T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/369 Esas
KARAR NO : 2025/1001
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/05/2025
KARAR TARİHİ : 15/12/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 14.01.2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacının alacağının tahsili amacıyla Bakırköy .. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu, itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın 9620'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı yanın dosya kapsamında cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.
Takibe konu icra dosyası, faturalar ve ticari defter kayıtları dosyamız içerisine alınmıştır.
Usulüne uygun duruşma açılmış, ön inceleme aşamasında uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bakırköy ... İcra Dairesinin ... takip sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi tarafından borçlu ... Pazarlama Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine 610,73-USD toplam alacak için icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır.
SMMM Bilirkişi tarafından dosyaya sunulan bilirkişi heyet raporunda özetle; Davacı tarafın 2024-2025 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, Davalı tarafın 03.10.2025 tarihli defter inceleme günü gelmediği, yerinde inceleme talebinde bulunmadığı, bu nedenlerle davalı tarafın ticari defterleri üzerinden inceleme yapılamadığı, bu husustaki değerlendirmenin sayın mahkemenin takdirine bırakıldığı, HMK 222 (5) maddesinde "Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” ifadesi yer almıştır. Takip Talebi, Davacı tarafın davalı taraf hakkında 2.064,82 TL asıl ve toplam alacak ile 593,79 EURO asıl, 16,94 EURO işlemiş faiz olmak üzere 610,73 EURO toplam alacak üzerinden takip tarihinden itibaren icra harç masrafları ve vekalet ücretiyle asıl alacağa işleyecek bankalarca 1 yıla kadar vadeli mevduatlara fiilen uygulanan azami TL-EURO faiz oranlarıyla tahsili talebi ile (Türk Borçlar Kanunun 100. maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikli faiz ve masraflara mahsubuyla) Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası üzerinden 17.03.2025 tarihinde takibe geçtiği, davalı tarafın itiraz ettiği, takip talebine açıklama olarak “Fatura Ve Cari Bakiye Alacağı 2.064,82 TL * Fatura Ve Cari Bakiye Alacağı 593,79 EURO” diye yazıldığı, Takibe Konu Cari Hı lişkin EURO Tutarlı F: lar, Takibe konu cari hesaba ilişkin davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2024 yılına ait KDV dahil 596,14 EURO tutarlı 13 adet satış faturasının olduğu, Davacı tarafın 596,14 EURO toplam satış faturası tutarının 593,79 EURO tutarı üzerinden takibe geçtiği, Faturaların açıklama kısmına malzeme-hizmet bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, iş bu faturaların davacı tarafın yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davalı tarafın yasal defterlerine işlenip işlenmediğinin tespit edilemediği, “Türk Ticaret Kanunu'nun MADDE 21- (2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." İfadesi yer almaktadır. Takibe Konu Cari Hesaba İlişkin TL Tutarlı Fatura, Takibe konu cari hesaba ilişkin davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 25.02.2025 tarihli, ... numaralı ve KDV dahil 2.064,82 TL tutarlı 1 adet vade farkı faturasının olduğu, Davacı tarafın 2.064,82 TL toplam vade farkı faturasının 2.064,82 TL tutarı üzerinden takibe geçtiği, Faturanın açıklama kısmına “Vade Farkı” diye yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturanın e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, iş bu faturanın davacı tarafın yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davalı tarafın yasal defterlerine işlenip işlenmediğinin tespit edilemediği, “Türk Ticaret Kanunu'nun MADDE 21- (2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." İfadesi yer almaktadır. Davacı Tarafın Cari Hesap Ekstresi, Davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 05.03.2024 tarihli 1.461,31 EURO karşılığında 49.800,00 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 28.02.2025 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 593,79 EURO karşılığında 22.625,77 TL*2.064,82 TL alacaklı olduğu, Tarafların Ticari Defter ve Kayıtlarının Karşılaştırılması-Değerlendirme, Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 593,79 EUR0*42.064,82 TL alacaklı olduğu, Davacı tarafın takibe konu ettiği alacağın 593,79 EURO tutarlı olanının satış faturalarının bakiyesinden, 2.064,82 TL tutarlı olanının vade farkı faturasından kaynaklandığı, Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, borcu olmadığını ispat etmesi gerektiği, Davacı tarafın davalı taraftan takip tarihi itibariyle 593,79 EURO*42.064,82 TL asıl alacağı talep edebileceği, Davacı tarafın EURO alacak yönünden 16,94 EURO işlemiş faiz talebinin olduğu, işlemiş faiz için 26.05.2024-13.03.2025 tarih aralığı ve bankalarca 1 yıla kadar vadeli mevduatlara fiilen uygulanan azami EURO faiz oranı kriterlerinin verildiği, iş bu kriterler doğrultusunda işlemiş faizin 22,01 EURO olarak hesaplandığı ve iş bu hususta nihai takdirin sayın mahkemeye bırakıldığı, Davacı tarafın takip tarihi itibariyle TL alacak yönünden işlemiş faiz talebinin olmadığı, Davacı tarafın takip tarihinden itibaren bankalarca 1 yıla kadar vadeli mevduatlara fiilen uygulanan azami EURO-TL faiz talebi hususunda nihai takdirin sayın mahkemeye bırakıldığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
TÜM DOSYA MUHTEVİYÂTI KÜLLÎYEN TETKÎK EDİLDİĞİNDE;
Dava, ticari ilişki nedeniyle fatura alacağının tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Öncelikle ispat müessesesini açıklamakta fayda var. Bilindiği üzere, hakim, davada hangi vakıaların ispat edilmesini tespit ettikten sonra, bu vakıaların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği sorusuyla karşılaşır; buna ispat yükü denir. Kendisine ispat yükü düşen taraf için, bu bir yükümlülük(mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür(külfettir). Taraf kendisinin ispat etmesi gerektiği vakıayı ispat edemezse karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez, bilakis kendisine ispat yükü düşen taraf , o vakıayı ispat edememiş sayılır.(Kuru, Medeni Usul Hukuku, 2016, sy 319)
Dava dosyamızda ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup tarafların iddiaları doğrultusunda delilleri toplanarak taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ihtaratlı ara karar kurulmuş inceleme günü sadece davacı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde dosyamıza sunmuştur.
Yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davacının davalıdan alacaklı olduğu tespit edilmiş fakat davalı defterlerini incelemeye esas olacak şekilde ibraz etmemiştir. Rapor neticesinde incelenen davacı defterlerine göre davacının davalıdan faturalar karşılığında 2.064,82-TL ve 593,79-EURO alacaklı olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir.
7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir.
Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile asıl alacağın varlığının ispatlandığı, fatura teslim olgusunun artık ispatının gerekmeyeceği yine yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu fakat işlemiş faiz yönünden davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğünün ispatlanmadığı, bu nedenle işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla tüm talepler hakkında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
DAVANIN KISMEN KABULÜNE,
1-Davalının Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazının 2.064,82-TL ve 593,79-EURO üzerinden iptaline,
2-Takibin belirtilen para birimleri üzerinden DEVAMINA,
3-İşlemiş faize yönelik talebin REDDİNE,
4-Hüküm altına alınan asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 6.359,17-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE.
5-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 2.030,86-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 615,40-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.415,46-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
6-Davacı tarafından yatırılan toplam 1.318,30-TL harcın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine,
7-Davacı tarafından yatırılan tebligat, müzekkere gideri, bilirkişi ücreti toplamı 6.335,00-TL'nin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 6.159,29-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 29.730,16-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 848,10-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 4.472,41-TL'sinin davalıdan, 127,59-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
10-Taraflarca yatırılıp harcanmayan masrafın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
11-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; miktar yönünden KESİN olmak üzere hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı karar verildi.. 15/12/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır.
Hakim ...
¸e-imzalıdır.