AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KAYITTAN DÜŞÜRÜLME KARARI
Başvuru no. 68041/11
Tahir BARAN/Türkiye
(ekteki listeye bakınız)
Başkan Ivana Jelić,
Hâkimler
Arnfinn Bårdsen,
Darian Pavli,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Vekili Liv Tigerstedt’in katılımıyla, 11 Haziran 2020 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
25 Ağustos 2011 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruyu göz önüne alarak,
Başvurunun kayıttan düşürülmesi talebiyle davalı Hükümet tarafından gönderilen deklarasyonu göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE USUL
Başvurana ilişkin bilgiler ekteki listede yer almaktadır.
Başvuran, Van Barosuna bağlı Avukat R. Sayğın tarafından temsil edilmiştir.
Başvuranın, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesi kapsamında, yargılama öncesi aşamada avukata erişim hakkına getirilen sistematik kısıtlamadan dolayı aleyhindeki ceza yargılamalarının adil olmadığı ve avukat yokluğunda alınan ifadelerinin başvuranı mahkûm etmek için kullanılmasına ilişkin şikâyetleri Türk Hükümetine (‘‘Hükümet’’) bildirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Hükümet, başvuruda ileri sürülen sorunların çözülmesi amacıyla tek taraflı deklarasyon sunmayı önerdiğini Mahkemeye bildirmiştir. Hükümet ayrıca, Mahkemeden, Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca başvurunun kayıttan düşürülmesini talep etmiştir.
Söz konusu deklarasyon, aşağıdaki gibidir:
“Türkiye Cumhuriyeti, somut davada, Mahkemenin yerleşik içtihadı ışığında, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddeleri kapsamında başvuranın haklarının ihlal edildiğini kabul etmektedir.
Hükümet ayrıca, 4928 sayılı Kanun’un, 15 Temmuz 2003 tarihinde, avukata erişim hakkına getirilen sistematik kısıtlamaya ilişkin hükmü yürürlükten kaldırdığını hatırlatmaktadır.
Bununla beraber Hükümet, 31 Temmuz 2018 tarih ve 7145 sayılı Kanun ile değiştirildiği üzere, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 § 1 (f) maddesinin hâlihazırda, AİHM’nin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonrası bir başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verdiği davalarda ceza yargılamalarının yenilenmesini gerektirdiğini vurgulamaktadır. Hükümet, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında başvuranın şikâyetleri bakımından tazmin sağlayabildiği kanaatindedir.
Dolayısıyla Hükümet, AİHM önünde derdest olan, yukarıda anılan davanın çözüme kavuşturulması amacıyla başvuran Tahir BARAN’a yansıtılabilecek her türlü vergi hariç olmak üzere, tüm maddi ve manevi zararların yanı sıra masraf ve giderleri karşılığında 500 avro (beş yüz avro) ödemeyi teklif etmektedir.
Bu meblağ, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek ve Mahkeme tarafından, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37 § 1 maddesi uyarınca kabul edilen kararın tebliğini müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Söz konusu meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu ödeme, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önündeki davayı nihai çözüme kavuşturacaktır.”
Başvuranın temsilcisi, 18 Mart 2020 tarihli yazıyla, başvuranın, zararlarının telafisinin mümkün olmadığından ve Hükümet tarafından sunulan miktarı çok düşük bulmasından dolayı tek taraflı deklarasyon şartlarından memnun olmadığını belirtmiştir.
Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddesi, aşağıdaki durumda, Mahkemenin davayı kayıttan düşürmesine imkân vermektedir:
“Mahkemenin saptadığı herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse ...”.
Dolayısıyla Mahkeme, başvuran davasının incelenmeye devam edilmesini arzu etse dahi, davalı Hükümet tarafından sunulan tek taraflı bir deklarasyona istinaden başvuruları 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürülebilir (bk. özellikle Tahsin Acar/Türkiye (ilk itirazlar) [BD], no. 26307/95, §§ 75‑77, AİHM 2003-VI).
Mahkeme, avukata erişim hakkının sistematik olarak kısıtlanması ve avukat gıyabında verilen ifadelerin bireyleri mahkûm etmek için kullanılması hakkındaki şikâyetlere ilişkin açık ve kapsamlı içtihadını ortaya koymuştur (bk. diğerleri arasında, Mehmet Duman/Türkiye, no. 38740/09, 23 Ekim 2018; Ömer Güner/Türkiye, no. 28338/07, 4 Eylül 2018; Girişen/Türkiye, no. 53567/07, 13 Mart 2018; Canşad ve Diğerleri/Türkiye, no. 7851/05, 13 Mart 2018; İzzet Çelik/Türkiye, no. 15185/05, 23 Ocak 2018 ve Bayram Koç/Türkiye, no. 38907/09, 5 Eylül 2017).
Mahkeme, yukarıda anılan davalarda, başvuranın avukata erişim hakkına getirilen kısıtlamanın sistematik niteliğinin, tek başına, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesinin ihlaline karar vermek için yeterli olup olmadığını incelemeksizin, başvuranın polise verdiği ifadelerinin kabul edilebilirlikleri incelenmeden yargılamayı yürüten mahkeme tarafından kullanılmasının ve daha sonra Yargıtay’ın bu eksikliği giderememesinin, söz konusu maddenin ihlalini teşkil ettiğine karar vermiştir. Bununla beraber, yukarıdaki tüm davalarda Mahkeme, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesinin ihlal edildiğine karar verilmesinin, başvuranların uğradıkları manevi zarar için yeterli adil tazmin teşkil ettiğine kanaat getirmiştir.
Mahkeme, Hükümetin, tek taraflı deklarasyonlarında, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesinin ihlal edildiğini açıkça kabul ettiğini gözlemlemektedir.
Mahkeme ayrıca, 31 Temmuz 2018 tarihinde 7145 sayılı Türk Kanunu’nun yürürlüğe girdiğine dikkat çekmek istemektedir. Bu yeni Kanun’un 4, 17, 18 ve 19. maddeleri, dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon temelinde Mahkeme’nin davayı kayıttan düşürme kararının akabinde yerel mahkeme yargılamalarının veya soruşturmanın yenilenmesi talebinde bulunma hakkını öngörmektedir. Mahkeme’nin içtihadına ve uygulamasına göre, iç hukuk yargılamalarının yenilenmesi, iddia edilen ihlale yönelik etkili bir çözüm sağlamak için en uygun yoldur. Bu bağlamda, Mahkeme’nin, Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin korunmasındaki ikincil rolü dikkate alındığında, Sözleşme’nin herhangi bir ihlalinin giderilmesinin öncelikli olarak ulusal makamların görevi olduğu hatırlatılmaktadır.
Mahkeme, Hükümet deklarasyonu içerisinde bulunan ikrarların yanı sıra teklif edilen tazminat miktarını dikkate alarak, başvurunun incelenmesini haklı kılan bir gerekçe olmadığı kanaatindedir (37 § 1 (c) maddesi).
Yukarıdaki hususlar ışığında Mahkeme, Sözleşme ve Protokolleri ile tanımlanan insan haklarına saygının, başvurunun incelenmeye devam edilmesini gerekli kılmadığı kanısındadır (37 § 1 maddesinin son cümlesi). Bu karar, başvuranın zararının telafisi için mevcut olan herhangi bir başka başvuru yolunu kullanma imkânına halel getirmemektedir (bk. Jeronovičs/Letonya [BD], no. 44898/10, §§ 116‑118, 5 Temmuz 2016).
Mahkeme son olarak, Hükümet!in, tek taraflı deklarasyon metninde belirtilen şartlara uymaması halinde, başvurunun Sözleşme’nin 37 § 2 maddesi uyarınca tekrar kayda alınabileceğini vurgulamaktadır (bk. Josipović/Sırbistan (k.k.), no. 18369/07, 4 Mart 2008).
Yukarıdaki hususlar ışığında, davanın kayıttan düşürülmesi uygun bulunmuştur.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Davalı Hükümetin deklarasyon koşullarını ve belirtilen taahhütlerin yerine getirilmesine ilişkin düzenlemeleri dikkate alarak;
Başvurunun, Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş olup 2 Temmuz 2020 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Liv TigerstedtIvana Jelić
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı VekiliBaşkan
EK
Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesi kapsamındaki şikâyetlere konu başvuru
Başvuru no.
Başvuru tarihi
Başvuranın adı
Doğum Yılı
Temsilcinin adı ve konumu
Hükümetin deklarasyonunun tebliğ edildiği tarih
Başvuranın deklarasyona ilişkin yorumlarının Mahkemeye tebliğ edildiği tarih
Her bir başvuran için hükmedilen maddi ve manevi tazminatın yanı sıra masraf ve giderleri karşılamak üzere ödenecek miktar (avro cinsinden)1
68041/11
25.08.2011
Tahir BARAN
1973
Sayğın Rasim
Van
10.03.2020
18.03.2020
500
1 Başvurana yansıtılabilecek her türlü vergi hariç olmak üzere
Full & Egal Universal Law Academy