AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KAYITTAN DÜŞÜRÜLME KARARI
Başvuru no. 72613/11
Murat BAYOĞLU / Türkiye
Başkan
Aleš Pejchal,
Hâkimler
Egidijus Kūris,
Carlo Ranzoni,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 19 Ocak 2021 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
10 Ekim 2011 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruyu dikkate alarak,
Başvurunun kayıttan düşürülmesi talebiyle davalı Hükümet tarafından 6 Ekim 2020 tarihinde gönderilen deklarasyonu ve başvuranın bu deklarasyona cevabını göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE USUL
1. Başvuran Murat Bayoğlu, 1972 doğumlu bir Türk vatandaşı olup Sakarya’da ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde, Sakarya Barosuna bağlı Avukat Ö.E. Taş tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuran, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesi kapsamında, adli yardım kapsamında atanan avukatının duruşmalara katılmaması nedeniyle ceza yargılamaları sırasında uygulanabilir ve etkili hukuki yardım alma hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuştur.
4. Başvuru, Hükümete tebliğ edilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
5. Hükümet, dostane çözüm sağlanmasına yönelik girişimlerden sonuç alınamaması üzerine, 6 Ekim 2020 tarihli bir yazıyla, başvuruda ileri sürülen sorunun çözülmesi amacıyla tek taraflı bir deklarasyon sunmayı önerdiğini Mahkemeye bildirmiştir. Hükümet ayrıca, Mahkemeden, Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca başvurunun kayıttan düşürülmesine karar vermesini talep etmiştir.
Söz konusu deklarasyon, aşağıdaki gibidir:
“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, somut davada, Mahkemenin yerleşik içtihadı ışığında, başvuranın Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesi kapsamındaki haklarının ihlal edildiğini kabul etmektedir.
Bununla beraber, Hükümet, 31 Temmuz 2018 tarihli 7145 sayılı Kanun’la değiştirildiği üzere, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 311 § 1 (f) maddesinin, halihazırda, AİHM’nin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonrası bir başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verdiği davalarda ceza yargılamalarının yenilenmesini gerektirdiğini vurgulamaktadır. Hükümet, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, başvuranın Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamındaki şikâyetleri bakımından tazmin imkanı sunabileceği kanaatindedir.
Dolayısıyla, AİHM önünde derdest olan, yukarıda anılan davanın çözüme kavuşturulması amacıyla Hükümet, başvuran Murat BAYOĞLU’na yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, tüm maddi ve manevi zararların yanı sıra masraf ve giderleri karşılığında 500 avro (beş yüz avro) ödemeyi teklif etmektedir.
Bu meblağ, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek ve Mahkeme tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37 § 1 maddesi uyarınca hükmedilen kararın tebliğini müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Söz konusu meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda, Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu ödeme ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde derdest olan dava, nihai çözüme kavuşturulacaktır.”
6. Başvuran, 13 Ekim 2020 tarihli bir yazıyla Hükümet tarafından teklif edilen miktarı çok düşük bulduğu için tek taraflı deklarasyon şartlarından memnun olmadığını dile getirmiştir.
7. Mahkeme, Sözleşme’nin 37. maddesinde, koşulların söz konusu maddenin 1. fıkrasının (a), (b) veya (c) bentlerinde belirtilen sonuçlardan birine yol açması hâlinde, Mahkemenin yargılamaların herhangi bir aşamasında başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verebileceğinin öngörüldüğünü hatırlatmaktadır. Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddesi, Mahkemenin özellikle aşağıdaki durumda başvuruyu kayıttan düşürmesine imkân vermektedir:
“Mahkeme’nin saptadığı herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse.”
8. Mahkeme ayrıca, belirli koşullarda, başvuranın davanın incelenmesine devam edilmesini istemesine rağmen davalı Hükümet tarafından yapılan tek taraflı bir deklarasyon temelinde, başvuruyu 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürebileceğini hatırlatmaktadır.
9. Bu amaçla, Mahkeme, özellikle Tahsin Acar kararı olmak üzere kendi içtihatlarından doğan ilkeler ışığında söz konusu deklarasyonu incelemiştir (Tahsin Acar/Türkiye (ilk itirazlar) [BD], no. 26307/95, §§ 75‑77, AİHM 2003-VI; WAZA Sp z.o.o./Polonya (k.k.), no. 11602/02, 26 Haziran 2007 ve Sulwińska/Polonya (k.k.), no. 28953/03, 18 Eylül 2007).
10. Mahkeme, Türkiye aleyhine açılmış olanlar da dâhil olmak üzere, bazı davalarda, başvuranın duruşmalarda adli yardım kapsamında atanan avukatının hazır bulunmaması sebebiyle hukuki yardım alma hakkından etkili bir şekilde faydalanamadığı ve bu durumun ceza yargılamalarının adil olmamasına sebep olduğuna dair şikâyetlere ilişkin uygulamasını ortaya koymuştur (bk. Artico/İtalya, 13 May 1980, §§ 33-8, A Serisi no. 37; Sannino/İtalya, no. 30961/03, §§ 47-53, AİHM 2006‑VI; Kahraman/Türkiye, no. 42104/02, §§ 22-37, 26 Nisan 2007).
11. Mahkeme ayrıca, 7145 sayılı Kanun’un 31 Temmuz 2018 tarihinde yürürlüğe girdiğine dikkat çekmek istemektedir. Bu yeni Kanun’un 4, 17, 18 ve 19. maddeleri, dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon temelinde Mahkemenin bir davayı kayıttan düşürme kararının akabinde yerel mahkeme yargılamalarının veya soruşturmanın yenilenmesi talebinde bulunma hakkını öngörmektedir. Mahkemenin içtihadına ve uygulamasına göre, iç hukuk yargılamalarının yenilenmesi, öne sürülen ihlale etkili bir çözüm sağlamak için en uygun yoldur. Bu bağlamda, Mahkemenin Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan hakların ve özgürlüklerin korunmasındaki ikincil rolü dikkate alındığında, Sözleşme’nin herhangi bir ihlalinin giderilmesinin öncelikli olarak ulusal makamların görevi olduğu hatırlatılmaktadır.
12. Teklif edilen ve benzer davalarda (bk., özellikle yukarıda anılan Sannino § 68) hükmedilen miktarlarla tutarlı olan tazminat miktarının yanı sıra Hükümet deklarasyonu içerisinde bulunulan ikrarların mahiyeti göz önünde bulundurulduğunda, Mahkeme, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir gerekçe bulunmadığı kanaatindedir (37 § 1 (c) maddesi).
13. Ayrıca, yukarıdaki mülahazalar ışığında ve özellikle konuyla ilgili açık ve kapsamlı içtihatlar dikkate alındığında, Mahkeme, Sözleşme ve Protokolleri ile tanımlanan insan haklarına saygının, başvurunun incelenmesine devam edilmesini gerekli kılmadığı kanısındadır (37 § 1 maddesinin son cümlesi). Bu karar, başvuranın zararının telafisi için mevcut olan herhangi bir başka başvuru yolunu kullanma imkânına halel getirmemektedir (bk. Jeronovičs/Letonya [BD], no. 44898/10, § 116-118, 5 Temmuz 2016).
14. Mahkeme son olarak, Hükümetin tek taraflı deklarasyon metninde belirtilen şartlara uymaması hâlinde, başvurunun Sözleşme’nin 37 § 2 maddesi uyarınca tekrar kayda alınabileceğini vurgulamaktadır (Josipović/Sırbistan (k.k.), no. 18369/07, 4 Mart 2008).
15. Yukarıdaki hususlar ışığında, davanın kayıttan düşürülmesi uygun bulunmuştur.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesi kapsamında davalı Hükümetin sunduğu deklarasyon metninde yer alan koşulların ve yine aynı metin içerisinde sunulan taahhütlerin yerine getirilmesi amacıyla öngörülen yöntemlerin dikkate alınmasına,
Başvurunun, Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddi uyarınca kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup; 11 Şubat 2021 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Aleš Pejchal
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy