(2709 S. K. m. 73) (2464 S. K. m. 87, 88) (2560 S. K. m. 2, 9, 13, 23, Ek m. 5, Geç. m. 10) (5393 S. K. m. 15) (2247 S. K. m. 20) (Atıksu Altyapı ve Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik m. 4, 10) (İSKİ Tarifeler Yönetmeliği m. 5, 16, 17) (ANY. MAH. 14.02.1991 T. 1990/18 E. 1991/4 K.)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirketin Kepez İlçesi, …… Mahallesi 27668 ada 3 parselde inşa ettiği binaya ait iskan ruhsatının alınması esnasında tahsil edilen 13.145,77-TL. tutarındaki su tesisleri ile kanalizasyon harcamalarına katılım payının, iskan ruhsat görüş belgesi ücretinin ve katma değer vergilerinin iadesi istemiyle Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü'ne yaptığı düzeltme başvurusunun reddi üzerine Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na yaptığı şikayet başvurusunun reddine ilişkin 18/04/2019 tarih ve E.35687 sayılı işlemin iptali ve ödenen 13.145,77-TL.'nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın; dosya içeriğine göre davalı idarece 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu hükümleri uyarınca harcamalara katılım payı tahakkukunu gerektirir yeni bir hizmetin sunulmadığı, katılma payı tahakkuklarına sebep gösterilen hizmetlerin davacı şirket tarafından iskan ruhsatı için müracaat tarihinden çok daha önceki tarihlerde tamamlanmış olduğu, diğer yandan, 2464 sayılı Kanun'un 87. ve 88. maddelerinde, su tesisleri ile kanalizasyon harcamalarına katılım paylarının hizmetten faydalanan gayrimenkul sahiplerinden alınacağı hükme bağlandığından müteahhit olan davacıdan katılım payı alınmasının, "mükellefiyette hata" kapsamında bulunduğu, iskan ruhsat görüş belgesi ücreti yönünden ise, 2560 sayılı İSKİ Kanunu'nun 23. maddesinde, su satışı, kanalizasyon tesisi bulunan yerlerdeki kullanılmış suların uzaklaştırılması ve septik çukurların boşaltılması giderleri için tarifeler yapılacağının belirtildiği, bu maddede kanal ve alt yapı tesislerine ilişkin yatırımlara katılma payından söz edilmediği gibi iskan ruhsatına esas iskan ruhsat görüş belgesi bedeli adı altında bir bedele de yer verilmediği, ayrıca, davacının talebi üzerine belediyece herhangi bir hizmet sunumunda bulunulmadığı ve iskan ruhsat görüş belgesi bedelinin imar ile ilgili harçları düzenleyen 2464 sayılı Kanun'un 80. maddesine konu edilmediği dikkate alındığında, davacıdan iskan ruhsat görüş belgesi bedeli alınmasının "mevzuda hata" kapsamında olduğu, bu nedenle, davacı şirketin şikayet başvurusunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmediği ve haksız yere alınan tutarların, Danıştay'ın yerleşik hale gelen içtihatlarıyla kabul edilen ve bu husustaki genel hükümleri içeren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanun'da öngörülen oranda faiz uygulanarak davacı şirkete iadesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü, dava konusu işlemin iptali ve davacıdan tahsil edilen 13.145,77-TL.'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesi yolunda verilen Antalya 1. Vergi Mahkemesi'nin 28/02/2020 gün ve E:2019/361; K:2020/185 sayılı kararının; davalı idare tarafından, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 26/09/2016 tarih ve E2016/94; K:2016/382 sayılı kararı uyarınca dava adli yargı yerinde görülmesi gerektiğinden davanın usul yönünden reddi gerektiği, davanın süresinde açılmadığı, dava konusu işlem bağımsız müstakil bütçeli bir tüzel kişilik olan Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından tesis edildiğinden davanın tarafının belediyelerinin olmadığı; davalı idare yanında davaya katılan tarafından ise, Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü 2560 sayılı Kanun'a göre kurulmuş müstakil bütçeli bir kurum olduğundan hasım mevkiine alınması gerektiği, davacının şikayet başvurusunu da bu kuruma yapması gerektiğinden Büyükşehir Belediyesi'ne üst kurum gibi şikayet başvuru yapılmasının 213 sayılı Kanun'a uygun olmadığı, adli yargının görevli olduğuna yönelik itirazları hakkında bir karar alınmadığı ve Uyuşmazlık Mahkemesi'nin birçok kararına göre davanın adli yargı yerinde görülmesi gerektiği, Mahkeme kararının aksine yeni tesis yapılması ve ıslah çalışmalarının mevcut olduğu ve bu hizmetlerden müteahhit konumundaki davacının da yararlandığı, iskan ruhsat görüş belgesinin de su ve kanalizasyon hatlarında yapılan kontrol neticesinde düzenlenen belge karşılığında alınan bir ücret olduğu ve vergi olarak nitelendirilemeyeceği ileri sürülerek, kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Yasal dayanaktan yoksun olan davalı istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır. Müdahilin istinaf dilekçesine cevap verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesince, duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek dava dosyası incelendi ve işin gereği görüşüldü;
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun “Harcamalara Katılma Payları” başlıklı üçüncü kısmının 87. maddesinde “Kanalizasyon Harcamalarına Katılma Payı”, 88. maddesinde de “Su Tesisleri Harcamalarına Katılma Payı” düzenlenmiş; devamı maddelerde ise, payların hesaplanma ve tahakkuk şekilleri, tahakkuk zamanı ve ilanı ile tahsil şekilleri detaylı olarak düzenlenmiştir. Yasanın 94. maddesinde, harcamalara katılma paylarının uygulanmasına ilişkin usûl ve esasların Maliye, Bayındırlık ve İmar ve İskan Bakanlıklarının görüşü alınarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikte belirtileceği ifade edilmiş; buna ilişkin olarak da, 01/07/1981 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere İçişleri Bakanlığınca "2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun Harcamalara Katılma Payları İle İlgili Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik" çıkarılmıştır.
03/07/2005 gün ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun ‘’Belediyenin Yetkileri ve İmtiyazları’’ başlıklı 15. maddesinin (d) bendinde, özel kanunları gereğince belediyeye ait vergi, resim, harç, katkı ve katılma paylarının tarh, tahakkuk ve tahsilini yapmak; vergi, resim ve harç dışındaki özel hukuk hükümlerine göre tahsili gereken doğal gaz, su, atık su ve hizmet karşılığı alacakların tahsilini yapmak veya yaptırmak belediyenin yetki ve imtiyazları arasında sayılmış öte yandan, 20.11.1981 tarih ve 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’un 1. maddesi ile, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmek üzere İstanbul Büyükşehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluş olarak İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü kurulmuştur.
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Görev ve Yetkiler" kenar başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", (d) bendinde ise, "su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak," görevleri İSKİ'nin görev ve yetkileri arasında gösterilmiş, 9. maddesinin (k) bendinde, Genel Müdürlükçe hazırlanan su satışı ve kullanılmış suların boşaltılmasına ilişkin tarifeleri tespit ederek Genel Kurulun onayına sunmanın yönetim kurulunun görevlerinden olduğu, 13. maddesinde, Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca su ve kanalizasyon tesislerinden yararlananlardan ilgili belediye adına alınacak katılma paylarının yanı sıra, su satışı ve kullanılmış suların uzaklaştırılmasına karşılık, tarifesine göre abonelerden alınacak ücretlerin de İSKİ’nin gelirleri arasında sayıldığı, 23. maddesinde, su satışı, kanalizasyon tesisi bulunan yerlerdeki kullanılmış suların uzaklaştırılması, septik çukurların boşaltılması giderleri için ayrı tarifeler yapılacağı, bu tarifelerin tespitinde, yönetim ve işletme giderleri ile amortismanları doğrudan gider yazılan (aktifleştirilmeyen) yenileme, ıslah ve tevsi masrafları ve bir kâr oranının esas alınacağı, tarifelerin tespiti ile tahsilatla ilgili usul ve esasların bir yönetmelik ile belirleneceği düzenlenmiştir. Kanunun Ek 5. maddesinde ise, "Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanır." hükmüne yer verilmek suretiyle, söz konusu Kanunun hükümlerinin tüm büyükşehir belediyelerinde geçerli olacağı vurgulanmıştır.
Anılan Yasa'nın 23. maddesindeki yetkiye istinaden yayımlanan İSKİ Genel Müdürlüğü Tarifeler Yönetmeliği'nin 1. maddesinde, Yönetmeliğin amacının; Yasa'nın 23. madde hükmü gereği su satışı ve kullanılmış suların uzaklaştırılması ile ilgili tarifelerin hangi kriterlere göre tespit edileceğini ve bu şekilde tespit edilen bedellerin hangi usul ve esaslara göre tahsil edileceğini belirlemek olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan; atıksu altyapı tesisleri ile evsel katı atık bertaraf tesislerinin kurulması, bakımı, onarımı, işletilmesi, kapatılması ve izlenmesi, bu tesislerle ilgili olarak verilen tüm hizmetleri karşılayabilecek tam maliyet esaslı tarifelerin; atıksu altyapı yönetimleri, büyükşehir belediyeleri ve belediyeler tarafından belirlenmesi, ayarlanması ve uygulanması yoluyla çevresel altyapı hizmetlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla hazırlanan ve Resmi Gazete'nin 27/10/2010 tarih ve 27742 sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren "Atıksu Altyapı ve Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, Yönetmeliğin uygulanmasında abone kavramının "su ve atıksu ve katı atık hizmetlerinden faydalanan ve/veya faydalanacak gerçek veya tüzel kişiyi" ifade ettiği; "Abonelik" kenar başlıklı 10. maddesinde ise "atıksu altyapı yönetimlerinin hizmet vermekle yükümlü olduğu tüm gerçek ve tüzel kişilerin abone olmasının zorunlu olduğu" hükme bağlanmıştır.
Son olarak, 2560 sayılı İSKİ Kanununun 23, Ek-5 ve Geçici 10 uncu maddelerine dayanılarak Antalya Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde, su satışı, kanalizasyon tesisi bulunan yerlerdeki kullanılmış suların uzaklaştırılması, arıtılması ile bu işlemlere ilişkin hizmetlerle ilgili tarifelerin hangi esaslara göre tespit edileceğini ve uygulanacağını belirlemek amacıyla hazırlanan Antalya Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Tarifeler Yönetmeliği'nin "Kapsam" kenar başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, bu yönetmeliğin, Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü'nün görev ve yetki alanı içerisinde kalan abonelere götürdüğü her türlü hizmetin bedeli, teminat ve yaptırımları ile bunların tahakkuk ve tahsiline ilişkin usul ve esasları kapsayacağı belirlenmiştir.
Belediyece alınacak bedelin harcamalara katılma payı olarak vergi benzeri mali bir yüküm olabilmesi için, kamu hizmeti karşılığı olarak ve kamu gücüne dayanılarak, tek taraflı iradeyle salınıp alınmalarının yanı sıra, yasa ile düzenlenmesi gerekmektedir. Yukarıda anılan Belediye Gelirleri Kanunu hükümlerine göre, harcamalara katılma payından bahsedebilmek için “Kanalizasyon Harcamalarına Katılma Payı”nda, (a) yeni bir kanalizasyon tesisi yapılması, (b) mevcut tesislerin sıhhi ve fenni şartlara göre ıslah edilmesi; “Su Tesisleri Harcamalarına Katılma Payı” için ise, (a) yeni bir içmesuyu şebeke tesisi yapılması, (b) mevcut şebeke tesislerinin tevsii ve ıslahı gerekmektedir. Görüleceği üzere söz konusu paylar, kanunla ve anılan hizmetler karşılığı olarak belirlenmiştir. Kanun, bununla da yetinmeyip payların hesaplanma şekliyle birlikte, tahakkuk ve tahsil şekillerini de açıkça belirtmiş, çeşitli usûl ve esasları da ilgili Bakanlıkça çıkarılan bir Yönetmelikle belirlemiştir.
İhtilaf konusu olayda, 2464 sayılı Yasa'nın açıkça öngördüğü şekliyle bir kanalizasyon veya içmesuyu şebeke tesisi yapılması, yahut varolan bu tesislerin tevsi ve ıslahı durumu bulunmadığı, katılma payı ve iskân ruhsat görüş belgesi ücreti adı altındaki tahsilatın abonelik işlemlerinin gerçekleştirilebilmesini teminen, başka bir ifadeyle, varolan su ve kanalizasyon tesislerinin inşa olunan konutlarda kullanıma açılması için yapıldığı, dolayısıyla Belediye Gelirleri Kanunu'nda belirtilen türden bir yatırım ve harcama bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Su abonesi olmayan kişi hakkında İSKİ Tarifeler Yönetmeliği hükümlerine göre tahakkuk ettirilen atık su bedeline ilişkin faturanın iptali istemiyle açılan bir davada; İstanbul 3. Vergi Mahkemesi’nce, dava konusu bedelin vergi, resim, harç benzeri mali yüküm olduğu kabul edilmek suretiyle işin esası hakkında verilen kararı temyizen incelemekte olan Danıştay Dokuzuncu Dairesi tarafından, iş yerinde yer altı suyunun kullanılması nedeniyle İSKİ tarafından istenen atık su bedelinin vergi, resim, harç benzeri mali yükümlülük olmayıp, akdi nitelik taşıdığı kanaatine varıldığından bahisle temyiz incelemesi ertelenerek, 2247 sayılı Yasa’nın 20. maddesine göre görevli yargı yerinin belirlenmesi için başvuruda bulunulması üzerine, Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü, 26.11.1991 tarih ve 21063 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14.10.1991 gün ve E:1991/29, K:1991/29 sayılı kararı ile, gerek 2560 sayılı Yasa’nın 23. maddesi gerekse buna dayanılarak çıkarılan İSKİ Tarifeler Yönetmeliği’nin 5,16 ve 17. maddelerinde, İSKİ’ye ait kanalizasyonu kullananlardan atık su bedelinin tarifeye göre alınacağının açıkça belirtildiği ve bunun taraflar arasında bir sözleşmeye dayandırılacağının hükme bağlandığı, buyurucu nitelikteki bu hükmün sözleşme yapılmaksızın atık su üretenleri de sözleşme yapmakla yükümlü kıldığı, bu hükme uymayanların sözleşme yapma durumunda olmaları nedeniyle atık su bedeli ödemekten kaçınmalarına olanak bulunmadığı, sözleşmeden kaçınmanın söz konusu bedelin ödenmesinden kurtulma sonucunu doğurmayacağı ve bunların da sözleşmeli sayılmalarının gerektiği, öte yandan Yasa ve Yönetmelik ile öngörülen usul ve esaslara göre İSKİ tarafından düzenlenen tarifelerle tespit edilen atık su bedelinin Anayasa’nın 73. maddesinde öngörüldüğü biçimde kanunla konulan vergi, resim, harç ve benzeri bir mali yükümlülük olduğundan söz edilemeyeceği, bu itibarla, atık su bedeli, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülük olmayıp, özel hukuk alanındaki alacak-borç ilişkisini içeren abonman sözleşmesine dayalı ve idarece düzenlenen bir tarife uyarınca alınan bir bedel olduğundan, bu konuyla ilgili anlaşmazlığın çözümünün adli yargının görevine girdiği gerekçesiyle ve Anayasa Mahkemesi’nin 14.2.1991 gün ve E:1990/18, K:1991/4 sayılı kararında yazılı gerekçede de bu görüşün kabul edildiğinden bahisle, Danıştay Dokuzuncu Dairesi’nce yapılan başvurunun kabulü ile uyuşmazlık konusu davanın adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğine karar vermiştir.
Nitekim ASAT tarafından yeni inşa edilen taşınmazlardan kanalizasyon katılım payı ve iskân ruhsat görüş belgesi ücreti adı altında tahsil edilen bedellerin iadesi istemiyle açılan davalarda olayın Uyuşmazlık Mahkemesine intikali sonucunda anılan Mahkemece verilen kararlarda, ASAT'ın kişilere sağladığı hizmete ilişkin işlemlerin yargısal denetimini yapacak yargı düzenini belirleyebilmek için işlemin özel hukuk ilişkisinden veya kamusal yetkilerin kullanılmasından doğup doğmadığına bakmak gerektiği, kanalizasyon tesisi işlemi bir kamu hizmeti niteliğini taşımakta ise de ASAT'ın bu hizmeti yasal düzenlemeler ve sözleşme hükümleri çerçevesinde özel hukuk kurallarına göre yürütmek durumunda olduğu, ASAT ile abone arasında yapılacak sözleşmenin tip sözleşme görünümünde olduğu, hizmetten yararlananların, sözleşmeyi idareyle birlikte düzenlemek yerine sözleşmeye katılımının söz konusu olduğu, ancak bu durumun idare ile kişi arasında kurulan özel hukuk ilişkisini kamu hukuku ilişkisine dönüştürmeyeceği ifade edilmektedir.
Yukarıda yer verilen Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere, vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin kamu hizmeti karşılığında, kamu gücüne dayanılarak, tek taraflı yükletilmeleri ve yasayla konulmaları gerekliliği göz önünde bulundurulduğunda, ihtilaf konusu olayda; vergi ve benzeri mali yükümlülükten, yahut buna ilişkin tarife veya ücretten, başka bir ifadeyle Belediye Gelirleri Kanunu'nda tanımını bulan neviden bir yatırım harcamasından veya hizmet karşılığından değil, yukarıda da açıklandığı şekliyle yeni inşa edilen binanın kullanılmış sularının uzaklaştırılması için yararlanacağı mevcut kanalizasyon tesisine katılımını teminen kurulması gereken bir akdi ilişkiden kaynaklandığı sonucuna varıldığından, uyuşmazlığın çözümünün adli yargının görevinde olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı tarafından katma değer vergisi dahil ödenen su ve kanalizasyon tesisleri harcamalarına katılım payının ve iskân ruhsat görüş belgesi ücretinin yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davanın yukarıda açıklanan gerekçelerle görüm ve çözüm yerinin adli yargı mercii olması nedeniyle, davanın görev yönünden reddedilmesi gerekirken, işin esası hakkında hüküm kuran Vergi Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı ve müdahil tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, Antalya 1. Vergi Mahkemesi'nin 28/02/2020 gün ve E:2019/361; K:2020/185 sayılı kararının kaldırılmasına, kaldırma kararı gözetilerek yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının mahkemesine iadesine, yargılama giderleri nihai hüküm verilirken Mahkemesince dikkate alınacağından bu konuda ayrıca hüküm tesisine gerek olmadığına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/5. maddesi uyarınca kesin olmak üzere, 08/10/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun “Harcamalara Katılma Payları” başlıklı üçüncü kısmının 87. maddesinde “Kanalizasyon Harcamalarına Katılma Payı”, 88. maddesinde de “Su Tesisleri Harcamalarına Katılma Payı” düzenlenmiş; devamı maddelerde ise, payların hesaplanma ve tahakkuk şekilleri, tahakkuk zamanı ve ilanı ile tahsil şekilleri detaylı olarak düzenlenmiş olup, davalı idarenin söz konusu kurallara riayet ederek mükellefler adına tahakkuk ettirmediği ve tahsil etmediği katılma paylarını farklı bir hukuki zeminde tahsil etmesi katılma paylarının hukuki niteliğini değiştirmeyeceğinden ve davacı tarafından, vergi, resim ve harçlar için öngörülen 213 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan düzeltme ve şikayet başvurularının reddi üzerine bu işleme karşı dava açıldığından, katılım payına, iskan ruhsat görüş belgesi ücretine ve katma değer vergilerine ilişkin uyuşmazlığın çözümünde vergi mahkemesinin görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 116. maddesinde; "Vergi hatası, vergiye mütaallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır." hükmüne yer verildikten sonra; 117. ve 118. maddelerde vergi hataları; hesap hataları (matrahta hata, vergi miktarında hata, verginin mükerrer olması) ve vergilendirme hataları (yükümlü kişide hata, yükümlülükte hata, mevzuda hata, vergilendirmede ve muafiyet döneminde hata) olarak sayılmıştır.
213 sayılı Kanun'da yer alan düzeltme yolu, vergiye ilişkin hesaplardan matrah ve miktar hatası bulunması, yahut mükerrer vergi istenmesi şeklinde, vergilendirmede ise mükellefin şahsında, mükellefiyette, verginin mevzusunda ve döneminde yapılmış hataların varlığı halinde izlenebilecek bir idari başvuru yolu olup, vergi yükümlülerince vergilendirmeye ilişkin bir olayın düzeltme yargı önüne getirilebilmesi ve vergi hatasının varlığından söz edilebilmesi için, hukuksal sorun olarak çözümlenmesi gerekmeyen açık ve mutlak bir hata bulunduğunun belirlenmesi gerekmektedir.
Olayda, uyuşmazlığın çözümü, davalı tarafça yeni kanalizasyon ve içme suyu tesisleri yapılıp yapılmadığının veya yönetmelikle belirlenen ilkelere göre su ve kanalizasyon katılım payı isteme hakkı bulunup bulunmadığının saptanmasına, katılım payının hesaplanma şeklinin ve taşınmazların hukuki nitelemesinin yapılmasına, söz konusu hususların ise, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun ilgili maddeleri ile bu kanunun harcamalara katılma payı ile ilgili hükümlerinin uygulanmasına ilişkin yönetmelikte yer alan hükümlerin değerlendirilmesine ve yorumlanmasına bağlı bulunmaktadır.
Bu durumda, uyuşmazlık hukuki tartışmaya meydan bırakmayacak şekilde nitelendirilebilecek açık bir vergi hatası kapsamında olmayıp, hukuki bir sorun niteliğinde olduğundan, diğer bir ifadeyle, uyuşmazlığın çözümü maddi olayların ve mevzuatın değerlendirilmesini ve yorumunu gerektirmesi nedeniyle, uyuşmazlığın, düzeltme ve şikayet kapsamında değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşıldığından, davanın kabulü yolunda verilen Mahkeme kararında yasal isabet bulunmadığı ve Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle oyçokluğuyla verilen karara katılmıyorum. (¤¤)