T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/400 Esas
KARAR NO: 2025/446
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 12/05/2025
KARAR TARİHİ: 20/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ın ekte bir sureti sunulan Bakırköy ..... Noterliği'nin 16.01.2025 tarih ve .... yevmiye numaralı satış sözleşmesi ile davalı ...'nden .... tescil plakalı aracı 196.000 km'de satın aldığını, Bahsi geçen aracın satın alınmasından 2 gün sonra 18.01.2025 tarihinde aracı henüz 96 km kullanmış olan müvekkilinin sürüş halindeyken araç motor arızası verdiğini ve motoru çalışmayı durdurduğunu, bunun üzerine araç için çekici çağrıldığını ve aracın .... Mahallesi ... Bulvarı No:78 Esenyurt/İstanbul adresindeki özel servise çektirildiğini, Aracın çekildiği serviste araç üzerinde inceleme yapan motor ustaları aracın hortumunun patlamış olduğunu fark ettiğini, ilk olarak aracın motor hortumunun değiştirildiğini, buna rağmen aracın radyatörünün tıkalı olduğunu ve motorun sorunlu çalıştığının görüldüğünü, bu kez aracın radyatörünün değiştirildiğini ancak bununda fayda etmediğini, yapılan incelemede aracın motorunda contanın yanmış olduğunu ve araca yeniden motor yapılması gerektiğinin anlaşıldığını, Müvekkilinin araçla ilgilenen motor ustalarıyla yaptığı şifahi görüşmede, aracın motor arızasının geçmişteki kullanımdan kaynaklandığını, muhtemelen araçta bu yönde bir kronik arızanın bulunduğunu, aracın bu haliyle gizli ayıplı olarak kendisine satıldığını öğrendiğini, Bunun üzerine araçta oluşan hasarın giderilmesi için davalı ile şifahi görüşmeler yapan müvekkilinin davalıdan öncelikle araçta doğacak onarım bedelinin karşılanacağı cevabını aldığını ancak sonrasında davalı hiçbir masrafa karışmayacağını beyan ettiğini, bu nedenle aracın gizli ayıpla müvekkiline satılmış olduğunun tespiti için Büyükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Değişik İş sayılı dosyasından tespit yaptırıldığını, Bahsi geçen bilirkişi raporunda dava konusu aracın satış tarihinden kısa bir süre önce komple sökülüp rektifiye işlemi yapıldığını, motor ve şanzıman ünitelerine ait tüm parçalarda birleşim yerlerine sıvı conta uygulandığını, birkaç cıvatanın eksik bırakıldığını, birkaçının ise farklı araçlara ait olduğunu, motor rektifiye işleminin kısıtlı yedek parça ve işçilik uygulaması sebebiyle ayıplı olarak yapılmış olduğunun belirlendiğini, Bilirkişi raporundaki bu tespitlerden anlaşılacağı üzere dava konusu araç satışından kısa bir süre önce farklı araçlara ait cıvatalar kullanılarak, kısıtlı yedek parça ve işçilikle ayıplı olarak motor rektifiye işlemine tabi tutulduğunu, öyle ki aracın motor üniteleri ve şanzımanı dahi sıvı contalar ile tutturulduğunu, deyim yerindeyse aracın motoru emanet biçimde toplanarak adeta satılacak kişinin elinde kalacak biçimde ağır kusurlu ve hileyle satıldığını, Nitekim aracın henüz 96 km kullanılması sonucu bu ayıpların ortaya çıkmasınında bu durumu doğruladığını, Davalı tarafın bu tespit dosyasına sunmuş olduğu bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde özetle tüm arızanın sürücü hatasından kaynaklandığını ileri sürdüğünü, Ancak öne sürülen sürücü hatası iddiasını aşar biçimde biçimde araçtaki ayıpların, ağır kusurlu ve hileli olarak davalı tarafça gizlendiğinı ve aracın bu şekilde müvekkiline satıldığını, kendilerince yaptırılan tespit sonrasında araç ekte sunulan faturalardan da görüleceği üzere toplam 215.810,00 TL bedel ödenerek onarım gördüğünü ve kullanıma hazır hale geldiğini, Dava konusu aracın müvekkiline ait şahıs şirketi niteliğindeki ticari işletmede kullanılmak üzere satın alınmış bir ticari araç olduğunu, 12 günlük onarım sürecinde mahrum kalınması nedeniyle araç için 24.000,00 TL araç mahrumiyet bedeli oluştuğunun kabul edildiğini, Yine aracın arızalanması sonrasında servise çekilmesi için 1.400 TL çekici bedeli ödendiğini, ayrıca tespit dosyasına da 13.123,30 TL yargılama masrafı yapıldığını, Bu çerçevede davalı aleyhine Bakırköy.... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, 215.810,00 TL onarım bedeli, 24.000,00 TL araç mahrumiyet bedeli, 13.123,30 TL yargılama masrafı, 1.400,00 TL çekici bedeli ve 30.000,00 TL araç değer kaybı olmak üzere toplam 284.333,30 TL'nin davalıdan tahsilinin talep edildiğini, ancak davalı tarafından takibe haksız olarak itiraz edildiğini, bu nedenlerle Dava konusu Bakırköy .... İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı dosyasına konu alacak kalemlerinden 215.810,00 TL onarım bedeli, 24.000,00 TL araç mahrumiyet bedeli, 13.123,30 TL yargılama masrafı ve 1.400,00 TL çekici bedeli olmak üzere toplam 254.333,30 TL'lik kısıma yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptalini, Aracın gizli ayıpları ağır kusurlu ve hileli biçimde gizlenerek satılması karşısında kötü niyetli olduğu en başından bu yana anlaşılan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında akdedilen araç satış sözleşmesi kapsamında satın alınan .... plakalı aracın ayıplı olduğu iddiasıyla araç için yapılan giderler, araç mahrumiyet bedeli ve araç değer kaybının tahsili istemi ile davalı aleyhine başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Dosya içerisine celp edilen ticaret odası ve vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davacı ...'ın tacir olmadığı, İTO kaydının bulunmadığı ve yıllık beyannamesi incelendiğinde Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesindeki hadleri aşmadığı görülmüştür. Davalının tacir olmadığı göz önünde bulundurulduğunda uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. 6100 sayılı HMK'nın 115/2.maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ve görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, yazılı şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine,
4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)
5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine,
6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi.22/05/2025
Katip ...
¸e-imza
Hakim ...
¸e-imza