T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/982 Esas
KARAR NO: 2025/942 Karar
İŞ: Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız))
TALEP TARİHİ: 18/11/2025
KARAR TARİHİ: 19/11/2025
G. K. YAZILDIĞI TARİH : 19/11/2025
İlgili tarafından mahkememizde açılan Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız)) çekişmesiz yargı işinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İlgili talep dilekçesinde; Müşterisi ...'in yaptığı iş karşılığı tarafına verdiği ... Bankası .... Şubesi/Hatay Şubesine Ait .... seri numaralı, 400.000,00 TL bedelli çeki yaklaşık 15 gün önce düşürmek suretiyle kaybettiğini, çekin nerede ve nasıl zayi olduğunu bilmediğini, çekin kötü niyetli kişilerin eline geçmesi veya iyi niyetli kişilerin mağdur olması ihtimalinin mevcut olduğunu, yargılama sonuna kadar ödenmemesi için çek hakkında ödeme yasağı kararı verilmesini, neticede çekin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Talep dilekçesi ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
İstem; 6102 Sayılı TTK'nın 818/1-s maddesinin atfı ile aynı kanunun 757/1 ve 759/1 maddeleri kapsamında düzenlenen zayi nedeniyle çek iptaline ilişkin çekişmesiz yargı işidir.
6100 sayılı HMK'nun 320. maddesinde mahkemenin mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar vereceği düzenlemesi de nazara alındığında, somut olayın belirginliğine bağlı ve çekişmesiz yargı işi de olması sebebiyle duruşma açılmadan, Anayasa'nın 141/4 maddesindeki dava ve usul ekonomisi kurallarına uygun olarak yargılama sonlandırılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun dava şartlarını düzenleyen 114/1. Maddesinin ç bendinde "Yetkinin kesin olduğu hallerde, mahkemenin yetkili olması", dava şartlarının incelenmesini düzenleyen 115/1. maddesinde "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır." ile 115/2 maddesindeki ""Mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." hükümleri bir arada değerlendirildiğinde, işbu çekişmesiz yargı işinde HMK'nın 114/ç maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığının bulunduğu ve bu noksanlığın giderilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır.
Talep tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 757/1. Maddesi; "İradesi dışında poliçe elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatabın poliçeyi ödemekten menedilmesini isteyebilir." şeklindedir.
Söz konusu maddede düzenlenen yetki kuralı kesin yetki kuralı olup, mahkemece resen dikkate alınması gerekir.
Her ne kadar ilgili, çek iptali istemli işbu talebi mahkememizde ikame ederek talep konusu çek bedeli üzerine ödeme yasağı konularak iptalini istemiş ise de; TTK'nın ilgili düzenlemeleri gereği çek iptali taleplerinde çekin ödeme yeri veya hamilin yerleşim yerindeki Asliye Ticaret Mahkemelerinin kesin yetkili olması, kamu düzenine ilişkin bu yetki kuralının mahkemece re'sen nazara alınmasını gerektirmektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanun m.19/1 ve 2.fıkraları; "Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz." şeklindedir.
Yerleşim yerinin tekliği olarak ifade edilen bu ilkeyi düzenleyen 2. fıkra, emredici hüküm niteliğindedir. Hukuk güvenliği ve kamu düzeni bakımından yerleşim yerinin tekliği ilkesi önemli faydalar sağlamaktadır. Yerleşim yeri kavramının oldukça geniş bir uygulama alanı bulmuş olduğu nazara alındığında, teklik ilkesinin hukukumuzda kabul edilmiş olması isabetli görülmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, UYAP sisteminden yapılan sorgulamada; ilgilinin sürekli kalma niyeti ile oturduğu yer olarak beyan ettiği yerleşim yeri/mernis adresi "... Mah. ... Sk. A3 Blok Sitesi A3. Blok No: 4/3 İç Kapı No: 19 Kağıthane/İSTANBUL" olup, bu adres yargı sınırlarımız dışında kalmakta ve İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi yargı sınırları içerisinde kalmaktadır.
Talep dilekçesinde ilgili adresi olarak "... Mah. .... Sok. No:34 Güngören/İSTANBUL" gösterilmiştir. Ancak, bu adresin ilgilinin mernis / yerleşim yeri adresi olduğuna ilişkin herhangi bir yazılı kayıt dosya kapsamında bulunmamaktadır. Bu adres UYAP sisteminden incelendiğinde, yurt içi iş yeri adresi olduğu; oysa ki kişinin doğduğu yer, iş yerinin bulunduğu yer, kişinin sürekli ilişkisinin bulunduğu yerler olmakla birlikte, bu yerler yerleşim yerini belirlemeye yeterli değildir. (Prof. Dr. Zevkliler, Medeni Hukuk, 5. Bası, s. 371 ve devamı; Prof. Dr. Aytekin Ataay, Şahıslar Hukuk, 1978, s. 233; Prof. Dr. B. Köprülü, Medeni Hukuk, 1984, s. 355). Şu halde ikametgâhın belirlenmesi için fiilen oturulan yer yanında, davacının sürekli oturma amacını belirlemek gerekmekte olup, davacının yerleşiminin sürekli kalma niyeti ile oturduğu yer olarak beyan ettiği "Kağıthane/İSTANBUL" adresinin kabulü gerekmektetir.
Türk Ticaret Kanunu'nun 757/1. maddesine göre çek iptali davalarında diğer bir yetkili mahkeme; talep konusu çek hesabının bağlı olduğu (ödeme yeri) yer Asliye Ticaret Mahkemesi olup, talep dilekçesi incelendiğinde çekin şubesinin "Samandağ/HATAY" adresinde olduğu, bu adresin de yargı sınırlarımızın dışında kaldığı görülmüştür.
Neticede; ilgilinin yerleşim yeri/mernis adresinin "Kağıthane/İSTANBUL" olduğu ve mahkememiz yargı alanı dışında kaldığı; yine talep konusu çek hesabının bağlı olduğu (ödeme yeri) "Samandağ/HATAY" adresinin mahkememiz yargı alanı dışında kaldığı, usul ekonomisi açısından yetkili mahkemenin hamilin yerleşim yerinin bağlı olduğu İSTANBUL Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu, 6102 sayılı TTK'nun 757. maddesi uyarınca mahkememizin yetkisi dahilinde bulunmayan talebin, 6100 sayılı HMK' nın 114/1-ç ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine ve mahkememizin yetkisizliğine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Talebin 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ç ve 115/2. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİ ile mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin yetkisizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak yargılama dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce talebin açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın yetkili ve görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'ne tevzi edilmek üzere İSTANBUL HUKUK MAHKEMELERİ TEVZİ MÜDÜRLÜĞÜ’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen yetkisizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli ve yetkili mahkemede nazara ALINMASINA,
6-Yargılama dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye yargılama dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili yargılama dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 19/11/2025
Başkan ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Katip ...
¸e-imzalı