıştır.
28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md.5.A /1 de değişiklik yapılmadan önce itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarının arabuluculuk hükümlerine tabi olup olmadığına ilişkin farklı yargı kararları ve doktrinde tartışmalar bulunmaktaydı. Tartışmanın çıkış noktası ise açılan davalarda kanunun aradığı “alacak” ve “paranın ödenmesi” şartlarının aradığı, dava türleri bakımından bu şartların gerçekleşmiş olup olmadığı noktasında idi. Özellikle Menfî tespit davası bakımından, davanın konusu bir alacak talebi olmadığı, borcun bulunmadığını tespiti olduğu, davacı borcunun olmadığının tespitini talep ediyorsa da bu talebin tersinden davalının alacağının olduğu, bu sebeple de kanunun aradığı “alacak” ve “paranın ödenmesi” gibi hususların gerçekleşmiş sayılacağı kabul edilemeyeceği, bu nedenle de arabuluculuğa tabi olmadığı yönünde menfi tespit davasının arabuluculuğa tabi olduğuna ilişkin verilen kararlar eleştirilmiştir. (Özekes, Muhammet/Çiftci, Pınar; Menfî Tespit Davalarını Zorunlu Arabuluculuğa Dahil Saymanın Gereksizliği Üzerine(İstanbul BAM Kararları Örneğinden Bir Bakış),TBB Dergisi 2020, s. 129.) Gelinen noktada ise, 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md.5.A /1 de değişiklik ile "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." denilmiştir. Söz konusu "istirdat" davasından yalnızca İİK 72 /7 de düzenlenen istirdat davası mı düzenlenmiş yoksa TTK'nın 792. maddesi uyarıncan çek istirdadı davasını da kapsayıcı bir düzenleme mi içerdiği bakımından sarih bir düzenleme değildir.
Şöyle ki, yapılan bu değişiklik ile anlaşılıyor ki yasa koyucu artık konusu bir miktar para olan alacağı olan tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabuluculuk dava şartını aramaktadır. Menfi tespit tipik bir tespit davası olmasına rağmen arabuluculuk kapsamına alınmışken hukuki mahiyeti itibariyle bir ödeme aracı olan çeke ilişkin açılan çekin istirdadı davasının bu kapsamda açıkça yasa maddesinde sayılmadığından bahisle arabuluculuğa tabi olmadığını söylemek ancak "sözel(lafzı)"yorum yolu ile mümkündür. Bir başka deyişle yapılan bu düzenleme lafzı yorum yöntemi ile yorumlandığında, "çekin istirdadı" ayrıca yasa hükmünde yer almadığından arabuluculuk dava şartına tabi değildir denilecektir. Ancak bu durumda şöyle bir husus ile karşılaşacağız; çeke dayalı icra takip sonucunda (KSÖHY) takibe itirazen açılacak itirazın iptali davası veya borçlunun takip öncesinde veya sonrasında menfi tespit davası açılması durumunda yahut icra dosyasına çek bedeli kadar ödeme yapıldıktan sonra İİK 72/7 uyarınca istirdat davası açıldığında, bu davalar para alacağının tahsili olarak kabul edilip arabuluculuk dava şartı olarak aranacaktır. Ancak çekin iadesi (çekin de üzerinde yazılı meblağ kadar parasal değer içermesine rağmen) talebini içeren istirdat davasında arabuluculuk dava şartı olarak aranmayacaktır.
Şu hususa da belirtmek gerekir ki, yasa hükmü yorumlanırken öncelikle temel mantık ilkelerine uyulmalı ve yorum yöntemlerinden sadece birine değil, tümüne dikkat edilmeli ve bunlar birbirine tezat etmeyecek şekilde birlikte uygulanmalıdır. Yorumda dikkat edilecek temel mantık kuralları ise; kıyas, aksi ile kanıt, evleviyet, örnekseyici sayımın benzerleri arasında olması, absürt ile kanıt olarak sayılabilecektir.( Özekes, Muhammet; Temel Hukuk Bilgisi, Eylül 2023, s. 113 vd.) Dolayısıyla temel mantık kuralları çerçevesinde düşünür isek; yukarıda da belirttiğimiz gibi çek bir bedelin ödenmesi amacıyla düzenlenebilir ve ancak havalenin aksine çekin konusunu para dışında, herhangi bir misli eşya ya da kıymetli evrak oluşturamaz. Dava konusu çekin de üzerinde yazılı meblağ kadar (somut olayda 1.000.000,00 TL) parasal değer içerdiği ve çek istirdadı davasının aynı zamanda konusunun bir miktar para olduğu da göz önünde bulundurulduğunda "paranın ödenmesi" kapsamında olmadığını düşünmek de mümkün değildir. Kaldı ki Menfi tespit davasını dahi arabuluculuk kapsamına dahil eden yasa koyucunun istirdat ibaresinin içerisinde çekin istirdadı davasını da evleviyetle bu kapsama aldığı kabul edilmelidir.
Neticeten, her ne kadar uygulamada çek istirdatı davasının "konusu bir miktar para alacağı olmadığından" bahisle arabuluculuğa tabi olmadığı (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 14/03/2024 Tarih ve 2024/282 Esas - 2024/422 Karar sayılı ilamı; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 17/01/2025 Tarih ve 2025/61 Esas - 2025/84 Karar sayılı ilamı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 20/03/2025 Tarih ve 2025/114 Esas - 2024/385 Karar sayılı ilamı ) şeklinde kararlar mevcutsa da; yukarıda da bahsedildiği gibi çekin ödeme aracı olması, çekin konusunun para dışında, herhangi bir misli eşya ya da kıymetli evrak oluşturamayacağı, istirdat davasının parasal değeri olan bir şeyin aynen iadesi talebini içerdiği, dava konusu çekin de üzerinde yazılı meblağ kadar parasal değer içerdiği ve çek istirdadı davasının aynı zamanda konusunun bir miktar para olduğu hususları dikkate alındığında "paranın ödenmesi" kapsamında olmadığını düşünmenin mümkün olmayacağı mahkememizce kabul edilmiştir.
Tüm bu hususlar dikkate alınarak, davacı tarafça dava şartı olan zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmadan iş bu dava açıldığından, 6102 sayılı TTK m. 5/A(1) ve 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükümleri uyarınca sonradan tamamlanabilir nitelikte olmayan arabuluculuğa başvuru dava şartı noksanlığı nedeniyle açılan çek istirdatı davasının özel dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 26.12.2023 Tarih ve 2023/1869 Esas - 2023/1806 Karar sayılı ilamı; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 20/02/2025 Tarih ve 2025/164 Esas - 2025/287 Karar sayılı ilamı; Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 18.01.2024 Tarih ve 2024/113 Esas - 2024/298 Karar sayılı ilamı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.12.2024 Tarih ve 2024/1595 Esas - 2024/9423 Karar sayılı ilamı) dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Açılan davanın arabuluculuğa ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harcın, davacı tarafça peşin yatırılan toplam 1.024,65-TL harçtan mahsubu ile 409,25-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacı tarafa İADESİNE,
3- Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafa iadesine,
6-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi.24/07/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza