K. Kararı 12.3.2013 [II. Daire]
Olaylar – Başvuranlar, bir çift ve onların çocuğudur. Doktor tavsiyeleri doğrultusunda, çocuk üç aylıkken, çocuk felci dâhil olmak üzere pek çok hastalığa karşı aşılanmıştır. Aşı, sağ ayağında felce yol açmıştır. Başvuranlar, tazminat davası açmıştır. Mahkeme, Sağlık Bakanlığı’nın birimleri tarafında hiçbir kusur bulunmadığı nedeniyle, davayı reddetmiştir. Kararını, diğerleri arasında, başvuranın yaşadığına benzer komplikasyonların sıklığının oldukça az olduğu ve tıbbî açıdan önüne geçilmesinin imkânsız olduğu sonucuna varan bir bilirkişi raporuna dayandırmıştır. Başvuranlar, temyiz başvurusunda bulunmuştur. Bilhassa, mahkemenin, yetkililer tarafında kusursuz sorumluluk ilkesini kabul etmediğinden şikâyetçi olmuşlar, bunun sonucunda kendilerine tazminat verilmesinin mümkün olmadığını iddia etmişlerdir. Danıştay, itiraz edilen kararı onaylamıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde, başvuranların, ulusal mahkemeler ve Devlet makamlarının, uğradıkları zarar için tazminat vermeyi reddetmesinden şikâyetçi olmuştur.
Hukuk – 8. Madde: 8. madde, bireylerin vücut ve ruh bütünlüğünü, sağlanan tıbbî bakım seçimine katılım ve rızalarını ve bunun yanı sıra, maruz kaldıkları sağlık risklerini değerlendirmelerini mümkün kılacak bilgiye erişimi ilgilendirmekteydi. Şayet, bununla birlikte, tek amacı, bulaşıcı hastalıkları yok ederek kamu sağlığını korumak olan bir aşı kampanyası bağlamında, az sayıda ciddî kaza meydana gelirse, Devlet’in, söz konusu bireylerin vücut bütünlüğünü korumak üzere gerekli tedbirleri almadığı şeklinde eleştirilmesi mümkün değildir. Somut davada, dava dosyası, aşının uygun olmayan bir biçimde uygulandığını veya aşılamaya ilişkin risklerin meydana gelmesinden kaçınmak için yeterli tedbirlerin alınmadığını göstermemekteydi. Başvuran, tavsiye edilen bir aşının yan etkisinin mağduru olmuştur ve Mahkeme, böyle bir durumun doğasında var olan güçlüğün bilincindeydi. Bununla birlikte, aşının mecburî olmadığı bir sistemde ve tıbbî hatanın olmadığı durumlarda, aşıdan doğan zararlar için mağdurlara yönelik bir tazminat sisteminin oluşturulması, temelde, Sözleşme’nin kapsamı dışında kalan bir sosyal güvenlik önlemiydi. Sonuç olarak, başvuranların şikâyetlerinin, Sözleşme’nin hükümleriyle konu bakımından bağdaşmadığı gerekçesiyle reddedilmesi gerekmekteydi.
Sonuç: kabul edilemez (konu bakımından uygun değil).
(Ayrıca bakınız Trocellier / Fransa (k.k.), no. 75725/01, 5 Ekim 2006, Bilgi Notu no. 90)
Full & Egal Universal Law Academy