T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/657 Esas
KARAR NO: 2025/650
DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 04/04/2025
KARAR TARİHİ: 05/08/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 07/08/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi özetle: Davalının 05/04/2021 tarihinde davacı şirket ile aralarında akdedilen yazılı iş sözleşmesiyle ihracat satış ve pazarlama uzmanı olarak işe başladığını, Rusya ve CIS bölgelerinde yer alan büyük müşteriler ile en kapsamlı satışın yapıldığı bölgelerde aktif rol oynadığını, davalının geçerli bir neden göstermeden 24/09/2024 tarihinde iş sözleşmesini tak taraflı olarak feshederek istifa ettiğini, 08.03.2021 tarihinde akdedilen yazılı iş sözleşmesinin işçinin yükümlülükleri başlıklı 5. maddesi ile; davalının gerek iş sözleşmesinin devamı sırasında gerekse iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra işverenine ve müşterisine ait sırları saklamayı, işten ayrılması halinde dahi hizmet sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 2 yıl süre ile Marmara Bölgesi dahilinde, işverenin iş yerinde ürettiği mallardan bazılarını ve/veya tamamını üreten veya ticaretini yapan başka bir işverene ait iş yerinde çalışmamayı, danışmanlık yapmamayı veya sair bir surette doğrudan ve dolaylı olarak rekabet etmemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, ayrıca taahhüdün gereği olarak yükümlülüğe uymaması nedeniyle, davacı işverenin uğrayabileceği bütün zararları karşılamayı, ek olarak Türk Borçlar Kanununun 446. maddesi uyarınca düzenlenmiş cezai şart olarak son aylık brüt maaşının 20 katı ücreti ödemeyi kabul ettiğini, davalının 08.03.2021 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi gereğince, Türk Borçlar Kanununun 446. maddesi uyarınca düzenlenmiş cezai şart olan (son aylık brüt ücretinin 20 katı) 1.890.900,00 TL’yi ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, bu taahhüt doğrultusunda davalının rekabet hükümlerine aykırı davranması nedeniyle icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibin şimdilik 945.450 TL'sini talep ettiklerini, davacının İş sözleşmesi ve mevzuatta yer alan gizlilik ve rekabet etmeme yükümlülüklerini ve bununla birlikte davacı şirketin bir kısım müşterileriyle irtibata geçerek yeni işvereni adına teklifler sunduğunu, davalının davacı şirket bünyesinde yaklaşık 3 yıl gibi bir süre çalıştığını, son olarak da Rusya ve CIS bölgelerinin ihracat satış ve pazarlama uzmanı alanında tek yetkili kişisi olarak görev yaptığını, davalının iş sözleşmesinin sona ermesinden kısa bir süre sonra .... isimli firmada çalışmaya başladığını, davacı işveren ile bu firmanın rakip firmalar olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın kabulüne, davalının takibe yönelik itirazın kısmen iptal edilerek icra takibinin 945.450,00-TL üzerinden devamına, kötü niyetli itirazı nedeniyle davalının %20 'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesini, ücreti vekalet ve yargılama giderlerinin davalıya tahmiline hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi özetle: Zamanaşımı definde bulunduklarını, davalının davacı işveren nezdinde 05/04/2021 tarihinde ihracat satış ve pazarlama uzmanı olarak işe başladığını, 12/08/2024 tarihine kadar davacı şirkette çalıştığını, gittikçe ağırlaşan çalışma koşulları ve hak edişlerinin gereği gibi ödenmemesi nedeniyle işten ayrılmak zorunda kaldığını, davalının işten ayrıldıktan sonra hayatını idame ettirebilmek adına eğitimi ve yetkinliğine uygun bir işe girdiğini, davalının davacı işverenlikte tüm şevk ve özverisi ile çalışmaya başladığını ancak kısa bir süre sonra rızası hilafına ücretsiz fazla mesaiye zorlandığını, hafta tatili ve UBGT günlerinde çalıştığını, yıllık izinlerini kullanamadığı ve eğinin karşılığının ödenmediğini, davalının iş yükünün günden güne arttığını, bütün bunlardan dolayı iş akdini haklı nedenle feshettiğini, davalının keyfi bir şekilde işten ayrılmadığını, rekabet hükmüne dayalı talepte bulunulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalının davacı iş yerinde yaklaşık 4 yıl çalıştığını, iş sözleşmesi incelendiğinde görüleceği üzere bu sözleşmenin bir iş sözleşmesi değil bir rekabet yasağı sözleşmesi niteliğinde olduğunu, bu sözleşmenin işe girişte iş sözleşmesi olarak imzalatıldığını, davacının her ne kadar davalının Rusya ve CIS ülkelerinin ihracat ve satış pazarlama uzmanı alanında tek yetkili kişi olarak görev yaptığından bahisle pazarlama stratejilerine hakim olduğunu iddia etmekteyse de bu iddialarının yersiz olduğunu, davalının yeni işinde ağırlıklı olarak Pakistan, Almanya gibi farklı kıtalarda ve farklı satış stratejileri gerektiren birçok ülkeleyle iş yaptığını, davalının davacı işyerinde çalışırken esans, aroma ve pigment ürünlerinin ihracat faaliyetlerinden sorumlu iken mevcut işinde yalnızca aroma ürünlerinin satışından sorumlu olduğunu, davalının uzun yıllardır İstanbul' da ikamet ettiğini, tüm bu nedenlerle taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağı ve cezai şart hükümlerinin belirtilen sebepler nedeniyle geçersiz sayılmasına, takibin iptaline, icra inkar tazminatı isteminin ve haksız davanın reddine, davacı kötü niyetli bir şekilde işbu davayı ikame ettiğinden dava değerinin %20’sinden aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, aksi kanaatte olunması halinde emredici nitelikte olan TBK 182. maddesinin son fıkrası gereği cezai şart miktarının hakkaniyete uygun olarak indirilmesine, vekalet ücreti de dahil olmak üzere yargılama giderlerinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, işçi ile işveren arasındaki iş sözleşmesinde düzenlenen rekabet yasağı hükmünden kaynaklı cezai şart tazminatı istemine ilişkindir.
Gerek mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda, gerekse 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda, Türk Borçlar Kanunu’nun rekabet yasağına ilişkin hükümlerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olduğu belirtilmiş ise de, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde yer alan: “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmü, bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulmasını gerektirmektedir.
İşçinin haklarını adalet mercilerinde çabuk, kolay ve ucuz bir surette almasını temin etmek amacıyla özel İş Mahkemeleri Kanunu çıkarılmıştır. Ayrı bir iş yargılaması ve bu yargılamayı uygulayan özel mahkemelerin kuruluşu, esasen iş hukukunun işçiyi koruma hukuki niteliğinden kaynaklanmaktadır.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, “a)5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına,b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara,c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.” şeklinde düzenlenmiştir.
Şu halde, İş Mahkemeleri Kanunu ile işçi ve işveren arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları çözme görevinin iş mahkemesine verilmiş olması, Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesinde yer alan “aksine hüküm bulunmadıkça” ibaresinin karşılığıdır. Başka bir anlatımla, İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5.maddesi, Türk Ticaret Kanununun 4.maddesinde belirtilen ticari davalara bakma görevinin ticaret mahkemelerine ait olduğunu belirten 5.maddedeki 'aksine hükmü' öngören bir düzenlemedir.
İşçi ile işveren arasında sözleşmenin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir anlaşma olmadıkça, Borçlar Kanunu'ndaki hükümler tek başına işverene talep hakkı vermez. Başka bir anlatımla, taraflarca rekabet yasağı konusunda anlaşma yapılmışsa işveren, sözleşmeye aykırı davranıldığını ileri sürerek cezai şart ya da tazminat talebinde bulunabilecektir. Bu nedenle, burada borcun kaynağı kanun değil, iş sözleşmesidir. İş sözleşmesi devam ederken işçinin sadakat borcu gereği zaten rekabet yasağı bulunduğundan bu konuda ayrı bir anlaşmanın varlığına gerek yoktur. Rekabet yasağının ihlali halinde işveren, iş sözleşmesine aykırı davranıştan ötürü sözleşmeyi haklı nedenle feshedebileceği gibi, varsa zararının tazminini de isteyebilecektir.
Türk Borçlar Kanunu'nun rekabet yasağının sona ermesini düzenleyen 447.maddesinde iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak ya da işçi tarafından haklı nedenle feshedilmiş olması halinde rekabet yasağının sona ereceği düzenlenmiş olup, haklı fesih müessesesinin iş hukuku ilkeleri çerçevesinde ticaret mahkemesince değerlendirilmesinin güçlüğü ortadadır. (Benzer yönde; Yargıtay 9. HD. 2023/2156 Esas, 2023/3838 Karar, 14/03/2023 tarihli ilâmı, Yargıtay 9. HD. 2021/11745 Esas, 2021/16748 Karar, 21.12.2021 tarihli ilâmı, İstanbul Bam 31. HD. 2023/2271 Esas, 2024/283 Karar, 22.02.2024 tarihli ilâmı, İstanbul Bam 30. HD. 2023/2452 Esas, 2024/171 Karar, 11.03.2024 tarihli ilâmı)
Uyuşmazlığın kaynağı iş sözleşmesi olduğundan Türk Borçlar Kanununun 444 ve devamı maddelerine dayalı olarak İş Kanunu kapsamında işçi sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda iş mahkemeleri görevlidir. Görev hususu yargılamanın her aşamasında re'sen değerlendirilebileceğinden mahkememizin görevli olmaması nedeniyle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklana nedenlerle;
1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla;açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Mahkememiz tarafından KARŞI GÖREVSİZLİK KARARI VERİLMİŞ OLDUĞUNDAN,
a) Mahkememiz kararının süresinde ve usulüne uygun şekilde istinaf yoluna başvurulması durumunda dosyanın istinaf incelemesi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
b) Mahkememiz kararının istinaf yoluna gidilmeden kesinleşmesi durumunda HMK 22. madde hükmünde öngörüldüğü şekilde iki mahkeme arasındaki olumsuz görev uyuşmazlığını gidermek ve yargı yerininin (görevli mahkemenin) belirlenmesi için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine (37.Hukuk Dairesine) gönderilmesine,
3-Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin HMK.323 ve 331. maddeleri uyarınca görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi.05/08/2025
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza