Rekabet Kurumu Başkanlığından;
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2013-4-13 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 13-48/672-288
Karar Tarihi : 21.08.2013
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, Dr. Murat ÇETİNKAYA,
Reşit GÜRPINAR, Fevzi ÖZKAN
B. RAPORTÖRLER : Dr. Hakan BİLİR, Hale GÜNDÜZ, Recep GÜNDÜZ
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : Bankalararası Kart Merkezi
Temsilcisi: Av. İ. Yılmaz ASLAN
Gazi Umur Paşa Sok. Bimar Plaza 38/8 Beşiktaş/İstanbul
(1) D. DOSYA KONUSU: Bankalararası Kart Merkezi (BKM) bünyesinde kredi kartı takas
komisyon oranının belirli esaslara göre belirlenmesi uygulamasına menfi tespit belgesi
verilmesi/muafiyet tanınması talebi.
(2) E. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 04.03.2013 tarih ve 1276 sayı ile giren başvuru
üzerine düzenlenen 15.08.2013 tarih ve 2013-4-13/MM sayılı Muafiyet/Menfi Tespit Ön
İnceleme Raporu görüşülerek karara bağlanmıştır.
(3) F. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili raporda;
1. Bankalararası Kart Merkezi A.Ş. (BKM)’nin Yönetim Kurulu kararıyla ortak takas
komisyonu belirlemesinin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun kapsamında
teşebbüs birliği kararı olduğu ve Kanun’un 4. maddesine aykırılık oluşturduğu,
2. Kartlı ödeme sistemleri pazarının kendine özgü koşulları nedeniyle, ortak takas komisyonu
belirlenmesinin bazı koşulları sağlaması halinde Kanun’un 5. maddesi kapsamında
muafiyetten yararlanabileceği,
3. Ancak Bildirim Formu’nda talep edilen “ihraççı müşteri hizmetleri maliyetlerine ilişkin
değişiklik talepleri, hacim bazlı logo maliyetleri, sorunlu alacak maliyetleri ve net sermaye
karşılık maliyetleri kapsamındaki kredi kartı limit taahhütlerinin” takas komisyonu formülündeki
operasyonel maliyet kalemleri içerisine dahil edilmesi durumunda bu koşulların
gerçekleşmeyeceği,
4. Bildirim Formu’nda talep edilen net sermaye karşılık maliyetleri kapsamındaki kredi kartı
alacaklarının (bakiyesi) takas komisyonu formülündeki operasyonel maliyet kalemleri içerisine
dahil edilmesine Kanun’un 5. maddesi kapsamında muafiyet tanınabileceği,
5. Bildirim Formu’nda talep edilen fonlama faiz oranı olarak mevduat faizinin kullanılması
talebine, TCMB tarafından ilan edilen TL cinsinden 1 ay vadeli ağırlıklı ortalama mevduat faiz
oranının esas alınması koşuluyla, Kanun’un 5. maddesi kapsamında muafiyet tanınabileceği,
6. Fonlama faiz oranının hesaplanmasında munzam karşılıkların dikkate alınması
durumunda bu koşulların gerçekleşmeyeceği,
13-48/672-288
2/22
7. Fonlama gün sayısının, bankalarca kesin ve sağlıklı olarak belirlenmesine kadar geçen
sürede, hesaplamalarda 25,5 gün olarak dikkate alınması aksi takdirde bu koşulların
gerçekleşmeyeceği,
8. Takas komisyon oranın; “aylık ve geçmiş 12 aylık oranları da gösterir şekilde, fonlama ve
operasyonel maliyetlerin alt kalemleri ayrıştırılmış şekilde ve formülde kullanılan fonlama gün
sayısı ve fonlama faiz oranı ayrı ayrı belirtilerek” BKM internet sayfasında yayınlanması aksi
takdirde bu koşulların gerçekleşmeyeceği,
9. Yayımlanan bu verilerin belirlendikleri /geçerli oldukları periyotların (aylık ya da yıllık) her
bir veri için ayrı ayrı BKM internet sayfasında yayımlanması aksi takdirde bu koşulların
gerçekleşmeyeceği ve
10. Muafiyet süresinin yukarıda yer verilen koşulların tamamının yerine getirildiğinin 30 gün
içinde tevsik edilmesinden itibaren 3 yıl olarak belirlenebileceği
görüşleri ifade edilmiştir.
(4) Yukarıdaki görüşlerden 6. maddeye ilişkin olarak Raportör Dr. Hakan BİLİR tarafından, bir
maliyet unsuru olan munzam karşılıkların takas komisyonunun maliyet hesaplamalarında
dikkate alınması talebinin uygun olduğu şeklinde karşı görüş ifade edilmiştir.
G. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
G.1. İlgili Pazar
(5) Kredi kartının diğer ödeme araçlarından ayırt edici özellikleri ve ikame olanakları dikkate
alınarak, BKM’nin kredi kartı ile yapılan işlemlerde takas komisyonu oranını belirlemesine
yönelik ilgili ürün pazarı “kredi kartı ile ödeme hizmetleri pazarı” olarak belirlenmiştir.
(6) Kredi kartı ile ödeme hizmetlerinin ülke içinde aynı şekilde gerçekleştirilmesinden ötürü ilgili
coğrafi pazar “Türkiye” olarak tespit edilmiştir.
G.2. Başvuruya Konu İşlem
(7) BKM tarafından ortak takas komisyon oranı belirlenmesi uygulaması daha önce de Kurul
kararlarına konu olmuştur.
(8) İlk önce, Türkiye Akaryakıt Bayileri Petrol ve Gaz Şirketleri İşveren Sendikası (TABGİS)’in,
BKM bünyesinde bir araya gelen bankaların takas komisyon oranlarını birlikte belirlemek
suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri iddiası üzerine, Kurul 23.12.2003
tarihinde BKM hakkında soruşturma açılmasına karar vermiştir. Soruşturma devam ederken
BKM tarafından 15.1.2004 tarihinde takas komisyon oranlarının BKM bünyesinde ortak
belirlenmesi işlemine muafiyet verilmesi talebiyle Rekabet Kurumu’na başvuruda bulunmuş;
Kurul söz konusu başvurunun soruşturma kapsamında değerlendirilmesine karar vermiştir.
Yapılan değerlendirme sonucunda alınan 1.7.2005 tarih ve 05-43/602-153 sayılı kararla, BKM
tarafından kredi kartlarına ilişkin ortak komisyon oranları belirlenmesi uygulamasına,
8.11.2005 tarihinden itibaren şartlı ve 2 yıl süreli bireysel muafiyet verilmiştir.
(9) Söz konusu muafiyet süresinin sona ermesi üzerine, BKM tarafından 5.9.2007 tarihinde
muafiyetin süresiz olarak uzatılması talebi ile başvuruda bulunulmuştur. Yapılan muafiyet
değerlendirmesi sonucunda, 17.1.2008 tarih ve 08-06/63-20 sayılı Karar ile uygulamaya
15.4.2009 tarihine kadar şartlı muafiyet verilmiştir.
(10) Bu muafiyetin süresinin dolması nedeniyle 10.2.2009 tarihinde BKM tarafından tekrar
muafiyet başvurusunda bulunularak kredi kartlarına yönelik ortak takas komisyonu
uygulamasına süresiz muafiyet talep edilmiş, aynı zamanda yapılan başvuru ile takas
komisyon oranı hesaplanmasında kullanılan TCMB gecelik borç alma faiz oranı yerine TCMB
13-48/672-288
3/22
gecelik borç verme faiz oranının kullanılması ve Visa ve Mastercard işlem ücretlerinin takas
komisyon oranlarına yansıtılmasına izin verilmesi istenmiştir. Söz konusu başvuru hakkında
alınan 19.08.2009 tarih ve 09-36/904-216 sayılı Kurul Kararında, talep edilen fonlama
maliyetlerinde T.C. Merkez Bankası borç alma faizi yerine T.C. Merkez Bankası borç verme
faiz oranının uygulanması ve Visa/MasterCard logo maliyetlerinin takas komisyonu formülüne
dahil edilmesi durumunda Kanun’un 5. maddesindeki muafiyet koşullarının
gerçekleşmeyeceği, bununla birlikte BKM tarafından uygulanmakta olan formülde fonlama
maliyeti bölümünde kullanılacak faizin, İMKB repo-ters repo piyasasında oluşan günlük faiz
oranı esas alınarak hesaplanması koşuluyla ortak takas komisyonu belirlenmesine Kanun’un
5. maddesi kapsamında muafiyet tanınacağı belirtilerek 3 yıl süre ile tekrar muafiyet
verilmiştir. Karada bağımsız denetim prosedürleri ile ilgili bazı koşul ve yükümlülükler de
getirilmiştir.
(11) Dosya konusu başvuruda ise BKM tarafından, kredi kartı takas komisyonu oranının
belirlenmesinde kullanılan kalemlerden bazılarında uygulamanın aynen devam etmesi,
bazılarında değişiklik yapılmasının yanı sıra bazılarında ise hesaplamalara yeni maliyet
kalemlerinin eklenmesi talep edilmektedir.
G.3. Tespitler ve Değerlendirme
G.3.1. BKM’nin Talebinin 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 5. Maddesi Çerçevesinde
Değerlendirilmesi
(12) Takas komisyonu, kredi kartını ihraç eden bankanın kendi kartı ile yapılan harcamanın,
kabülcü bankanın POS cihazının kullanılması nedeniyle ortaya çıkan ve bu anlamda ihraççı
banka tarafından kabülcü bankaya ödenen hizmet bedelini ifade etmektedir. Takas
komisyonu uygulaması, bir bankanın kendisine ait kredi kartının yalnızca kendisine ait POS
cihazında işlem görmesi halinde ortaya çıkacak onlarca kapalı şebekenin birbirleri ile irtibatlı
hale gelmesine ve tek bir açık şebekenin mevcudiyetine olanak sağlamaktadır. Bu çerçevede,
bankaların tamamının kart ihraç etmesine ya da kart ihraç eden bankaların kabulcü olmasına
gerek olmadığı gibi bankaların sayıları yüzbinlerini bulan üye işyerlerinin tamamı ile anlaşma
yapmasına da gerek kalmamaktadır. Bununla birlikte, takas komisyonu; bankaların
tamamının ortaklaşa uyguladığı tek bir fiyat olması nedeniyle 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesini ihlal eder niteliktedir. Nitekim Rekabet Kurulu’nun konuya ilişkin geçmiş
kararlarında da bu durum teyit edilmiştir. Uygulamanın rakipler arası bir anlaşma olması,
bankaların tek başlarına kendi fiyat politikalarını belirleme özgürlüğünün kısıtlanması ve kartlı
ödeme sistemlerindeki rekabetin kısıtlanması 4. maddeye aykırılıkların nedenlerini
oluşturmaktadır. Bununla birlikte, uygulamaya, Kurul’un geçmişteki çeşitli kararlarında da yer
verilen faydalar nedeniyle Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde bireysel muafiyet tanınmıştır.
(13) Daha önce üç kez çeşitli sürelerde bireysel muafiyet tanınan takas komisyonuna ilişkin
Rekabet Kurulu kararlarında; “bireysel muafiyet verilebilmesi için gerekli olan ve Kanun’un 5.
maddesinde sayılan dört şarttan (a) ve (c) bentlerinde belirtilen hususlar, ödeme sistemlerinde
ekonomik gelişmenin sağlanması ile üye işyeri-banka ve banka-kart hamili ilişkilerinde
rekabet şartlarının ortak komisyon belirlenmesi dışındaki şartlarının sınırlandırılmamış olması
nedenleriyle sağlanmaktadır. Ancak, (b) ve (d) bentlerinde yer alan şartların karşılanması için,
belirlenen takas komisyonunun gerçek maliyetleri içermesi ve sistemin işleyişinin maliyet
paylaşımı esasına göre yapılması gerektiği görüşlerine yer verildiği görülmektedir.
(14) Bu çerçevede dosya konusu bakımından söz konusu bentlerin yeniden tek tek
değerlendirilmesi yerine, BKM’nin takas komisyonu oranının hesaplanmasına yönelik
formülasyonunun girdileri üzerinde bir değerlendirme yapılacaktır. Bu anlamda Rekabet
13-48/672-288
4/22
Kurulu tarafından uygun görülen nihai hesaplama yönteminin Kanun’un 5. maddesinde yer
verilen şartları taşıdığı kabul edilecektir.
(15) Buna göre, yeni başvurudaki taleplerin Kanun’un 5. maddesinde yer alan dört koşuldan
özellikle (b) ve (d) bentlerinde yer alan şartlar bakımından değerlendirilmesi yapılmıştır.
(16) İşbu dosya kapsamında BKM tarafından herhangi bir değişiklik talep edilmeyen maliyetlerin,
kredi kartlarının ödeme fonksiyonları çerçevesinde bankaların doğrudan katlandıkları
maliyetler olduğu; bu maliyet kalemlerine muafiyet tanıyan önceki Kurul kararında yapılan
tespitlerin halen geçerliliğini koruduğu değerlendirilmiştir.
G.3.2. Fonlama Maliyetine İlişkin Değişiklik Talebinin Değerlendirilmesi
(17) Hâlihazırda takas komisyonu oranı aşağıdaki formüle göre hesaplanmaktadır:
Takas Komisyonu (%) = Fonlama Maliyeti (%)+ Operasyonel Maliyetler (%)
Fonlama Maliyeti (%) = (Ortalama faiz/365) * Fonlama Gün Sayısı
Ortalama Faiz: İMKB repo-ters repo piyasasında oluşan günlük faiz oranı
Operasyonel Maliyetler: Borç ödeme ve şube hizmetleri, dolandırıcılık, ters ibraz ve
exception file, ihraççı otorizayon maliyetleri ile ihraççı takas ve hesaplaşma maliyetleri
(18) Fonlama maliyeti, bankalar tarafından ihraç edilen kredi kartlarının, kart hamillerince
harcamalarını finanse etmek için kullanılması nedeniyle bankalarca yapılan ödemenin
fonlanmasından kaynaklanan bir maliyet kalemidir. Fonlama maliyetlerinde işbu başvuru
kapsamında yapılması öngörülen uyum talebi, fonlama maliyeti formülünde yer alan ortalama
faiz oranına ilişkindir. Kurulun 09-36/904-216 sayılı ve 19.08.2009 tarihli Kararı kapsamında
kredi kartı komisyonu oranının hesaplanmasında kullanılan fonlama maliyet oranı halihazırda,
Borsa İstanbul (BİST) gecelik repo/ters repo faiz oranı olup, BKM tarafından uygulanması
talep edilen faiz oranı munzam karşılık etkisi dâhil fonlama gün sayısına denk gelen tüm vadeli
mevduat faizlerin ağırlıklı ortalama oranıdır.
(19) BKM tarafından takasa konu fonlama maliyetinin hesaplanmasında munzam karşılık etkisi
dâhil fonlama gün sayısına denk gelen tüm vadeli mevduat faizlerin ağırlıklı ortalama oranının
zorunlu karşılıklara göre düzeltilmiş halinin dikkate alınması talep etmektedir. Buna göre,
fonlama faizi için önerilen hesaplama yöntemi şöyledir:
- TCMB’nin açıkladığı en son ayın mevduat faiz oranları ve BDDK tarafından açıklanan
vadesine göre mevduat hesap büyüklükleri ile 2005/1 sayılı Tebliğ kapsamında
belirlenen munzam karşılık oranları verileri dikkate alınarak, açıklanan mevduat
faizlerinin uygulanan güncel munzam (zorunlu) karşılık oranına göre düzeltilmesi,
- Tüm vadeli mevduat faizlerinin fonlama gün sayısı ile aynı vadeye gelecek şekilde
denkleştirilmesi,
- Denkleştirilen mevduat faizlerinin vadelerdeki toplam mevduat tutarına göre ağırlıklı
ortalamasının hesaplanması,
(20) Bilindiği üzere bankalar tarafından ihraç edilen kredi kartlarının kart hamillerince harcamaları
finanse etmek için kullanılması, bankalara yapılan harcamanın fonlanmasından kaynaklanan
bir maliyet yüklemektedir. İhraççı bankanın yüklendiği bu maliyetin paylaştırılması amacıyla
takas komisyonu oranı içine fonlama maliyeti katılmıştır. Fonlama maliyeti halihazırda
tüketicilerin ortalama fonlandıkları gün sayısı ile BIST repo-ters repo piyasasında oluşan
günlük faiz oranının çarpılması ile bulunmaktadır.
(21) Fonlama gün sayısı, kartı basan ve tüketici fonlayan bankanın (ihraççı banka) tüketici adına
ödemeyi yaptığı gün ile hesap kesim tarihi arasındaki ağırlıklı ortalama gün sayısı ve hesap
13-48/672-288
5/22
kesim tarihinden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen gün sayısının toplamıdır. Halihazırda
fonlama gün sayısı BKM tarafından 27,2 gün olarak hesaplanmıştır.
(22) BKM tarafından yapılan mevcut başvuruda fonlama gün sayısına ilişkin herhangi bir değişiklik
talebinde bulunulmamakta, ancak fonlama maliyetinin hesaplanmasında, tüketicilerin esas
itibariyle toplanan mevduatlarla fonlandıkları gerekçesiyle bankalar tarafından bildirilen ve
TCMB tarafından açıklanan vadeli mevduat faiz oranı ortalamasının esas alınması talep
edilmektedir. Buna ilave olarak söz konusu faiz oranına bankalar tarafından TCMB nezdinde
ayrılan zorunlu karşılıkların maliyetinin yansıtılması talep edilmektedir. Buna göre öncelikle
TCMB tarafından ilan edilen 0-1 ay, 1-3 ay, 3-6 ay ve 6 ay-1 yıllık ortalama faiz oranları
alınacak, her biri içi ayrı olmak üzere bu faiz oranlarına ilan edilen zorunlu karşılık etkisi dahil
edilecektir. Dolayısıyla her bir faiz için ayrı ayrı zorunlu karşılıkların maliyeti eklendikten sonra
munzam dahil faiz oranı bulunacaktır. Bunun ardından her vade dönemi için o vadenin
medyan gün sayısının, fonlama gün sayısına denkleştirilmesi yoluyla denkleştirilmiş faiz oranı
bulunacaktır. Denkleştirilmiş faiz oranı ise mevduatların 1 yıla kadar vadeli mevduat içindeki
payları ile ağırlıklandırılarak ağırlıklandırılmış mevduat faiz oranı bulunacak ve fonlama faizi
olarak bu faiz oranı kullanılacaktır.
(23) Fonlama faizine ilişkin değişiklik taleplerinin değerlendirilmesi öncesinde, fonlama gün
sayısının hesaplanmasında kullanılan yöntemin değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır.
BKM tarafından yapılan mevcut ve önceki bildirimlerde fonlama gün sayısının örneklem
yoluyla hesaplandığı ifade edilmiştir. Bu kapsamda bankalar, kredi kartı hamilleri içinden
seçtikleri rassal bir grubun her bir üyesinin ortalama ne kadar fonlandığını hesaplamakta daha
sonra grubun fonlama gün sayısının ortalaması alınarak fonlama gün sayısı bulunmaktadır.
Tüm bankaların bu yolla bulduğu fonlama gün sayılarının ortalaması takas komisyonunda
kullanılan fonlama gün sayısı olarak kabul edilmektedir.
(24) Örneklem yoluyla belirlenen fonlama gün sayısı pratik olmakla birlikte, seçilen grubun
davranış biçimine göre fonlama gün sayısının olduğundan fazla veya düşük olmasına yol
açabilecektir. Bununla birlikte geçmiş Kurul kararlarında getirilen yükümlülükler de BKM
tarafından getirilen öneriler de takas komisyonunun mümkün olduğu ölçüde gerçek verilere
dayandırılması yönündedir. Fonlama süresi gibi takas komisyonu oranının en önemli maliyet
unsurunda kullanılan verilerin gerçekliği büyük önem arz etmektedir. Dolayısıyla bankaların
fonlama gün sayısını örneklem yoluyla değil tüm kredi kartı hamillerinin harcama ve ödeme
gün verileri dikkate alınarak hesaplanmasının daha uygun olacağı değerlendirilmiştir. Buna
göre her bir kart hamilinin her ay yaptığı her bir işlemin yapıldığı tarih ile hesap özeti
ödemesinin gerçekleştiği tarih arasında geçen sürelerin ortalamasının alınması yoluyla her
bir kart hamilinin fonlandığı sürenin hesaplanması; bu işlemin her bir kart hamili için
tekrarlanması ve banka bazında ortalama bir gün sayısının bulunması gerekmektedir.
(25) Öte yandan gerçek fonlama gün sayısının hesaplanmasına kadar olan sürede ise mevcut
uygulama yerine fonlama gün sayısının 25,5 gün olarak alınmasının daha uygun olacağı
değerlendirilmiştir. Söz konusu gün sayısı, tüketicilerin rasyonel davrandığı ve dönem
borçlarını en son ödeme gününde ödedikleri varsayımı altında mümkün olan en uzun fonlama
süresi olan 40 gün ile en kısa fonlama gün sayısı olan 11 günlük sürelerin ortalaması alınarak
bulunmuştur.
(26) Öte yandan fonlama maliyetine esas teşkil edecek faiz oranının ne olması gerektiği konusuna
ilişkin olarak görüşüne başvurulan TCMB, takas komisyon oranlarına esas teşkil edecek
fonlama maliyetinin belirlenmesinde, daha önceki dosya kapsamında gönderilen yazıda işlem
hacminin büyüklüğü, ikincil piyasa faizleri için temel gösterge olması ve verilerin sürekliliği gibi
13-48/672-288
6/22
sebeplerle uygun görüldüğü bildirilen BİST Repo-Ters Repo piyasasında oluşan ortalama
gecelik faiz oranlarının hala uygun bir gösterge olacağını; fonlama maliyeti hesaplanmasında
mevduat esas alınarak bir değişikliğe gidilmek istenmesi halinde kredi kartı fonlama süresine
en yakın vade olan 1 aya kadar vadeli Türk Lirası mevduat faiz oranlarının kullanılmasının
uygun olacağını belirtmiştir.
(27) BDDK ise işbu başvuru kapsamında bankaların vadeli mevduat faiz oranlarının, alternatif faiz
çeşitleri (TRLİBDR, İMKB Gecelik Repo, TCMB Gecelik Repo, TCMB Gecelik Borç Verme
veya bunların paçalı) ile kıyaslandığında, bankaların kredi kartlarını fonlama kaynaklarını
yansıtma, gerçekçilik, süreklilik ve derinlik kriterleri bakımından daha üstün bir gösterge
olduğunu; bununla birlikte, yapılacak hesaplamada paçal olarak mevduata fiilen uygulanan
faizin dikkate alınması gerektiğini, TCMB tarafından yayımlanan verilerin mevduatın ağırlıklı
ortalama maliyetini göstermesi halinde zorunlu karşılıkların da mevduat maliyetlerine
eklenmesi suretiyle bu verilerin kullanılabileceğini; ancak kredi kartlarına ortalama olarak
yaklaşık 27 günlük bir fonlama yapıldığından, farklı vadelerdeki mevduatların
ağırlıklandırılması ve ilgili gün sayısına denkleştirilerek hesaplanması yerine, 1 aya kadar
vadeli mevduat faizlerinin kullanılmasının daha uygun olabileceğini ifade etmiştir.
(28) Konuya ilişkin görüş talep edilen bankalar da genel olarak vadeli mevduatın gerek fonlama
kaynakları içindeki ağırlıklı payına ve gerekse verilerin artık erişilebilir olmasına dikkat çekerek
vadeli mevduat faiz oranlarının fonlama kaynağı hesaplamasına temel teşkil etmesi yönünde
tavır sergilemişlerdir.
(29) Hali hazırda BKM tarafından yapılan bildirimde vadeli mevduat faiz oranlarının artık düzenli
bir şekilde hesaplanıp TCMB internet sitesinden duyuruluyor olduğu, bir ay geriden gelen
verilerin kullanılmasının önemli bir sakınca yaratmayacağı ve takas komisyonunun en gerçek
verilerin kullanılarak hesaplanması için fonlama faizinin vadeli mevduat faiz oranı olarak
belirlenmesi gerektiği ifade edilmektedir.
(30) Bu çerçevede, bankaların en büyük fonlama kaynağının vadeli mevduatlar olması, vadeli
mevduat faiz oranlarının düzenli toplanıp TCMB internet sitesinden duyuruluyor olması ve
vadeli mevduat verilerinin bir ay geriden hesaplanmasının vade uyumu açısından önemli bir
sakınca doğurmayacak olması nedenleriyle takas komisyonunun hesaplanmasında vadeli
mevduat faiz oranının kullanılmasının uygun olacağı değerlendirilmiştir.
(31) Bununla birlikte tüketicilerin hangi vadeli mevduat hesabıyla fonlandığı; bir diğer ifade ile
mevduatın vadesinin ne olması gerektiğinin ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
Gönderilen görüşlerde bankaların birkaç istisna dışında genellikle BKM ile paralel biçimde
farklı vadelerdeki mevduat faizinin fonlama gün sayısına denkleştirilmesi yönünde görüş birliği
içinde olduğu görülmektedir.
(32) Öte yandan BKM tarafından hali hazırda fonlama gün sayısı olarak açıklanan 27,2 günlük
sürenin bir aydan kısa olması nedeniyle, tüketicilerin 1 aya kadar olan vadeli mevduatlar ile
fonlandığı kabul edilebilecektir. Nitekim daha önce de değinildiği üzere sektörün denetleyici
ve düzenleyici kurumu olan BDDK da kredi kartlarının fonlama gün sürelerini göz önüne alarak
1 aya kadar vadeli mevduat faiz oranının yeterli olacağını belirtmiştir. 1 aya kadar olan vadeli
mevduatların büyüklüğü yapılan harcamaları fonlamak için yeterli olduğu da göz önüne
alındığında fonlama faizi olarak bir aya kadar olan vadeli mevduat faizlerinin alınmasının
uygun olacağı değerlendirilmiştir.
(33) Bunun dışında BKM tarafından ifade edilen bir diğer husus, 2005/1 sayılı Zorunlu Karşılıklar
Hakkında Tebliğ’in 5. maddesi uyarınca 1 aya kadar olan ve 1 ay dâhil vadeli mevduatlar için
13-48/672-288
7/22
TCMB hesaplarında toplanan mevduat büyüklüğünün belirli bir yüzdesi oranında karşılık
ayırılması zorunluluğunun bankalara ilave maliyet yüklediği ve bu maliyetin takas
komisyonuna yansıtılması gerektiğidir.
(34) Bilindiği üzere bankalar, TCMB tarafından en son açıklanan zorunlu karşılık oranlarına göre,
1 aya kadar vadeli mevduatlarda topladıkları her 100 TL mevduat için TCMB’de açılı bulunan
hesaplarına 11,5 TL karşılık ayırmak durumundadırlar. Dolayısıyla esasında mudilere 1 ay
için verilen faiz geliri 100 TL’lik bir sermayeden değil 88,5 TL’lik sermayeden elde
edilmektedir. Buna dayanılarak, BKM tarafından, mevduatın efektif maliyetinin müşteriye
ödenen faiz oranının zorunlu karşılık oranına göre düzeltilmiş hali olduğu ifade edilmekte ve
mevduat faizinin fonlama oranının hesaplamasında kullanılması halinde, bu zorunlu karşılık
oranının dikkate alınması gerektiği öne sürülmektedir. BKM’nin önerisine göre vadeli mevduat
faizinin gerçek maliyeti aşağıdaki şekilde bulunmaktadır:
Zorunlu karşılık dahil faiz oranı = Açıklanan faiz oranı × 1÷(1-Zorunlu karşılık oranı)
(35) Faiz getirisi olmayan veya politika faiz oranının altında bir faiz kazancı sağlayan zorunlu
karşılıklar ticari bankaların mevduat ve kredi faizleri arasındaki farkı etkilemektedir.
Bankaların belirli bir maliyete katlanarak topladıkları mevduatlara karşılık olarak bilançolarının
aktif tarafında faiz getirisi olmayan/düşük olan zorunlu karşılık tutmaları, kredi faizlerinde bu
maliyeti karşılayacak bir ek prim talep etmelerine sebep olmaktadır. Bir diğer ifade ile
karşılıkların yükseltilmesi halinde bankaların topladıkları mevduatların kullanılabilir kısmı
düştüğü için kullandırılan kredilerin fiyatı yani kredi faizleri artmaktadır.
(36) Bunun yanında faiz getirisi olmayan zorunlu karşılıklar bankalar için ek bir maliyet
oluşturmakta ve bankalar bu maliyeti mevduat yatıran müşterilerine de yansıtmaktadırlar.
(37) Öte yandan bankaların her basiretli tacir gibi sunacakları hizmetin fiyatını belirlerken gelirlerini
ve maliyetlerini göz önünde bulundurması beklenecektir. Bilindiği üzere bankalar topladıkları
mevduatların zorunlu karşılık dışında kalan kısmını gelir elde edebilecekleri kaynaklara
yönlendirmekte ve buradan elde ettikleri gelirlerden maliyetlerini çıkararak verebilecekleri
mevduat faizini belirlemektedirler. Diğer bir anlatımla bir banka vadeli mevduat hesabına
yatan paranın öncelikle zorunlu karşılığını TCMB’deki hesabına yatırmakta ve bu para
üzerinde herhangi bir tasarruf imkânına sahip olmamaktadır. Mevduatın zorunlu karşılık
dışında kalan kısmını ise gelir elde edebileceği pek çok kaynağa (kurumsal veya bireysel
krediler, bankalara verilecek borçlar, dünya borsaları ve/veya repo-ters repo işlemleri vb.)
dağıtmaktadır. Buradan elde ettiği gelirlerden maliyetlerini çıkardıktan sonra verebileceği
mevduat faizini bulmaktadır. Dolayısıyla bankaların mevduat faizini belirlerken zorunlu
karşılıklar nedeniyle katlanacakları maliyeti hesaba katmış olmaları beklenecektir. Bu
bakımdan vadeli mevduat faizlerine zorunlu karşılık oranının yansıtılmasının çifte
maliyetlemeye yol açabileceği ve bu anlamda BKM tarafından vadeli mevduat faiz oranlarına
munzam etkisinin dâhil edilmesi talebinin kabul edilmesinin mümkün olmadığı kanaatine
varılmıştır.
(38) Dolayısıyla fonlama maliyetine ilişkin olarak,
- Fonlama hesaplamasına esas teşkil edecek faiz olarak TCMB tarafından ilan edilen
TL cinsinden “Ağırlıklı Ortalama Mevduat Faiz Oranları”nın baz alınması,
- Söz konusu ağırlıklı ortalama mevduat faiz oranı içerisinde 1 aya kadar vadeli
mevduat oranının baz alınması ve daha uzun vadeli mevduat faiz oranlarının
hesaplamaya dahil edilmemesi,
- Bahse konu faiz oranının munzam karşılıklara göre düzeltilmesine gerek bulunmadığı
değerlendirilmiştir.
13-48/672-288
8/22
G.3.3. İhraççı Müşteri Hizmetleri Maliyetine İlişkin Değişiklik Talebinin
Değerlendirilmesi
(39) BKM tarafından ihraççı müşteri hizmetleri maliyetleri tanımında değişiklik yapılması talep
edilmektedir. Halihazırda müşteri hizmetleri maliyetleri hesaplamalarına dahil edilen ve not-
on-us kart işlemleri ile ilişkilendirilen unsurlar, kredi kartları ile ilgili aramalarda hizmet veren
personel maliyeti, kredi kartları ile ilişkilendirilebilecek toplam çağrı merkezi teknoloji
maliyetleri, kredi kartları ile ilgili şikayet yönetiminde çalışan personel ve teknoloji maliyetleri
ile gelen çağrıların faiz işletilen bakiye ile ilgili olmayan kısmıdır. Aramalara cevap verme ve
şikayet yönetiminden kaynaklanan personel maliyetleri ile çağrı merkezi teknoloji
maliyetlerinin hesaplanmasında, müşteri hizmetleri maliyetinin sadece faiz ödemeyen
müşterilerin oluşturduğu kısım dikkate alınmakta, bunun için toplam maliyetler ekstresinin
tamamını ödeyen aktif kartların toplam içindeki oranı ile çarpılmakta ve hesaplanan maliyetler
işlem adedi bazında yurtiçi not-on-us payı oranında dahil edilmektedir. Buna karşın BKM,
pratikte faiz ödeyen müşterilerin de faiz dışı konularda çağrı merkezi müşteri hizmetlerini
kullandıklarını, bu nedenle gerçekleşen aramaların ne kadarının gerçekten faizle ilgili
olduğunun daha iyi ölçülmesi gerektiğini ve bunu ölçmek için müşteri görüşmelerinden rassal
örneklem seçerek, faizle ilgili görüşmelerin işaretlenmesini önermektedir. BKM’ye göre faizle
ilgili aramaların tüm müşteri hizmetleri aramaları içindeki payı, her banka tarafından yılın ilk 6
ayında rassal seçilen 1000 veya uygun görülecek daha büyük bir sayıda müşteri araması
dinlenerek, bu aramalar içinde faizle ilgili soru/şikâyet içeren aramaların işaretlenmesi yoluyla
yapılabilecektir.
(40) Söz konusu maliyet kalemine ilişkin BKM tarafından talep edilen bir diğer değişiklik ise
eskiden yaygın kullanılmadığı iddia edilen teknolojiler sonucunda ortaya çıkan ATM ve
internet şubesi kanalları üzerinden kredi kartı hesap görüntüleme ve bakiye kontrolü gibi
müşteri hizmetlerinin verilmesi nedeniyle, söz konusu işlemlerin teknoloji ve kimlik doğrulama
maliyetlerinin, işlem adedi bazında yurtiçi not-on-us payı oranında hesaplamalara dâhil
edilmesidir. Hesaplamalarda, her bankada yılın ilk 6 ayında gerçekleşen ATM ve internet
şubesi üzerinden verilen kredi kartına ilişkin hesap özeti görüntüleme, güncel dönem işlemleri
görüntüleme, bekleyen provizyonlar görüntüleme, gelecek dönem işlemleri görüntüleme,
hesap kesim tarihi değişikliği, kredi kartı ekstre talebi, limit/bakiye inceleme, adres inceleme,
kredi kartı limit artırımı, kredi kartı limit artırım talebi güncelleme, kart şifresi değiştirme, yeni
şifre alma/bloke kaldırma, kredi kartı ürün bilgi ekranlarına giriş vb. işlemlerden kaynaklanan
maliyetler veri olarak kullanılabilecektir. İlgili müşteri hizmetlerinin maliyetleri hesaplanırken
bu kanallarda oluşan teknoloji ve personel maliyetleri, kredi kartı ile doğrudan ilişkilendirilen
müşteri hizmetlerine giren işlem adetlerinin bu kanallardan yapılan tüm işlemler adetlerine
oranı ile çarpıldıktan sonra yurtiçi not-on-us payı oranında hesaplanmalara dâhil edilmesi
talep edilmektedir.
(41) Bu çerçevede, BKM tarafından ihraççı müşteri hizmetleri maliyetlerinin tanımının
değiştirilmesi; çağrı merkezi müşteri hizmetleri kullanımına ilişkin ölçümlemelerin daha etkin
bir biçimde tespit edilerek hatalı ölçümlerin önlenmesi ve ATM ve internet şubesi üzerinden
de hesap görüntüleme, bakiye kontrolü gibi müşteri hizmetlerinin verilmesi nedeniyle, başta
teknoloji olmak üzere oluşan maliyetlerin hesaplamalara dâhil edilmesi talep edilmektedir.
(42) BKM’nin talebi içerisinde yer alan ve halihazırda hatalı biçimde ölçüldüğü iddia edilen müşteri
hizmetleri maliyetinin doğru biçimde ölçülmesi makul bir talep gibi görülmekle birlikte bunların
maliyeti neden ve nasıl artıracağına ilişkin Bildirim Formunda detaylı bilgiye yer verilmemiştir.
BKM’nin talebinin maliyet artırıcı esaslı unsurunun ATM ve internet şubeleri üzerinden ödeme
işlemleri dışında da verilmeye başlanan hizmetler olduğu görülmektedir. Bir başka ifade ile
13-48/672-288
9/22
halihazırda hesaplama kapsamında bulunan ATM ve internet bankacılığı üzerinden verilen
ödeme hizmetlerinin yanı sıra kart sahibinin kredi kartına ilişkin diğer bilgilerini sorgulamasına
ilişkin maliyetlerin de komisyon oranına dâhil edilmesi talep edilmektedir. Bununla birlikte,
takas komisyonun hesaplanmasında temel alınan maliyet bazlı hesaplama yönteminin yol
açtığı bazı dezavantajlar özellikle takasa konu operasyonel maliyetlerin hesaplanmasında
birtakım olumsuzluklara yol açmaktadır.
(43) Öncelikle maliyetlerin hesaplanmasının karmaşık ve zor bir mesele olması sektördeki ortak
ve genel maliyetlerin1 hesaplanmasını oldukça güçleştirmektedir.
(44) Öte yandan bu yöntem maliyet odaklı bir yaklaşım sergilemesi itibariyle, maliyetlerin fiyat
artışını yansıtma konusundaki mahareti, pozitif şebeke dışsallıklarının ya da etkinlik
kazançlarının yol açtığı maliyet düşüşlerini fiyata yansıtmak konusunda göstermemektedir.
Dolayısıyla bu durum teşebbüslerdeki etkin çalışma arzusunda zafiyete yol açmaktadır.
(45) Bu dezavantajlar ışığında BKM’nin müşteri hizmetleri maliyetindeki değişiklik talebine ilişkin
aşağıda yer verilen hususların netleştirilmesi gerektiği düşünülmektedir:
- Bahse konu operasyonel maliyet artış talebi kapsamında altyapı ve teknoloji
yatırımlarının yol açtığı muhasebe maliyetlerinin yanı sıra bahse konu yatırımların
özellikle şube maliyetleri ve çağrı merkezi müşteri hizmetleri bakımından yol açtıkları
pozitif dışsallıkların ve maliyet avantajlarının hesaplamaya katılıp katılmadığı,
- Bahse konu hizmetlerin ATM ve internet üzerinden ödeme işlemleri gerçekleştirmek
için katlanılan genel ve ortak giderlerden ayrıştırılmasının anlamlı olup olmadığı ya
da çapraz sübvansiyona yol açıp açmayacağı,
- Hâlihazırda müşteri hizmetlerine ilişkin personel ve teknoloji maliyetlerinin oldukça
kapsamlı hesaplanmasına karşın talep edilen bu maliyetlerin de fiyatlara
yansıtılmasının bankalar üzerindeki maliyetleri düşürme motivasyonunu ortadan
kaldırıp kaldırmayacağı.
(46) Bankalar tarafından yapılan ATM yatırımlarının yakından incelenmesi yukarıda yer verilen
soruların incelenmesi bakımından doğru bir hareket noktası oluşturabilecektir. Bankaların
gerek bizzat fiziki ATM yatırımları ve gerekse ATM’lerde yapılabilecek işlemler için gerekli
teknoloji yatırımları için maliyete katlandıkları bir gerçektir. Bununla birlikte Rekabet
Kurulunun 02.05.2013 tarih ve 13-25/347-163 sayılı ATM Paylaşımına ilişkin muafiyet
incelemesine konu BKM bildiriminde, ATM yatırımlarının bankalar açısından yol açtığı
etkinliklere ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır. Buna göre, ATM yatırımlarındaki temel
motivasyon maliyetleri düşürmektir. Zira bir işlemin banka şubesinden yapılması halinde
ortaya çıkacak maliyetin yaklaşık yarısına, aynı işlem ATM üzerinden yapılabilmektedir. Bu
durum bankaların ATM yatırımı gerçekleştirmelerinin ve/veya ATM paylaşımına gitmelerinin
temel gerekçesi olarak kabul edilebilir. Bu suretle bankalar hem ölçek ekonomileri nedeniyle
maliyet tasarrufu yapabilecek hem de yaygın ATM ağı ile müşteri memnuniyetini
artırabileceklerdir.
1 İki veya daha fazla hizmetin sunulması için katlanılan, bir hizmet için ayrıştırılması kolay olmayan ve hizmet
durdurulduğunda diğer hizmetler için o maliyete yine katlanılıyorsa bu maliyetler ortak maliyetler olarak
nitelendirilmektedir. Genel maliyetler ise, tüm hizmetler için genel olarak yapılan maliyetleri kapsamaktadır
(Franklin vd., 1997, 12).
13-48/672-288
10/22
(47) Bu bağlamda, ATM yatırımları katlanılan çeşitli maliyetlerin yanı sıra bankalar açısından
önemli maliyet avantajları da yaratmaktadır. Esasen bu durum bankaların son yıllarda ATM
ile birlikte internet yatırımlarına hız vermelerinin esaslı gerekçesini oluşturmaktadır.
Dolayısıyla ATM ve internet bankacılığına ilişkin alt yapı ve teknoloji yatırımlarının sadece
maliyet artışı olarak yansıtılması teknoloji yatırımlarının varlık nedeni olan ekonomik etkinlik
ve verimlilik analizlerinin doğasına aykırı görünmektedir.
(48) Öte yandan BKM tarafından bu maliyetlerin hesaplanabilmesi adına bankalardan yılın ilk altı
ayında ATM’lerden ve internet şubelerinden hesap görüntüleme ve kredi kartı bilgi ekranına
giriş için katlanılan maliyetlere ilişkin bilgilerin toplanılması talep edilmektedir.
(49) Mevcut hesaplama içerisinde bu kanallardan yapılan borç ödeme işlemleri için katlanılan
maliyetler takas komisyonu içerisinde yer almaktadır. Dolayısıyla, bir kredi kartı kullanıcısının
borcunu ödemek için internet şubesi ya da ATM’leri kullanırken oluşturduğu teknoloji ve
personel maliyeti ile hesabını görüntülemek ya da kredi kartı bilgi ekranına girmek için yol
açtığı maliyetin birbirlerinden ne kadar farklı olduğu oldukça tartışmalı bir konudur.
Dolayısıyla, maliyet kalemlerinin bu denli detaylandırılması hem denetimi karmaşıklaştıracak
fakat bundan daha önemlisi bankaların ortak ve genel giderleri içerisinde sayılabilecek tüm
unsurları fiyatlara yansıtmaları bankalar üzerindeki maliyetleri düşürme motivasyonunu
ortadan kaldıracaktır.
(50) Bu çerçevede, pozitif dışsallıkların yaratması beklenen etkinlik/verimlilik artışlarının
maliyetlere ilişkin bilgi asimetrisinden dolayı takas komisyonunun operasyonel maliyetlere
ilişkin oranına yansıtılamamasına ve katlanılan tüm marjinal maliyetlerin fiyatlara yansıtılmak
suretiyle bankaların etkin çalışma motivasyonunun ortadan kalkmasına yol açması muhtemel
görüldüğünden BKM’nin ihraççı müşteri hizmetleri maliyetlerinin tanım değişikliğine ilişkin
taleplerinin reddedilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
G.3.4. Net Sermaye Karşılık Maliyetlerinin Eklenmesi Talebinin Değerlendirilmesi
(51) Yapılan başvuruda, sermaye yeterlilik zorunluluğuna göre, hem kredi kartı not-on-us
bakiyesinin hem de kullanılmayan limitlerin sermaye maliyetinin bulunduğu, bankalar
tarafından gerçekleşen her ek kredi kartı alışverişinde tutarın büyüklüğü ile orantılı olarak ek
sermaye ayrımı yapılmak zorunda kalındığı belirtilmekte ve ihraççı bankaların önemli gider
kalemleri arasında yer alan söz konusu sermaye maliyetlerinin takas komisyonuna dahil
edilmesi talep edilmektedir.
(52) BDDK tarafından çıkarılan “Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesi ve
Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik” çerçevesinde bankalar, kullandırdıkları kredi
miktarları karşılığında mevcut kurallar çerçevesinde özel olarak sermaye ayırmaktadırlar ve
BKM’ye göre bu sermayeyi bulundurmak bankalar için fırsat maliyeti oluşturmaktadır.
Sermaye yeterlilik zorunluluğuna göre hem kredi kartı not-on-us bakiyesinin hem de
kullanılmayan limitlerin sermaye maliyeti bulunmaktadır. Buna göre, bankalar tarafından
gerçekleşen her ek kredi kartı alışverişinde tutarın büyüklüğü ile orantılı olarak ek sermaye
ayrımı yapılmak zorundadır. Yönetmelik kapsamında kredi türleri için ayrılan sermaye oranları
ayrı ayrı belirlenmiştir. 6 aydan kısa vadeli kredi kartı alacakları %75 oranında
ağırlıklandırılmaktadır (Basel II – perakende krediler için). Kullanılmayan limit taahhütleri %20
oranında risk ağırlığıyla çarpıldıktan sonra yine %75 oranında ağırlıklandırılmaktadır. BKM
ihraççı bankaların önemli gider kalemleri arasında yer aldığını savunduğu söz konusu
sermaye maliyetlerinin CAPM yöntemi kullanılarak takas komisyon oranına dâhil edilmesi
gerektiğini öne sürmektedir.
13-48/672-288
11/22
(53) Başvuru formuna göre, kredi kartı bakiyesi verisi için bankaların halihazırda yaptığı
raporlamalar kullanılabilecek olup, söz konusu kredi kartı bakiyesinde 4 ana kırılım mevcuttur.
Bu kırılımlar takas komisyonu ile doğrudan ilgili taksitsiz not-on-us bakiyesi ve takas
komisyonu ile ilgisi bulunmayan ileriye dönük taksitli bakiye, taksitsiz on-us bakiye ile taksitsiz
on-us bakiyedir. Hesaplamalarda dikkate alınması önerilen taksitsiz not-on-us bakiyesi, not-
on-us alışverişler sonucu oluşan ve henüz ödeme vadesi gelmemiş olan bakiyeyi temsil
etmektedir. Bu kırılımlar bankalar tarafından yılın ilk 6 ayının son günleri için bankalardan
toplanıp ağırlıklı ortalama tespit edilerek anılan kırılımlardan takas komisyonu ile doğrudan
ilgili olan taksitsiz not-on-us bakiyesine karşılık ayrılan sermayenin net maliyeti dikkate
alınacaktır.
(54) Kullanılmayan limit verileri ise bankalardan toplanacak olup kullanılmayan limit içinde takas
komisyonu ile ilgili kısmı bulmak için taksitsiz not-on-us bakiyesinin toplam kredi kartı bakiyesi
içinde aldığı pay dikkate alınacaktır.
(55) Bilindiği üzere, kredi kartları hem bir ödeme sistemi olması hem de kredi fonksiyonu nedeniyle
diğer ödeme araçlarından farklılaşmaktadır. Rekabet Kurulunun takas komisyonuna yönelik
geçmiş tarihli kararlarına bakıldığında takas komisyonunun maliyet esaslı olması gerektiği
prensip olarak kabul edilmiştir. İlgili maliyetlerin belirlenmesinde ise, söz konusu maliyetin
kredi kartının ödeme aracı mı veya kredi fonksiyonu mu ile ilgili olduğu önem kazanmaktadır.
Ekonomik etkinliğin sağlanabilmesi açısından, takas komisyonunun belirlenmesine yönelik
yöntemlerin; “şu an satın alma ve daha sonra ödeme” fonksiyonunun maliyetinden daha
fazlasını içermemesi gerekmektedir. Bu anlamda, bankaların kredi kartı kullanımı sonucunda
ortaya çıkan harcamalara faiz işlettikleri işlemlerin, ödeme fonksiyonundan farklı olarak kredi
fonksiyonundan kaynaklanıyor olması, takas komisyonu oranının belirlenmesinde yalnızca
ödeme aracı fonksiyonuna yönelik maliyetlerin dikkate alınmasını gerekli kılmaktadır. Bu
çerçevede takas komisyonuna dahil olacak maliyetlerin, kredi kartının ödeme aracı
fonksiyonuna ait ve müşteri ve üye işyerlerinin yararına olması zorunluluk arz etmektedir.
(56) Bankacılık sektörünün düzenlenmesi çerçevesinde, bankalara, kullandırılan kredi miktarları
ile ilişkili olacak şekilde çeşitli oranlarda sermaye yeterliliği zorunlulukları getirilmektedir. Buna
göre, kredi kartını bir ödeme aracı olarak kullanan ve son ödeme tarihi öncesinde yapılan
harcama tutarını ödeyen müşteriler bakımından da kredi kartı ihraç eden bankaların ilgili
bakiyeler çerçevesinde gerekli sermaye karşılığını ayırması zorunludur. Düzenleyici otorite
sermaye yeterlilik oranlarını her ayın son gününde bankalardan alınan raporlamalar bazında
takip etmektedir. Kredi kartı ihraç eden bankalar bakımından, müşterilerin kartları kullanması
ile birlikte geleneksel muhasebe tekniği açısından bir alacak doğmaktadır. Söz konusu
alacağın iki parçası bulunmaktadır. Bunlardan ilki işlemin gerçekleştiği gün ve son ödeme
günü arasında, ödeme yapılan ana kadar olan miktarın finanse edilmesidir. Son ödeme tarihi
ve ödemenin yapıldığı tarih arasındaki miktarın finanse edilmesi ise, kartın fonksiyonun kredi
olacak şekilde genişletilmesi anlamına gelmektedir. Bilindiği üzere söz konusu zaman dilimi
için bankalar müşterilerine faiz uygulamaktadır.
(57) Başvuruda yer alan “net sermaye karşılık” maliyetinin; ilk bacağı kredi kartı alacaklarından
(kart bakiyesi) oluşmaktadır. Söz konusu düzenlemeler çerçevesinde, kredi kartından yapılan
harcamalar için karşılık ayrılmaktadır. Bu çerçevede söz konusu kartın ödeme fonksiyonunu
icra etmesinden kaynaklanan ve hem müşterilerin hem de üye işyerlerinin faydasına olan söz
konusu maliyetin takas komisyon oranına dahil olmasının makul olduğu görülmektedir.
Bununla birlikte, kullanılmayan limit taahhütleri ise, kartın ödeme fonksiyonundan farklı olarak,
olası harcama tutarına işaret etmektedir. Söz konusu olası harcama tutarı gerçekleştiği anda
ayrılan karşılık takasa konu olurken, yapılıp yapılmayacağı belirli olmayan bir harcamanın
13-48/672-288
12/22
riskinin ve maliyetinin, müşteri ve üye işyerlerinden ziyade ihraççı bankalara ait olması
gerektiği değerlendirilmektedir.
(58) Esasen kredi kartlarının kullanılmayan limitleri mevcut bakiyelerin oldukça üzerinde
seyretmektedir. Teorik olarak kredi kartları limitlerinin tanımlandığı ancak kredi kartlarının
kullanılmadığı bir durumda, limit taahhütlerinden kaynaklanan maliyetlerin yansıtılacağı takas
işlemi bulunmayacağından maliyete ihraççı bankaların katlanması gerekmektedir. Bir başka
deyişle, tanımlanan limitler, bankaların söz konusu kartların kullanılmasına yönelik, hizmetin
kullanılmasından bağımsız bir maliyeti ifade etmektedir. Bankaların çeşitli nedenlerle
tanımladıkları söz konusu limitlerin kullanılmaması durumunda dahi maliyetine müşterilerin ve
üye işyerlerinin katlanması, söz konusu risklerin daha da artmasına neden olacaktır. Bu
nedenle ileriye dönük bir hizmetin riskinin esasen bankalarca üstlenilmesi gerekmektedir. Bu
çerçevede, Başvuru Formunda talep edilen, net sermaye karşılık maliyetlerinden; kredi kartı
alacaklarına (kredi kartı bakiyesi) ayrılan karşılığın maliyetinin takas komisyonuna dahil
edilmesi makul iken, kullanılmayan limit taahhütlerinin söz konusu orana dahil edilmemesi
gerektiği değerlendirilmiştir.
(59) Net sermaye karşılık maliyetlerinin (kredi kartı alacakları olarak anlaşılmalıdır) takas komisyon
oranına dahil edilmesi ertesinde söz konusu maliyetin nasıl hesaplanması gerektiği de
açıklığa kavuşturulmalıdır. Başvuru Formu’nda hesaplama yöntemine yönelik olarak CAPM
(sermaye varlıklarını fiyatlama modeli) eksi risksiz getiri formülü önerilmektedir.
(60) CAPM, belirli bir hisse senedi veya portföyün getirisinin (veya sermayenin); “getirinin piyasa
portföyüne olan duyarlılığı (beta), pazarın getirisi, risksiz menkul kıymetin getirisi” tarafından
belirlendiğini ifade etmektedir. Beta, CAPM’in en önemli unsurudur. Beta katsayısı bir hisse
senedinin getirisinin piyasa getirisi ile birlikte hareket etme derecesini gösteren katsayıdır. Bir
başka ifade ile herhangi bir hisse senedinin getirisinin işlem görmekte olduğu bir borsadaki
“ortalama bir hisse senedi” getirisine göre ne ölçüde ve hangi yönde dalgalandığı beta
katsayısı hesaplanarak ölçülmektedir. Ortalama bir hisse senedi getirisi, borsa endeksi ile
aynı yönde ve aynı oranda değişim gösteren bir hisse senedinin getirisidir. Ortalama bir hisse
senedinin beta katsayısı 1’e eşittir. Beta katsayısı 1’den büyük olan bir hisse senedi beta
katsayısı 1’den küçük bir hisse senedine göre piyasadaki genel değişmelerden daha çok
etkilenmektedir. Bu çerçevede beta katsayısı, çeşitlendirme yoluyla elimine edilemeyen
sistematik riski ölçmektedir.
(61) Başvuruda, CAPM hesaplama yönteminde yer alan Beta’nın hesaplamasında borsada işlem
gören bankaların S&P Euro 350’ye göre getirileri üzerinden regresyon gerçekleştirilmesi
önerilmektedir. S&P Euro 350 endeksinin kullanımının önerilmesinin nedeni, Türkiye’de
endekslerin ağırlıklı olarak bankacılık sektörü hisselerinden oluşması ve bu yerel endekslerin
regresyonda kullanımının değişkenler arası bağımsızlıkları ortadan kaldıracağı için modelin
istatistiksel gücünü azaltacak olmasıdır. Beta hesaplamasıyla bankacılık sektörünün hisse
senetlerinin piyasa endeksine göre getirileri analiz edilecektir. Bu kapsamda, hesaplamanın
yapılacağı tarihte BİST’de en az 10 yıldır işlem gören bankaların hisse getirileri kullanılacaktır.
Bu getirilere karşılık kullanılacak piyasa endeksi ise, S&P Euro 350 endeksi olacaktır. Bir
banka için aylık beta hesaplaması yapılırken, ilgili aydan itibaren geriye 120 aylık piyasa
endeksi getirisi ile bankanın yine aynı dönemdeki hisse senedi getirisi arasında lineer
regresyon yapılacak ve regresyon eğimi o ayki beta olarak kaydedilecektir. Lineer
regresyonda y değişkeni bankanın aylık hisse getirileri olurken, x değişkeni ise aylık piyasa
endeksi getirileri olacaktır. Beta hesaplaması, analize dahil edilen tüm bankalar için, aylık
olarak son 5 seneyi kapsayacak şekilde yapılacaktır. Her banka hissesinin betası bu 5 yıllık
periyottaki tüm hesaplanan betaların medyanı olacaktır. Takas komisyonunda kullanılacak
13-48/672-288
13/22
beta oranı ise, tüm bankalar için hesaplanan beta değerlerinin aritmetik ortalaması olarak
hesaplanacaktır. Her sene gerçekleştirilecek hesaplamaların üniversitelerden birinin ilgili
bölümü tarafından denetlenmesi ve uygunluğu hakkında görüş yazısı temin edilmesi ve bu
görüş yazısının bağımsız denetim raporlarıyla birlikte Rekabet Kurumu ile paylaşılması
önerilmektedir.
(62) Sektörel düzenleyici BDDK’dan bu konuda görüş istenmiştir. BDDK cevabi yazısında, CAPM
modelinin kullanılmasının düşünülmesi halinde, söz konusu model kullanılarak sermayenin
maliyetinin belirlenmesinin banka hisselerine yatırım yapan yatırımcılar açısından teorik
çerçevede anlamlı olabileceğini, bu yöntemin kullanılmasının kontrolü ve denetimi zor bir
değişken yaratacağını ve piyasa şartlarına duyarlı olması nedeniyle takas komisyon
oranlarında dalgalanmalara neden olabileceğini, buna ilaveten kullanılması planlanan S&P
Euro 350 endeksinin temsil gücü açısından da yetersiz kalabileceğini belirtmiştir. Sonuç
olarak, bu yöntem yerine sermayenin de uzun vadeli bir kaynak olarak değerlendirilebileceğini
ve tahsis edilen sermaye için 1 yıllık mevduatın maliyeti dikkate alınarak ortalama bir faiz
oranı kullanılabileceğini ifade etmiştir.
(63) CAPM yönteminin kabulü ile birlikte, takas komisyonu hesaplamalarında kullanılan
değişkenlere yönelik denetlenmesi gereken bir konu başlığı daha gündeme gelecektir. Buna
ek olarak yöntemin kullanımına yönelik teorik çok sayıda eleştirinin yanında pratik kullanımı
bakımından da bazı zorluklar bulunmaktadır. Özellikle BDDK görüşünde yer verildiği üzere,
yöntemin kontrolü ve denetimi zor bir değişkenin yaratılmasına ek olarak piyasa şartlarına
duyarlı olması nedeniyle takas komisyon oranlarında dalgalanmalara neden olması
mümkündür. Bu çerçevede, yukarıda yer verilen kısıtlar göz önüne alındığında ve özellikle
kontrol ve denetim konuları dikkate alınarak net sermaye karşılık maliyetlerin, TCMB
tarafından duyurulan TL cinsinden açılan 1 yıla kadar vadeli mevduat ağırlıklı ortalama faiz
oranı dikkate alınarak hesaplanmasının makul olacağı değerlendirilmiştir.
G.3.5. Visa-MasterCard Logo Ücretinin Eklenmesi Talebinin Değerlendirilmesi
(64) Kredi kartı takas komisyonu hesaplamalarına eklenmesi talep edilen bir diğer maliyet kalemi,
ihraççı bankalar tarafından Visa ve MasterCard’a ödenen hacim bazlı logo maliyetleridir.
(65) BKM tarafından logo maliyetlerinin, takas komisyonu hesaplamalarında dikkate alınması
ihtiyacının doğmasının nedenleri arasında, bankaların MasterCard ve Visa’ya yaptıkları
ödemelerin eskiden sadece kart başınayken mevcut durumda yurtiçi alışveriş hacmi
üzerinden de oransal olarak alınması gösterilmektedir. BKM, söz konusu logo maliyetlerinin
esasen Visa ve MasterCard tarafından kredi kartı işlemlerine ilişkin tanımlanan standartlar
için talep edilmekte olduğunu, PIN güvenliği, kayıp/çalıntı raporları, kart teyit sistemi, son
kullanma günü standartları, işlem alındı detayları, otorizasyon, temassız işlem standartları,
minimum otorizasyon limit yönetimi, mükerrer çekim yönetimi gibi kredi kartının işlemesi için
gerekli olan söz konusu standartlardan işyerlerinin de fayda gördüğünü ifade etmektedir.
(66) Söz konusu standartların Visa ve/veya MasterCard tarafından sunulmaması durumunda,
BKM tarafından yeni standartların oluşturulması gerekeceği ve bu durumda yeni standart
tanımlamasından doğan maliyetlerin ortaya çıkacağı ileri sürülmektedir. Dolayısıyla alt
başlıkları yurt içi ciro ücretleri, yurtdışı ciro ücretleri ve kart logo ücretleri şeklinde
belirlenebilecek olan logo maliyetinin, takas komisyonu ile ilgili olan ihraççı hacmine veya
alışveriş adedine oranlı olarak belirlenen yurt içi ciro ücretlerinin kredi kartı takas komisyonu
hesabında dikkate alınması talep edilmektedir.
13-48/672-288
14/22
(67) BKM tarafından dile getirilen söz konusu talep 2009 yılında yapılan muafiyet başvurusu
kapsamında da dile getirilmiş ancak reddedilmiştir. Anılan Kurul kararında logo ücretlerinin
takas komisyonuna dahil edilmesi için “maliyetlerin kartı ihraç eden bankaya ait olması ve
kullanıcıların bundan fayda elde etmesi gerektiği” şeklinde iki temel kriter üzerinde
durulmuştur.
(68) Kredi kartı takas komsiyonunun BKM tarafıdan tespitine ilişkin 19.08.2009 tarih ve 09-36/904-
216 sayılı önceki Kurul Kararında, ülkemizdeki kartlı ödeme sistemlerinin banka merkezli bir
yapıda olması dolayısıyla, kartlı ödeme sistemini talep eden iki kullanıcı grubunun (kart
hamilleri ve üye işyerleri) da kullanacakları ve kabul edecekleri kartı seçerken öncelikle kredi
kartının markasına baktıkları ve söz konusu kartın hangi ödeme sistemine (Visa veya
Mastercard vb.) dahil olduğuna önem vermediklerine dikkat çekilmiştir. Dolayısıyla kartın
logosunun Visa ya da Mastercard olmasının veya söz konusu logolardan birinin bulunup
bulunmamasının yurtiçinde yerleşik kart hamilleri veya işyerleri açısından belirgin bir fark
yaratmadığı; anılan logoların bulunmasının, ancak ülkemizdeki kart kullanıcılarının yurtdışına
yaptıkları seyahatlerde kullanılması veya yurtdışı yerleşiklerin ülkemize yaptığı seyahatlerde
kullanılması durumunda belirgin bir fayda sağlayacağı değerlendirilmiştir.
(69) Öte yandan ülkelerarası alışverişlerde takaslaşma işlemi Visa veya Mastercard sistemi
üzerinden gerçekleştirilmekte olduğu için bu türden işlemlerde, söz konusu kuruluşların takas
oranlarının geçerli olacağı; dolayısıyla kart ihraç eden bankaların bu tür maliyetlerinin
karşılanması BKM’nin değil Visa veya Mastercard sistemlerinin takas oranları ile mümkün
olacağına da dikkat çekilmiştir.
(70) Buna ilave olarak yurtdışı bir bankaya ait kartın ülkemizde kullanılması durumunda, yerli
ihraççı bankalar herhangi bir maliyete katlanmadığından yukarıda belirtilen şartların ilkinin
(maliyetlerin kart çıkarıcı (issuer) bankaya ait olması) gerçekleşmeyeceği; yerli bankalara ait
kart kullanıcılarının yurtdışında alışveriş yapması halinde de ikinci şartın yani işyerinin fayda
sağlaması koşulun karşılanmayacağı kabul edilmiştir. Dolayısıyla bu tür işlemlerde ödenen
logo ücretlerinin de takas komisyonu maliyetlerine eklenmesinin mümkün olmadığı kanaatine
ulaşılmıştır.
(71) Yukarıdaki değerlendirmelerin halen geçerliliğini koruması ve logo maliyetlerinin artık işlem
bazında hacim bazlı alınmasının bu değerlendirmeleri değiştirebilecek bir husus olmaması
nedeniyle mevcut talebin kabul edilmesi mümkün görülmemiştir.
G.3.6. Sorunlu Alacak Maliyetlerinin Eklenmesi Talebinin Değerlendirilmesi
(72) Kredi kartı takas komisyonu hesaplanırken dâhil edilmesi talep edilen son maliyet kalemi ise,
bankaların sorunlu alacaklar için ayırdığı karşılıklardır. “Bankalarca Kredilerin ve Diğer
Alacakların Niteliklerinin Belirlenmesi ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul Ve
Esaslar Hakkında Yönetmelik”e göre bankalar tahsilindeki gecikme süresine göre kredi
alacakları için karşılık ayırmaktadır. “Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Yönetmelik”in
26/22 maddesine göre “Bankalarca Kredilerin ve Diğer Alacakların Niteliklerinin Belirlenmesi
ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”
kapsamında belirtilen karşılık ayırma kredi kartları için de geçerlidir. BKM’nin talebi
2 Madde 26(2) Kart çıkaran kuruluşlar hakkında, 1/11/2006 tarihli ve 26333 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan
Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik, Bankaların İç Sistemleri
Hakkında Yönetmelik ile 6 ncı maddesinin yedinci fıkrası hariç olmak üzere Bankalarca Kredilerin ve Diğer Alacakların
Niteliklerinin Belirlenmesi ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin ilgili
hükümleri uygulanır.
13-48/672-288
15/22
doğrultusunda kredi kartı takas komisyonu hesaplamalarına sorunlu alacak maliyet kaleminin
eklenmesi durumunda bankalardan toplanması öngörülen veriler, yılın ilk 6 ayında sorunlu
alacak sınıflandırmasına göre ayrılması gereken karşılıklardaki net değişimdir.
(73) Daha önce de ifade edildiği üzere, kredi kartlarının hem bir ödeme aracı hem de kredi
fonksiyonları bulunmaktadır. Bu çerçevede maliyet esaslı olması gerektiği kabul edilen takas
komisyonu oranının belirlenmesinde yalnızca kredi kartının ödeme aracı olma fonksiyonunda
kaynaklanan maliyetlerin dikkate alınması gerekmektedir. “Bankalarca Kredilerin Ve Diğer
Alacakların Niteliklerinin Belirlenmesi Ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul Ve
Esaslar Hakkında Yönetmelik” ve “Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Yönetmelik”e
göre, kredi kartları da dahil olmak üzere, kullandırılan kredilerde, son ödeme tarihi üzerinden
90 günün geçmesi nedeniyle alacakların donuk olarak kabul edilmesi ve çeşitli oranlarda
karşılık ayrılması gerekmektedir. Bu anlamda müşteriler tarafından yapılan harcamaların ve
dolayısıyla kredi kartının niteliği, son ödeme gününe kadar ilgili ödemenin yapılması halinde
bir ödeme aracı iken, son ödeme gününün geçmesi ve ilgili alacağın kabul edilen oranlardan
uygulanan faizi ile birlikte tahsil edilmesi harcamaların niteliğini krediye dönüştürmektedir.
Kredi kartı ihraç eden bankalar bakımından, müşterilerin kartları kullanması ile birlikte,
geleneksel muhasebe tekniği açısından bir alacak doğmaktadır. Söz konusu alacağın iki
parçası bulunmaktadır. Bunlardan ilki işlemin gerçekleştiği gün ve son ödeme günü arasında,
ödeme yapılan ana kadar olan miktarın finanse edilmesidir. Son ödeme tarihi ve ödemenin
yapıldığı tarih arasındaki miktarın finanse edilmesi ise, kartın fonksiyonun kredi olacak şekilde
genişletilmesi anlamına gelmektedir. Bilindiği üzere söz konusu zaman dilimi için bankalar
müşterilerine faiz uygulamaktadır. Bu durumda, alacağın sorunlu hale gelmesi, işlemin kredi
niteliğine bürünmesi nedeniyle, söz konusu harcamalardan kaynaklanan maliyetlerin ihraççı
banka tarafından üstlenilmesini gerektirmektedir. Dolayısıyla, sorunlu alacak maliyetlerinin
takas komisyonunun bir parçası olarak kabul edilmemesi gerektiği değerlendirilmektedir.
G.4. Genel Değerlendirme
(74) Bilindiği üzere, telekomünikasyon ve elektrik piyasası gibi sıkı düzenlemeye tabi olan şebeke
ekonomilerine yönelik piyasalarda, ara bağlantı ücretleri gibi, fiyat düzenlemelerine konu olan
ücret ve ödemelerin maliyet esaslı olması en çok benimsenen yöntemdir. Kredi kartı takas
komisyon oranının tespitinde de benzer biçimde gerek fonlama maliyeti ve gerekse
operasyonel maliyetler bakımından fiyatların gerçek maliyetleri yansıtması bakımından
maliyet esaslı bir yöntem belirlenmiştir. Bu yöntemin genel kabul gören yöntemlerden biri
olmasının başlıca nedeni, her bir hizmetin sunulması için katlanılan maliyetleri yansıtacak
şekilde ücretlerin tespit edilmesi ve maliyetleri yansıtmayan yüksek fiyatların uygulanmasının
önlenmesidir.
(75) Bununla birlikte maliyet esaslı ücret yapısının oluşturulabilmesi için gerek bu alanda
regülasyon yapan kurumların gerekse işletmecilerin sunulan hizmetin ekonomik boyutunu ve
maliyet yapısını iyi analiz ediyor olmaları gerekmektedir3. Ancak, maliyetlerin hesaplanması
genel olarak zor ve karmaşık bir süreçtir. Birbirlerinden tamamen farklı ancak kullandıkları
altyapılar itibariyle birbirleri ile ilişkili yüzlerce hizmetin sunulduğu bu sektörlerde genel ve
ortak maliyetler çok fazla olup, maliyet hesaplamaları daha da karmaşık hale gelmektedir. Bu
tip sektörlerde ortak ve genel maliyetlerin çok yüksek olması yöntemin bazı bakımlardan
eleştirilmesine neden olmuştur. Ortak maliyetlerin dağıtımında objektifliğin olmadığı ve ortak
maliyetlerin mamullere dağıtılmasının mümkün olmadığı bu anlamda yöneltilen ilk
3 ITU (2011), Telecommunication Reform: Interconnection Regulation, 3rd edition, s 32.37.
13-48/672-288
16/22
eleştirilerdendir. Bu nedenle birim maliyetlerin hesaplanmasının karmaşık ve zor olması,
çapraz sübvansiyonun rahatlıkla olabileceği ve ortak ve genel maliyetlerin dağıtımında
keyfiliğin yaşanabileceği eleştirilerini de beraberinde getirmektedir.
(76) Diğer taraftan maliyet hesaplamalarında tartışılan konulardan birisi de şebeke dışsallığıdır.
Pozitif şebeke dışsallığını genel olarak şebekeye dâhil olan bir kullanıcının şebeke içerisindeki
teşebbüslere kullanıcının birim maliyetini aşacak olumlu ekonomik dışsallıklar sağlaması
olarak tanımlamak mümkündür. Örneğin kredi kartı kullanıcısının tüketim harcamaları
nedeniyle kendi bankasına takas komisyonu geliri veya faiz geliri ile birlikte diğer bankalara
da üye iş yeri komisyonu geliri sağlaması şebeke dışsallığının bir örneğidir. Dolayısıyla takas
komisyonunun belirlenmesi kredi kartı kullanıcılarının bir bütün olarak farklı bankaların
sistemlerini entegre kullanmalarına yol açarak pozitif şebeke dışsallığı oluşturmaktadır.
Bununla birlikte şebeke dışsallığının maliyet bazlı hesaplama bakımından oldukça önem arz
eden boyutu katlanılan birim maliyetlerin hesaplamalara kolayca dâhil edilebilmesine karşın
elde edilen pozitif şebeke dışsallıklarının hesaplanmasındaki güçlük nedeniyle fiyatlamada
dikkate alınamamasıdır.
(77) Maliyet esaslı fiyatlama yönteminin son olarak değinilmesi gereken önemli dezavantajlarından
biri de ücretlerin maliyetlere göre belirlenmesi neticesinde teşebbüsler üzerindeki etkin
çalışma ve maliyetleri düşürme motivasyonunu kaldırmasıdır4. Yapılan her türlü yatırımın
maliyeti ücretlere yansıtılarak, söz konusu yatırım veya giderler etkin olsun veya olmasın
hesaplamalara dahil edilmekte ve işletmecinin maliyetleri karşılanmaktadır. Böylelikle
işletmecilerin maliyetlerini düşürme yönünde teşvik söz konusu olmayarak, işletmecilerin
etkinsizliklerini maliyetler aracılığıyla diğer işletmecilere ve/veya tüketicilere yansıtması söz
konusu olabilmektedir5.
(78) Genel olarak maliyet esaslı fiyat tespitine yöneltilen bu eleştirilerin, yapılan görüşmelerde
konunun paydaşları tarafından kredi kartı takas komisyonuna ilişkin operasyonel maliyetlerin
hesaplanması kapsamında da dile getirildiği görülmektedir. Örneğin konuya ilişkin görüşüne
başvurulan İTO, BKM tarafından ileri sürülen artış kalemlerinin takas komisyon oranını sürekli
yukarı çekmesine karşın teknolojik gelişmelerin yol açması beklenen maliyet düşürücü etkinlik
kazanımlarının fiyatlamaya yansımadığı eleştirisini getirmiştir:
(79) Takas komisyon oranlarının son üç yıllık gelişimi ise aşağıdaki gibidir:
4 TRAIN, Kenneth E. (1991), Optimal Regulation, The MIT Press Cambridge, London, England, s 33.
5 İÇÖZ Özge (2003), Telekomünikasyon Sektöründe Regülasyon ve Rekabet, Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezi, Ankara,
s 13
13-48/672-288
17/22
Tablo 1: Takas Komisyon Oranının Son Üç Yıllık Gelişimi
Maliyet Kalemleri 2010 2011 2012
Mevcut Muafiyet
Talebindeki
Değerler
Fonlama Gün Sayısı 26,97 27,40 27,17 27,17
Fonlama Faiz Oranı
BİST Repo
Ters Repo
Gecelik Faiz
Oranı
ortalaması
BİST Repo Ters
Repo Gecelik
Faiz Oranı
ortalaması
BİST Repo Ters
Repo Gecelik
Faiz Oranı
ortalaması
Munzam karşılık
etkisi dahil fonlama
gün sayısına
denkleştirilmiş
vadeli mevduat
faizlerinin ağırlıklı
ortalama oranı
Fonlama Maliyeti
(BİST Repo
Ters Repo
Gecelik x
26,97)/365
(BİST Repo Ters
Repo Gecelik x
27,40)/365
(BİST Repo Ters
Repo Gecelik x
27,17)/365
(Munzam karşılık
etkisi dahil fonlama
gün sayısına
denkleştirilmiş
vadeli mevduat
faizlerinin ağırlıklı
ortalama oranı x
27,17)/365
Müşteri hizmetleri ve tahsilatlar %0,24 %0,24 %0,20 %0,22
Otorizasyon %0,03 %0,03 %0,03 %0,03
Switch/routing/hesaplaşma %0,02 %0,02 %0,02 %0,02
Sahtekarlık ve exception
dosyası %0,09 %0,07 %0,07 %0,07
Harcama itirazları %0,00 %0,00 %0,00 %0,00
Net sermaye karşılık maliyetleri - - - %0,07
Hacim bazlı logo maliyetleri - - - %0,01
Sorunlu alacak maliyetleri - - - %0,11
Operasyonel Maliyetler %0,38 %0,36 %0,32 %0,53
Takas Komisyon Oranı (BSMV
Hariç) %0,86 %0,86 –% 1,04 %0,69 - %1,19 %1,12
Takas Komisyon Oranı
(BSMV Dahil) %0,91 %0,91 - %1,09 %0,73 – %1,25 %1,18
Kaynak: BKM Gelen Cevap Yazıları
(80) Takas komisyon oranlarında önceki döneme göre, özellikle fonlama maliyetinden
kaynaklanan nedenlerle ciddi bir düşüş yaşanmıştır. Takas komisyonu formülünde yer alan
kalemlerden fonlama maliyetinin piyasadaki faiz hadlerinden birebir etkilenmesi nedeniyle,
takas komisyonunda yaşanan değişimlerin operasyonel kalemler üzerinden
değerlendirilmesinin daha doğru olacağı düşünülmektedir. 2000 – 2008 yılları arasında %
0,72’den % 0,47’lere değin düşme yaşanan operasyonel maliyetler, yukarıdaki Tablo 1’e göre
2010 – 2013 yılları arasında ise % 0,38 - % 0,32 arasında bir gelişim göstermiştir. Bununla
birlikte yapılan yeni muafiyet başvurusunda BKM tarafından talep edilen değişikliklerin aynen
uygulanması durumunda operasyonel maliyetlerin %0,53’e yükseleceği tahmin edilmektedir.
Bu durumun gerçekleşmesi halinde takas komisyon oranının da uzun bir aranın ardından
yeniden %1’in üzerine çıkması söz konusu olabilecektir.
(81) Takas komisyonunun 2010-2013 yılları arasındaki gelişimi incelendiğinde, 2010 yılında
%0,38 olarak gerçekleşen operasyonel maliyetlerin 2011 ve 2012 yıllarında bir önceki yıla
göre sırasıyla %0,02 ve %0,04 puan düşüş gösterdiği görülmektedir. Bununla birlikte BKM
tarafından talep edilen tanım değişikliklerinin ve yeni kalemlerin eklenmesi sonucunda
13-48/672-288
18/22
operasyonel maliyetlerin yaklaşık olarak %65 nispetinde artış göstererek %0,53 düzeyine
gelmesi öngörülmektedir6. Öte yandan operasyonel maliyet kalemlerine tek tek bakıldığında
ise aşağıdaki hususlar dikkat çekmektedir:
- Operasyonel maliyetlerin içerisindeki en büyük kalem olan müşteri hizmetleri ve
tahsilatlar kaleminde son yılda 4 baz puan bir düşüş yaşanmakla birlikte, yeni talep
edilen değişikler ile maliyetlerin bu kalemde 2 baz puan artışa yol açacağı
öngörülmektedir. Dolayısıyla zaman içinde az da olsa azalma gösteren söz konusu
operasyon maliyeti yapılan teknoloji yatırımları gerekçe gösterilerek arttırılmak
istenmektedir.
- Otorizasyon ve hesaplaşma maliyetleri kalemlerinde oranlar yıllar itibariyle aynı
düzeyde kalmıştır. Dolayısıyla bu maliyet kalemlerinde yıllar itibariyle etkinlik
kazanımlarına bağlı herhangi bir maliyet avantajı yakalanmamış ya da oranlara
yansımamış görünmektedir.
- Sahtekârlık ve exception kaleminde ise 2011 yılında 2 baz puanlık bir düşüş
yaşanmış ve ardından oran bu düzeyde sabitlenmiştir.
(82) Dolayısıyla gerek operasyonel maliyetlerin genel seviyesinde yaşanması öngörülen artış
gerekse her bir maliyet kaleminde belirlenen oranlarda aşağı yönlü katılık özellikle ciddi
teknoloji yatırımlarının yaratması beklenen etkinlik ve maliyet kazanımlarının karşılanmadığı
eleştirisini kısmen haklı kılar niteliktedir.
(83) Bankacılık sektöründe gerek internet ve gerekse mobil uygulamalar bakımından ciddi
yatırımların yapıldığı bir gerçektir. Benzer şeklide kredi kartı pazarının ülkemizde geldiği nokta
bankaların bu alanda daha fazla personel istihdam etme gereğini de doğurabilecek
niteliktedir. Ancak söz konusu personel ve teknoloji yatırımlarını sadece maliyetleri yükselten
bir kalem olarak görmek, verimlilik artışı ile özdeş olan bilişim teknolojilerinin ruhu ve
bankaların bu alanda elde ettikleri toplam gelirlerin niteliği ile örtüşmemektedir. Özellikle
teknolojik yatırımlar başta şube maliyetleri olmak üzere ters ibraz ve dolandırıcılık gibi birçok
alanda önemli maliyet avantajları sağlamaktadır. Örneğin TABGİS tarafından da dile getirildiği
üzere, bankaların tüm işlemlerinde şifre kullanımını zaruri kılan daha güvenli uygulamaların
ters ibraz ya da sahtekârlık maliyetleri üzerinde olumlu etkiler yaratmasını beklemek makul
görünmektedir. Bununla birlikte operasyonel maliyet oranlarının yıllar itibariyle seyrine bir
bütün olarak bakıldığında bu olası etkinliklerin maliyetlerde yeterli düzeyde aşağı yönlü katkı
sağlamadığı görülmektedir. Yukarıda belirtildiği üzere, maliyet esaslı hesaplamanın en önemli
dezavantajlarından olan maliyetlerini olduğu gibi fiyatlara yansıtma şansı elde eden
teşebbüslerin etkin çalışma baskısı hissetmemeleridir. Dolayısıyla bu eleştirinin belirli
ölçülerde takas komisyonuna konu operasyonel maliyetler için de geçerli olduğunu belirtmek
mümkündür.
(84) Konuya ilişkin TABGİS gibi İTO tarafından da dile getirilen bir başka eleştiri personel, teknoloji
gibi maliyetlerin birçok kalemde mükerrer olarak hesaplanmasının hatalı olduğu, söz konusu
sistemin bir bütün olarak kurulduğu ve her işlem için ayrıca masraf yapılmadığı, aynı sistem
6 %65 düzeyindeki artış, BKM’nin, önceki yıllarda var olmayan net sermaye zorunlu karşılık maliyetleri ile sorunlu
alacaklar kaleminin de operasyonel maliyetler içinde yer alacağı varsayımı çerçevesinde hesaplanmıştır. Sorunlu
alacak maliyetleri dışarıda bırakıldığı takdirde artış oranı %31,25 olarak gerçekleşmektedir.
13-48/672-288
19/22
ve aynı personelin birçok işlemi birden yapabildiği, dolayısıyla personel ve teknoloji
maliyetlerinin birçok başlıkta ayrıca yinelenmemesi gerektiğidir.
(85) Esasen personel, altyapı ve teknoloji maliyetleri gibi maliyetlerin birçok kalem altında
yenilenmesi şeklinde oluşan izlenim, veri formunda da izah edildiği biçimde, kullanılan maliyet
muhasebesi yönteminden kaynaklanan bir yanılsama gibi görünmektedir. Personel ve
teknoloji maliyetleri bankalar tarafından her bir kalem için toplu olarak değil birim başına
maliyet hesaplanmak suretiyle yansıtılmaktadır. Bununla birlikte, İTO bahse konu giderleri
düşüren ve üye işyerlerinden aylık bakım masrafları adı altında elde edilen gelirlerin
hesaplamaya dâhil edilmediği eleştirisini ifade etmektedir. Bu kapsamda İTO’ya göre
işyerlerinden tahsil edilen ve en az 25 TL tutarındaki bu kalem üye işyerleri bakımından üye
iş yeri komisyonu haricinde bir sabit maliyet kalemi oluşturmakta ve bu kalemin teknoloji ve
alt yapı giderlerinden mahsup edilmemesi operasyonel maliyetler bakımından mükerrerliğe
yol açmaktadır.
(86) Konuya ilişkin olarak BKM, üye işyeri komisyonlarının üye işyerleri ile bankalar arasında iş
hacmi başta olmak üzere birçok faktöre göre belirlenen bir oran olduğu, dolayısıyla yeknesak
bir fiyatlandırmadan bahsedilemeyeceği hatırlatmasının ardından POS cihazı için yıllık hizmet
ve benzeri ücret alınması söz konusu olabildiğini, bunların POS cihazının iş yerinde
bulunmasıyla ilgili oluşan amortisman ve bakım giderleri ile saha satış, destek teknoloji ve
personel giderlerine ilişkin olduğunu ifade etmektedir.
(87) Dolayısıyla BKM tarafından da kabul edilen ve hâlihazırda üye işyerlerinden elde edilen aylık
bakım masraflarının ne kadarlık bir kısmının gider olarak hesaplanan, örneğin otorizasyona
ilişkin personel, internet erişim ve teknoloji maliyetlerini karşıladığı ya da bu gelirin
maliyetlerden mahsup edilip edilmediği veri formu çerçevesinde netleştirilmesi güç olan bir
husustur. Nitekim TABGİS konuya ilişkin gönderdiği görüşünde üye işyerlerinin katlandıkları
maliyetlere atıfta bulunarak otorizasyon maliyetlerinin üye işyerine ait olduğu, internet
erişiminin üye işyerleri tarafından sağlandığı fakat bu maliyetlerin takas komisyonunun
mevcut hali içinde değerlendirmeye dahil edilmediği eleştirisinde bulunmaktadır.
(88) Esasen bu durum yukarıda yer verilen eleştirilerden, maliyetlerin hesaplanmasının güç ve
karmaşık olduğu, dolayısıyla denetiminin de aynı nispette zor olduğu eleştirilerini haklı
çıkarmaktadır.
(89) Bahse konu maliyet hesaplamalarının bağımsız denetimden geçiyor olmasına ilişkin daha
önce Kurul tarafından verilen 19.08.2009 tarih ve 09-36/904-216 sayılı kararda Kurul;
operasyonel maliyetlere ilişkin yapılan bağımsız denetimlerin yöntemin doğruluğundan ziyade
sadece belirlenen yönteme uygunluğuna ilişkin olduğunu, bu çerçevede bağımsız denetim
şartının 17.01.2008 tarih ve 08-06/63-20 sayılı Kurul Kararı’nda öngörülen şekilde sağlanmış
olduğuna dair kuşkular bulunmakta olup bankaların izledikleri prosedürlerin denetlenmesi ve
gerekli görüldüğü takdirde danışmanlık alınmasının doğru sonuca ulaşmak bakımından
faydalı olacağını belirtmiştir.
(90) Doğrudan bu konu ile ilgili ve değinilmesi gereken bir başka husus ise maliyetlerin
hesaplanmasında ve oranın belirlenmesindeki bilgi asimetrisinin varlığıdır. Bilgi asimetrisi
bankacılık sektörünün geneli bakımından önem arz eden bir husustur. Bankalar ile gerek
tüketiciler ve gerekse denetleyici kurumlar arasında sunulan hizmetin maliyeti arasında ciddi
bir bilgi asimetrisi bulunmaktadır. Bu bakımdan bankalar sahip oldukları detaylı maliyet bilgisi
nedeniyle maliyetlerin artışına ilişkin muhasebe kayıtlarını ortaya koyabilmekle birlikte
denetleyici kurumlar bahse konu maliyetlerde zaman içinde verimlilik ve etkinlik
kazançlarından kaynaklanan tasarrufları aynı netlikte ortaya koyamamaktadırlar. Veri
13-48/672-288
20/22
formunda bankaların, takasa konu olan operasyonel maliyetleri oldukça detaylı bir analiz
sonucunda belirledikleri ve bu anlamda fiyatlama dışında kalan neredeyse hiçbir maliyetin
olmadığı görülmektedir. Bununla birlikte, katlanılan bu maliyetlerin ne kadarlık kısmının genel
gider olduğu ne kadarlık kısmının takas komisyonu ile doğrudan ilişkili ortak gider olduğu ve
bunlarda zaman içinde yaşanması muhtemel maliyet avantajlarının ne olduğu konusuna
ilişkin bilgi, konunun banka dışındaki paydaşlarında bulunmamaktadır. Bu bilgi asimetrisi,
piyasa ekonomisindeki arz/talep ve maliyete ilişkin tüm bilgileri içerdiği varsayılan fiyatın –
inceleme konusu dosya itibariyle takas komisyonuna konu olacak operasyonel maliyet
oranının- doğru olarak belirlenmesini güçleştirmektedir.
(91) Yukarıda yer verilen değerlendirmeler ışığında takas komisyonu uygulamasına yönelik olarak
yapılan değerlendirmelerde dikkate alınan konuları/problemleri aşağıdaki şekilde sıralamak
mümkündür:
- Fiyat düzenlemesi mahiyetinde olan takas komisyonu ile ilgili görevlendirilen bir
sektörel düzenleyici mevcut değildir. Uygulama rekabet otoritesinin genel yetkileri
çerçevesinde ele alınmaktadır
- Fiyat düzenlemesi mahiyetinde olan takas komisyonu, telekomünikasyon ve enerji
sektöründen önemli bir farkla ayrışmaktadır. Söz konusu sektörlerde erişim fiyatının
belirlenmesinde hakim konumdaki oyuncuların fiyatları ve maliyetleri dikkate
alınırken, takas komisyonunda çok sayıdaki bankanın maliyetleri
ağırlıklandırılmaktadır.
- Her ne kadar Rekabet Kurulu kararları doğrultusunda takas komisyonunun maliyet
esaslı olarak belirlenmesi karara bağlansa da bütün maliyetlerin ağırlıklandırılması
neticesinde, etkin olmayan bankaların maliyetleri de hesaplamalarda yer almaktadır.
- Düzenlemenin yalnızca maliyet esaslı olması, bankaların ne kadar etkin
çalıştığının/çalışması gerektiğinin dikkate alınamamasına yol açmaktadır.
- Düzenlemenin belirli bir fiyatı ya da oranı ifade etmekten ziyade hesaplama formülüne
yönelik olması, bankaların takas komisyon maliyetlerini aşağıya çekme yönünde,
geleneksel tavan fiyat düzenlemelerinin teşvik edici yönünü ortadan kaldırmaktadır.
- Takas komisyon oranının sürekli olarak değil ancak muafiyet dönemlerinin bitiminde
ele alınıyor olması sürekli bir gözetim mekanizmasının faydalarını ortadan
kaldırmaktadır
- Takas komisyonu hesaplamalarına dâhil edilen kalemlere ait verilerin doğruluğuna
yönelik bir denetim mevcut değildir.
- Dört taraflı ödeme sistemlerinin çift taraflı pazar yapısı içerisinde, bir pazarda
uygulanan fiyat mutlaka diğer pazarda uygulanan fiyat ile birlikte değerlendirilmelidir.
Bu anlamda bankaların kredi kartına yönelik olarak hem ihraççı pazarında kart
hamillerinden hem de kabulcü pazarında üye işyerlerinden çeşitli adlar altında gelirler
elde ettiği görülmektedir. Bu çerçevede takas komisyonu olmasa dahi, bankaların söz
konusu maliyeti belirtilen alanlardan elde etmesine yönelik bir fiyatlama politikası
uygulayacağı dikkate alınmalıdır.
(92) BKM tarafından yapılan muafiyet başvurusunda yer alan takas komisyonunun operasyonel
ve fonlama maliyetine ilişkin konulardaki taleplerin yukarıdaki hususlar da dikkate alınarak
değerlendirilmesi neticesinde, başvuru konusu takas komisyonuna Kanun’un 5. maddesi
çerçevesinde bireysel muafiyet tanınabilmesi için,
- Operasyonel maliyet kalemleri içerisinde; “ihraççı müşteri hizmetleri maliyetleri, hacim
bazlı logo maliyetleri ve sorunlu alacak maliyetlerinin ve net sermaye karşılık
maliyetlerinden limit taahhütlerinin” de dahil edilmesi talebinin reddedilmesi,
13-48/672-288
21/22
- Operasyonel maliyet kalemleri içerisinde “net sermaye karşılık maliyetlerinin” de dahil
edilmesi talebinin ancak “kredi kartı alacakları (bakiyesi)” olarak uygulanması halinde
kabul edilmesi,
- Fonlama faiz oranı olarak BİST repo-ters repo oranı yerine vadeli mevduatın
kullanılması talebinin ancak hesaplamalarda 32 gün vadeli mevduat oranının,
fonlama gün sayısı ile aynı vadeye gelecek şekilde denkleştirilerek kullanılması
halinde kabul edilmesi,
- Hesaplamalarda kullanılan hesaplama gün sayısının ise, bankalarca kesin olarak
ölçülmesine kadar geçecek sürede, 25,5 gün olarak uygulanması
gerektiği kanaatine varılmıştır.
(93) Önümüzdeki süreç bakımından ise BKM’nin özellikle verilerin denetiminde ve operasyonel
maliyetlerde etkinlik sağlanması konularına ağırlık vermesinin gerekli olduğu
değerlendirilmektedir. Bu çerçevede tanınan bireysel muafiyetin Kurulun önceki kararlarında
olduğu gibi, Kurul kararının BKM’ye tebliğinden başlamak üzere 3 yıl ile sınırlandırılması
gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
H. SONUÇ
(94) Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,
1- Bankalararası Kart Merkezi A.Ş. (BKM)’nin Yönetim Kurulu kararıyla ortak takas komisyonu
belirlemesinin, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında
teşebbüs birliği kararı niteliğinde olduğuna,
2- Kartlı ödeme sistemleri pazarının kendine özgü koşulları dikkate alınarak bildirim konusu ortak
takas komisyonu belirlenmesi işlemine,
(a) “ihraççı müşteri hizmetleri maliyetlerine ilişkin değişikliklerin, hacim bazlı logo maliyetleri,
sorunlu alacak maliyetleri ve net sermaye karşılık maliyetleri kapsamındaki kredi kartı limit
taahhütlerinin”, takas komisyonu formülündeki operasyonel maliyet kalemleri içerisine dâhil
edilmemesi,
(b) Fonlama faiz oranının hesaplanmasında, munzam karşılıkların dâhil edilmemesi,
(c) Fonlama gün sayısının, bankalarca kesin ve sağlıklı olarak belirlenmesine kadar geçen
sürede hesaplamalarda 25,5 gün olarak dikkate alınması,
(d) Takas komisyon oranının; “aylık ve geçmiş 12 aylık oranları da gösterir şekilde, fonlama ve
operasyonel maliyetlerin alt kalemleri ayrıştırılmış şekilde ve formülde kullanılan fonlama gün
sayısı ve fonlama faiz oranı ayrı ayrı belirtilerek” BKM internet sayfasında yayımlanması,
(e) Bu verilerin belirlendikleri /geçerli oldukları periyotların (aylık ya da yıllık) her bir veri için ayrı
ayrı BKM internet sayfasında yayımlanması
koşuluyla 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında bireysel muafiyet tanınmasına,
3- Bildirim Formu’nda talep edilen
(a) net sermaye karşılık maliyetleri kapsamındaki kredi kartı alacaklarının (bakiyesi) takas
komisyonu formülündeki operasyonel maliyet kalemleri içerisine dâhil edilmesinin,
(b) TCMB tarafından ilan edilen TL cinsinden 1 ay vadeli ağırlıklı ortalama mevduat faiz oranının
esas alınması koşuluyla, fonlama faiz oranı olarak mevduat faizinin kullanılmasının
13-48/672-288
22/22
aynı Kanun’un 5. maddesi kapsamında muafiyetten yararlandığına,
4- Muafiyet süresinin yukarıda yer verilen koşulların tamamının yerine getirildiğinin 30 gün içinde
tevsik edilmesinden itibaren 3 yıl olarak belirlenmesine
OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
KARŞI OY GEREKÇESİ
(21.08.2013 Tarih ve 13-48/672-288 Sayılı Kurul Kararı)
Bankalararası Kart Merkezi A.Ş.’nin, Yönetim Kurulu Kararıyla ortak takas komisyonu
belirlemesi yönündeki talebine Rekabet Kurulunun menfi tespit belgesi vermesi veya muafiyet
tanıması prensip olarak uygundur. Ancak ilgili sektör ve pazar özellikleri itibariyle konunun
teknik ayrıntı ve gerekçelerinin belirlenmesinin esasen ve öncelikle Türkiye Cumhuriyet
Merkez Bankası ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun görev alanında olduğu
düşüncesini taşıyorum.
Bu sebeple, ilk değerlendirmenin bu kurumlar tarafından yapılmasının doğru olacağını,
daha sonra da Rekabet Kurulunun menfi tespit veya muafiyet talebini ele alması gerektiğini
düşünüyorum.
Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Başkan
Full & Egal Universal Law Academy