Olaylar ve Olgular: Başvuranlar kayıtlı bir medeni birliktelik altında 2001 yılından beri birlikte yaşayan iki kadındır. İkinci başvuran 2008 yılında bir erkek çocuk dünyaya getirmiştir. Çocuğa, ikinci başvuranın annesi olarak adlandırıldığı bir nüfus cüzdanı çıkartılmıştır. Formda baba adı hanesi boş bırakılmıştır. Başvuranlar 2009 yılında çocuğun birinci başvuran tarafından evlat edinilmesi hususunda mutabakata varmışlardır. Bölge mahkemesi evlat edinme izni vermiş ve çocuğun yasal olarak her iki başvuranın çocuğu statüsünü kazandığını beyan etmiştir. Bu arada başvuranlar bölge mahkemesinden, birinci başvuranın adını ikinci ebeveyn olarak dahil etmek suretiyle çocuğun nüfus cüzdanını düzeltmelerini talep etmişlerdir. Başvuranlar babanın çocuğun doğum tarihinde annesiyle evli olan kişi olarak öngörüldüğü Medeni Kanunun, annenin kayıtlı medeni birliktelik altında diğer bir kadınla birlikte yaşadığı durumlarda gerekli değişikliklerle (mutatis mutandis) uygulanması gerektiğini ileri sürmüş ve bu birliktelik mevcutken doğan çocuğun biyolojik babasının gerçekten annenin kocası olmasının konu dışı olduğunu iddia etmişlerdir. Dolayısıyla medeni birliktelik mevcutken dünyaya gelen çocuklara, evlilikten dünyaya gelen çocuklardan farklı muamele edilmesi için herhangi bir gerekçe bulunmamıştır. Yerel mahkemeler başvuranların taleplerini ve sonraki itirazlarını reddetmiştir.
Hukuksal Değerlendirme – 8. Madde ile Birlikte 14. Madde: Birinci başvuranın nihayetinde çocuğun ikinci ebeveyni olarak tam yasal statü kazandığı göz önünde bulundurulduğunda, başvuranların Sözleşme’nin 34. Maddesinin anlamı dahilinde Sözleşme’de yer alan haklarının ihlal edilmesi suretiyle mağdur olduklarını iddia edip edemeyecekleri konusu gündeme gelmiştir. Fakat başvuranların şikayetlerinin niteliğini dikkate alarak ve birinci başvuranın ikinci ebeveyn olarak tanınması için evlat edinme işlemini gerçekleştirmek zorunda kaldığını göz önünde bulundurarak Mahkeme incelemesini başvuranların hala Sözleşme’de yer alan haklarının ihlal edilmesi dolayısıyla mağdur olduklarını iddia edebilecekleri varsayımına dayanarak gerçekleştirmiştir. Başvuranlar kayıtlı medeni birliktelik altında birlikte yaşamakta ve çocuğu beraber yetiştirmekte idiler. Her iki başvuran ve çocuk arasındaki ilişkinin Sözleşme’nin 8. maddesinin anlamı dahilinde “aile hayatının” kapsamına girdiği sonucu çıkmıştır. Buna uygun olarak, Sözleşme’nin 8. Maddesi ile 14. maddesi geçerli olmuştur.
Ele alınması gereken ilk konu, ikinci başvuranın bir çocuk dünyaya getirdiği esnada kayıtlı bir aynı cinsiyet medeni birlikteliği altında yaşamakta olan başvuranların durumunun, kadının farklı cinsiyetten bir kişiyle evliliğinden dünyaya bir çocuk getirmesine benzer olup olmadığıydı. Mahkeme doğum tarihinde çocuğun annesiyle evli olan erkeğin çocuğun biyolojik babası olduğu doğrultusundaki aksi ispat edilebilir karineyi içeren Medeni Kanunun 1592 § 1 maddesine uygun olarak yerel mahkemelerin sundukları gerekçeyi dikkate almıştır. Bu yasal karinenin her zaman gerçek soy bağını belirleyemeyeceği gerçeğine bağlı olarak bu ilkenin yerindeliği sorgulanmamıştır. Mahkeme ayrıca cinsiyet değiştiren kişilerin veya taşıyıcı annelik yöntemiyle çocuk sahibi olan kişilerin ebeveynliklerine ilişkin herhangi bir davayla karşılaşmadığını kaydetmiştir. Buna uygun olarak, aynı cinsiyete sahip kişilerin birlikteliklerinde, partnerlerden birinin dünyaya bir çocuk getirmesi durumunda, çocuğun diğer partnerin evladı olduğu biyolojik nedenlerle reddedilebilir. Mahkeme bu koşullar altında çocuğun ikinci partnerin evladı olduğu doğrultusundaki bir yasal karinenin gerçek bir dayanağı olmadığını kabul etmiştir. Yukarıdaki hususlar dikkate alındığında, başvuranların kendilerini doğum tarihinde nüfus cüzdanına yapılan girişler konusunda evli bir karı kocanınkine benzer bir durumda buldukları söylenemez. Sonuç olarak Sözleşme’nin 8. maddesi ile 14. maddesi ile birlikte alındığında bir ihlal olduğu görülmemiştir.
Sonuç: kabul edilemez (açıkça temelden yoksun).
Full & Egal Universal Law Academy