T.C.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2020/1954 Esas
KARAR NO: 2024/157
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/06/2019
NUMARASI: 2018/135 Esas, 2019/732 Karar
DAVA: KAYIT KABUL
KARAR TARİHİ: 01/02/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile müflis şirket arasında 01/01/2014 tarihinde Denetim ve Tasdik Sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkili şirketin iflas tarihine kadar davalı şirkete hizmet vermeye devam ettiğini, sözleşmeye uygun kesilen faturaların davalıya tebliğ edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, 32.857,98 TL alacaklarının kaydı için talepte bulunmuşlarsa da, iflas idaresinin alacağın varlığını tevsik edici belgeler sunulmadığı gerekçesiyle taleplerini reddettiğini, davalının müvekkili şirketin düzenlediği faturaları itiraz etmeden kayıtlarına aldığını, bu nedenle cari alacaklarının masaya kayıt edilmesi gerektiğini ileri sürerek 32.857,98 TL alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı müflis şirket iflas masası vekili cevabında; hak düşürücü sürede açılmamışsa davanın reddi gerektiğini, davacının sunduğu belgeler ile alacağın tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olmadığını, taraf defterlerinin incelenmesi ile alacağın varlığının belirleneceğini, bu nedenle iflas idaresinin ret kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı şirketin iflasın açıldığı tarih itibarıyla 32.857,98 TL alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 32.857,98 TL alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı müflis şirket iflas idaresi vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacı şirketin üç yıl boyunca ücret almadan hizmet vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hizmet sözleşmesinin kurulması yeterli olmayıp hizmetin eksiksiz yerine getirilmesi de gerektiğini, ancak bu hususta araştırma yapılmadan karar verildiğini, müflis şirketin ticari defterlerinin incelenmesinde 2015 ve 2017 yılllarına ait kapanış tasdiklerinin yaptırılmadığının belirlendiğini, oysa bu işlemin davacı şirketin yükümlülüklerinden biri olduğunu ve dolayısıyla davacının işi eksik ifa ettiğini belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, İİK 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır. İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, iflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir(İİK 223. Madde). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. İstanbul Anadolu ... İflas Müdürlüğünün 26/02/2019 tarihli cevabı yazısından, davacının masraf verdiği, ret kararının 19/01/2018 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının 15 günlük hak düşürücü süre içinde, 01/02/2018 tarihinde alacağın masaya kaydı için eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır. Mahkemece, davacı şirketin iflas tarihi itibarıyla 32.857,98 TL alacağı bulunduğu gerekçesiyle bu alacağın iflas masasına kaydına karar verilmiştir. Karar yasal süresinde davalı müflis şirket iflas idaresi tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, davacının davalıya cari hesap alacağına konu hizmeti tam ve eksiksiz verip vermediği noktasında toplanmaktadır. İlk derece mahkemesinde alınan rapor ve ek raporda; davacının usulune uygun tutulan ticari defter ve kayıtlarına göre davacının 32.857,98 TL alacağı bulunduğu, davalının 2014 ve 2016 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, 2015 ve 2017 yılı yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin kapanış tasdiklerinin bulunmadığından usulüne uygun tutulmadığı, davalının sözleşme ile belirlenen faturaları defterlerine kaydettiği ve davalı defter ve kayıtlarına göre davacının 32.911,68 TL alacağı bulunduğu belirtilmiştir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK’nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK ‘nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay15.HD'nin 2017/1445 Esas, 2018/1438 Karar sayılı kararı) Davalının ticari defterlerine göre, hizmet bedeline dair faturaları defterlerine kaydettiği ve davacının 32.911,68 TL alacağı bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu miktar faturalara süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek defterlerine kaydettiği anlaşıldığından, davalının fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir. Davalı bu faturalar nedeniyle borcu olmadığını yazılı veya kesin delillerle de ispatlayamamıştır.Diğer taraftan davalı vekili, hizmetin ayıplı ifa edildiğini savunmuştur. 6102 Sayılı TTK'nın 23/1-c maddesi tacirler arasındaki hizmetin ayıplı olması halinde yapılması gereken işlemleri düzenlemektedir. Anılan maddeye göre hizmet alan tacir, malın ayıplı olduğu açıkça belli değilse, malı teslim aldıktan sonra malı incelemek veya incelettirmek, malın ayıplı olması halinde 8 gün içinde bu durumu hizmet verene iletmek durumundadır (Yargıtay 23. HD'nin 2016/991 Esas, 2018/5119 Karar sayılı kararı). Somut olayda, davalı tacir olup, hizmetin ayıplı verildiğine ilişkin davacıya ayıp ihbarında bulunduğunu beyan etmemiş ve varsa ayıp ihbarına ilişkin delil de sunmamıştır. Bu nedenle davalının bu yöndeki istinaf başvurusunun de reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/135 Esas, 2019/732 Karar ve 21/06/2019 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.01/02/2024