AVRUPA İNSAN HAKLAR MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR VE KAYITTAN DÜŞME KARARI
Başvuru no. 51868/10
BALAK PETROL OTOMOTİV İNŞAAT MALZEMELERİ TURİZM EMLAKÇILIK İNŞAAT TAAHÜT GIDA TİC. LTD. ŞTİ. / Türkiye
Başkan,
Ledi Bianku,
Hâkimler,
Nebojša Vučinić,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 15 Mayıs 2018 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
4 Ağustos 2010 tarihinde yapılan yukarıdaki başvuruyu göz önüne alarak,
22 Ocak 2018 tarihinde davalı Hükümet’in başvurunun kayıttan düşürülmesini talep eden deklarasyonunu göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran bir inşaat şirketidir ve Adana’da ticari faaliyet sürdürmektedir. Başvuran Mahkeme önünde Ankara Barosuna bağlı Avukat İ. Gül tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Dava konusu olaylar, taraflarca ileri sürüldüğü şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Yapılan denetlemenin ardından bir akaryakıt istasyonu olan başvuran şirket, gerekli işletme ruhsatına sahip olmadığı gerekçesiyle 18 Temmuz 2005 tarihinde mühürlenmiştir.
5. 20 Ekim 2005 tarihinde başvurana idari para cezası verilmiştir.
6. Başvuran, para cezasının iptali talebiyle 20 Aralık 2005 tarihinde Danıştay nezdinde idari dava açmıştır.
7. Danıştay, 27 Mart 2007 tarihinde başvuranın davasını reddetmiştir.
8. Yargılama sırasında Danıştay Başsavcılığı tarafından davanın esasına yönelik yazılı düşüncesi sunulmuştur. Danıştay savcısının düşüncesi başvurana tebliğ edilmemiştir.
9. Danıştay (İDDK) 5 Mart 2009 tarihinde, 27 Mart 2007 tarihli kararı onamıştır.
10. Başvuranın karar düzeltme talebi 10 Aralık 2009 tarihinde reddedilmiştir.
ŞİKÂYETLER
11. Başvuran Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, Danıştay nezdindeki temyiz yargılamaları sırasında Danıştay savcısının yazılı düşüncesinin kendisine tebliğ edilmemesinin çekişmeli yargılama ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğinden şikâyetçi olmuştur. Başvuran Sözleşme’nin aynı maddesi kapsamında yargılamaların uzunluğunun makul olmadığı ve idari yargılamaların adil olmadığı hususunda şikâyette bulunmuştur.
12. Başvuran, Sözleşme’nin 7. maddesini ileri sürerek, masumiyet karinesi ilkesinin göz ardı edildiğinden ve söz konusu para cezasının orantısız olduğundan şikâyet etmiştir.
13. Başvuran ayrıca, Sözleşme’ye Ek 1 No’lu Protokolün 1. maddesi uyarınca, yerel mahkemelerin adil olmayan kararları sonucunda mülkiyetin dokunulmazlığı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Danıştay savcısıdüşüncesinin tebliğ edilmemesine ilişkin şikâyet
14. Başvuran, yargılamalar sırasında Danıştay Başsavcılığı tarafından Danıştaya sunulan yazılıdüşüncenin kendisine tebliğ edilmemesinin çekişmeli yargılama ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğinden şikâyetçi olmuştur. Başvuran bu bağlamda, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine dayanmıştır.
15. Hükümet, dostane çözüme ulaşma girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, 22 Ocak 2018 tarihli bir yazıyla, başvuruda ileri sürülen sorunun çözülmesi amacıyla tek taraflı bir deklarasyon sunmayı önerdiğini Mahkemeye bildirmiştir. Hükümet ayrıca, Mahkemeden Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca başvurunun kayıttan düşürülmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Söz konusu deklarasyon, aşağıdaki gibidir:
“AİHM önünde derdest olan, yukarıda anılan davanın çözüme kavuşturulması amacıyla Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin, başvuran Balak Petrol İnş. Malz. Tur. Emlakçılık İnş Taahhüt Gıda Tic. Ltd. Şti.’ne, yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, tüm maddi ve manevi zararların yanı sıra masraf ve giderler karşılığında 400 avro (dört yüz avro) ödemeyi teklif ettiğini beyan ederim.
Bu meblağ, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek ve Mahkeme tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37 § 1 maddesi uyarınca kabul edilen kayıttan düşürme kararının tebliğini müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Söz konusu meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda, Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu ödeme, davanın nihai çözümünü teşkil edecektir.
Hükümet, Mahkemenin yerleşik içtihadı ışığında, Danıştay savcısının Danıştay’a sunduğu yazılı düşüncesinin başvurana tebliğ edilmemesinin başvuranın adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini değerlendirmektedir (Meral/Türkiye, no. 33446/02, 27 Kasım 2007). Hükümet, Mahkemeyi başvurunun incelenmesine devam etmesi için bir sebep kalmadığı gerekçesiyle davayı Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca kayıttan düşürmeye davet etmektedir.”
16. Mahkeme, Sözleşme’nin 37. maddesinde, koşulların söz konusu maddenin 1. fıkrasının (a), (b) veya (c) bentlerinde belirtilen sonuçlardan birine yol açması durumunda, Mahkemenin yargılamaların herhangi bir aşamasında başvuruyu kayıttan düşürebileceğinin öngörüldüğünü hatırlatmaktadır. Sözleşmenin 37 § 1 (c) maddesi, aşağıdaki durumda Mahkemenin davayı kayıttan düşürmesine imkân vermektedir:
“Mahkeme’nin saptadığı herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse.”
17. Mahkeme, ayrıca, belirli koşullarda, başvuran davasının incelenmeye devam edilmesini arzu etse dahi, davalı Hükümet tarafından sunulan tek taraflı bir deklarasyona istinaden, başvuruyu 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürebileceğini hatırlatmaktadır.
18. Bu amaçla Mahkeme, özellikle Tahsin Acar kararı olmak üzere kendi içtihatlarından doğan ilkeler ışığında söz konusu deklarasyonu incelemiştir (Tahsin Acar/Türkiye (ilk itirazlar) [BD], no. 26307/95, §§ 75-77, AİHM 2003-VI, WAZA Sp z.o.o./Polonya (k.k.), no. 11602/02, 26 Haziran 2007; ve Sulwińska/Polonya (k.k.), no. 28953/03, 18 Eylül 2007).
19. Mahkeme, Türkiye aleyhine açılmış olanlar da dâhil olmak üzere çok sayıda davada,Danıştay savcısının yazılı mütalaasının yargılamalar sırasında başvuranlara tebliğ edilmemesine yönelik şikâyetlere ilişkin uygulamasını ortaya koymuştur (örneğin bk. Meral/Türkiye, no. 33446/02, §§ 32-39, 27 Kasım 2007).
20. Teklif edilen ve benzer davalarda hükmedilen miktarlarla tutarlı olan tazminat miktarının yanı sıra Hükümet deklarasyonu içerisinde bulunulan ikrarların mahiyeti göz önünde bulundurulduğunda, Mahkeme, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir gerekçe bulunmadığı kanaatindedir (37. maddenin 1. fıkrasının (c) bendi).
21. İlâveten, yukarıdaki mülahazalar ışığında ve bilhassa konuyla ilgili açık ve kapsamlı içtihatlar dikkate alındığında, Mahkeme, Sözleşme ve Protokolleri ile güvence altına alınan insan haklarına saygının, başvurunun incelenmesine devam edilmesini gerekli kılmadığı kanısındadır (37. maddenin 1. fıkrasının son cümlesi (in fine)).
22. Mahkeme, söz konusu meblağın ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden davalı Devletin para birimine çevrilmesi ve ödemenin Mahkeme tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37. maddesinin 1. fıkrası uyarınca verilen kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde yapılması gerektiğini değerlendirmektedir. Ödemenin belirtilen süre içerisinde yapılmaması halinde, yukarıda bahsedilen meblağa, Avrupa Merkez Bankasının marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz uygulanır.
23. Mahkeme son olarak, Hükümetin tek taraflı deklarasyon metninde belirtilen şartlara uymaması halinde, başvurunun, Sözleşme’nin 37. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tekrar kayda alınacağının altını çizmektedir (bk. Josipović/Sırbistan (k.k.), no. 18369/07, 4 Mart 2008).
Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, bu şikâyetin kayıttan düşürülmesi uygun bulunmuştur.
B. Yargılamaların uzunluğuna ilişkin şikâyet
24. Başvuran, yargılamaların süresinin, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen “makul süre” gerekliliğine uygun olmadığından şikâyet etmiştir.
25. Mahkeme, Ümmühan Kaplan/Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında pilot karar usulünün uygulanması sonrasında Türkiye’de yeni bir iç hukuk yolunun oluşturulduğunu gözlemlemektedir. Mahkeme daha sonra, Turgut ve Diğerleri ((k.k.), no. 4860/09, 26 Mart 2013) davasındaki kararında, başvuranların iç hukuk yollarını, yani yeni hukuk yolunu tüketmedikleri gerekçesiyle yeni bir başvuruyu kabul edilemez bulmuştur. Bu kararı verirken Mahkeme özellikle, bu yeni hukuk yolunun muhtemel surette (a priori) erişilebilir olduğunu ve yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikâyetler için makul bir tazmin imkânı sunabildiğini değerlendirmiştir.
26. Mevcut başvuruyu da inceleyen Mahkeme, yukarıda belirtilen kararda yer alan tespitlerinden ayrılmayı gerektirecek herhangi bir sebep görmemektedir. Bu sebeple Mahkeme, bu şikâyetin, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
C. Diğer şikâyetler
27. Başvuran son olarak, Sözleşme’nin 6 ve 7. maddeleri ile Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında ilave şikâyetlerde bulunmuştur.
28. Mahkeme, elinde bulunan tüm belgeler ışığında ve şikâyette bulunulan hususların yargı yetkisine girdiği ölçüde, bu şikâyetlerin Sözleşme veya Ek Protokollerinde belirtilen hak ve özgürlüklerin ihlaline işaret etmediği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla Mahkeme, söz konusu şikâyetleri, Sözleşme’nin 35 §§ 3 (a) ve 4 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddetmiştir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamında davalı Hükümetin sunduğu deklarasyon metninde yer alan koşulların ve yine aynı metin içerisinde sunulan taahhütlerin yerine getirilmesi amacıyla öngörülen yöntemleri dikkate alarak,
Başvurunun, Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürülmesine;
Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğunun beyan edilmesine karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 7 Haziran 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıLedi Bianku
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy