AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 8087/12
Turan BİLEM / Türkiye
Başkan
Ksenija Turković,
Yargıçlar
Jon Fridrik Kjølbro,
Georges Ravarani,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 24 Ocak 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 28 Aralık 2011 tarihinde gerçekleştirilen yukarıda belirtilen başvuruyu, davalı Hükümet tarafından iletilen görüşleri ve başvuran tarafından buna yanıt olarak iletilen görüşleri dikkate alarak gerçekleştirdiği müzakerenin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
USUL
1. Davanın temelinde, Türk vatandaşı Turan Bilem tarafından, 28 Aralık 2011 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AİHM” veya “Mahkeme”) yapılmış olan bir başvuru (no. 8087/12) bulunmaktadır.
2. Başvuran Turan Bilem 1973 doğumlu olup İzmir’de ikamet etmekte olan bir Türk vatandaşıdır. Mahkeme önünde İstanbul Barosuna kayıtlı avukat F. Aydınkaya tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti ("Hükümet") kendi görevlisi tarafından temsil edilmektedir.
3. Başvuranın tutukluluğunun uzunluğuna ilişkin şikâyet 26 Haziran 2013 tarihinde Hükümete iletilmiştir ve başvurunun geriye kalan kısmının Bölüm Başkanı tarafından kabul edilemez olduğu bildirilmiştir.
OLAYLAR
4. Taraflarca bildirildiği şekliyle davanın olayları aşağıdaki gibi özetlenebilir.
5. Başvuran 4 Kasım 2007 tarihinde terör örgütüne üyelik ve yasadışı olarak patlayıcı bulundurma şüphesiyle gözaltına alınmıştır.
6. İzmir Ağır Ceza Mahkemesi 5 Kasım 2007 tarihinde başvuranın tutuklanmasına karar vermiştir.
7. İstanbul Cumhuriyet savcısı 29 Kasım 2007 tarihinde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine iddianamesini sunmuş ve başvuranı bölücülük ve Devletin bütünlüğünü bozmak, örgüt lehine yasadışı olarak patlayıcı bulundurmak, mülke zarar vermek ve cinayete teşebbüs ile suçlamıştır.
8. İzmir Cumhuriyet savcısı da 25 Aralık 2007 tarihinde başvuranı terör örgütü lideri olmakla suçladığı bir iddianame hazırlamıştır.
9. Sonrasında, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde bu davalar birleştirilmiştir.
10. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi 13 Kasım 2012 tarihinde başvuranı müebbet hapis cezasına ve 75 yıl 4 ay hapis cezasına mahkûm etmiştir. Mahkeme ayrıca başvuranın tutukluluğunun devamına karar vermiştir.
11. Başvuran 28 Şubat 2014 tarihinde tutukluluğunun uzunluğu hakkında şikâyette bulunarak Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunmuştur. Başvuru halen Anayasa Mahkemesi önünde derdesttir.
ŞİKÂYET
12. Başvuran Sözleşme’nin 5 § 3 maddesi uyarınca, tutukluluğunun uzunluğu konusunda şikâyette bulunmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
13. Başvuran Sözleşme’nin 5 § 3 maddesi uyarınca, tutukluluğunun aşırı uzun olduğu hakkında şikâyetçi olmuştur.
14. Hükümet başvuranın 23 Eylül 2012 tarihinde hala tutuklu olması nedeniyle iç hukuk yollarını tüketmediğini ve Anayasa Mahkemesi önündeki hukuk yolunu tüketmesi gerektiğini belirtmiştir.
15. Başvuran bu görüşe itiraz etmiştir.
16. Mahkeme, Anayasa Mahkemesi önündeki yeni hukuk yolunun temel özelliklerini incelemesinin ardından; Türk Parlamentosunun Anayasa Mahkemesi’ne, 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşen bütün kararlarla ilgili olarak Sözleşme kapsamında korunan hak ve özgürlüklerin ihlali bakımından doğrudan ve hızlı bir telafi sunmasına olanak tanıyan yetkiler tanıdığını tespit etmiş ve bunun tüketilecek bir hukuk yolu olduğunu bildirmiştir (bk. Hasan Uzun / Türkiye, (k.k.), no. 10755/13, §§ 68-71, 30 Nisan 2013).
17. Mahkeme ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin zaman bakımından yetkisinin 23 Eylül 2012 tarihinde başladığını ve hâlihazırda verilmiş kararlardan, bireysel başvuru imkânının getirilmesinden önce başlayan ve bu tarihten sonra devam eden sürekli bir ihlal içeren durumlarda zaman bakımından yetkisini genişletmeyi kabul ettiğinin açık olduğunu kaydetmektedir.
18. Mevcut davada, başvuranın tutukluluğu 4 Kasım 2011 tarihinde başlamış ve mahkûm edildiği 13 Kasım 2012 tarihinde sona ermiştir. Bu nedenle başvuranın tutukluluğu Anayasa Mahkemesi’nin zaman bakımından yetki alanına girmiştir (bk. Koçintar / Türkiye (k.k.), no 77429/12, §§ 15-26, 39, 1 Temmuz 2014; ve Levent Bektaş / Türkiye, no. 70026/10, §§ 40-42, 16 Haziran 2015). Mahkeme bu hususta, aynı zamanda başvuranın bireysel başvurusunun halen Anayasa Mahkemesi önünde derdest olduğunu kaydeder.
19. Sonuç olarak Mahkeme, Hükümetin ilk itirazını dikkate alarak, söz konusu şikâyetin iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
İşbu gerekçelerle Mahkeme oy birliğiyle,
Başvurunun geriye kalanının kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 16 Şubat 2017 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Hasan BakırcıKsenija Turković
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy