AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 2434/11
Zübeyir BAYRAM / TÜRKİYE
Başkan
Julia Laffranque,
Yargıçlar
Işıl Karakaş,
Nebojša Vučinić,
Paul Lemmens,
Jon FridrikKjølbro,
Stéphanie Mourou-Vikström,
Georges Ravarani
ve İkinci Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith’in katılımıyla, 23 Ağustos 2016 tarihinde, Daire olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm) heyeti, yukarıda belirtilen 8 Kasım 2010 tarihinde yapılan başvuruyu, davalı hükümet tarafından sunulan ilgili görüşleri ve bunlara cevaben başvuran tarafından sunulan görüşleri dikkate alarak gerçekleştirdiği müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY
1. Başvuran Zübeyir Bayram, T.C. vatandaşı olup, 1939 doğumludur ve Diyarbakır’da ikamet etmektedir. Başvuran Mahkeme huzurunda Diyarbakır Barosu’na bağlı Avukat G. Atlı tarafından temsil edilmiştir.
Türk Hükümeti (‘‘Hükümet’’), kendi yetkilisi tarafından temsil edilmiştir.
2. Davaya konu olaylar, taraflarca ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Başvuranın oğlu Mehmet Bayram, askerlik hizmetini yerine getirmeden önce 21 Ağustos 2006 tarihinde, Diyarbakır Askeri Hastanesi’nin doktorları tarafından olağan bir muayeneye tabi tutulmuştur. Bu muayene, diğer değerlendirmelerin yanı sıra psikolojik değerlendirmeyi de içermiştir. Doktorlar kurulu, raporunda Mehmet Bayram’ın psikotik bozuklukları olduğunu tespit etmiş ve askerlik hizmetinin bir yıl ertelenmesine karar vermiştir.
4. Başvuranın oğlu, 24 Ağustos 2007 tarihinde, yeniden muayene edilmiştir. Askeri hastane doktorlarının oluşturduğu kurul, raporunda önceki yıl bulunduğu tespitlerin aynısını yinelemiş ve ilgilinin askerlik hizmetinin bir yıl daha ertelenmesine karar vermiştir.
5. Mehmet Bayram, 25 Ağustos 2008 tarihinde, üçüncü defa aynı muayeneye tabi tutulmuş, bu muayene sonucunda doktorlar, herhangi bir psikotik bozukluk tespit etmemişlerdir. Kurul raporunda, ilgilinin askerlik hizmetini yerine getirmesi için engel teşkil eden herhangi yaşamsal bir sorunu bulunmadığını kaydetmişlerdir.
6. Mehmet Bayram, belirtilmeyen bir tarihte, askerlik hizmetini yerine getirmek üzere atanmış olduğu, Çorlu’da bulunan birliğine katılmıştır.
7. İlgili, 16 Ocak 2009 tarihinde, Çorlu Askeri Hastanesi doktorları tarafından muayene edilmiştir. Bu doktorlar, Mehmet Bayram’ın, Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ne (GATA) sevk edilmesine karar vermişlerdir.
8. İlgili, 4 Şubat 2009 tarihinde, yeniden Çorlu Askeri Hastanesi’ne sevk edilmiştir.
9. Mehmet Bayram’ın askerlik hizmeti, psikotik bozuklukları sebebiyle, 6 Şubat 2009 tarihinde, üç aylığına askıya alınmıştır. İlgili, dinlenmesi için ebeveynlerinin evine gönderilmiştir.
10. Mehmet Bayram, 6 Mart 2009 tarihinde, Diyarbakır Askeri Hastanesi’nin Psikiyatri Bölümü tarafından muayene edilmiştir. Doktorlardan biri, başvuranla görüşmeyi talep etmiştir.
11. Mehmet Bayram, 13 Mart 2009 tarihinde, babasıyla birlikte, söz konusu hastanenin psikiyatri bölümüne gitmiştir. İlgili bu hastaneye yatırılmış, 26 Mart 2009 tarihine kadar burada kalmıştır. Mehmet Bayram, söz konusu tarihte, iki haftada bir hastaneye kontrole gelmesi şartıyla, ebeveynlerinin evine gönderilmiştir.
12. Mehmet Bayram, aynı tarihte, ebeveynlerinin evinde kendisini asarak intihar etmiştir.
13. Re’sen ceza soruşturması başlatılmıştır.
14. Diyarbakır Cumhuriyet Savcısının refakatinde, müteveffanın bedeni üzerinde klasik otopsi gerçekleştirilmiştir. Bu otopsi, ilgilinin kendisini asarak intihar ettiği iddiasının doğrulanmasına imkân vermiştir.
15. Savcı, 9 Nisan 2009 tarihinde, doğrulanmış bir intihar vakasının söz konusu olduğu gerekçesiyle, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir.
16. Temel amaçlarından biri, askerlik hizmeti sırasında hayatını kaybeden askerlerin ailelerine yardım etmek olan, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı Mehmetçik Vakfı, maddi destek olarak Mehmet Bayram’ın ailesine, 25.000 Türk lirası (yaklaşık olarak 12.500 avro (EUR)) ödemiştir.
17. Mehmet Bayram’ın ebeveynleri, 29 Mayıs 2009 tarihinde, tazminat talebinde bulunmak amacıyla Milli Savunma Bakanlığı’na başvurmuşlardır. Talepleri, 16 Haziran 2009 tarihinde reddedilmiştir.
18. Bayram’ın anne ve babası, 27 Temmuz 2009 tarihinde, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi önünde Milli Savunma Bakanlığı’na karşı tazminat davası açmışlardır. İlgililer, oğullarının durumunun, askerlik hizmetini yerine getirmek için elverişli olmamasına rağmen oğullarının askere alınmış olması ve üstelik hastalığı için uygun bir tedavi uygulanmamış olması sebebiyle, askeri makamların oğullarının ölümünden sorumlu olduğunu ileri sürmüşlerdir.
19. İlgililerin tazminat talebi, intihar iddiasının doğrulanmış olduğu ve Mehmet Bayram’ın intiharı ile askeri idarenin herhangi bir eylemi arasında hiçbir nedensellik bağı bulunmadığı gerekçesiyle, 3 Şubat 2010 tarihli kararla, üçe karşı iki oyla, reddedilmiştir. Bu karar başvurana 15 Mart 2010 tarihinde tebliğ edilmiştir.
20. Başvuran, 14 Nisan 2010 tarihinde, avukatı aracılığıyla, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi önünde bu karara karşı temyiz başvurusunda bulunmuştur.
21. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, 28 Nisan 2010 tarihinde, öncelikle Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından verilmiş olan bir karara karşı temyiz başvurusunda bulunulamayacağını hatırlatmıştır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, bu konuyla ilgili olarak kanun tarafından öngörülen tek hukuk yolunun, karar düzeltme talebinde bulunmaya imkân verdiğini eklemiştir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, son olarak başvuranı, otuz günlük süre içerisinde başvurusunu uygun hale getirmeye davet etmiştir. Bu karar, başvurana 17 Mayıs 2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Bunun üzerine, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ne herhangi bir talep düzeltme başvurusunda bulunulmamıştır.
ŞİKAYETLER
22. Başvuran, oğlunun ölümüne yol açan olayların, Sözleşme’nin 2. maddesini ihlal ettiğini iddia etmektedir. Başvuran, makamları, oğullarının şikâyetçi olduğu psikolojik sorunlar sebebiyle askerlik hizmetini yerine getirmek için elverişli olmadığını başından beri bilmelerine rağmen oğullarının yaşamını korumak için gerekli tedbirleri almamış olmakla suçlamaktadır.
23. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesini ileri sürerek, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin hakimlerinin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olduklarından şikayet etmektedir.
24. Başvuran ayrıca Sözleşme’nin 13. maddesini ileri sürerek, oğlunun ölümü hakkında uygun ve etkin bir soruşturma yapılmamış olduğundan şikâyetçidir.
25. Başvuran, son olarak Sözleşme’nin 14. maddesi alanında, oğlunun Kürt asıllı olması sebebiyle ayrımcılığa maruz kalmış olduğunu ileri sürmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
26. Başvuran, dava koşullarının Sözleşme’nin 2, 6, 13 ve 14. maddelerini ihlal etmiş olduğunu iddia etmektedir.
27. Hükümet bu iddiaya itiraz etmektedir.
28. Mahkeme, Sözleşme’nin 35. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, kabul edilemez bulduğu bir başvuruyu, "yargılamanın her aşamasında" reddedebileceğini hatırlatmaktadır (Azinas/Kıbrıs [BD], No. 56679/00, § 32, AİHM 2004‑III).
29. Mahkeme, altı aylık süre kuralına ilişkin olarak, Hükümet bu konuyla ilgili bir itirazda bulunmamış olsa bile (Walker/Birleşik Krallık (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 34979/97, AİHM 2000-I), burada kamu düzeniyle ilgili bir kuralın söz konusu olduğu ve dolayısıyla bu kuralı re’sen uygulama yetkisi bulunduğu kanaatine daha önce de varmış olduğunu belirtmektedir (Assanidzé/Gürcistan [BD], No. 71503/01, § 160, AİHM 2004‑II).
30. Mahkeme, somut olayda başvuranın karar düzeltme talebi başvurusunda bulunmadığını tespit etmektedir (yukarıdaki 21. paragraf). Başvuran, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin kendisine temyiz başvurusunda bulunulamayacağına ilişkin kararına itiraz etmemektedir. Bu sebeple Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin 3 Şubat 2010 tarihli kararı, iç hukukta verilmiş nihai kararı oluşturmaktadır.
31. Bu bağlamda bu kararın başvurana 15 Mart 2010 tarihinde tebliğ edilmiş olduğunu gözlemlemek gerekmektedir. Dolayısıyla Sözleşme’nin 35. maddesinin 1. fıkrası tarafından belirlenen süre, bu tarihin ertesi günü olan 16 Mart tarihinden itibaren işlemeye başlamış ve 15 Eylül 2010 tarihinde gece yarısı sona ermiştir. Hâlbuki başvuru, 8 Kasım 2010 tarihinde, yani belirlenen sürenin sona ermesinden sonra yapılmıştır.
32. Sonuç olarak, Mahkeme, başvurunun yapılmasında, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1. fıkrası anlamında iç hukukta verilmiş olan nihai kararın tebliğinden sonra altı aydan fazla süre geçmiş olması sebebiyle, dosyayı esas yönünden kabul edememektedir.
33. Dolayısıyla Sözleşme’nin 35. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, altı aylık süre kuralına riayet edilmediği gerekçesiyle, başvurunun reddedilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 15 Eylül 2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Stanley NaismithJulia Laffranque
Yazı İşleri MüdürüBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy