AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 79045/11, 7966/12 ve 7967/12
Hasan BAYAR / Türkiye
Başkan
Valeriu Griţco,
Hâkimler
Ivana Jelić,
Darian Pavli,
ve Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 2 Nisan 2019 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölümü), 10 Kasım 2011, 29 Aralık 2011 ve 9 Ocak 2012 tarihli başvurular ile davalı Hükümet tarafından sunulan görüşler ve başvuranlar tarafından bu görüşlere verilen cevaplar dikkate alınarak yapılan müzakereler neticesinde aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuran Hasan Bayar, Türk vatandaşı olup, 1982 doğumludur ve Bern’de ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde İstanbul Barosuna bağlı Avukat İ. Akmeşe tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Davanın kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. Başvuran, olayların meydana geldiği tarihte, Ülkede Özgür Gündem gazetesinin yazı işleri müdürüdür.
1. 79045/11 No.lu Başvuru
5. Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcısı, 2 Ocak 2006 tarihli iddianameyle, başvuranı, 3 Aralık 2005 tarihinde söz konusu gazetede yayımladığı bir makale nedeniyle, 3713 sayılı Kanun’a uymamakla suçlamıştır.
6. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi (“Ağır Ceza Mahkemesi”), 27 Eylül 2011 tarihinde, ilgiliyi, bir terör örgütünün beyanlarını yayımlamaktan suçlu bulmuş ve 3713 sayılı Kanun’un 6. maddesinin 2 ve 4. fıkraları uyarınca 2.074 Türk lirası (TRY, olayların meydana geldiği dönemdeki döviz kuruna göre 832 avro (EUR)) para cezası ödemeye mahkûm etmiştir.
7. Başvuran, 25 Ekim 2011 tarihinde, temyiz başvurusunda bulunmuştur.
8. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 25 Temmuz 2012 tarihinde, Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında 6352 sayılı Kanun’un (“6352 Sayılı Kanun”) yürürlüğe girmesi nedeniyle, yeni bir karar verilmesi gerektiğini belirterek, dava dosyasını Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.
9. Ağır Ceza Mahkemesi, 8 Ağustos 2012 tarihinde, 6352 sayılı Kanun uyarınca, başvuran hakkında açılan adli kovuşturmaların ertelenmesine karar vermiştir.
10. Başvuran tarafından bir itirazda bulunulmaması sebebiyle, söz konusu karar 8 Ekim 2012 tarihinde kesinleşmiştir.
2. 7966/12 No.lu Başvuru
11. Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcısı, 27 Nisan 2006 tarihli iddianameyle, başvuranı, 12 Nisan 2006 tarihinde söz konusu gazetede yayımladığı bir makale nedeniyle, 3713 sayılı Kanun’a uymamakla suçlamıştır.
12. Ağır Ceza Mahkemesi, 12 Temmuz 2007 tarihinde, ilgiliyi, bir terör örgütünün beyanlarını yayımlamaktan suçlu bulmuş ve 3713 sayılı Kanun’un 6. maddesinin 2 ve 4. fıkraları uyarınca 2.116 Türk lirası (TRY, olayların meydana geldiği dönemdeki döviz kuruna göre 1.202 avro (EUR)) para cezası ödemeye mahkûm etmiştir.
13. Yargıtay, 16 Mart 2011 tarihinde, başvuran tarafından yapılan temyiz başvurusunun ardından, mahkûmiyet kararından sonra yürürlüğe giren ve belirli bir ağırlık düzeyinin altında olan cezalara maruz kalınması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini öngören 5728 sayılı Kanun’un, ilgili hakkında verilen mahkûmiyet kararının yeniden incelenmesini gerektirdiği gerekçesiyle, birinci derece mahkemesinin kararını bozmuştur.
14. Ağır Ceza Mahkemesi, 4 Ekim 2011 tarihinde, başvuranı 2.116 TRY adli para cezasına mahkûm etmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir.
15. Başvuran tarafından bir itirazda bulunulmaması sebebiyle, söz konusu karar 30 Kasım 2011 tarihinde kesinleşmiştir.
3. 7967/12 No.lu Başvuru
16. Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcısı, 19 Nisan 2006 tarihli iddianameyle, başvuranı, 12 Nisan 2006 tarihinde söz konusu gazetede yayımladığı bir makale nedeniyle, 3713 sayılı Kanun’a uymamakla suçlamıştır.
17. Ağır Ceza Mahkemesi, 10 Temmuz 2007 tarihinde, ilgiliyi, bir terör örgütünün beyanlarını yayımlamaktan suçlu bulmuş ve 3713 sayılı Kanun’un 6. maddesinin 2 ve 4. fıkraları uyarınca 2.116 Türk lirası (TRY, olayların meydana geldiği dönemdeki döviz kuruna göre 1.216 avro (EUR)) para cezası ödemeye mahkûm etmiştir.
18. Yargıtay, 29 Mart 2011 tarihinde, başvuran tarafından yapılan temyiz başvurusunun ardından, mahkûmiyet kararından sonra yürürlüğe giren ve belirli bir ağırlık düzeyinin altında olan cezalara maruz kalınması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini öngören 5728 sayılı Kanun’un, ilgili hakkında verilen mahkûmiyet kararının yeniden incelenmesini gerektirdiği gerekçesiyle, birinci derece mahkemesinin kararını bozmuştur.
19. Ağır Ceza Mahkemesi, 4 Ekim 2011 tarihinde, başvuranı 2.116 TRY adli para cezasına mahkûm etmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir.
20. Başvuran tarafından bir itirazda bulunulmaması sebebiyle, söz konusu karar 7 Aralık 2011 tarihinde kesinleşmiştir.
B. İlgili İç Hukuk Kuralları
21. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu hakkındaki mevzuatla ilgili hükümlerle ilişkin olarak, Mahkeme, Hasan Uzun/Türkiye ((kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 10755/13, 30 Nisan 2013) kararına atıfta bulunmaktadır.
22. 4 Aralık 2004 tarihli 5271 sayılı Kanun’dan doğan ve 6 Aralık 2006 tarihli 5560 sayılı Kanun ve 23 Ocak 2008 tarihli 5728 sayılı Kanun ile değiştirilen, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesi aşağıdaki gibidir:
"5. Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. (...) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(...)
12. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir."
23. Ayrıca, 2 Temmuz 2012 tarihli 6352 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi uyarınca, 31 Aralık 2011 tarihine kadar basın ve yayın yoluyla ya da sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleriyle işlenmiş olup ve adlî para cezası ya da üst sınırı beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren suçlar için kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesini öngörmektedir.
ŞİKÂYET
24. Başvuran, Sözleşme’nin 10. maddesini ileri sürerek, hakkında açılan ceza davaları nedeniyle ifade özgürlüğü hakkının ihlal edilmesinden şikâyetçi olmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Başvuruların Birleştirilmesi Hakkında
25. Üç başvurunun, olay açısından ve hukuki açıdan benzerlik göstermeleri nedeniyle, Mahkeme, İç Tüzüğü’nün 42. maddesinin 1. fıkrasının kendisine izin verdiği şekilde, başvuruların birleştirilmesine karar vermektedir.
B. Sözleşme’nin 10. Maddesine İlişkin Şikâyet Hakkında
26. Başvuran, hakkında başlatılan ceza yargılamaları nedeniyle ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
27. Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmediği bağlamında iki kabul edilemezlik itirazında bulunmaktadır. Hükümet, bir yandan, 79045/11 No.lu başvuruyla ilgili olarak, kendisine göre, bu bağlamda iç hukukta verilen nihai kararın Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunma yolunu düzenleyen hükümlerin yürürlüğe girmesinden sonra kesinleşmesi nedeniyle, ilgilinin Anayasa Mahkemesine başvurması gerektiğini ileri sürmektedir.
Hükümet, diğer yandan, başvuranın, hakkında verilen kovuşturmanın ertelenmesine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlara karşı itiraz etmek için Ağır Ceza Mahkemesi önünde itiraz yoluna başvurması gerektiğini ileri sürmektedir.
28. Başvuran, Hükümetin iddialarına cevap vermemiştir.
29. Mahkeme, Devletlerin, kendi iç hukuk düzeninde durumu düzeltme imkânı bulmadan önce uluslararası bir organ önünde eylemlerine ilişkin hesap vermek zorunda olmadıklarını hatırlatmaktadır. Bir Devlet aleyhinde yöneltilen şikâyetlerle ilgili olarak, Mahkeme’nin denetim yetkisinden faydalanmak isteyen kişiler, öncelikle söz konusu Devletin hukuk sisteminin sunduğu başvuru yollarını kullanmakla yükümlüdürler. İç hukuk yollarının tüketilmesi yükümlülüğü, başvuranların iddia ettikleri ihlallerin telafi edilmesine imkân verecek mevcut ve yeterli hukuk yollarını olağan şekilde kullanmalarını gerektirmektedir (Vučković ve diğerleri/Sırbistan (ilk itiraz) [BD], No. 17153/11 ve 29 diğer başvuru No., §§ 70-71, 25 Mart 2014, Mocanu ve diğerleri/Romanya [BD], No. 10865/09 ve 2 diğer başvuru No., §§ 221-222, AİHM 2014 (özetler), ve Gherghina/Romanya [BD] (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 42219/07, §§ 84-85, 9 Temmuz 2015).
30. Mahkeme, Hükümetin birinci kabul edilemezlik itirazı ile ilgili olarak, somut olayda, 79045/11 No.lu başvuru kapsamında başvuran hakkında yürütülen ceza yargılamasının Ağır Ceza Mahkemesinin 8 Ekim 2012 tarihinden sonra (yukarıdaki 9 ve 10. paragraflar), yani 23 Eylül 2012 tarihinde yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuruda bulunma yolundan sonra kesinleşen, 8 Ağustos 2012 tarihli kararı ile sona erdiğini kaydetmektedir. Mahkeme bu nedenle, başvuranın, söz konusu ceza yargılamasıyla ilgili şikâyetinin, Anayasa Mahkemesi’nin ratione temporis (zaman yönünden) görevsizliğinden kaynaklandığı ve ilgilinin, söz konusu şikâyeti sunmak için bu mahkeme önünde bireysel başvuruda bulunma imkânı olduğunu tespit etmektedir.
31. Sonuç olarak, başvuru, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle, kabul edilemezdir.
32. Mahkeme, Hükümetin ikinci kabul edilemezlik itirazı ile ilgili olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz etmek için Ağır Ceza Mahkemesi önündeki itiraz yolunun tüketilmesi gereken bir hukuk yolu olduğuna daha önce karar verdiğini hatırlatmaktadır (Polat ve Tali/Türkiye (No. 5782/10, 23. paragraf, 25 Eylül 2018).
33. Mahkeme, somut olayda, başvuranın 7966/12 ve 7967/12 No.lu başvurular kapsamında hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına itiraz etmek için kendisine sunulan itiraz yolunu kullanma imkânına sahip olduğu halde, bu yolu kullanmadığını gözlemlemektedir (yukarıdaki 14-15. paragraflar ile 19-20. paragraflar). Ayrıca başvuran, bu itiraz yolunu kullanmaktan muaf tutulduğu yönünde Mahkemenin bir sonuca varmasını sağlayacak ilgili herhangi bir unsur ya da iddia sunmamıştır.
34. Dolayısıyla, Mahkeme, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle, söz konusu başvuruların da kabul edilemez olduklarına karar verilmesi gerektiği kanısındadır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oy birliğiyle,
Başvuruların birleştirilmesine;
Başvuruların kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilerek, 9 Mayıs 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Valeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy