Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2013-5-9 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 14-22/460-202
Karar Tarihi : 25.06.2014
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Kenan TÜRK, Dr. Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR, Fevzi
ÖZKAN, Dr. Metin ARSLAN, Doç. Dr. Tahir SARAÇ
B. RAPORTÖRLER : Mehmet YANIK, Can SARIÇİÇEK, Hasan ADIYAMAN
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : Gizlilik talebi bulunmaktadır (2 Başvuru)
D. HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILANLAR:
Çimsa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Temsilcileri: Av. Gönenç GÜRKAYNAK, Av. Öznur İNANILIR
Av. Aysu GÜNEŞ
Çitlenbik Sokak, No:12, Yıldız Mahallesi, Beşiktaş,
34349, İstanbul
Adana Çimento Sanayi T.A.Ş.
Temsilcileri: Bahadır BALKI ve Sinem UĞUR
Çamlıca Köşkü, Francalacı Sok. No: 28 Arnavutköy, Beşiktaş
34345, İstanbul
(1) E. DOSYA KONUSU: Beyaz çimento üreticisi teşebbüslerin beyaz çimento fiyatlarını
birlikte belirledikleri iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Başvuruda özetle;
(2) Çimsa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş. (ÇİMSA) ve Adana Çimento San. T.A.Ş.’nin
(ADANA ÇİMENTO) anlaşarak 20.02.2013 tarihinden itibaren 20,00 TL/Ton+KDV zam
yapma kararı aldıkları, Türkiye’de beyaz çimento üreticisi iki teşebbüsün bulunması ve
ilgili ürünü hammadde olarak kullanan üreticilerin alternatiflerinin bulunmamasının bu iki
beyaz çimento üreticisinin anlaşarak maliyetlerin çok üzerinde zam yapmalarına olanak
sağladığı, ÇİMSA ve ADANA ÇİMENTO’nun bayilik ağı kurmadıkları, Marmara ile İç
Anadolu bölgelerinde birer bayi ile satış yaptıkları ve fiyat anlaşmalarına bayilerin de
dâhil oldukları, ÇİMSA ile ADANA ÇİMENTO’nun aynı tarihlerde aynı oranlarda zam
yaptıkları ve aynı vadeleri uyguladıkları, ilgili zamların enflasyon verileri ve/veya girdi
maliyetleri ile uyumlu olmadığı iddia edilmiştir.
(3) G. DOSYA EVRELERİ: Rekabet Kurumu kayıtlarına giren başvuru hakkında,
01.03.2013 tarihli ve 2013-5-009/İİ sayılı İlk İnceleme Raporu hazırlanmıştır. Rekabet
Kurulu tarafından 13.03.2013 tarihinde 13-14/219-M sayı ile beyaz çimento üreticisi
teşebbüslerin beyaz çimento fiyatlarını birlikte belirledikleri iddiasına yönelik olarak
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 40. maddesinin birinci fıkrası
uyarınca önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir. Önaraştırma neticesinde hazırlanan
14.05.2013 tarihli ve 2013-5-009/ÖA sayılı Önaraştırma Raporu Kurulun 23.05.2013
tarihli toplantısında görüşülmüş; ÇİMSA ve ADANA ÇİMENTO hakkında aralarında
anlaşarak beyaz çimento fiyatlarını birlikte belirlemek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un
14-22/460-202
2/21
4.maddesini ihlal edip etmediklerinin tespitine yönelik olarak, aynı Kanun’un 41.
maddesi uyarınca soruşturma açılmasına karar verilmiştir.
(4) 24.10.2013 tarihli 13-59/826-M sayılı Kurul kararı ile soruşturma süresi bitiminden
itibaren 3 ay uzatılmıştır.
(5) 23.06.2014 tarihinde yapılan sözlü savunma toplantısının ardından Kurul, 25.06.2014
tarihli toplantısında, 14-22/460-202 sayı ile nihai kararını vermiştir.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ:
(6) İlgili raporda, ÇİMSA ile ADANA ÇİMENTO’nun 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal
ettiklerine yönelik yeterli bilgi ve belgeye ulaşılamadığı ifade edilmiştir.
I.İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Hakkında Soruşturma Yürütülen Teşebbüsler
I.1.1. Çimsa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş. (ÇİMSA)
(7) 1975 yılında üretime başlayan ÇİMSA, Sabancı Grubu bünyesinde yer almaktadır.
Şirket, Mersin, Kayseri, Eskişehir ve Niğde’de yer alan entegre çimento fabrikaları,
Malatya ve Kocaeli’de yer alan çimento fabrikaları, Ankara’da yer alan çimento öğütme
tesisi ile Adana, Mersin, Kayseri, Antalya, Osmaniye, Kahramanmaraş, Nevşehir,
Eskişehir, Kütahya, Bursa, Konya, Karaman, Aksaray, Sakarya ve Bilecik’te bulunan
hazır beton tesisleri ile faaliyet göstermektedir. ÇİMSA’nın hissedarları; Hacı Ömer
Sabancı Holding A.Ş. (%49,42), ADANA ÇİMENTO (%9,54), Akçansa Çimento Sanayi
A.Ş. (%8,98), Hacı Ömer Sabancı Vakfı (%0,11) ve diğer ortaklardır (%31,95). ÇİMSA
hisselerinin %41’i İMKB'de işlem görmektedir. ÇİMSA’nın klinker üretim kapasitesi
5.000.000 ton, hazır beton üretim kapasitesi de 3.500.000 m³ civarındadır. Teşebbüs,
dünyanın en büyük üç beyaz çimento üreticisi arasında yer almaktadır. ÇİMSA’nın
yalnızca Mersin tesisinde beyaz çimento üretimi yapılmakta olup tesisin yıllık kapasitesi
1.000.000 tonun üzerindedir.
I.1.2. Adana Çimento San. T.A.Ş. (ADANA ÇİMENTO)
(8) OYAK Grubu bünyesinde yer alan ADANA ÇİMENTO 1957 yılında faaliyete
başlamıştır. Şirketin hisseleri İMKB’de işlem görmektedir. Akdeniz Bölgesi ve Kıbrıs’a
yayılmış tesislerinin yıllık gri klinker üretim kapasitesi 2.000.000 ton, beyaz klinker
üretim kapasitesi 300.000 ton, gri çimento üretim kapasitesi 5.150.000 ton, beyaz
çimento üretim kapasitesi 350.000 ton civarındadır. ADANA ÇİMENTO’nun merkez
üretim tesisleri Adana’da olup Hatay, İskenderun, Kahramanmaraş ve Kıbrıs’ta da
tesisleri bulunmaktadır. ADANA ÇİMENTO’nun Adana tesisinde gri ve beyaz çimento
üretimi gerçekleştirilmekte olup, gri ve beyaz klinker kapasitesinin tamamı da bu
merkezde konumlandırılmıştır. Tesisin ayrıca 3.500.000 ton yıllık çimento kapasitesi
bulunmaktadır.
I.2. İlgili Pazar
(9) Söz konusu iddialar, beyaz çimento üretimi ve satışı yapan, ÇİMSA ve ADANA
ÇİMENTO’nun aralarında anlaşma yapmak suretiyle beyaz çimento fiyatlarını
artırdıklarına ilişkindir.
(10) Çimento, temel olarak beyaz çimento ve gri çimento olmak üzere iki ana ürün grubuna
ayrılmaktadır. Beyaz ve gri çimentonun (özellikle bunların girdisi konumundaki klinkerin)
üretim süreçleri birbirinden ayrı yürütülmekte olup, bunların arz ve talep bakımından
ikame olması söz konusu değildir.
14-22/460-202
3/21
(11) Çimento türleri ile ilgili bir diğer ayrım ise “torbalı” ve “dökme” olmak üzere pazarlama
yöntemi açısından yapılmaktadır. Çimento ayrıca, içerisindeki katkı maddesine bağlı
dayanım gücüne göre de çeşitli ürün gruplarına (PKÇ 32,5 - PKÇ 42,5 gibi)
ayrılmaktadır.
(12) Ülkemizde üretilen beyaz çimento içerisindeki katkı maddesine bağlı dayanım gücüne
göre BPÇ 42,5 ve BPÇ 52,5 olmak üzere iki ürün grubuna ayrılmaktadır. Bunlar, “Süper
Beyaz Portland” olarak adlandırılan CEM I 52,5R dayanım sınıfına tabi beyaz çimento
ile “Beyaz Kalkerli” olarak adlandırılan CEM II/B-LL 42,5R dayanım sınıfına tabi beyaz
çimentodur. Ancak, beyaz çimento üreten bir tesisin belirtilen tüm ürünleri üretebilmesi,
dolayısıyla söz konusu ürünlerin arz bakımından birbirine ikame olması nedeniyle,
bahse konu iddiaların değerlendirilmesi bakımından alt pazar tanımı yapılması gerekli
görülmemiştir.
(13) İddiaların niteliği ve yukarıda yer verilen bilgiler ışığında ilgili ürün pazarı, “Beyaz
Çimento Pazarı” olarak belirlenirken ilgili coğrafi pazar, beyaz çimentonun ülke
geneline satışı yapılan ve ülke genelinde kullanılan bir ürün olması ve ihracatının da
yoğun olması gibi nedenlerle, “Türkiye” olarak belirlenmiştir.
I.3. İnceleme ve Tespitler
(14) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile “Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan
veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu
etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu
eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasak”
olarak nitelenmiştir.
(15) Bahse konu iddialar, ÇİMSA ve ADANA ÇİMENTO’nun 20.02.2013 tarihinden itibaren
20,00TL/Ton+KDV şeklinde zam yapma kararı aldıklarına ilişkindir. Dosya mevcudu
bilgi ve belgeler çerçevesinde ÇİMSA ve ADANA ÇİMENTO arasında bilgi değişimi
niteliğinde bir iletişim olduğu ve taraflarca piyasa koşullarının belirlenmesi amacıyla
çeşitli eylem ve davranışlar gerçekleştirildiği yönünde bir kanı oluşmuştur. Her ne
kadar, söz konusu iddia 2013 yılı başında yapılan bir anlaşmaya ilişkin olsa da yerinde
incelemelerde elde edilen belgelerin 2011 yılı başına ait olması anlaşmanın çok daha
önceden başlamış olma ihtimalini gündeme getirmiştir. Söz konusu tespit, taraflar
arasında bu nitelikte bir anlaşmanın olup olmadığının veya anlaşmaya varmamakla
birlikte uyumlu eylem içinde bulunulup bulunmadıklarının ya da mevcut durumun
oligopolistik pazar yapısından kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespitini gerekli
kılmıştır.
I.3.1. Teşebbüslerin Anlaşarak Fiyatları Artırdıkları İddiasına İlişkin İnceleme ve
Tespitler
(16) Bahse konu iddia, beyaz çimento satışı yapan ÇİMSA ve ADANA ÇİMENTO’nun
20.02.2013 tarihinde aralarında anlaşarak çimento fiyatlarını birlikte 20,00 TL/Ton+KDV
artırdıklarına ve bayileri ERKAR ile ÖZER TİCARET’in de işbu anlaşmaya dâhil
olduklarına ilişkindir. Şikâyet edilen teşebbüslerin beyaz çimento fiyatlarını anlaşarak
artırdığı yönündeki iddianın değerlendirilebilmesi amacıyla, öncelikle söz konusu
teşebbüslerin Ocak 2011 – Nisan 2013 dönemindeki aylık ortalama BPÇ 42,5 dökme
ve 42,5 torbalı ile 52,5 dökme ve 52,5 torbalı beyaz çimento fiyatları incelenmiş; baz
alınan yirmi sekiz aylık dönemde, teşebbüslerin ortalama fiyatlarının, elde edilen
belgenin düzenlenme tarihi olan Mart 2011’den bu yana düzenli şekilde artış gösterdiği
tespit edilmiştir. Gerçekleşen artışların belirli aralıklarla düzenli şekilde yapıldığı ve
teşebbüslerin aynı anda zam yaptıkları görülmüştür.
14-22/460-202
4/21
(17) Teşebbüslerin 42,5 ve 52,5 torbalı beyaz çimentoda gerçekleştirdikleri fiyat artışları,
zamansal olarak birbirleriyle paralel olduğu gibi oransal olarak da benzeşmektedir.
Ayrıca torbalı ve dökme beyaz çimento maliyetleri benzeşmesine rağmen teşebbüslerin
yalnız torbalı beyaz çimento fiyatlarını artırmaları şüphe uyandırıcı bir diğer husustur.
Rakiplerin, düzenli aralıklarla, aynı oranlarda ve aynı anda zam yapmaları rakiplerin
oligopol piyasasının gereğinin ötesinde birbirleriyle yakın temas içinde oldukları ve bu
iletişime paralel biçimde karar aldıkları izlenimini uyandırmış, ancak bu yönde bir belge
elde edilememiştir.
I.3.2. Teşebbüslerin Uyumlu Eylem İçinde Olup Olmadıklarına İlişkin İnceleme ve
Tespitler
(18) Yerinde incelemelerde elde edilen belgeler taraflar arasında bir anlaşma bulunduğuna
delil teşkil etmemekle birlikte, ilgili tarihte taraflar arasında bilgi değişimi ve buna dayalı
pazar paylaşımı olabileceği şüphesini doğuracak birçok ifadeyi içermektedir. Bahse
konu belgelere örnek olarak ÇİMSA’da yapılan yerinde incelemelerde elde edilen
“çimento satış fiyatları gelişim sonuçları”, ERKAR’da yapılan yerinde incelemelerde
elde edilen “yeni fiyat bildirimi”, “bölgemizdeki çimento satış bilgileri” gibi birçok e-posta
ile diğer tür yazışmalar verilebilir.
(19) Yerinde incelemelerde oluşan bu şüpheler neticesinde, taraflar arasında oligopol bir
piyasanın gereğinin ötesinde, yakın bir temas ve paralel karar alma dolayısıyla,
anlaşmaya varmamakla birlikte, uyumlu eylem bulunup bulunmadığının tespiti de
gerekmiştir.
(20) Bu konuda açıklık sağlanabilmesi ve gözlenen fiyat paralelliklerinin maliyet ve talep
değişimleri ile ilişkisinin ortaya konulabilmesi açısından raportörler tarafından Ekonomik
Analiz ve Araştırma Dairesi Başkanlığından görüş talep edilmiştir. Hazırlanan görüşte,
pazar payları ve fiyat hareketleri ile fiyatların maliyet ve taleple ilişkisi üzerinde
durulmuş; firmaların fiyatlama davranışlarının özellikle torbalı ürünlerde ve 2012 yılı
sonrasında, talep ve maliyetlerle net bir şekilde açıklanamayacak bir seyir izlediği,
teşebbüslerin bu yöndeki davranışlarının rekabetçi sayılabilecek bir yapı sergilemediği
ve bu bakımdan işbirliği şüphesi kapsamında değerlendirilebileceği, ancak eldeki
bulguların açık ya da sözsüz işbirliği ayrımını net bir şekilde kanıtlamadığı kanaatine
ulaşılmıştır. Dolayısıyla yapılan ekonomik analizlerin, tek başına ispat edici bir niteliğe
ulaşamadığı, ancak bu yöndeki bir olasılığa işaret ettiği söylenebilir.
(21) Rekabet hukuku uygulamalarının en sorunlu alanlarından biri, doğası gereği gizli
yapılan rekabeti sınırlayıcı anlaşmaların ispatı meselesidir. Bu zorluğu belli bir ölçüde
aşabilmek ve ispat yükünü hafifletebilmek amacıyla birçok rekabet hukuku
uygulamasında, uyumlu eylem ve benzeri karineler geliştirilmiştir. 4054 sayılı Kanun’un
4. ve 59. maddelerinde düzenlenmiş olan uyumlu eylem karinesi de bunlardan biri
olarak ortaya çıkmaktadır. 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Bir
anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin veya
arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin engellendiği,
bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi, teşebbüslerin
uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder.” hükmü getirilerek karine ortaya
konmakta, aynı maddenin bir sonraki fıkrasında ise “Ekonomik ve rasyonel gerçeklere
dayanmak koşuluyla taraflardan her biri uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak
sorumluluktan kurtulabilir.” ifadesi ile ispat yükü belirlenmekte ve teşebbüslerin
sorumluluktan kurtulabilme yolu açıklanmaktadır.
(22) Pazarda görülen paralelliklerin, uyumlu eylemden mi oligopolistik pazar yapısından mı
kaynaklandığını ortaya koymak bakımından hangi ölçüde bilgi değişimlerinin ihlal
14-22/460-202
5/21
oluşturacağını tespit etmek gerekir. Dolayısıyla, bu noktada irdelenmesi gereken bir
diğer husus, oligopolistik bağımlılıktır. Oligopol pazarda faaliyet gösteren teşebbüsler,
birbirlerinin varlığından büyük ölçüde haberdardırlar, rakiplerinin davranışlarını
gözlemlemektedirler, birbirlerine karşılıklı olarak bağımlı olduklarının farkındadırlar ve
birbirlerinin satış stratejilerine uymak zorundadırlar. Bu teşebbüsler, birbirleriyle
herhangi bir iletişime geçmeksizin, fiyatlarını kar maksimizasyonunu sağlayacak
seviyeye çıkarmak, ‘aralarında anlaşmışçasına’ karlarını maksimize edecek şekilde
davranmak, fiyatlarını rekabetçi düzeyin üzerine çıkarmak ve davranışlarını koordine
etmek gibi davranışların en etkin davranış şekli olduğunu fark edebilirler. Bağımlılık ve
karşılıklı farkındalık, fiyatlarda yükselmeye neden olacaktır. Bu davranışların, ilgili pazar
yapısı çerçevesinde rasyonel olduğu kabul edilmektedir.
(23) Oligopolistik bağımlılığın olduğu pazarlarda, teşebbüsler hareketlerini, rakiplerinin olası
cevaplarını düşünerek belirlemekte, ancak yine de kararlarını bağımsız şekilde
vermektedirler. Uyumlu eylemde ise teşebbüsler pazardaki eylemlerini doğrudan veya
dolaylı bir işbirliğine dayanarak, belirlemektedirler. Burada fark, teşebbüslerin bu
kararları bağımsız şekilde almıyor olmalarından kaynaklanmaktadır.
(24) Beyaz çimento üretimi ve satışı, ÇİMSA ve ADANA ÇİMENTO dışında BATI SÖKE
tarafından yapılmaktadır. Önceki yıllarda Limak Çimento San. Tic. A.Ş. (LİMAK)
tarafından da beyaz çimento üretimi yapılmış olmakla beraber, mevcut durumda
LİMAK, beyaz çimento üretimini durdurmuş ve pazardan çıkmıştır. Bu yapısıyla pazar
oldukça dar ve az oyunculu oligopolistik bir pazar olarak ortaya çıkmaktadır. BATI
SÖKE tarafından üretilen beyaz çimentonun, gerek müşteriler gerekse bayiler gözünde
farklı kalitede görülmesi, bazı durumlarda pazarın daha da dar bir oligopol olarak
algılanmasına neden olabilecektir. Oligopolistik bağımlılığın, firmaların oligopol pazarın
yapısı nedeniyle artan oranda birbirlerinin varlığının farkında olmaları ve davranış ve
kararlarında bunu önemli ölçüde hesaba katmaları olarak ifade edilmesi mümkündür.
Bu pazarlarda faaliyet gösteren firmalar için temel güçlük, rakiplerin davranışları
bakımından söz konusu olan belirsizliktir. Teoride bu belirsizliğin oligopolistik
pazarlarda açık ya da gizli paralel davranışlara neden olduğu kabul edilmektedir.
Rekabet hukuku bağlamında incelenen bir olayda bu paralel davranışların pazarın
yapısı gereği karşılıklı bağımlılıktan mı yoksa firmalar arası bir uyumlu eylemden mi
kaynaklandığının belirlenmesi önem arz etmektedir.
I.4. Değerlendirme
(25) Rekabet hukuku kapsamında anlaşma olarak nitelendirilebilecek bir ihlalden
bahsetmek için teşebbüslerin ortak bir amaç veya sonuca yönelik niyetlerinin
örtüştüğünü, bu amaca yönelik bağlılığın bilinçli olduğunu göstermek gerekmektedir.
Kartellerin, açığa çıkarılması güç, gizli yapılarla ortaya çıkan niteliği (anlaşmayı/belli bir
bölümünü içeren ve anlaşma taraflarını gösterir belgeler ile kartel üyelerinin kartelin
işleyişi ve kartele katılımlarına ilişkin sözlü veya yazılı beyanları gibi) delillere
rastlanmasını nerdeyse imkânsız kılmaktadır. Bu nedenle kartellerin ortaya
çıkarılabilmesi amacıyla iletişim delilleri ile ekonomik deliller gibi diğer tür delillere
bakılabilmektedir. İletişimsel deliller, kartel üyelerinin toplandıklarını veya iletişim
kurduklarını gösteren ancak iletişimin içeriğini ortaya koymada yetersiz kalan delillerdir.
Bu deliller arasında; rakipler arası iletişimin var olduğunu gösterir deliller, toplantıya
katılım, fiyatlar, talep ve kapasite kullanımının tartışıldığı toplantı notları, rakiplerin
gelecekte yapabilecekleri fiyat artışları veya fiyatlama stratejileri hakkında bilgi sahibi
olunduğunu gösteren iç yazışma niteliğindeki belgeler yer almaktadır. Ekonomik deliller
ise bir anlaşmaya ulaşıldığını işaret eden firma davranışları ve aynı zamanda piyasanın
bir bütün olarak davranışını, gizli fiyat tespitinin mümkün olduğunu işaret eden piyasa
14-22/460-202
6/21
yapısı elemanlarını ve anlaşmanın sürdürülmesinde kullanılabilecek belirli uygulamaları
içermektedir. Ekonomik deliller davranışsal ve yapısal deliller olmak üzere ikiye
ayrılmaktadır. Davranışsal delillerin ispat gücü, diğer ekonomik delillere oranla daha
yüksek görülmektedir. Bu tür delillere örnek olarak paralel fiyatlama yapılması,
rakiplerin eşzamanlı veya yakın zamanlı fiyat değişimlerinin aynı veya benzer nitelikte
olması, ortak fiyat duyuruları ile aynı veya benzer nitelikli satış ve üretim politikalarının
benimsenmesi sayılabilir. Piyasanın yapısına ilişkin bazı özellikler de (normalin üstünde
kârlar, geçmişte yaşanan rekabet ihlallerinin varlığı) bu deliller arasında sayılabilir.
Yapısal deliller arasında ise yüksek yoğunlaşma oranları, homojen ürünlerin varlığı,
dikey bütünleşme oranının yüksekliği ve giriş engellerinin yüksekliği sayılabilir. Bu tür
delillerin ispat gücü düşük kabul edilmektedir.
(26) Ekonomik delillerin belirsiz olabilme riski ve ihlal olarak nitelendirilebilecek bir
anlaşmadan kaynaklanan davranışların, bağımsız bir karar sonucu oluşan
davranışlardan ayırt edilmesine ilişkin güçlük bu delillerin doğru şekilde
yorumlanmasının ve kullanılmasının önemini artırmaktadır.
(27) Bahse konu iddialar bu açıklamalar çerçevesinde değerlendirildiğinde ilgili
teşebbüslerin uyguladıkları beyaz çimento fiyatlarında paralelliklerin ve eş zamanlı
artışların olduğu görülmüştür. Ocak 2011 – Nisan 2013 arasındaki 28 aylık dönemde
fiyatlar paralel bir şekilde ve sürekli olarak artmıştır.
(28) Daha önce de ifade edildiği üzere Ekonomik Analiz ve Araştırma Dairesi Başkanlığı
tarafından hazırlanan raporda, firmaların fiyatlama davranışlarının özellikle torbalı
ürünlerde ve 2012 yılı sonrasında, talep ve maliyetlerle net bir şekilde açıklanamayacak
bir seyir izlediği, teşebbüslerin bu yöndeki davranışlarının rekabetçi sayılabilecek bir
yapı sergilemediği ve bu bakımdan işbirliği şüphesi kapsamında değerlendirilebileceği,
ancak eldeki bulguların açık ya da sözsüz işbirliği ayrımını net bir şekilde kanıtlamadığı
ve bu durumun eldeki diğer hukuki delillerle, pazarın şeffaflığı ve işbirliğini kolaylaştırıcı
olası özellikleriyle, müşteri beyanlarıyla ve soruşturma taraflarının (neden maliyetlerin
esas alınmadığı, neden ve ne şekilde, hangi şirket içi ve şirketler arası mekanizmalarla
rakibin fiyat artışının takip edildiği vb. konularda) açıklamaları dikkate alarak
değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
(29) İlgili rapordan, yapılan analizler sonucunda elde edilen iktisadi delillerin tek başına ispat
edici niteliğe ulaşamadığı, ancak bu yöndeki bir olasılığa işaret ettiği anlaşılmıştır. Bu
noktada, söz konusu analizlerin, somut bazı belgeler, müşteri ve bayi beyanları ve
soruşturma taraflarının getireceği açıklamalar ile beraber değerlendirilerek sonuca etki
etmesi gerektiğini söylemek mümkündür.
(30) Yapılan yerinde incelemelerde, dosya konusu iddiaları ve/veya taraflar arasındaki
herhangi bir anlaşmanın veya uyumlu eylemin varlığını destekler nitelikte herhangi bir
bilgi ya da belgeye ulaşılamamış, ancak elde edilen deliller taraflar arasında bilgi
paylaşıldığına dair şüphe uyandırmıştır. Buna rağmen, söz konusu bilgi değişiminin
gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmişse taraflar arasında doğrudan iletişim
yoluyla mı gerçekleştiği ya da oligopol pazar yapısından kaynaklanan şeffaflığın bilgi
değişimi gibi bir algılamaya mı yol açtığı hususları belirsizlik taşımaktadır. Ayrıca, söz
konusu bilgilerin kapsamına ve niteliğine ilişkin bir açıklık da bulunmamaktadır. Paralel
davranışların değerlendirilmesi sırasında taraflar arasında rekabeti kısıtlama amaçlı ve
karşılıklı bir iletişimin olması ve bu iletişimin açık ve tutarlı delillerle ortaya konması
gereği kabul edilmektedir. Buna ek olarak, uygulamada, paylaşılan bilgilerin niteliğine
de önem atfedilmekte, geleceğe dönük bilgilerin özellikle de fiyata, fiyata ilişkin
parametrelere ve miktara yönelik bilgilerin paylaşılması ihlal niteliğinde görülmektedir.
Bu bağlamda, söz konusu belgelerin, taraflar arasında bir anlaşma veya uyumlu
14-22/460-202
7/21
eylemin varlığını gösterecek ve/veya iktisadi delilleri destekleyecek nitelikte rekabeti
kısıtlama amaçlı ve karşılıklı bir iletişimi ortaya koyacak açık ve tutarlı deliller
olmadıkları anlaşılmıştır.
(31) Yapılan analizlere ek olarak piyasanın yapısı da incelenmiştir. Buna göre, pazar dar bir
oligopol yapısı sergilemekte, ancak tarafların ürünleri farklılaşmış bir nitelik arz
etmektedir. Pazarın tümüne bakıldığında üç beyaz çimento üreticisi teşebbüsün olduğu
görülmektedir. Ancak BATI SÖKE’nin ürettiği beyaz çimento hem üretici gözünde hem
de BATI SÖKE ürünleri ile diğerlerini kıyaslayan satıcıların gözünde ADANA ÇİMENTO
ve ÇİMSA’nın ürettiği beyaz çimentoya oranla düşük kalitede kabul edilmektedir. Buna
ek olarak BATI SÖKE, kurulu bulunduğu Ege Bölgesi’nin belli şehirlerine satış
yapmakta, tüm Türkiye’ye ürün göndermemektedir. ÇİMSA ve ADANA ÇİMENTO
tarafından üretilen süper beyaz çimentonun bu anlamda farklılaşmış bir ürün teşkil
ettiği, ancak bayilerin, satıcıların ve nihai kullanıcıların gözünde ÇİMSA’nın daha kaliteli
çimento ürettiği yönünde bir kanı oluştuğu ve bunun pazar büyüklüklerine de yansıdığı
anlaşılmıştır. ÇİMSA ile ADANA ÇİMENTO’nun pazar payları arasında büyük fark olup,
ÇİMSA pazar lideri ve fiyat belirleyicidir. Bu noktada, ADANA ÇİMENTO’nun fiyat
indirimleri ile rekabeti neden zorlamadığı sorusu ise, halihazırda ÇİMSA’nın
fiyatlarından düşük fiyatla satış yapmasına rağmen pazar payının çok değişmemesi ve
bu durumda pazardaki en makul hamleyi yapmayı tercih ediyor gibi görünmesi ile
cevaplanabilir. Dolayısıyla, BATI SÖKE’nin tam bir rakip baskısı yaratamadığı pazarda
oligopolistik bağımlılığın söz konusu olduğu kanaatine varılmıştır.
(32) Yukarıda yer verilen değerlendirmeler, gerek önaraştırma gerekse soruşturma
sürecinde elde edilmiş olan belgeler ve analizler sonucunda, bahse konu iddiaların ve
incelemeler sırasında gözlemlenen paralel fiyat hareketlerinin, teşebbüsler arasında
gerçekleştirilen bir anlaşmadan ya da uyumlu eylemden kaynaklandığını ortaya koyan
herhangi bir bilgi ya da belgeye ulaşılamamıştır.
I.5. Savunmalar ve Değerlendirilmesi
(33) Bu başlık altında tarafların daha önceki bölümlerde değinilmeyen savunmalarına yer
verilmiştir.
(34) Hem ADANA ÇİMENTO hem de ÇİMSA adına yapılan yazılı savunmalarda kendilerine
yapılan soruşturma bildiriminin eksik olduğu, soruşturma kararının dayandırıldığı iddia
ve belgelere bir bütün halinde yer verilmediği, önaraştırma süreci sonunda hazırlanan
raporun talep edildiği, ancak ilgili raporun ve/veya içeriğinin kendilerine sunulmadığı ve
bu nedenlerle savunma haklarının gerektiği şekilde kullanılamadığı iddia edilmiştir.
(35) 2010/3 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinde dosyaya giriş hakkının, Kanun kapsamında
yürütülmekte olan soruşturmalarda tarafların süresi içinde yaptıkları yazılı talepler
üzerine tanınacağı hüküm altına alınmıştır. Yine Tebliğ’in 8. maddesinin üçüncü
fıkrasına göre taraflar nihai olarak, son yazılı savunma sürelerinin sona erdiği tarihe
kadar dosyaya giriş talebinde bulunabilirler.
(36) 2010/3 sayılı Tebliğ’in 6. maddesinde;
“Taraflar, dosyaya giriş hakkı kapsamında, Kurum içi yazışmalar ve başka teşebbüs,
teşebbüs birliği ve kişilere ilişkin ticari sır ve diğer gizli bilgileri içerenler hariç olmak
üzere, Kurum bünyesinde kendileri ile ilgili düzenlenmiş her türlü evraka ve elde
edilmiş olan her türlü delile erişebilir.”
hükmüne yer verilmektedir. Buna göre, taraflar Kurum içi yazışmalar ile ticari sır ve
diğer gizli bilgi olarak nitelendirilenler hariç olmak üzere kendileri ile ilgili düzenlemiş her
türlü evrak ve elde edilmiş delile ulaşabilecektir.
14-22/460-202
8/21
(37) Diğer taraftan, teşebbüslere açılan soruşturmaya yönelik olarak ÇİMSA’ya yapılan
bildirimde ÇİMSA ile ilgili olan ve soruşturma kapsamında delil olarak değerlendirmeye
alınan her türlü bilgi ve belgeye rakip teşebbüslere ilişkin ticari sır ve diğer gizli
belgelerin arındırılması suretiyle yeterli ölçüde yer verilmiştir. Aynı şekilde ADANA
ÇİMENTO’ya yapılan bildirimde ADANA ÇİMENTO ile ilgili olan ve soruşturma
kapsamında delil olarak değerlendirmeye alınan her türlü bilgi ve belgeye rakip
teşebbüslere ilişkin ticari sır ve diğer gizli belgelerin arındırılması suretiyle yeterli ölçüde
yer verilmiştir. Dolayısıyla, ilgili mevzuat kapsamında hâlihazırda teşebbüslerin
erişimine açık olan ve soruşturma heyeti tarafından yapılan tespit ve değerlendirmeler
dışında teşebbüslerle ilgili erişime açılacak herhangi bir bilgi veya belge söz konusu
olmadığı için, Kurulun 26.06.2013 tarihli toplantısında 13-40/532-M sayı ile tarafların
taleplerinin reddine karar verilmiştir.
(38) 2010/3 sayılı Tebliğ’in 6. maddesine göre Kurum içi yazışmalar dosyaya giriş hakkı
kapsamında yer almamaktadır. Tebliğ’in 7. maddesinde ise Kurum içi yazışma “Kurulun
aldığı nihai kararlar bakımından hazırlayıcı işlem niteliğinde olan birimler arası
yazışma” olarak tanımlanmıştır.
(39) Önaraştırma Raporu 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında da talep
edilmiştir. 4982 sayılı Kanun’un "İdari Soruşturmaya ilişkin Bilgi ve Belgeler" başlığını
taşıyan 19. maddesinde;
"Kurum ve kuruluşların yetkili birimlerince yürütülen idari soruşturmalarla ilgili olup,
açıklanması veya zamanından önce açıklanması halinde;
a) Kişilerin özel hayatına açıkça haksız müdahale sonucunu doğuracak,
b) Kişilerin veya soruşturmayı yürüten görevlilerin hayatını ya da güvenliğini
tehlikeye sokacak,
c) Soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek,
d) Gizli kalması gereken bilgi kaynağının açığa çıkmasına neden olacak veya
soruşturma ile ilgili benzeri bilgi ve bilgi kaynaklarının temin edilmesini güçleştirecek,
bilgi veya belgeler, bu Kanun kapsamı dışındadır"
hükmüne yer verilmiştir.
(40) Buna göre, Önaraştırma Raporu’nun başvuru sahibi teşebbüse sunulması 4982 sayılı
Kanun kapsamında da mümkün görülmemiştir. Ayrıca belirtilmelidir ki, Ankara 1. İdare
Mahkemesinin 2010/369 E. ve 2010/1850 K., Ankara 16. İdare Mahkemesinin
2012/313 E. ve 2012/1701 K., Ankara 13. İdare Mahkemesinin 2012/618 E. ve
2012/2836 K. sayılı kararları da bu durumu teyit etmiştir.
(41) ÇİMSA adına yapılan yazılı savunmada, isnadın açık, belirli ve anlaşılabilir bir şekilde
yöneltilmesinin hukuki güvenlik ilkesi uyarınca büyük önem arz ettiği; tanımları,
koşulları, unsurları, ispat ve cezalandırma açısından tabi oldukları rejim ve kapsamları
bütünüyle farklı iki ihlal türü olan ‘Anlaşma’ ve ‘Uyumlu Eylem’in sınırları
belirlenmeksizin muğlâk şekilde bir arada iddiaya konu edilmesinin isabetsiz ve hukuka
aykırı olduğu belirtilmiştir.
(42) Öncelikle belirtilmelidir ki, soruşturmanın açılmasına dayanak olan önaraştırma,
Rekabet Kurumu kayıtlarına ulaşan ve gizlilik talebi bulunan iki başvuru üzerine
yapılmıştır. Söz konusu başvurularda ve sonradan başvuru sahiplerinden biri ile yapılan
telefon görüşmesinde yer alan temel iddialar, taraflar arasında 20.02.2013 tarihinden
itibaren 20,00TL/Ton+KDV zam yapılmasına yönelik bir anlaşmanın bulunduğu,
fiyatlardaki artışların maliyetlerle açıklanabilir olmadığı ve beyaz çimentoya ilişkin
olarak bayilik ağı kurulmadığı yönündedir. Yukarıda yer alan değerlendirmede de
belirtilmiş olduğu üzere, bu temel iddia üzerine yapılan yerinde incelemelerde söz
14-22/460-202
9/21
konusu anlaşmanın varlığını ortaya koyabilecek nitelikte delillere ulaşılamamış, ancak
raportörlerce yapılan incelemelerde tarafların fiyatlama davranışları ve fiyatları arasında
bir paralellik gözlemlenmiş, bu noktada, anlaşma iddiasının ispatlanamadığı, bununla
birlikte taraflar arasındaki paralelliğin bir uyumlu eylemden kaynaklanıp
kaynaklanmadığının tespit edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Dolayısıyla, her iki kavramın
bir arada iddiaya konu edilmesi söz konusu değildir. Başvuru sahiplerinin iddiası ile
yapılan incelemeler neticesinde ortaya konulan iddialar farklıdır ve bir arada
kullanılmamaktadır.
(43) ÇİMSA adına yapılan yazılı savunmada, soruşturma açılmasına dayanak oluşturan
iddialardan, ÇİMSA tarafından bayilik ağı kurulmadığı yönündeki iddianın gerçeği
yansıtmadığı belirtilmiştir. Söz konusu iddianın gerçeği yansıtmadığı hususunun tespiti
yapılacak basit bir inceleme ile mümkündür. Bu noktada, ÇİMSA’nın hem gri çimento
hem beyaz çimentoya ilişkin bayilik ağına yönelik bilgilere ÇİMSA’nın internet
sitesinden ulaşmanın mümkün olduğu belirtilmelidir. Bu nedenle raportörlerce başvuru
sahiplerinin söz konusu iddiasına yönelik herhangi bir isnatta bulunulmamıştır.
(44) ÇİMSA adına yapılan yazılı savunmada ayrıca, Mart 2011 tarihinden itibaren
teşebbüsler arasında olduğu iddia edilen paralel fiyat artışına dayanarak teşebbüslerin
yakın temas içinde olduğu kanaatine varılmasının Rekabet Kurulunun 18.07.2012 tarihli
ve 12-38/1115-366 sayılı kararı ile bağdaşmadığı belirtilmektedir.
(45) Atıfta bulunulan Rekabet Kurulunun 18.07.2012 tarihli ve 12-38/1115-366 sayılı
kararında, iki teşebbüsün fiyat anlaşması içinde olduğu yönündeki iddialar
değerlendirilmiştir. Bu nedenle, taraflar arası bir anlaşmanın ya da anlaşmanın varlığını
işaret eden bir emarenin bulunup bulunmadığı ve tarafların fiyat anlaşması yapmalarını
yahut olası mevcut bir rekabet ihlalini sürdürmelerini kolaylaştıracak şekilde iletişim
içinde olup olmadıkları incelenmiş ve soruşturma açılmasını gerektirecek bir emare
bulunamaması üzerine fiyat seyrinin ticaretin olağan akışı ile uyumsuz olarak şüphe
uyandıracak bir gelişme izleyip izlemediği değerlendirilmiştir. Ancak ton başına Türk
Lirası biriminden karlılık değerinin son dokuz aydır düşüş eğiliminde olması ve fiyat
artışı sonrası sınırlı bir düzeltmeye işaret etmesi nedeniyle bu içerikte bir fiyat
anlaşması şüphesi de doğmadığı sonucuna varılmıştır. Söz konusu kararda, incelenen
iddiaları destekleyecek nitelikte belge bulunamaması sebebiyle iktisadi bazı
değerlendirmelerle ihlal olmadığı sonucuna varılmıştır.
(46) Bununla birlikte işbu soruşturma, taraflar arasında 20.02.2013 tarihinden itibaren
20,00TL/Ton+KDV zam yapılmasına yönelik bir anlaşmanın bulunduğu, fiyatlardaki
artışların maliyetlerle açıklanabilir olmadığı ve beyaz çimentoya ilişkin bayilik ağı
kurulmadığı iddiaları üzerine açılmış olup aynı iddiaya ilişkin tekrar değerlendirme
yapılması niteliğini taşımamaktadır. Ancak, ilgili iddiaların incelenmesi ve
değerlendirilmesi aşamasında anlaşma iddialarını destekleyecek nitelikte belge elde
edilememiş olmakla birlikte taraflar arasında 2011 Ocak – 2013 Mart dönemine ait
paralel fiyatlama davranışlarının olduğu gözlemlenmiştir. Dolayısıyla iddia konusu
hususun taraflar arasındaki anlaşmadan değil de uyumlu eylemden kaynaklanıp
kaynaklanmadığına ilişkin bir inceleme yapılması gereği doğmuştur. Bunun yanı sıra,
taraflar arasında iletişim olduğuna ilişkin şüphe doğurucu delillere de ulaşılmıştır.
(47) Dolayısıyla soruşturmada farklı iddialar değerlendirilmiştir ve bu iddialar hem içerik hem
de süreç olarak ilgili Kurul kararında incelenen hususlardan ayrılmaktadır. Önemle
belirtilmelidir ki, Kurul kararları ilgili karar kapsamında incelenen iddialar çerçevesinde
değerlendirilmelidir. Ayrıca soruşturma raporunun sonucunda herhangi bir ceza
isnadında bulunulmadığından çelişki söz konusu olmamaktadır.
14-22/460-202
10/21
(48) Kaldı ki 2012 yılına ait bir delile ulaşılması durumunda, önceki Kurul kararında yapılan
tespitlere tamamen zıt değerlendirmeler dahi yapılabilir. Raportörler, vakayı isabetli bir
şekilde tahlil etmek ve iddialarını makul gerekçelere, geçerli ve yeterli nitelikte delillere
dayandırmak kaydıyla, önceki Kurul kararlarında yapılan değerlendirmelerin tam zıttı
tespit ve sonuçlara varmak noktasında serbesttirler ve bu nedenle ilgili savunmanın
kabulü mümkün değildir.
J. SONUÇ
(49) 23.05.2013 tarih, 13-30/408-M sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen soruşturma ile ilgili
olarak düzenlenen Rapor’a ve Ek Görüş’e, toplanan delillere, yazılı savunmalara, sözlü
savunma toplantısında yapılan açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre;
Çimsa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve Adana Çimento San. T.A.Ş. tarafından 4054
sayılı Kanun'un 4. maddesinin ihlal edilmediğine, bu nedenle aynı Kanun'un 16.
maddesi uyarınca idari para cezası verilmesine yer olmadığına İkinci Başkan Kenan
TÜRK ve Kurul Üyesi Reşit GÜRPINAR’ın farklı gerekçeleri ve OYÇOKLUĞU ile
Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
14-22/460-202
11/21
Rekabet Kurulu’nun 25.06.2014 Tarih ve 14-22/460-202 Sayılı Kararına
FARKLI GEREKÇE
Soruşturma raporu ve tüm dosya içeriğinden; Beyaz Çimento
sektöründe faaliyette bulanan soruşturmaya konu teşebbüslerin 4054 sayılı
yasanın 4. maddesi bağlamında bir anlaşma ve uyumlu eylem içersine
bulunduklarına ilişkin kanıt bulunmadığı ve bu nedenle haklarında yaptırım
uygulanmaması sonucuna katılmakla birlikte; her iki teşebbüsün ortaklık
yapısı, pazar payları gözetildiğinde; yapılan soruşturmanın bu durumu
tespite yarayacak veriler içermemesi nedeniyle birlikte hakim durumda
olup–olmadıkları, bu durumu kötüye kullanılıp–kullanılmadıklarının tespiti
için yeni bir önaraştırmanın teşebbüsler hakkında yapılması gerektiği farklı
görüşünde bulunduğumdan çoğunluğun görüşlerine katılmıyorum.
II.Başkan
Kenan Türk
Rekabet Kurulu’nun 25.06.2014 tarih ve 14-22/460-202 Sayılı Kararına;
FARKLI GEREKÇE
Gizlilik talepli olarak yapılan iki ayrı başvuruda, Çimsa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş.
(Çimsa) ve Adana Çimento San. T.A.Ş. (Adana Çimento)’nin anlaşarak 20.02.2013
tarihinden itibaren 20,00TL/Ton+kdv oranında zam yapma kararı aldıkları, Türkiye’de
beyaz çimento üreticisi iki teşebbüsün bulunması ve ilgili ürünü hammadde olarak
kullanan üreticilerin alternatiflerinin bulunmamasının bu iki beyaz çimento üreticisinin
anlaşarak maliyetlerin çok üzerinde zamlar yapmalarına olanak sağladığı, Çimsa ve
Adana Çimento’nun bayilik ağı kurmadıkları ve Marmara ile İç Anadolu bölgelerinde
birer bayi ile satış yaptıkları ve fiyat anlaşmalarına bayilerin de dâhil oldukları, Çimsa ile
Adana Çimento’nun aynı tarihlerde aynı oranlarda zam yaptıkları ve aynı vadeleri
uyguladıkları, ilgili zamların enflasyon verileri ve/veya girdi maliyetleri ile uyumlu
olmadığı iddia edilmiş olup, biz raporun detaylı olarak bu iddiaları tam karşılamadığı
kanaatiyle, ihlalin olmadığı noktasından değil, delil yetersizliği nedeniyle ihlal sonucuna
ulaşılmasının mümkün olmadığı düşüncesiyle karar sonucuna aşağıda
açıklayacağımız farklı gerekçe ile katılma gereği doğmuş bulunmaktadır.
İhlalin olup, olmadığına sağlıklı bir şekilde karar verebilmek için; Taraflarca dosyaya
intikal ettirilen ortalama fiyat verilerinin, dosyada yeterli derecede analiz ve test
edilmemesi, İncelenen pazara biraz da geniş perspektiften bakılarak, dosyada Çimsa
14-22/460-202
12/21
ve Adana Çimento’nun ürün bazında maliyet/fiyat analizinin de detaylı olarak
yapılmaması ve karlılık/zarar durumunun en azından ortaya konulmaması, gerçekleşen
fiyat artışlarının belirli aralıklarla düzenli olarak yapılması ve aynı anda zam yapılması
yine bu artışların oransal bir paralellik taşıması hususları ve ayrıca taraflar arasındaki
bilgi değişimine esas delillerde de dikkate alınarak , 4054 sayılı Yasanın uyumlu
eylemle ilgili ispat külfetini tarafa yükleyen 4.maddesinin son fıkrası gereği, fiyat
artışlarının ekonomik gerekçelerinin Çimsa ve Adana Çimento’dan istenilmeyişi ve bu
taraflarca da ortaya konulamaması bizi dosyada eksik inceleme yapıldığı sonucuna
götürmektedir. Öte yandan, başlangıçta Çimsa ve Adana Çimento’nun Türkiye’de
beyaz çimento üreticisi iki teşebbüsün olması karşısında birlikte hakim durum
nedeniyle, hakim durumun kötüye kullanılması konusunda soruşturma açılmaması da
bir başka eksikliktir.
Soruşturma heyetince yukarıda yapılması gerekli test ve analizlerin bulunmaması
nedeniyle tarafıma ihlalin olup olmadığı konusunda tam bir kanaat gelmediği için, ceza
hukukunun “şüphe sanık lehine yorumlanır’’ (in dubio pro reo) ilkesinden hareketle,
4054 sayılı Yasanın 49.maddesine göre de çekimser oy kullanmanın mümkün
olmaması karşısında karar sonucuna katılmak zorunda kalınmıştır. Kısaca bu farklı
gerekçe oyu sahibi olarak ihlal olmadığı tespiti kararına delil yetersizliğinden değil,
mevcut delillerin yeterince test ve analizlere tabi tutularak değerlendirilmediği ve bu
nedenle ihlalin var olup olmadığının sağlıklı olarak ortaya konulamadığı görüşü ile bu
yönde oy kullandığımızı belirtmek istiyoruz. Ancak, Kurulumuzun 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun hükümleri karşısında, dosyanın bulunduğu bu aşamada
tarafımızdan eksiklikleri belirtilen hususların tamamlanması adına kullanacağı bir
usulün ve yetkinin bulunmamasının da anılan Kanunun bir eksikliği olarak işaret
edilmesinde yarar olduğu kanısındayız.
İdare Hukukunda yetki; kişileri, eşitlik kuralını, Temel Hak ve Hürriyetleri, kamusal para
ve malları doğrudan ilgilendiren ve kamu gücü kullanım aracı olan idari işlemin idare
içindeki herkes tarafından değil de, yalnızca kanunda belirlenmiş makamlar tarafından,
yine yasada belirlenen konu ve sınırlar içerisinde yapılabilmesini ifade eder. Bir başka
deyişle yetki, idari makamı işgal eden kişi veya kişilerin kamu tüzel kişisi adına hukuki
işlemler yapabilme ehliyetidir.
Birinci anlamda yetki; idarenin görev alanını, hukuki olanağını, tesis edebileceği
işlemlerin konu ve sınırını ifade eder.
İkinci ve dar anlamda yetki ise; Anayasa ve Kanunların idareye bıraktığı alanlarda
alınacak idari kararların veya yapılacak işlemlerin hangi idari makam ve organlarca
yapılabileceğini veya alınabileceğini ifade eder. İdare Hukukunda Yetkilerin ortak
özelliklerine gelince;
- İdare Hukukunda yetkiler Anayasa ve Kanunlardan kaynaklanır.
- İdare Hukukunda yetkiler verilmiş yetki niteliğindedir.
- İdare Hukukunda yetkiler istisnai niteliktedir.
- İdare Hukukunda yetkiler kanunla sınırlı olup, yorumla genişletilemez.
- İdare Hukukunda yetkiler dar yoruma tabi tutulur.
- İdare Hukukunda yetkiler kamu düzenine ilişkindir.
Yukarıda yetki ile ilgili yaptığımız açıklamaların ışığı altında, Rekabet Kurulunun 4054
sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun tarafından kendisine verilen ihlal
iddialarını inceleme ve karar verme görevini yerine getirirken, yine aynı kanunla verilen
hukuki olanaklar ve sınırlar içerisinde kalmak kaydıyla, aşağıda özetle açıklanan tüm
usulü yetkilerini kullanarak, sonuca ulaştırması (nihai karar) zorunludur. Başka bir
14-22/460-202
13/21
deyişle Kurul kanunda öngörülen usulü süreci bire bir takip ederek nihai kararını
verecektir.
4054 sayılı Kanunda Rekabet Kurulunun resen veya kendisine ihbar, şikayet, Bakanlık
talebi yoluyla gelen başvurular üzerine, soruşturma açılıp açılmayacağına karar
verebilmesi için öncelikle önaraştırma yapılmasına karar vereceği, önaraştırmanın 30
gün içinde tekemmül ettirilerek rapora bağlanarak Kurula sunulacağı (Md.40),
önaraştırma raporunun Kurula verilmesinden sonra 10 gün içerisinde Kurulun, tüm bilgi
ve belgeleri değerlendirerek soruşturma açılıp açılmayacağına karar vereceğini
(Md.41), verilen kararların başvuru sahiplerine bildirileceği (Md.42), soruşturma kararı
verilmesi halinde Kurulun soruşturmayı yürütecek raportör veya raportörleri
belirleyeceği, soruşturmaya başlanmasından itibaren 15 gün içinde iddiaların türü ve
niteliği haklında yeterli bilgiyi göndermek koşuluyla ilgili taraflara bildireceği ve 30 gün
içerisinde savunmalarını göndermesini isteyeceği (Md.43), Kurulca görevlendirilen
soruşturma heyetinin, soruşturma safhasında 4054 sayılı yasada öngörülen 14 ve
15.maddelerde düzenlenen bilgi isteme ve yerinde inceleme yetkilerini de kullanarak
delilleri toplayacağı (Md.44), soruşturma safhası sonucunda hazırlanan soruşturma
raporunun tüm kurul üyelerine ve ilgili taraflara tebliğ olacağı, gerekli savunmanın
taraflarca verilmesinden sonra ek görüşünde aynı şekilde tüm kurul üyeleri ve taraflara
tebliğ edileceği, taraflarca 30 gün içerisinde bu ek görüşe cevap verilebileceği (Md.45),
Kurulca resen veya tarafların cevap ve savunma dilekçelerinde sözlü savunma
toplantısı yapılması talebi halinde sözlü savunma toplantısı yapılmasına karar
verebileceği, sözlü savunmanın soruşturma safhasının bitiminden en az 30, en çok 60
gün içinde yapılacağı (md.46-47), sözlü savunma toplantısı yapıldıktan sonra aynı gün,
bu mümkün olmazsa gerekçesi ile birlikte 15 gün içinde nihai kararın verileceği, yine
sözlü savunma toplantısı yapılma kararı verilmesine rağmen taraflar gelmezse bir hafta
içinde nihai kararın verileceği (Md.48) hükme bağlanmıştır. Burada Rekabet Kurulunun
resen veya kendisine gelen başvuruları sonuçlandırana kadar takip edeceği süreçte
yapacağı tüm usulü işlemler başka bir deyişle kullanacağı yetkiler özetle gösterilmiştir.
Bu bölümle ilgili sonuç olarak; Rekabet Kurulunun resen veya kendisine gelen diğer
tüm başvuruları sonuçlandırırken yukarıda belirtilen yapacağı işler, takip edeceği süreç
ve kullanacağı argümanlar kanunda gösterilmiştir. Rekabet Kurulu bu kanunun verdiği
tüm hukuki olanakları kullanarak nihai kararını verir. Bu işlemleri yaparken kanunen
kendisine verilmeyen bir yetkiyi kullanamayacağı gibi, verilen bir yetkiyi de (konunun
çözümünde gerekli olmaması hali hariç-örneğin bilgi isteme yeterli ise yerinde inceleme
yapmadan) kullanmaması söz konusu olamaz. 4054 sayılı yasa Rekabet Kurulu için
birtakım usul hükümleri ihtiva ettiği bir anlamda rekabet usul hukukunu da içinde
barındırdığı için, bu usul hükümlerine uyması, yasada öngörülen süreci takip ederek
bunun dışına çıkmaması gerektiği açıktır. Ayrıca kendisine yasayla verilmeyen bir
yetkiyi de aksine hüküm yok savıyla hareket ederek kullanamayacağı gibi, yine açıkça
yetki devri öngörülmediği hallerde de bu yetkisini asla bir başka makam veya organa da
devredemez.
Yukarıdaki yasal açıklamalarımızı dikkate alarak somut olayı irdelediğimizde, Rekabet
Kurulu kendisine gelen başvuru üzerine önaraştırma kararı alarak, raportörlerce
önaraştırma yapılmış, önaraştırma sonucunda elde edilen bilgi ve belgelere göre
soruşturma açılmasına karar verilmiştir. önaraştırma ve soruşturma safhasında
raportörlerce yukarıda anılan Kanunun 14.maddesine göre bilgi isteme yetkileri
kullanılmış, yine aynı yasanın 15.maddesine göre yerinde inceleme yapılmış ve konu
ile ilgili tüm bilgi ve belgeler toplanmıştır. Toplanan bu ham bilgiler soruşturma
14-22/460-202
14/21
heyetince değerlendirilerek soruşturma raporu ve yine tarafların savunmasından sonra
ise ek görüş düzenlenerek, taraflarla birlikte tarafımıza tebliğ edilmiştir. Daha sonra
taraf talebi üzerine sözlü savunma toplantısı yapılarak nihai karar verilmiştir.
Yukarıda belirtilen hukuki açıklamalara göre, nihai karar verilene dek tesis edilen tüm
işlemlerin yasaya uygun ve eksiksiz yapıldığı görülmektedir. Bu durumda, kurul üyeleri
soruşturma heyetinin yaptığı ekonomik analizler ve tüm değerlendirmeleri dikkate
alarak adeta bunlarla yetinerek karar verme durumu ile karşı karşıyadır. Bir başka
deyişle Yasanın bu düzenlemesi karşısında Kurul üyeleri bu değerlendirmelere ve
yapılan analizlere göre karar vermeye adeta mahkumdur. Oysa yukarıda açıkladığımız
analiz, test ve değerlendirmeler yapılsa idi konu bütün çıplaklığı ile en az bizim ve bizim
gibi düşünen üyeler açısından ortaya çıkacaktı. Nihai karar verilirken bu eksikliklerin
verilecek bir ara kararı ile giderilmesi veya daha önceki aşamada, soruşturma raporu ve
ek görüşün tamamlanmasını müteakip, bir başka deyişle dosyanın tekemmülünden
sonra ve sözlü savunma toplantısı yapılmadan önce, dosyanın kurul gündemine
getirilerek, eksikliklerin giderilmesinin konunun çözümü için en sağlıklı yol olduğunu
düşünüyorum. Kanımca burada hiçbir kimsenin kusuru olmayıp, yasanın bir boşluğu
olduğu inancındayım. Çünkü Kurul adına bağımsız olarak hareket eden bir soruşturma
heyetinin, kendilerince yapılan mevcut analiz ve değerlendirmelerin, sonuca ulaşma
adına yeterli olduğunu düşünmesinin mümkün olması ve yine aynı şekilde çoğunluk
oyu kullanan üyelerin de bu analiz ve değerlendirmeleri yeterli bulması gibi bir durumun
doğması doğal hatta 4054 sayılı yasa hükümlerine göre de yasaldır.
Ancak, bizim gibi düşünerek karşı oy kullanan üyelerin, elde edilen mevcut bilgi ve
belgelere göre yapılan değerlendirme ve ekonomik analizlerin yeterli olmadığı
kanaatinde olması halinde yapılacak işlemler 4054 sayılı yasada öngörülmediği için
sonuca sağlıklı bir şekilde ulaşmakta zorluk çekilmektedir. Kanımızca, bu yasal
boşluğun kanunda süratle yeni bir düzenleme yapılarak veya Danıştay’ın bu yasal
boşluğu içtihadı ile doldurması gerektiğine inanıyoruz. Bu konuda yasal bir örnek
vermek gerekirse; 2577 sayılı İ.Y.U.K da; idare mahkemelerine ve Danıştay’a böyle
durumlar karşısında kalınması halinde yapılacak işlemler 19.madde de gösterilmiştir.
“Duruşmalı işlerde karar verilmesi’’ başlıklı bu maddede, yasakoyucu aynen “Duruşma
yapıldıktan sonra en geç onbeş gün içinde karar verilir. Ara kararı verilen hallerde, bu
kararın yerine getirilmesi üzerine, dosyalar öncelikle incelenir.’’ Hükmünü getirerek
idare mahkemesi ve Danıştay’a dosyanın tekemmülünden sonra dosyadaki eksikliğin
ara kararı ile giderilmesi yolunu öngörmüştür. Bu hükme göre, Danıştay veya idare
mahkemesinde tekemmül etmiş ve duruşması yapılmış bir dosyada eksiklik tespit
edilirse, bu eksikliğin ara kararı ile giderilerek dosyanın daha sağlıklı karar verilebilecek
bir duruma getirilip, karar verilmesi olanağı tanınmıştır. Yine ceza hukukunda tevsi-i
tahkikat müessesesi de aynı sorunlara çözüm üreten bir müessese olarak CMK’da
düzenlenmiştir. Bu nedenle sonuç olarak, mevcut 4054 sayılı Yasa Hükümlerine göre
yargı yeri olmamakla birlikte yargı benzeri fonksiyon icra eden ve karar veren (1)
(1) Kemal Gözler, Türk Anayasa Hukuku, Bursa Ekin Kitabevi Yayınları, 2000, s.831-
854
Bağımsız İdari Otoriteler Bu anlamda, hukukî uyuşmazlıklar veya hukuka aykırılık iddiaları, bağımsızlık ve tarafsızlık niteliğine
sahip organlarca çözümlense bile bunların verdiği kararlar kesin hüküm oluşturmuyorlarsa, bunların faaliyetleri yargı fonksiyonu
kapsamında değildir; bunların kararları yargı kararı olarak nitelendirilemez. Örneğin Rekabet Kurulu, Sermaye Piyasası Kurulu,
RTÜK gibi bağımsız idarî otoritelerin durumu böyledir. Gerçekten de bu Kurulların üyeleri belli ölçüde bağımsızlık niteliğine sahiptir.
Keza bu Kurulların tarafsızlığını sağlayıcı usûller de vardır. Dahası bu Kurullar maddî açıdan tamamıyla yargı fonksiyonuna benzer
bir fonksiyon ifa etmektedirler. Bir hukuka aykırılık iddiasını dinlemekte, bu iddianın gerçekliğini araştırmakta ve daha sonra da
müeyyide uygulanıp uygulanmamasına karar vermektedirler. Hatta bu Kurulların çalışma usûlleri de büyük ölçüde mahkemelerin
yargılama usûllerine benzemektedir. Ne var ki tüm bu özelliklere rağmen bağımsız idarî otoritelerin faaliyetleri bir yargı fonksiyonu,
14-22/460-202
15/21
Rekabet Kurulunun karşılaşabileceği böyle durumlarda yapabileceği usulü işlemler
hükme bağlanmadığı için, yasada bu yolda düzenleme yapılması gerektiği
kanaatindeyim.
Olaya bir başka açıdan da bakılabilir. Denilebilir ki, Rekabet Kurulu Üyeleri konularında
yetkin kişilerdir. Soruşturma heyetince maddi bilgi ve bulgular ile tüm belgeler bilgi
isteme ve yerinde inceleme sonucu elde edilerek dosya içeriğinde bulunduğuna göre,
Kurul Üyeleri bu bilgi ve belgeleri kendileri değerlendirerek, soruşturma heyetinin
değerlendirme ve analizlerinden ayrı değerlendirme ve analizler yaparak karar
verebilirler. Rekabet Hukuku hakkında yeterli bilgisi olmayan bir hukukçu veya
ekonomist bu konuya evet yapsınlar, yapmaları da görevleridir diyebilir. Ama Rekabet
Hukukunun hem hukuki, hem de ekonomik boyutunu iyi bilen bir rekabet hukukçusu
ise, bazı ekonomik analizlerin kurum dışında da yapılabildiği gerçeğinden hareketle bu
konuda yapılması gerekli analizlerin çoğunun üyelerce yapılması olanağı bulunmadığı
gibi, böyle bir görevlerinin bulunmadığını da işaret ederek bunun mümkün olmadığını
söyleyecektir. Kaldı ki, Kurum bünyesinde, belirtilen bu ekonomik test, analiz ve
değerlendirmeleri yapmak üzere görevlendirilen Ekonomik Analiz ve Araştırma Dairesi
Başkanlığı bulunmaktadır. Soruşturma heyetince, soruşturma aşamasında tarafımızdan
öngörülen bu test, analiz ve değerlendirmeler konusunda adı geçen daireden teknik
yardım alınmasının gerekliliğini de söylemeden geçmek mümkün değildir.
Burada belirtilmesi gereken bir hususta, yasa gereği soruşturma raporu ve ek görüş
kendisine tebliğ edilen Rekabet Kurulu Üyelerinin, rapor ve ek görüş üzerinde gerekli
incelemeleri yaparak soruşturma heyetini, dosyada gördüğü eksiklikler yönünde
çalışma yapılması için uyarması gerektiği düşünülebilir. Ancak, 4054 sayılı yasanın
değişmeden önceki 43.maddesinde; Kurulun Soruşturma kararı ile birlikte, görevli
raportörlerle birlikte kurul üyesi veya üyelerini belirleyerek, soruşturma heyetinin bu
şekilde oluşması öngörülmüş, 5388 sayılı yasanın 5.maddesi ile, 43.madde de
değişiklik yapılarak Kurul Üyeleri soruşturma heyetinden çıkarılmıştır. Gerek Kanundaki
bu yeni düzenleme ve gerekse 43.maddenin eski haline göre soruşturma kararı verilip,
soruşturma heyetinde yer alan kurul üyelerinin aynı dosya ile ilgili nihai karar
oturumuna katılarak karar vermesinin tarafsızlık ilkesine aykırı olduğundan bahisle
Danıştay Dava Daireleri Kurulu’nun ve yine Danıştay 13.Dairesinin verdiği iptal
kararlarının yerleşik içtihat haline gelmesi karşısında, Kurul Üyelerinin Soruşturma
Raporlarının kendilerine tebliğinden sonra bireysel olarak soruşturma heyetine
müdahale etmesi tarafsızlık ilkesinin çiğnenmesi sonucunu getirebilir. Burada ancak,
yasa koyucu tarafından gerekli yasal düzenlemenin yapılarak konulacak bir usul işlemi
ile, dosyanın bu aşamada Başkanlıkça kurul gündemine getirilmesi ve eksikliklerin
Kurulun alacağı kararla tamamlanmasının uygun olacağı ve bu uygulamanın da
yukarıda belirtilen tarafsızlık ilkesine aykırı düşmeyeceği düşünülmektedir. 4054 sayılı
Yasa’nın 43.maddesinde öngörülen soruşturma raporunun ve ek görüşün kurul
üyelerine tebliği yolundaki hükmün, maddenin gerekçesinde de bu konuda bir
açıklamanın yer almaması da dikkate alındığında, sadece Kurul Üyelerinin dosyadan
bilgi sahibi olması ve dosyayı önceden incelemesi gerekliliğinden dolayı sevk edildiği
kanısındayım.
kararları bir yargı kararı olarak nitelendirilemez. Çünkü, bunların kararları kesin hüküm oluşturmaktan uzaktır. Bunların kararları
aleyhine ilgili kişiler yargı organlarında dava açabilirler.
14-22/460-202
16/21
Yukarıda geniş olarak açıklanan nedenlerle, Kurulumuzun mezkur kararına farklı
gerekçe ile katılıyorum.
Reşit GÜRPINAR
Kurul Üyesi
KARŞI OY GEREKÇESİ
(25.06.2014 tarihli ve 14-22/460-202 sayılı Kurul Kararı)
Kurulun 25/06/2014 Tarih ve 14-22 Sayılı Toplantısında görüşülen beyaz
çimento üreticisi teşebbüslerin beyaz çimento fiyatlarını birlikte belirledikleri iddiası
yönelik olarak “23.05.2013 tarih, 13-30/408-M sayılı kurul kararı uyarınca yürütülen
soruşturma ile ilgili olarak düzenlenen rapora ve ek görüşe, toplanan delillere, yazılı
savunmalara, sözlü savunma toplantısında yapılan açıklamalara ve incelenen
dosya kapsamına göre Çimsa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve Oyak Adana
Çimento Sanayi T.A.Ş. tarafından 4054 sayılı kanunun 4. Maddesinin ihlal
edilmediğine, bu nedenle aynı kanunun 16. Maddesi uyarınca idari para cezası
verilmesine yer olmadığı …” kararına aşağıdaki gerekçelerim nedeniyle
karşıyım,
1. Soruşturma konusu ÇİMSA ve OYAK ADANA teşebbüslerinin anlaşarak 22.02.2013
tarihinden itibaren 20,00 ₺/Ton + KDV zam yapma kararı aldıkları, ayrıca anılan iki
teşebbüsün anlaşarak maliyetlerin çok üzerinde zam yaptıkları, iki teşebbüsün sınırlı
sayıda bayi ile çalıştıkları, zamların enflasyon verileri ile girdi maliyetleri ile de
uyumlu olmadığına ilişkindir.
Soruşturmaya konu Raporda teşebbüslerden alınan bilgiler çerçevesinde adı
geçen teşebbüslerin torbalı beyaz çimentonun fiyatlarını Şubat 2013 sonrasında
iddialar doğrultusunda 20 ₺/Ton oranında artırdıkları ve bu artışların önceki iki
senelik dönemde yaşanan artışlardan bariz şekilde ayrıldığı, teşebbüslerin fiyatlarını
benzer oranda ve aynı üründe geçerli olacak şekilde eş zamanlı olarak arttırdıkları,
buna ek olarak tarafların inceleme konusu 28 aylık dönem içindeki fiyatlarının
14-22/460-202
17/21
oldukça paralel bir şekilde ve sürekli olarak arttığının gözlemlendiği tespitleri
yapılmıştır.
Yerinde yapılan incelemelerde Oyak Adana bayisinin kendi aralarındaki
iletişim belgelerinde
“… öyle bir zaman geliyor ki Çimsa’dan gelen bilgi doğrultusunda şu firmaya
çimento vermeyin, geri çekilin, şu fiyata vermeyin gibi isteklerde bulunuyorsunuz …”
“ …Çimsa’nın ucuz çimento sattığımız karalamasını da sizlerle konuştuk yalan
olduğunu ispatladık…Şu anda Eskişehirde yaptığı zammı geri aldığını belgelerle
ispat ettik Eskişehir bayisinin fatura ve fiyat teklifini size faksladık…”
“…Çimsa iki yüzlü davranmaktadır. Çimsa bayilerini kollamakta ve destek
olmaktadır…”
“…Eskişehirdeki müşterilerimizi Çimsadan aldık. Adana beyaz Ankara
bayisinden almadık. Burası senin bölgen değil, dediğiniz zaman çimsaya bırak”
anlıyorum”
“…Bizler çimsa ile satışlarımızda dengeli olmaya çalışıyor ve dikkat
ediyoruz…”
“…Burası senin bölgen değil derseniz “burasını çimsaya bırakın” anlamına
gelir…”
“…Çimsa kesinlikle bölgesel fiyat uygulamaktadır.”
“…Bizler Çimsa ile satışlarımızda dengeli olmaya çalışıyor ve dikkat
ediyoruz…”
“…Bazı konulardaki aksaklıkların çözümünün sizleri aştığını biliyor, sizleri
anlıyoruz…”
beyanlarının geçtiği tespiti yapılmıştır..
14-22/460-202
18/21
Her ne kadar yatay nitelik taşımayan, dikey nitelik arz ettiği anlaşılan bu
iletişim belgeleri piyasada uzunca bir süredir var olan benzer nitelikli fiyat artışlarıyla
birlikte değerlendirildiğinde beyaz çimento pazarında ki süregelen rekabet
ihlallerinin varlığını ortaya koymaktadır.
Bilindiği üzere 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un 4.
maddesinde belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak
Rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacı taşıyan veya bu etkiyi doğuran
yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve
teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasak olup, bir
anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasada ki fiyat değişmelerinin
veya arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin rekabetin
engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi
teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil edeceği ekonomik ve
rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla taraflardan her birinin uyumlu eylemde
bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabileceği öngörülmüştür.
Taraflar inceleme dönemini kapsayan 28 aylık dönemde devam eden paralel
nitelikteki fiyat artışları ile 2013 Şubat ayından sonra yapılan 20 ₺/Ton’luk zammı
ekonomik ve rasyonel gerekçelere uygun şekilde açıklamamışlardır.
Kurul uyumlu eylem karinesine yönelik, Ege Çimento-II, Göltaş Çimento ve
Maya-III kararlarını vermiştir. 02.12.2004 tarihli ve 04-77/1108-277 sayılı Ege
Çimento-II kararında, oligopolistik bağımlılık savunması reddedilmiş, teşebbüsler
arası rekabeti sınırlayıcı nitelikteki paralelliklerin uyumlu eylem karinesi
çerçevesinde ihlal teşkil edebileceği belirtilmiştir. Ayrıca kararda, uyumlu eylem
karinesi çerçevesinde ihlal sonucuna varılırken, iletişimi gösteren deliller ve
rekabetin bozulduğuna işaret eden Pazar analizleri ile iddianın desteklenmesi
yoluna gidilmiştir.
13.01.2005 tarihli ve 05-05/42-17 sayılı Göltaş Çimento kararında, ihlal
sonucuna ulaşılırken, iktisadi analizler dışında hiçbir delil kullanılmamış, taraflar
arasında, belirsizliği ortadan kaldırıcı ve paralelliğe yol açıcı nitelikte doğrudan
14-22/460-202
19/21
ve/veya dolaylı hiçbir iletişime yer verilmemiştir. 23.09.2005 tarihli ve 05-60/896-241
sayılı Maya-III kararında, herhangi bir ekonomik ve rasyonel gerekçeye
dayanmayan fiyat artışlarının, uyumlu eylem karinesi çerçevesinde ihlal teşkil ettiği
sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda yer verilen bilgiler ışığında beyaz çimento pazarında uzunca bir
süredir var olan benzer nitelikli fiyat artışlarının geçmiş benzer nitelikli Kurul kararları
doğrultusunda uyumlu eylem olarak değerlendirilip idari para cezası verilmesi
gerekmekte olduğu düşünülmektedir. Aksi takdirde edinilen tecrübeler neticesinde
delil bırakmamakta mahir olan sektör teşebbüsleri bu eylemlerinden dolayı hem
tüketici refahını azaltacaklar ve aynı zamanda yüksek karlar elde edeceklerdir.
Tek tipleşen ve aynılaşan benzer fiyat uygulamalarının koordinasyona yol
açan diğer bir takım tespitlerle birlikte 4054 sayılı kanunun 6. maddesi kapsamında
da değerlendirilebileceği göz ardı edilmemelidir.
2. Diğer taraftan karara konu soruşturma raporunun Çimsa Çimento Sanayi ve Ticaret
A.Ş.’ye ilişkin olarak verilen bilgilerde Çimsa’nın %9,54 hissesine Adana
Çimento’nun sahip olduğu belirtilmektedir. Anılan raporda bu hisse payının
Çimsa’nın yönetiminde ne derece etkin olduğu kontrol hakkı verip vermediği ve
bunun koordinasyona sebep olup olmadığı konularında yeterli açıklama
bulunmamaktadır.
Bilindiği üzere Rekabet Kurulu’nun yassı demir çelik ürünleri pazarında 4054
sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun ihlal edilip edilmediğine ilişkin
olarak aldığı kararda;
“…
A) 1- ArcelorMittal Grubu ile Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. arasındaki
ArcelorMittal Ambalaj Çeliği San. ve Tic. A.Ş.’nin %25’lik hissesinin Ereğli Demir
ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş.’ye devrine ilişkin “Hisse Devir Anlaşması” ile ekindeki
“Ticari Anlaşma” ve bu anlaşmalara ilişkin uygulamaların taraflar arasında
rekabetçi davranışların koordinasyonuna yol açtığına ve rekabeti sınırlayıcı
amaç ve etkilere sahip olduğuna, böylece 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un 4. maddesinin ihlal edildiğine,”
…
3- 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca rekabetin tesisi için ArcelorMittal
Ambalaj Çeliği San. ve Tic. A.Ş.’deki Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş.
hissedarlığına verilen taahhüt çerçevesinde, gerekçeli kararın taraflara tebliğ
14-22/460-202
20/21
tarihinden itibaren 12 ay içinde son verilerek durumun Rekabet Kurumuna tevsik
edilmesi gerektiğinin ilgili teşebbüslere bildirilmesine; bu süre içerisinde rekabeti
ortadan kaldırıcı faaliyetlerden kaçınılmasına, aksi takdirde 4054 sayılı Kanun’un
17. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca idari para cezası
uygulanacağının ilgili teşebbüslere bildirilmesine,
…
B) 1- Borusan Grubu ve ArcelorMittal Grubu tarafından ortaklaşa yönetilen ve bir
ortak girişim şirketi olan Borçelik Çelik San. ve Tic. A.Ş.’de Ereğli Demir ve Çelik
Fabrikaları T.A.Ş.’nin sahip olduğu %9,34 hissedarlığın, taraflar arasında
rekabetçi davranışların koordinasyonuna yol açtığına ve rekabeti sınırlayıcı
amaç ve etkilere sahip olduğuna, böylece 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un 4. maddesinin ihlal edildiğine,
…
3- 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca rekabetin tesisi için Borçelik Çelik
San. ve Tic. A.Ş.’deki Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. hissedarlığına
verilen taahhüt çerçevesinde gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren
12 ay içinde son verilerek durumun Rekabet Kurumuna tevsik edilmesi
gerektiğinin ilgili teşebbüslere bildirilmesine; bu süre içerisinde rekabeti ortadan
kaldırıcı faaliyetlerden kaçınılmasına, aksi takdirde 4054 sayılı Kanun’un 17.
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca idari para cezası
uygulanacağının ilgili teşebbüslere bildirilmesine…” denilmiştir.
Görüleceği üzere Kurul kararında aynı pazarda faaliyet gösteren iki teşebbüsün
birbirlerinin sermaye yapılarında rekabete aykırı davranışların koordinasyonuna
yol açacak biçimde pay sahibi olmalarının rekabeti sınırlayıcı amaç ve etkilere
sahip olduğu ve RKHK’nun 4. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varılmış ve
idari para cezası verilmiştir
Sonuç olarak; adı geçen teşebbüslerin incelenen dönem itibariyle vaki olan
benzer fiyat artışlarına ekonomik ve rasyonel bir açıklama getirmemelerinin 4054
sayılı RKHK’nun 4. Maddesine uyduğu ve daha önce alınan benzer Kurul
kararları muvacehesinde idari para cezası verilmesi gerekirken verilmemesi ile
ayrıca;
OYAK ADANA’nın ÇİMSA’da var olan ve soruşturma raporunda rekabet ihlaline
yol açacak biçimde koordinasyona yol açıp açmadığı yeterince incelenmemiş
hisselerin varlığı da anılan eylemlerin ihlal olduğunu ortaya koyabilecek nitelikte
olmasına rağmen bu hususun gözardı edilmesi karara karşı olmamızı
gerektirmiştir.
Fevzi ÖZKAN
Kurul Üyesi
14-22/460-202
21/21
KARŞI OY
(25.06.2014 tarihli 14-22/460-202 Sayılı Kurul Kararı)
Beyaz çimento üreticisi teşebbüslerin beyaz çimento fiyatlarını birlikte belirledikleri
iddiası ile açılan soruşturma sonucu alınan 25.06.2014 tarihli 14-22/460-202 Sayılı
Kurul Kararına aşağıda açıkladığım nedenle katılmak mümkün olmamıştır.
Uyumlu eylem/birlikte hareket etme noktasından hareketle yapılmış bu soruşturmanın
eksik yapıldığı görüşündeyim.Kaldı ki, Adana Çimento’nun ÇimSA’da %10 luk bir
hissesinin olması, bunca yıllık çimento sektörü araştırmalarının birikiminden hareketle,
aslında, Hakim Durumu kötüye kullanma noktasından soruşturmaya tabii tutulmalıydı.
Bu haliyle bile, hakim durumu kötüye kullanmadan hareketle ceza verilecek düzeyde
bulgular mevcut olduğundan ceza verilmesi gerekmektedir.
Dr.Metin ARSLAN
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy