T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/144 Esas
KARAR NO : 2026/373 Karar
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/02/2026
KARAR TARİHİ : 04/05/2026
G. K. YAZILDIĞI TARİH : 05/05/2026
Davacı tarafından mahkememizde açılan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalıların 2021 yılında Dubai/BAE'nde yaşayıp ..... Şirketi'nin yetkisi olan ve altın ticareti işiyle uğraşan müvekkiline ulaşıp Türkiye'de de altın ticareti ile uğraşan bir şirket kurmayı teklif ettiklerini, bu şirkete sermaye karşılığı kar payı almak şeklinde bir ortaklık kurmayı taahhüt ettiklerini, anlaşmaya göre sermayesi müvekkilinden, işletmesi davalılardan olan bir şirket kurulacak ve bu şirket bünyesindeki faaliyetlerden kar payı dağıtılacağını, bu anlaşmanın sözlü olarak yapıldığını, kendi devletinde böyle anlaşmalar yapmak konusunda sıkıntı yaşamayan müvekkilinin bu anlaşmaya güvendiğini ve bu kişilere altın göndererek şirketin kurulmasını amaçladığını, altın ticaretiyle ilgili olarak şu bilgilendirmeyi yapmak gerekir ki; devletlerarasında altın gönderme işlemi ancak belli şirketler tarafından yapıldığını, bu yüzden bu işin Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki yetkili Şirket ..... Şirketi iken Türkiye'deki yetkili şirketin ..... Kuyumculuk olduğunu, bu anlamda; müvekkili ..... altınları .... Şirketine o şirkette ..... Kuyumculuğa Ahlatçı ise ..... ve ..... 'ye göndererek bu sermayeyi Türkiye'ye taşıdığını, buna göre 21.06.2021 tarihinde 100 kg altın ..... ve ......'a, 20 kg altın 17.07.2021 tarihinde .....'e 12 kg altın 05.08.2021 tarihinde .....'e, 74 kg altın 19.08.2021 tarihinde ...'e olacak şekilde toplam 206 kg altın gönderildiğini, .....'a gönderilen altınlar ..... adlı şirket hesabına gönderildiğini, zaten yetkilisinin de ..... olduğunu, bu noktadan sonra ilgili faaliyetleri yürütme adına son gönderilen altından 7 gün sonra 26.08.2021 tarihinde .... adlı şirket kurulmuştur. Şirket ..... adına kurulduğunu, bu şahsın ..... ve ..... ile ortak hareket ettiğini, tüm iş ve işlemlerde ortak oluğunu, bu şirketin yapılan anlaşma gereği faaliyetlerini yürüttükten sonra yapılan karın bölüşülmesi şeklindeki bir anlaşmaya dayandığını, ancak buna rağmen müvekkilinin bu şirket kurulurken ortak yapılmadığını ve yapılmamasından sonra da kendisine hiçbir şekilde kar payı verilmediğini, özetle şirketin tüm sermayesinin varlığı, her bir sahip olduğu değer müvekkili tarafından gönderilen altınlar sayesinde şirket bünyesinde bulunmaktayken, müvekkili adeta kandırılıp şirketle ilgili hiçbir sıfatı olmayan ve alakasız biri gibi kaldığını, bundan dolayı kendisinin hakkı olan paylar verilmediğini, şirket sermayesini temin ettiği olgusu davalılar tarafından inkar edildiğini, hal böyleyken müvekkili hem edeceği karı hem de elindeki malvarlığı değerinden mahrum kaldığını, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla müvekkiline ait şimdilik 106 kg altının aynen iadesinin, mümkün olmaması halinde dava tarihindeki güncel rayiç bedelinin ticari avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, alacağın rehinle temin edilmediğini, muaccel para borcu niteliğinde olması ve İİK m. 257 uyarınca yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmiş bulunması nedeniyle, davalıların menkul, gayrimenkul ve üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, ayrıca dava konusu alacağın teminatını sağlamak ve davalılarca malvarlığının devri veya kaçırılmasının önlenmesi amacıyla HMK m. 389 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilerek davalılar adına kayıtlı taşınır ve taşınmazların devrinin, şirket hisselerinin ve banka hesaplarının tasarrufunun tedbiren durdurulmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinin Av...... tarafından ıslak imza ile imzalandığı ve ön bürodan asil tarafından taratılmak sureti ile davanın açılmış olduğunun görüldüğünü, Uyap ortamında yaptıkları incelemede dava dilekçesini hazırlayan ve imzaladığı anlaşılan vekilin vekaletnamesine rastlanmadığını, bu eksikliğin bir an önce tamamlattırılması gerektiğini, vekaletsiz iş görme niteliğindeki dilekçenin kabulü sırasında dikkatlerden kaçan bu durumun davacı vekiline tensip zaptı ve ara kararda tebliğ edilmiş olduğundan vekaletnamesini ibraz için kesin süre verilmesini, davacı tarafın yabancı uyruklu olduğu anlaşıldığından vekaletnamenin önem arz ettiğini, karşılıklılık bulunan ikili anlaşmalar ile LAHEY sözleşmesinin teminattan muafiyet tanıdığı ülkelerin gösterildiğini, bu ülkeler arasında SURİYE'nin bulunmadığını, hal böyle olunca davacının davasını TC mahkemelerinde Türk vatandaşlarına karşı yürütebilmesi için HMK 84.maddesi kapsamında mahkemenin takdir edeceği teminatı yatırması için davacıya kesin süre verilmesi ve teminatı yatırmadığı takdirde davasının usulden reddedileceğinin ihtarının gerektiğini, tevzi formu ve uyap dava açılışı tanımında “TAZMİNAT-HAKSIZ FİİLE DAYALI” şeklinde nitelendirme yapıldığını, ancak, esasa ilişkin olduğu belirtilerek TBK 49.maddesindeki haksız fiile, TBK 77.maddesi kapsamındaki sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanıldığının görüldüğünü, TBK nun 49 ve 77.maddeleri birbirinden çok farklı yasal düzenlemeleri içerdiğini, TBK 49.maddesine dayandırılan tazminat alacağı için kusurlu ve hukuksuz bir eylemden bahis edilmesinin gerektiğini, oysa anlatıldığı hal ile müvekkillerine atfedilmiş bir kusurun varlığına rastlanmadığını, davacı sözleşme ve benzeri bir delil ortaya koymadan, iddialarını destekler mahiyette hukuki veya fiziki bir dayanak göstermeksizin müvekkilerinin hangisi için neyi iddia ettiğini dahi somutlaştırmadan kendisinin malvarlığı ile zenginleştiklerini bildirmekte olduğunu, kurgulanan hikaye sebepsiz zenginleşme ile hukuken ve fiilen irtibat temin etmediğini, davacı yan ..... ünvanlı şirkete sermaye olarak altın yolladığını ve ortak olarak kabul edilmediğini öne sürdüğüne göre, şirket ile davacı arasındaki sermaye koyma iddiasının müvekkili şirket ve şahıslar nezdinde bir zenginleşme yarattığının kabul edilemeyeceğini, gerek sebepsiz zenginleşme gerekse haksız fiilden doğan tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının delil olarak sunduğu belgelerin ve anlatımında sözde müvekkili şirkete sermaye olan altınları şahıs olarak değil ..... adına temin ettiği açıklandığına göre pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, yine gönderildiği ileri sürülen altınların ..... ünvanlı firmaya sermaye olarak gönderildiği ileri sürüldüğüne göre davalı olarak gösterilen gerçek kişilere husumet yöneltilemeyeceğini, davalı gerçek kişiler yönünden husumet itirazlarının mevcut olduğunu, ayrıca müvekkili ..... şirketine de hangi hukuki dayanak ile husumet yöneltildiğinin meçhul olduğunu, hiçbir delili olmayan bir davada husumet yöneltilmesinin kabul edilemez bir durum olduğunu, davalı tarafların aralarındaki ticari ilişkilerin de bu dava ile herhangi bir ilgili ve alakası bulunmadığından davacı tarafın davalılar arasındaki yazışma ve ticari ilişkiler ile ilgili taleplerinin reddinin de mahkemenin takdirinde olduğunu, davanın hiçbir hukuki dayanağının mevcut olmadığını, davacının müvekkili şirketin kar durumu ile alakalı olarak mal varlığı artışının araştırılması talebi de kabul edilemez bir talep olduğunu, zira müvekkilleri vergi mükellefi olduklarından ticari gelirleri ile alakalı bütün vergilerini ödediklerini ve kayıt dışı hiçbir ekonomi ile iştigal etmediğini, dolayısı ile vergi mükellefi olan şahısların mal varlıklarının araştırılması gibi bir talep doğrudan müvekkillerinin ticari hayatına müdahale ve iftira niteliğinde olduğunu, bu sebeple bu araştırma talebinin kabul edilmemesi gerektiğini, gerek usul ve gerek esasa ilişkin itirazları sebebiyle davanın reddine, masraf ve vekalet ücretinin davacı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce 11/03/2026 tarihli ara karar ile; "Davacının teminat gösterme yükümlülüğü altında olduğu anlaşılarak; takdiren (davanın niteliği kapsamında vekalet ücreti, harç ve yargılama giderleri gibi giderler dikkate alınarak) 10.000.000,00-TL nakdi veya kesin ve süresiz banka teminat mektubunun davacı tarafından 4 haftalık kesin süre içerisinde Mahkememiz veznesine teminat olarak DEPO EDİLMESİNE, aksi takdirde davanın teminata ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verileceği hususunun ihtarına, (ihtaratın işbu ara kararın tebliği ile yapılmasına)" karar verilmiş olup, davacı tarafça 10.000.000,00-TL teminat yatırılmıştır.
Davacı vekili uyap üzerinden gönderdiği 30/04/2026 tarihli dilekçesi ile açılan davadan feragat ettiği görülmüştür.
Davalılar vekili uyap üzerinden gönderdiği 30/04/2026 tarihli dilekçesi ile feragat sebebiyle yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığını beyan etmiştir.
Taraf vekillerinin vekaletnameleri incelendiğinde davadan feragat ve feragati kabul yetkilerinin bulunduğu görülmüştür.
Davalılar vekili 05/05/2026 tarihli dilekçesi ile davacı tarafça yatırılan teminatın iadesine muvafakat ettiği görülmüştür.
Davadan feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Davadan feragat, davacının mahkemeye karşı yapacağı tek taraflı bir irade beyanı olup feragatın geçerliliği için bunun davalı ve mahkeme tarafından kabul edilmesine veya davalının muvafakat etmesine gerek yoktur. Somut olayda, davacı vekilinin feragat beyanı nedeniyle 6100 Sayılı HMK'nun 307-312. maddeleri gereğince, davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin aşağıdaki şekliyle davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, - Alınması gereken (732,00-TL'nin 1/3'üne denk gelen) 244,00-TL harç ve yukarıda belirlenen 4.600,00 TL arabuluculuk ücreti olmak üzere toplam 4.844,00 TL' nin davacı tarafça peşin yatırılan 13.395.591,00-TL harçtan mahsubu ile bakiye 13.390.347,00-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, 3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
4-Davalı taraflarca yatırılan avansın talep halinde İADESİNE, 5-Davalı vekilinin beyanı dikkate alınarak vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Davalılar vekilinin davacı tarafça yatırılan teminatın iadesine muvafakat talebi dikkate alınarak davacı tarafça yatırılan 10.000.000,00-TL'lik teminatın davacıya İADESİNE, 7-6100 sayılı HMK' nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda oybirliğiyle verilen karar açıkça okundu. 04/05/2026 Başkan .....
¸e-imzalı
Üye ......
¸e-imzalı
Üye .....
¸e-imzalı
Katip ......
¸e-imzalı
Full & Egal Universal Law Academy