AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no: 21815/08
İbrahim Halil BİLSEL / Türkiye
Başkan,
NebojšaVučinić,
Hâkimler,
Paul Lemmens,
StéphanieMourou-Vikström
ve Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 19 Aralık 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 24 Nisan 2008 tarihinde yapılan yukarıdaki başvuruyu göz önüne alarak,
Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere cevaben başvuran tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran İbrahim Halil Bilsel, 1965 doğumlu bir Türk vatandaşı olup Şanlıurfa’da ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde Şanlıurfa Barosuna bağlı avukatlar H. Delebe ve N. Çevirci tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
3. Davanın konusu, taraflarca ileri sürüldüğü şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. Başvuran Şanlıurfa’nın Merkez İlçesindeki Sırrın Mahallesinde tapu siciline 1443, 1444 ve 1445 pafta numaralarıyla kayıtlı üç arazinin sahibiydi.
5. Şanlıurfa Belediyesi (bundan böyle “Belediye” olarak anılacaktır) bilinmeyen bir tarihte yol yapımı için başvuranın arazisini kullanmaya başlamıştır.
6. Başvuran, 9 Mayıs 2002 tarihinde Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde Belediye aleyhine bir dava açmış ve arazisine kamulaştırmasız el atılması sebebiyle arazinin piyasa değerini talep etmiştir.
7. Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesi, 30 Mayıs 2007 tarihinde başvurana, 9 Mayıs 2002 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz eklemek suretiyle 117.775,95 Türk lirası ödenmesine hükmetmiştir. Başvuranın temyiz başvurusu ve karar düzeltme talepleri Yargıtay tarafından reddedilmiş ve karar 16 Ekim 2008 tarihinde kesinleşmiştir.
8. Belediye, 30 Temmuz 2009 tarihinde başvurana hükmedilen miktarın yasal faiziyle birlikte tamamını ödemiştir.
B. İlgili İç Hukuk ve Uygulama
9. Tazminat Komisyonuna ilişkin iç hukuk ve uygulama ile ilgili açıklamalar (bk. aşağıda 14. paragraf) Turgut ve Diğerleri/Türkiye (k.k.), no. 4860/09, 26 Mart 2013 ve Demiroğlu ve Diğerleri/Türkiye (k.k), no. 56125/10, 4 Haziran 2013 kararlarında yer almaktadır.
ŞİKÂYETLER
10. Başvuran, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ile Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesine dayanarak arazisine kamulaştırmasız el atılması sebebiyle hükmedilen tazminatın ödemesinin gecikmesinden şikâyetçi olmuştur.
11. Başvuran iç hukuktaki yargılamaların adil olmadığı ve uzunluğu nedeniyle Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi uyarınca adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuştur.
12. Başvuran, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca, imar planında arazisinin yol alanı olarak tahsis edilmesinden dolayı, mal ve mülk dokunulmazlığı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi hakkında (iç hukuktaki yargılamaların uzunluğu ve kararın icrasının gecikmesi)
13. Başvuran, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi ve Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi kapsamında, yetkililerin yerel mahkeme tarafından kendisine ödenmesine hükmedilen tazminat miktarının ödenmesini geciktirmiş olmalarından şikâyetçi olmuştur. Başvuran ek olarak, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası kapsamında yargılamaların aşırı uzun sürmesinden şikâyetçi olmuştur.
14. Hükümet, 6384 sayılı Kanun uyarınca, Türkiye’de yargılamaların uzunluğuna, kararların geç icra edilmesine ve icra edilmemesine ilişkin başvuruların ele alınması amacıyla bir Tazminat Komisyonunun kurulduğunu kaydetmiştir. Hükümet dolayısıyla, başvuranın Tazminat Komisyonuna herhangi bir başvuru yapmamış olması nedeniyle, iç hukuk yollarını tüketmemiş olduğunu ileri sürmüştür.
15. Mahkeme, Hükümet tarafından da ortaya konulduğu üzere, Ümmühan Kaplan/Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) başvurusunda pilot karar usulünün uygulanmasını müteakip Türkiye’de bir iç hukuk yolunun oluşturulduğunu gözlemlemektedir. Ardından, Mahkeme yukarıda anılan Turgut ve Diğerleri / Türkiye ((k.k.), no. 4860/09, 26 Mart 2013) ve Demiroğlu ve Diğerleri / Türkiye ((k.k.), no. 56125/10, 4 Haziran 2013) davalarında verdiği kararlarda, başvuranların iç hukuk yollarını, başka bir deyişle yeni oluşturulmuş olan bu hukuk yolunu tüketmedikleri gerekçesiyle, başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Mahkeme, bu kararı verirken, özellikle, söz konusu yeni hukuk yolunun, yargılamaların uzunluğu ve yetkililerin mahkeme kararlarını icra etmemesine ilişkin şikâyetler bakımından, ilk bakışta erişilebilir ve makul bir çözüm sunacak nitelikte olduğu kanısına vardığını belirtmiştir.
16. Mahkeme, Ümmühan Kaplan (yukarıda anılan, § 77) davasındaki kararında, Hükümete önceden tebliğ edilmiş olan bu tür başvuruları, yine de normal usul uyarınca inceleyebileceğini vurguladığını belirtmiştir.
17. Ancak, Hükümetin başvuranın 6384 sayılı Kanun’la getirilen iç hukuk yoluna başvurmadığına ilişkin ek itirazını göz önünde bulundurarak Mahkeme, yukarıda anılan, Turgut ve Diğerleri ile Demiroğlu ve Diğerleri, davalarında vardığı sonucu yinelemektedir.
18. Yukarıda belirtilenler nedeniyle Mahkeme, başvuranın yargılamaların uzunluğuna ve yerel mahkeme kararlarının icrasının gecikmesine ilişkin şikâyetlerini iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmaktadır.
B. Diğer Şikâyetler
19. Başvuran, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesine dayanarak, imar planında arazisinin yol alanı olarak tahsis edilmesinden dolayı 14 yıl boyunca arazisini kullanamadığı konusunda şikâyetçi olmuştur. Başvuran ek olarak, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında, yargılamaların adilliği konusunda şikâyette bulunmuştur.
20. Mahkeme, elinde bulunan tüm bilgi ve belgeler ışığında ve şikâyette bulunulan hususların yargı yetkisine girdiği ölçüde, söz konusu şikâyetlerin Sözleşme veya Protokollerinde belirtilen hak ve özgürlüklerin ihlaline işaret etmediği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla Mahkeme, söz konusu şikâyetleri, Sözleşme’nin 35 §§ 3 (a) ve 4 maddeleri uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddetmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, 18 Ocak 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıNebojšaVučinić
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy