T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/350 Esas
KARAR NO : 2026/372 Karar
İŞ : Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız))
TALEP TARİHİ : 30/04/2026
KARAR TARİHİ : 04/05/2026
G. K. YAZILDIĞI TARİH : 04/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan Kıymetli Evrak İptali (Zayi Nedeniyle) çekişmesiz yargı işinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İlgili vekili talep dilekçesinde; ... Bankası ... Şubesi’nin, ... Bankası .... Şubesi’nin, .... çek numaralı, keşidecisi ... OTOMOTİV TİCARET LİMİTED şirketi olan 30.04.2026 keşide tarihli 725.000,00 TL çek müvekkilinin uhdesinde iken çalındığını veya kaybolduğunu, çekin arka yüzüne ciro işlemi tamamlanmadan rıza dışı şekilde çalınmış olduğundan zilyetliğin kaybının zayi niteliğinde olduğunu, söz konusu çekin müvekkiline teslimden sonra müvekkilinin yedinde bulunduğu sırada çalındığını veya kaybolduğunu bulunduğundan tahsilatının mümkün olmadığını ve bu durumda müvekkilinin mağduriyetine neden olduğunu, çek bedelinin talep edilebilmesi bakımından çekin iptaline karar verilmesini ve müvekkilinin zarara uğramaması için çek hakkında ödeme yasağı kararı verilmesini, neticede çekin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Uyap kayıtları incelendiğinde talep konusu çeke yönelik ilgili tarafça İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından ödeme yasağı tedbiri ile çekin iptali talep edilmiş olup; mahkemece ödeme yasağı talebinin 30/04/2026 tarihli tensip tutanağı ile reddine karar verildiği, ilgili tarafça aynı çeke yönelik mahkememizin işbu dosyasından ödeme yasağı ile çekin iptalinin talep edildiği görülmüştür.
Talep dilekçesi ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
İstem; 6102 Sayılı TTK'nın 818/1-s maddesinin atfı ile aynı kanunun 757/1 ve 759/1 maddeleri kapsamında düzenlenen zayi nedeniyle çek iptaline ilişkin çekişmesiz yargı işidir.
6100 sayılı HMK'nun 320. maddesinde mahkemenin mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar vereceği düzenlemesi de nazara alındığında, somut olayın belirginliğine bağlı ve çekişmesiz yargı işi de olması sebebiyle duruşma açılmadan, Anayasa'nın 141/4 maddesindeki dava ve usul ekonomisi kurallarına uygun olarak yargılama sonlandırılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun dava şartlarını düzenleyen 114/1. Maddesinin ç bendinde "Yetkinin kesin olduğu hallerde, mahkemenin yetkili olması", dava şartlarının incelenmesini düzenleyen 115/1. maddesinde "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır." ile 115/2 maddesindeki ""Mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." hükümleri bir arada değerlendirildiğinde, işbu çekişmesiz yargı işinde HMK'nın 114/ç maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığının bulunduğu ve bu noksanlığın giderilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır.
Talep tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 757/1. Maddesi; "İradesi dışında poliçe elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatabın poliçeyi ödemekten menedilmesini isteyebilir." şeklindedir.
Söz konusu maddede düzenlenen yetki kuralı kesin yetki kuralı olup, mahkemece resen dikkate alınması gerekir.
Her ne kadar ilgili, çek iptali istemli işbu talebi mahkememizde ikame ederek talep konusu çek bedeli üzerine ödeme yasağı konularak iptalini istemiş ise de; TTK'nın ilgili düzenlemeleri gereği çek iptali taleplerinde çekin ödeme yeri veya hamilin yerleşim yerindeki Asliye Ticaret Mahkemelerinin kesin yetkili olması, kamu düzenine ilişkin bu yetki kuralının mahkemece re'sen nazara alınmasını gerektirmektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanun m.19/1 ve 2.fıkraları; "Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz." şeklindedir.
Yerleşim yerinin tekliği olarak ifade edilen bu ilkeyi düzenleyen 2. fıkra, emredici hüküm niteliğindedir. Hukuk güvenliği ve kamu düzeni bakımından yerleşim yerinin tekliği ilkesi önemli faydalar sağlamaktadır. Yerleşim yeri kavramının oldukça geniş bir uygulama alanı bulmuş olduğu nazara alındığında, teklik ilkesinin hukukumuzda kabul edilmiş olması isabetli görülmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, UYAP sisteminden yapılan sorgulamada; ilgilinin yerleşim yeri/mernis adresi ".... Mah. .... Cad. No:36e İç Kapı No:15 "Gaziosmanpaşa/İSTANBUL" olup, bu adres yargı sınırlarımız dışında kalmaktadır.
Türk Ticaret Kanunu'nun 757/1. maddesine göre çek iptali davalarında diğer bir yetkili mahkeme; talep konusu çek hesabının bağlı olduğu (ödeme yeri) yer Asliye Ticaret Mahkemesi olup, talep dilekçesi incelendiğinde çekin şubesinin "Avcılar/İSTANBUL" adresinde olduğu, bu adres de yargı sınırlarımızın dışında kalmaktadır.
Neticede; ilgilinin yerleşim yeri/mernis adresinin "Gaziosmanpaşa/İSTANBUL" olduğu ve mahkememiz yargı alanı dışında kaldığı; yine talep konusu çek hesabının bağlı olduğu (ödeme yeri) "Avcılar/İSTANBUL" adresinin mahkememiz yargı alanı dışında kaldığı, usul ekonomisi açısından yetkili mahkemenin hamilin yerleşim yerinin bağlı olduğu İSTANBUL Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu, 6102 sayılı TTK'nun 757. maddesi uyarınca mahkememizin yetkisi dahilinde bulunmayan talebin, 6100 sayılı HMK' nın 114/1-ç ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine ve mahkememizin yetkisizliğine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Talebin 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ç ve 115/2. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİ ile mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin yetkisizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak yargılama dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce talebin açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın yetkili ve görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'ne tevzi edilmek üzere İSTANBUL HUKUK MAHKEMELERİ TEVZİ MÜDÜRLÜĞÜ’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen yetkisizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli ve yetkili mahkemede nazara ALINMASINA,
6-Yargılama dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye yargılama dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili yargılama dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 04/05/2026
Başkan ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Katip ...
¸e-imzalı
Full & Egal Universal Law Academy