(5237 S. K. m. 53, 54, 58, 63, 220, 302, 314) (3713 S. K. m. 1, 5, 7) (5271 S. K. m. 223, 280, 303, 307) (16. CD. 24.04.2017 T. 2015/3 E. 2017/3 K.)
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 14/04/2021 tarih, 2019/6323 esas, 2021/2680 karar sayılı ilamı ile Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmesi üzerine, bozma sonrasında sanıklar hakkında duruşma açılması sonunda;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Giresun Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 08/08/2017 gün ve 2017/1296 esas sayılı iddianamesi ile; sanık B. K. hakkında; FETÖ/PDY silahlı Terör Örgütü üyelerinin gizli haberleşme programı olan Bylock programını kullanmadığı, Şüphelinin Bank Asya hesabında yaptırılan 13/02/2017 tarihli bilirkişi raporunda, Bank Asya hesabının olduğu ve bu hesabını kullandığı, Tirebolu İlçe Emniyet Müdürlüğünün 06/10/2016 tarihli raporunda, şüphelinin FETÖ/PDY'ye müzahir Aktif Eğitim-Sen(AKTİF-SEN) sendikasına üyeliğinin olduğunun tespit edildiği, şüphelinin alınan ifadesinde ise 15 Temmuz'dan sonra bu üyelikten istifa için dilekçe verdiğini beyan ettiği, Şüphelinin alınan ifadesinde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne müzahir Giresun İkbal Dershanesine gittiğini beyan ettiği, Şüphelinin alınan ifadesinde Zaman Gazetesi üyeliğinin olabileceğini beyan ettiği hususları göz önüne alındığında üzerine atılı "silahlı FETÖ/PDY üyeliği suçunu işlediği iddiası ile sanığın eylemine uyan TCK'nın 314/2, 53/1, 54/1, 58/9, 63, 3713 sayılı yasanın 5/1 ve 7/1 maddeleri gereğince, sanık T. A. hakkında; FETÖ/PDY silahlı Terör Örgütü üyelerinin gizli haberleşme programı olan Bylock programını kullanmadığı, Şüphelinin Bank Asya hesabında yaptırılan 13/02/2017 tarihli bilirkişi raporunda, Bank Asya hesabının olduğu ve bu hesabını kullandığı, Tirebolu İlçe Emniyet Müdürlüğünün 06/10/2016 tarihli raporunda, şüphelinin FETÖ/PDY'ye müzahir Aktif Eğitim-Sen(AKTİF-SEN) sendikasına üyeliğinin olduğunun tespit edildiği, şüphelinin alınan ifadesinde ise 15 Temmuz'dan sonra bu üyelikten istifa için dilekçe verdiğini beyan ettiği, Şüphelinin alınan ifadesinde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne müzahir İkbal Dershanesine gittiğini beyan ettiği, Şüphelinin ikametinde yapılan aramada; Cumhuriyet Savcısı Soner Erden'in talimatı üzerine yasaklı kitaplardan sayılmaması nedeniyle ilgili kolluk birimlerince görüntü kaydı alınarak el koyma işlemi yapılmayan E. P. yazarlı ''M.’nın Çocukları Tayyip ve Emine'' isimli kitap, Giresun İl Emniyet Müdürlüğünün 20/09/2016 tarihli raporunda şüphelinin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne müzahir Altın Nesil Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği üyesi olduğunun tespit edildiği hususları göz önüne alındığında üzerine atılı "silahlı FETÖ/PDY üyeliği suçunu işlediği iddiası ile sanığın eylemine uyan TCK'nın 314/2, 53/1, 54/1, 58/9, 63, 3713 sayılı yasanın 5/1 ve 7/1 maddeleri gereğince, sanık H. K. hakkında; FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün gizli haberleşme programı olan BYLOCK programını kullanıp kullanmadığının tespitine ilişkin Giresun İl Emniyet Müdürlüğünün 02/05/2017 tarihli raporunda; Şüphelinin FETÖ/PDY silahlı Terör Örgütü üyelerinin gizli haberleşme programı olan Bylock programını kullanmadığı, Tirebolu İlçe Emniyet Müdürlüğünün 06/10/2016 tarihli raporunda, şüphelinin FETÖ/PDY'ye müzahir Aktif Eğitim-Sen(AKTİF-SEN) sendikasına üyeliğinin olduğunun tespit edildiği, Şüphelinin Bank Asya hesabında yaptırılan 13/02/2017 tarihli bilirkişi raporunda, Bank Asya hesabının olduğu ve bu hesabını kullandığı, Şüphelinin alınan ifadesinde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne müzahir Çarşamba Sakarya Dershanesine gittiğini beyan ettiği hususları göz önüne alındığında üzerine atılı "silahlı FETÖ/PDY üyeliği suçunu işlediği iddiası ile sanığın eylemine uyan TCK'nın 314/2, 53/1, 54/1, 58/9, 63, 3713 sayılı yasanın 5/1 ve 7/1 maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemiyle ilk derece mahkemesine kamu davası açılmıştır.
Giresun 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 19/02/2018 tarih 2017/36 Esas 2018/36 Karar sayılı kararı ile; sanık B. K. hakkında terör örgütü üyesi olmamakla beraber bilerek ve isteyerek terör örgütüne yardım ettiğinden bahisle ilk derece mahkemesince sanığın 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanık H. K. hakkında terör örgütü üyesi olmamakla beraber bilerek ve isteyerek terör örgütüne yardım ettiğinden bahisle ilk derece mahkemesince sanığın 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanık T. A. hakkında terör örgütü üyesi olduğundan bahisle ilk derece mahkemesince sanığın 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Sanıklar müdafiileri ve o yer C. Savcısı tarafından dosyanın istinaf edildiği ve dosyanın dairemize gelerek 2018/234 Esas sırasına kaydının yapıldığı, dairemizce 18/02/2019 tarih 2019/200 Karar sayılı kararı ile her 3 sanık hakkında dosya üzerinden beraat kararı verildiği, Samsun BAM C. Başsavcılığı tarafından 15/03/2019 tarih ve 2019/275 temyiz nolu temyiz başvurusu ile sanıklar B. K., H. K. ve T. A. yönünden sanıklar aleyhine bozulması talebi üzerine dosyanın Yargıtay’a gönderildiği Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 14/04/2021 tarih, 2019/6323 esas, 2021/2680 karar sayılı ilamı ile dairemiz kararının bozulmasına karar verildiği,
Yargıtay bozma ilamı üzerine dosyanın, Dairemizin 2021/787 esas sırasına kaydının yapılarak dairemizce yapılan duruşma neticesinde;
BOZMA İLAMINA KARŞI SANIK T. A.'IN DAİREMİZCE SEGBİS VASITASIYLA ALINAN BEYANINDA; Müdafim vardır, savunmamı müdafiim ile birlikte yapacağım, dedi. Müvekkillerimin beyanlarına iştirak ediyorum, hiç bir terör örgütü üyesi değilim, beraatime karar verilmesin talep ederim dedi.
BOZMA İLAMINA KARŞI SANIK B. K.'İN DAİREMİZCE SEGBİS VASITASIYLA ALINAN BEYANINDA; Müdafim vardır, savunmamı müdafiim ile birlikte yapacağım, dedi. Müvekkillerimin beyanlarına iştirak ediyorum, hiç bir terör örgütü üyesi değilim, beraatime karar verilmesin talep ederim dedi.
BOZMA İLAMINA KARŞI SANIK H. K.'NIN DAİREMİZCE ALINAN SAVUNMASINDA: Müdafilerimin beyanlarına katılıyorum, bozma ilamı usule ilişkindir, hem üyelik hem de yardım konusunda hakkımdaki suçlamalar değerlendirilerek hakkımda beraatime karar verilmiştir, Yargıtay bozma ilamında suçun vasfı yönünden hata yapıldığı hususundaki değerlendirmeye katılmıyorum ve bozma ilamına direnilmesini talep ederim dedi.
BOZMA İLAMINA KARŞI SANIK H. K. MÜDAFİ AV. H. G. BEYANINDA: Yargıtay bozma ilamı usul ve esasa ilişkin olup usulü yönünden bozma ilamı konusunda bir diyeceğimiz bulunmamakla birlikte takdiri mahkemeye bırakıyoruz, ancak müvekkilimiz hakkında ilk derece mahkemesi tarafından yardım suçundan verilen mahkumiyet kararı Dairenizce beraat olarak düzeltilmiş olup bu karardan sonra müvekkilimiz aleyhine dosya kapsamına her hangi bir delil girmemiştir, buna rağmen Yargıtay 16.Ceza Dairesi müvekkilimiz ile birlikte diğer sanıklar için de genel ifadeler kullanmak suretiyle mahkumiyetine karar verilmesi şeklinde bize göre hatalı bir değerlendirme yapmış olup, sunmuş olduğumuz güncel Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere atılı suç unsuları itibariyle oluşmadığından müvekkilimiz hakkında verilen bozma kararına direnilmesine karar verilmesini talep ediyoruz dedi.
BOZMA İLAMINA KARŞI SANIK H. K. MÜDAFİ M. Ş. BEYANINDA: Bozma kararına direnilmesini talep ederiz dedi.
BOZMA İLAMINA KARŞI SANIKLAR B. K., T. A. MÜDAFİİ AV. B. A. BEYANINDA: Bozma kararı usuli ve esasa yöneliktir, usuli yönden yapılan bozma hususunda takdir mahkemenindir, her iki müvekkilimiz yönünden esasa yönelik bozma kararında ise Bankasya ve dernek üyelikleri hususu bozmaya konu yapılmış olup, bu konuda daha önce ayrıntılı savunmalarımızı yapmıştık, müvekkillerimiz örgüte yardım kastıyla değil faizsiz bankacılık uygulaması nedeniyle söz konusu bankada hesap açmışlardır, kaldı ki müvekkilimiz B. K. bu bankaya yatırmış olduğu paralar ve daha sonradan babasının fındık parası olarak vermiş olduğu miktarla birlikte ev almıştır, buna ilişkin tapu kaydı da mevcuttur, gerekirse bunu ibraz etmeye da hazırız, bu nedenlerle Yargıtay bozma ilamı konusunda direnilmesini talep ederiz dedi.
BOZMA İLAMINA KARŞI SANIKLAR B. K., T. A. MÜDAFİİ AV. Ş. K.BEYANINDA: Müvekkillerimiz hakkında iddia edilen eylemler Bankasya’daki hesap hareketleri ve Aktifsen üyeliği şeklindedir, söz konusu iddia edilen eylemler yasal sınırlar içerisinde gerçekleşmiş faaliyetlerden ibarettir, henüz ortada bir örgüt bulunmazken bu sürede yasal olan bankacılık faaliyetleri ya da sendikal faaliyetler daha sonradan ortaya çıkan duruma göre suç olarak değerlendirilemez, Yargıtay’ın da bu hususta birçok kararı bulunmaktadır, tek tek suç oluşturmayan eylemlerin bir araya gelmesi halinde de suç oluşturmayacağı aşikardır, zira söz konusu faaliyetlerin gerçekleştirildiği dönemde bu yapının terör örgütü olduğuna ilişkin her hangi bir karar da bulunmamaktadır, Yargıtay bozma ilamında bu hususlar açıklığa kavuşturulmadan ve ne şekilde suç oluşturduğu belirtilmeden şablon bir gerekçe ile bozma kararı verilmiştir. Daha sonradan söz konu bozma kararı ile ilgili AİHM ve Anayasa mahkemesi kararların da yapılan yargılamalarda yanlışlıklar olduğu hususunu ortaya çıkarmaktadır, yasal süreç buna dönüşmüştür, söz konusu faaliyetler ile ilgili birçok takipsizlik ve beraat kararları verildiği göz önünde bulundurulduğunda, bu eylemlerin birkaçının bir araya gelmesi ile mahkumiyet kararı verilemeyeceğinden Yargıtay bozma ilamına direnilmesini talep ederiz dedi.
BOZMA İLAMINA KARŞI İDDİA MAKAMINDAN SORULDU: Usul ve yasaya uygun olan bozma ilamına uyulmasına karar verilmesi talep olunur dedi.
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu; silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Failin, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetleri silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacaktır. Ancak faile, örgüt tarafından verilen önemli bir görev veya sorumluluk, tek başına failin örgüt üyesi olduğunu ortaya koyabilecektir. Öte yandan örgüte üye olmak, fiili bir katılma olup örgüte üye olmak için örgüt yöneticilerinin rızasının varlığına gerek yoktur, tek taraflı iradeyle bile örgüte katılmak mümkündür.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amacı, yapılanması ve eylemleri ile ilgili olarak benzer konuda İlk Derece Mahkemesi sıfatı ile verilmiş ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26/09/2017 tarihli kararıyla onanan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 tarihli, 2015/3 esas ve 2017/3 sayılı kararında, FETÖ/PDY adli silahlı terör örgütünün, küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda belirtilen Cumhuriyetin temel niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hal ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 1.maddesinde tanımlanan, amaca ulaşmak için silah başta olmak üzere her türlü cebir ve şiddeti araç olarak kullanan 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2.maddesi kapsamında kalan silahlı bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Dairemizin 18/02/2019 tarihli ve 2018/234 esas, 2019/200 karar sayılı ilamı ile;
Sanık B. K. hakkında terör örgütü üyesi olmamakla beraber bilerek ve isteyerek terör örgütüne yardım ettiğinden bahisle ilk derece mahkemesince sanığın 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, sanığın mahkumiyetine konu edilen delillerin incelenmesinde, sanığın dijital materyalinde tespit edilen bu yapıya müzahir sitelere girilmesinin suçlamaya konu delil olarak kabul edilemeyeceği, Bankasya kayıtlarının incelenmesinde sanığın bankasya hesabını örgüt liderinin talimatının olduğu döneme denk gelecek şekilde açtığı ve hemen akabinde para yatırdığı görülmüş ise de, bankanın TMSF'ye devrinden sonraki 2015 ve 2016'lı yıllarda örgüt liderinin çağrı yaptığı dönemden daha fazla miktarda olacak şekilde 50000 TL'lik miktarlar dahilinde bu tarihlerde Bankasya'da para tutulduğunun, paranın çekilmediğinin görülmesi, ayrıca Aktif Sen üyeliğinin 2014 yılı itibariyle çok kısa sayılacak 6 aylık dönem için sadece üyelik olarak mevcut olması, Fetö PDY kapsamında oluşturulan bilgi havuzundan sanık hakkında bu yapıyla organik bağını ortaya koyacak başkaca delile de rastlanılmaması dolayısıyla, mevcut delillerin sanığın bilerek ve isteyerek bu yapı dahilinde hareket ettiğini ortaya koymadığı dosya kapsamından sanığın bu yapıyla temasının tesadüfi veya en fazla Yargıtay kararları dahilinde sempati düzeyinde kaldığı anlaşılmakla, sanığın müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sanık hakkındaki ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararı kaldırılması gerektiği, sanık H. K. hakkında terör örgütü üyesi olmamakla beraber bilerek ve isteyerek terör örgütüne yardım ettiğinden bahisle ilk derece mahkemesince sanığın 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, sanığın mahkumiyetine konu edilen delillerin incelenmesinde, sanığın dijital materyalinde tespit edilen kakao talk uygulamasının bu yapı dahilinde örgütsel bağı ortaya koyacak nitelikte olmadığı, Bankasya kayıtlarının incelenmesinde sanığın bankasya hesabının örgüt liderinin talimatından önce 2012 yılından önce açıldığı ve 2012-2013 yıllarında rutin bankacılık faaliyetleri kapsamında bankanın kullanıldığının, bankanın TMSF'ye devrinden sonraki 2015 ve 2016'lı yıllarda Bankasya'da para tutulduğunun, paranın çekilmediğinin görülmesi dolayısıyla, bu haliyle örgüt liderinin talimatından öncesinde sonrasında ve talimatın olduğu dönemlerde de bankanın rutin bankacılık faaliyetleri kapsamında kullanıldığının anlaşılması, ayrıca Aktif Sen üyeliğinin 2015 yılı itibariyle çok kısa sayılacak 10 aylık dönem için salt üyelik olarak mevcut olması, Fetö PDY kapsamında oluşturulan bilgi havuzundan sanık hakkında bu yapıyla organik bağını ortaya koyacak başkaca delile de rastlanılmaması dolayısıyla, mevcut delillerin sanığın bilerek ve isteyerek bu yapı dahilinde hareket ettiğini ortaya koymadığı dosya kapsamından sanığın bu yapıyla temasının tesadüfü veya en fazla Yargıtay kararları dahilinde sempati düzeyinde kaldığı anlaşılmakla, sanığın müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sanık hakkındaki ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararı kaldırılması gerektiği; sanık T. A. hakkında terör örgütü üyesi olduğundan bahisle ilk derece mahkemesince sanığın 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, sanığın mahkumiyetine konu edilen delillerin incelenmesinde, sanığın dijital materyalinde tespit edilen bylock kalıntısının Yargıtay uygulamaları dahilinde sanığın bylock kullandığını ortaya koymayacağı, Yargıtay kararlarına göre salt sendika, dernek üyeliklerinin üyelikten ibaret kalması dolayısıyla örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceği, Bankasya kayıtlarının incelenmesinde örgüt liderinin talimatının olduğu 2014 yılı Eylül ayına denk gelecek şekilde açtığı ve hemen akabinde para yatırdığı görülmüş ise de, bankanın TMSF'ye devrinden sonraki dönemde de örgüt liderinin çağrı yaptığı dönemle aynı olacak şekilde Bankasya'da para tutulduğunun, paranın çekilmediğinin görülmesi, Fetö PDY kapsamında oluşturulan bilgi havuzundan sanık hakkında bu yapıyla organik bağını ortaya koyacak başkaca deliler de rastlanılmaması dolayısıyla, mevcut delillerin sanığın bilerek ve isteyerek bu yapı dahilinde hareket ettiğini ortaya koymadığı dosya kapsamından sanığın bu yapıyla temasının tesadüfi veya en fazla Yargıtay kararları dahilinde sempati düzeyinde kaldığı anlaşılmakla, sanığın müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sanık hakkındaki ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararı kaldırılması gerektiği kanaatiyle Giresun 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/36 Esas 2018/36 Karar ile sanıklar hakkında üzerlerine atılı suçtan kurulan sanıklar hakkındaki mahkumiyet hükümlerinin 5271 sayılı CMK'nın 303/1-a ve 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddelerince kaldırılmasına, sanıklar hakkında 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
Samsun BAM C. Başsavcılığı tarafından dairemiz kararına karşı temyiz yoluna başvurulmuştur.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 14/04/2021 tarih, 2019/6323 esas, 2021/2680 karar sayılı ilamı ile "Sanıklar B. K., H. K., T. A. hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde; 1. CMK'nın 280, 303/1-a, 193/2, 216 ve 217. maddeleri uyarınca; istinaf mahkemelerinin, ilk derece mahkemesince toplanan delilleri takdir ederek dosya üzerinde yapacakları incelemeler neticesinde beraat kararı veremeyecekleri nazara alındığında, anılan kanun maddelerine de yanlış anlamlar yüklenerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin 5271 sayılı Kanunun 280/2 maddesine aykırılık oluşturacak şekilde duruşma açmaksızın evrak üzerinde ilk derece mahkemesince belirlenen hapis cezasını kaldırarak CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine yönelik karar vermesi, 2. Sanıkların eylemlerinin silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi nedeni ile örgüt üyesi olarak kabul edilmelerine yasal olanak bulunmamakta ise de dosya kapsamındaki delillerle örgüte muhazir Aktif Eğitimciler Sendikasına üye olan ve Bank Asya'daki hesabı üzerinden örgütün talimatı üzerine işlem yapan sanıkların eylemlerinin bir bütün halinde TCK'nın 220/7 maddesi kapsamında örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde beraat kararı verilmesi;
Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin öncelikle bu sebeplerden BOZULMASINA," gerekçesi ile dairemizin kararının CMK'nın 302/2 maddeleri uyarınca bozulmasına karar verilmiştir.
Dairemizce sanıklar hakkında bozma öncesi verilen beraat kararının gerekçesine göre usul ve yasaya uygun olduğu yönünde vicdani kanaat hasıl olmuş ve Yargıtay'ın bozma ilamına direnilmesine karar verilmiştir.
DAİREMİZİN DİRENME GEREKÇESİ:
A) Yargıtay'ın "Dairemizce 5271 sayılı Kanunun 280/2 maddesine aykırılık oluşturacak şekilde duruşma açmaksızın evrak üzerinde ilk derece mahkemesince belirlenen hapis cezasını kaldırarak CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine yönelik karar vermesi" sebebine dayalı bozma gerekçesine yönelik direnme gerekçemiz;
Her ne kadar dairemizce Yargıtay bozma ilamından sonra duruşma açılmış ise de, 5271 Sayılı CMK'nın 307/1 maddesindeki düzenleme dahilinde tarafların bozmaya karşı beyanlarının duruşma açmak suretiyle alınmasının kanuni zorunluluk olması dolayısıyla bozma sonrası dairemizce duruşma açılmasının Yargıtay bozma ilamına fiili uyma niteliğinde olmadığı nazara alınarak, 5271 Sayılı CMK'nın 303/1-a, 280/1-a maddesindeki kanuni düzenlemelerin yanı sıra duruşma açmadan dosya üzerinden mahkumiyet kararlarının beraate çevrilmesine dair Bölge Adliye Mahkemesi daire kararlarının aleyhe taraf ve savcılık istinafı da olmasına rağmen bu yöndeki uygulamanın kanuni dayanağı olduğu yönünde örnek teşkil edecek Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 2019/2327 Esas, 2020/5793 Karar, aynı dairenin 17/05/2021 tarih 2020/1390 Esas 2021/3087 Karar, Yargıtay 11.Ceza Dairesinin 2021/23072 Esas 2021/7801 Karar sayılı vb. onlarca farklı Yargıtay ilgili daire ilamlarından hareketle dairemiz uygulamasının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatiyle Yargıtay'ın bu yöndeki bozma gerekçesine direnilmiştir.
B) Yargıtay'ın "Sanıkların eylemlerinin silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi nedeni ile örgüt üyesi olarak kabul edilmelerine yasal olanak bulunmamakta ise de dosya kapsamındaki delillerle örgüte muhazir Aktif Eğitimciler Sendikasına üye olan ve Bank Asya'daki hesabı üzerinden örgütün talimatı üzerine işlem yapan sanıkların eylemlerinin bir bütün halinde TCK' nın 220/7 maddesi kapsamında örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde beraat kararı verilmesi" sebebine dayalı bozma gerekçesine yönelik dairemiz direnme gerekçemiz;
Dairemizin 2018/234 Esas 2019/200 Karar sayılı ilamıyla 18/02/2019 tarihinde oybirliğiyle vermiş olduğu isnat edilen eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması dolasıyla beraatlerine dair kararımız gerekçesinin halihazırda da aynı olduğu kabulü doğrultusunda;
Her ne kadar sanık B. K. hakkında terör örgütü üyesi olmamakla beraber bilerek ve isteyerek terör örgütüne yardım ettiğinden bahisle ilk derece mahkemesince sanığın 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, sanığın mahkumiyetine konu edilen delillerin incelenmesinde, sanığın dijital materyalinde tespit edilen bu yapıya müzahir sitelere girilmesinin suçlamaya konu delil olarak kabul edilemeyeceği, Bankasya kayıtlarının incelenmesinde sanığın bankasya hesabını örgüt liderinin talimatının olduğu döneme denk gelecek şekilde açtığı ve hemen akabinde para yatırdığı görülmüş ise de, bankanın TMSF'ye devrinden sonraki 2015 ve 2016'lı yıllarda örgüt liderinin çağrı yaptığı dönemden daha fazla miktarda olacak şekilde 50000 TL'lik miktarlar dahilinde bu tarihlerde Bankasya'da para tutulduğunun, paranın çekilmediğinin görülmesi, ayrıca Aktif Sen üyeliğinin 2014 yılı itibariyle çok kısa sayılacak 6 aylık dönem için sadece üyelik olarak mevcut olması, Fetö PDY kapsamında oluşturulan bilgi havuzundan sanık hakkında bu yapıyla organik bağını ortaya koyacak başkaca delile de rastlanılmaması dolayısıyla, mevcut delillerin sanığın bilerek ve isteyerek bu yapı dahilinde hareket ettiğini ortaya koymadığı dosya kapsamından sanığın bu yapıyla temasının tesadüfi veya en fazla Yargıtay kararları dahilinde sempati düzeyinde kaldığı anlaşılmakla, sanığın müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sanık hakkındaki ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararı kaldırılması gerektiği;
Her ne kadar sanık H. K. hakkında terör örgütü üyesi olmamakla beraber bilerek ve isteyerek terör örgütüne yardım ettiğinden bahisle ilk derece mahkemesince sanığın 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, sanığın mahkumiyetine konu edilen delillerin incelenmesinde, sanığın dijital materyalinde tespit edilen kakao talk uygulamasının bu yapı dahilinde örgütsel bağı ortaya koyacak nitelikte olmadığı, Bankasya kayıtlarının incelenmesinde sanığın bankasya hesabının örgüt liderinin talimatından önce 2012 yılından önce açıldığı ve 2012-2013 yıllarında rutin bankacılık faaliyetleri kapsamında bankanın kullanıldığının, bankanın TMSF'ye devrinden sonraki 2015 ve 2016'lı yıllarda Bankasya'da para tutulduğunun, paranın çekilmediğinin görülmesi dolayısıyla, bu haliyle örgüt liderinin talimatından öncesinde sonrasında ve talimatın olduğu dönemlerde de bankanın rutin bankacılık faaliyetleri kapsamında kullanıldığının anlaşılması, ayrıca Aktif Sen üyeliğinin 2015 yılı itibariyle çok kısa sayılacak 10 aylık dönem için salt üyelik olarak mevcut olması, Fetö PDY kapsamında oluşturulan bilgi havuzundan sanık hakkında bu yapıyla organik bağını ortaya koyacak başkaca delile de rastlanılmaması dolayısıyla, mevcut delillerin sanığın bilerek ve isteyerek bu yapı dahilinde hareket ettiğini ortaya koymadığı dosya kapsamından sanığın bu yapıyla temasının tesadüfü veya en fazla Yargıtay kararları dahilinde sempati düzeyinde kaldığı anlaşılmakla, sanığın müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sanık hakkındaki ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararı kaldırılması gerektiği;
Her ne kadar sanık T. A. hakkında terör örgütü üyesi olduğundan bahisle ilk derece mahkemesince sanığın 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, sanığın mahkumiyetine konu edilen delillerin incelenmesinde, sanığın dijital materyalinde tespit edilen bylock kalıntısının Yargıtay uygulamaları dahilinde sanığın bylock kullandığını ortaya koymayacağı, Yargıtay kararlarına göre salt sendika, dernek üyeliklerinin üyelikten ibaret kalması dolayısıyla örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceği, Bankasya kayıtlarının incelenmesinde örgüt liderinin talimatının olduğu 2014 yılı Eylül ayına denk gelecek şekilde açtığı ve hemen akabinde para yatırdığı görülmüş ise de, bankanın TMSF'ye devrinden sonraki dönemde de örgüt liderinin çağrı yaptığı dönemle aynı olacak şekilde Bankasya'da para tutulduğunun, paranın çekilmediğinin görülmesi, Fetö PDY kapsamında oluşturulan bilgi havuzundan sanık hakkında bu yapıyla organik bağını ortaya koyacak başkaca deliler de rastlanılmaması dolayısıyla, mevcut delillerin sanığın bilerek ve isteyerek bu yapı dahilinde hareket ettiğini ortaya koymadığı dosya kapsamından sanığın bu yapıyla temasının tesadüfi veya en fazla Yargıtay kararları dahilinde sempati düzeyinde kaldığı anlaşılmakla, sanığın müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sanık hakkındaki ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararı kaldırılması gerektiği kanaatiyle;
Yargıtay bozma ilamının sanıkların eylemlerinin örgüte yardım olarak değerlendirilerek mahkumiyet hükmü kurulması yönündeki görüşüne direnilerek belirtilen gerekçeler dahilinde sanıkların beraatlerine yönelik aşağıdaki hükümler tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Dairemizin 18/02/2019 tarih ve 2018/234 Esas, 2019/200 Karar sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla; Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 14/04/2021 tarih, 2019/6323 esas, 2021/2680 karar sayılı bozma ilamına uyulmamasına ve karara DİRENİLMESİNE,
2-Giresun 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/36 Esas 2018/36 Karar sayılı kararıyla sanıklar B. K. ve H. K. hakkında terör örgütü üyesi olmamakla beraber bilerek ve isteyerek terör örgütüne yardım ettiklerinden bahisle ayrı ayrı 2 yıl 1 ay hapis, sanık T. A. hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına dair mahkumiyet hükümlerinin 5271 Sayılı CMK'nın 303/1-a ve 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA,
a) Her ne kadar ilk derece mahkemesince sanıklar B. K. ve H. K. hakkında terör örgütü üyesi olmamakla beraber bilerek ve isteyerek terör örgütüne yardım ettiklerinden bahisle ayrı ayrı 2 yıl 1 ay hapis, sanık T. A. hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilmiş ise de, üzerlerine atılı suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması dolayısıyla CMK 223/2-e maddesince sanıkların müsnet suçlardan ayrı ayrı BERAATLERİNE,
b) İlk derece mahkemesinde sanıklar B. K., H. K. ve T. A. kendilerini müdafi ile temsil ettirdiklerinden ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre ayrı ayrı 4360 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanıklara ayrı ayrı verilmesine,
Sanıklar B. K., H. K. ve T. A.'ın istinaf aşamasında kendilerini müdafii ile temsil ettirdiklerinden ve dairemizde tek bir duruşma yapıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre ayrı ayrı 2550 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanıklara ayrı ayrı verilmesine,
c) Sanıkların gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerle ilgili CMK 141 ve devamı maddeleri uyarınca beraat kararının kesinleşmesinin kendisine tebliğinden itibaren 3 ay ve her durumda karar veya beraat hükmünün kesinleşme tarihini izleyen 1 yıl içerisinde sanıkların oturduğu yer Ağır Ceza Mahkemesinde ve eğer o yer Ağır Ceza Mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir Ağır Ceza Dairesi bulunmuyor ise en yakın yer Ağır Ceza Mahkemesine koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davası açabileceğinin kendilerine İHTARATINA, (ihtarat edildi)
d) Sanıkların beraat etmeleri dolayısıyla sanıklarla ilgili yapılan yargılama giderlerinin KAMU ÜZERİNE BIRAKILMASINA,
Dair; sanıkların ve sanıklar müdafinin yüzüne karşı, Cumhuriyet Savcısı C.D.'ın (34278) huzurunda, yüzüne karar verilenler açısından tefhim tarihinden itibaren 15 gün içerisinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere Dairemize veya başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine veya herhangi bir Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemesine dilekçe verilmesi veya zabıt katibine beyanda bulunulması, cezaevinde bulunanlar yönünden aynı süre içerisinde bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle hükmün temyiz edilebileceğine dair, temyiz etmediği takdirde hükmün kesinleşeceği hususu da belirtilerek, isteme aykırı olarak oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24.11.2021 (¤¤)