AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEMEZLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no: 2379/10
Gülperi BALO / Türkiye
Başkan,
Ledi Bianku,
Hâkimler,
Nebojša Vučinić,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 13 Mart 2018 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
4 Ocak 2010 tarihinde yapılan yukarıdaki başvuruyu göz önüne alarak,
8 Şubat 2011 tarihli kararı göz önüne alarak,
Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere cevaben başvuran tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Gülperi Balo Türk vatandaşı olup 1946 yılında doğmuştur ve İzmir’de ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde İzmir Barosuna bağlı Avukat S. Cengiz tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3 Davanın konusu, taraflarca ifade edildiği şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir:
4. Devlet memuru H.T.’nin partneri olan başvuran, H.T. ile 1959 yılında imam nikâhı ile evlenmiştir ve bu birliktelikten beş çocuk olmuştur. H.T., 11 Mayıs 1972 tarihinde vefat etmiştir.
5. Başvuran, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne (“Müdürlük”) partnerinin ölümünden itibaren kendisine dul aylığının ödenmesini talep etmiştir. Müdürlük, 12 Temmuz 2005 tarihinde bu talebi reddetmiştir.
6. Başvuran, Müdürlüğün 12 Temmuz 2005 tarihli kararının iptal edilmesi talebiyle Ankara İdare Mahkemesi nezdinde 25 Ağustos 2005 tarihinde dava açmıştır.
7. Ankara İdare Mahkemesi, başvuranın medeni hukuka göre evlenmediği gerekçesiyle başvuranın talebini 21 Mart 2007 tarihinde reddetmiştir.
8. Danıştay, Ankara İdare Mahkemesinin 21 Mart 2007 tarihli kararını 6 Kasım 2009 tarihinde bozmuştur. Danıştay savcısı, temyiz yargılamaları sırasında davanın esasına ilişkin yeni bir önemli konuyu gündeme getirmeden iki kısa cümlelik yazılı mütalaasını yayınlanmış ve mahkemeyi söz konusu kararı onamaya davet etmiştir. Söz konusu mütalaa başvurana bildirilmemiştir.
B. İlgili iç hukuk
9. İlgili iç hukuka ilişkin açıklamalar Salduz/Türkiye, ((k.k.), no. 4860/09, §§ 19-26 26 Mart 2013 ), ve Turgut ve Diğerleri/Türkiye ((k.k.), no. 33162/10, §§ 10‑-13, , 3 Aralık 2013 ) kararlarında yer almaktadır.
ŞİKÂYETLER
10. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında yargılamalarının uzunluğunun aşırı olduğunu iddia etmiştir.
11. Başvuran, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi uyarınca, Danıştay huzurundaki temyiz yargılamaları sırasında Başsavcının yazılı mütalaasının kendisine iletilmemesinin çekişmeli ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğinden şikâyetçi olmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Yargılamaların uzunluğu
12. Başvuran, yargılamaların süresinin Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinde öngörülen “makul süre” gerekliliğine uygun olmadığından şikâyet etmiştir.
13. Hükümet, yargılamaların uzunluğu ve kararların icra edilmemesiyle ilgili başvuruların incelenmesi için 6384 sayılı Kanun uyarınca yeni bir Tazminat Komisyonunun kurulduğunu kaydetmiştir. Hükümet başvuranın Tazminat Komisyonuna başvurmadığı için iç hukuk yollarını tüketmediğini ve bu gerekçenin Turgut ve Diğerleri/Türkiye ((k.k.), no. 4860/09, §§ 19-26, 26 Mart 2013) davasında Mahkeme tarafından tanındığını belirtmiştir.
14. Mahkeme, Hükümet tarafından da ortaya konulduğu üzere, Ümmühan Kaplan/Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında pilot karar usulünün uygulanmasını müteakip Türkiye’de yeni bir iç hukuk yolunun oluşturulduğunu gözlemlemiştir. Daha sonra, Mahkeme, yukarıda anılan Turgut ve Diğerleri davasındaki kararında, başvuranların iç hukuk yollarını, yani bu yeni hukuk yolunu tüketmediği gerekçesiyle, yeni bir başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Mahkeme, bu kararı verirken, özellikle, bu yeni hukuk yolunun muhtemel surette (a priori) erişilebilir olduğunu ve yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikâyetler için makul bir tazmin imkânı sunabildiğini değerlendirmiştir.
15. Dolayısıyla, Hükümetin başvuranın 6384 sayılı Kanun’la getirilen yeni iç hukuk yoluna başvurma yükümlülüğüne ilişkin ilk itirazını göz önünde bulundurarak Mahkeme, Turgut ve Diğerleri (yukarıda anılan) davasında vardığı sonucu yinelemektedir. Bu nedenle Mahkeme, söz konusu şikâyetin, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
B. Cumhuriyet Başsavcısının yazılı mütalaasının tebliğ edilmemesi
16. Başvuran, Danıştay huzurundaki temyiz yargılamaları sırasında Danıştay Savcısının yazılı mütalaasının kendisine iletilmemesinin, çekişmeli ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğinden şikâyetçi olmuştur. Başvuran bu bağlamda, Sözleşme’nin 6 § 1. maddesine dayanmıştır.
17. Mahkeme aynı sorunu Kılıç ve Diğerleri/Türkiye ((k.k.) no. 33162/10, §§ 19‑23, 3 Aralık 2013) davasında hâlihazırda incelemiş olduğunu ve başvuranların önemli bir zarara uğramadığına kanaat getirdiğini kaydeder. Buna göre, Mahkeme, Sözleşme’nin 35 § 3 (b) maddesi uyarınca söz konusu şikâyetin kabul edilemez olduğunu beyan etmiştir.
18. Danıştay nezdindeki yargılamalarda Başsavcılık tarafından sunulan mütalaanın içeriğini dikkate alarak Mahkeme, somut davada yukarıda anılan davasındaki kararında yer alan tespitlerinden ayrılmasını gerektirecek herhangi bir durum görmemektedir.
19. Yukarıda belirtilenler ışığında, bu şikâyet kabul edilemez bulunmuştur ve Sözleşme’nin 35 §§ 3 (b) ve 4 maddesi uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, 5 Nisan 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıLedi Bianku
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy