(3194 S. K. m. 32, 42) (5237 S. K. m. 66, 184) (5326 S. K. m. 20) (ANY. MAH. 17.04.2008 T. 2005/5 E. 2008/93 K.)
İSTEMİN ÖZETİ: …….. adresinde bulunan ve tapunun 2159 sayılı parselinde kayıtlı olan taşınmazda ruhsatsız yapılar inşa edildiğinden bahisle davacıya 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca 26.016,45-TL para cezası verilmesine ilişkin Bornova Belediye Encümeni’nin 21.10.2015 tarih ve 42-2137 sayılı kararı ile ruhsatsız yapıların yasal süre içerisinde ruhsata bağlanmaması veya yıkılarak imara aykırılıklarının giderilmemesi nedeniyle aynı Yasanın 32. maddesi uyarınca söz konusu ruhsatsız yapıların yıktırılmasına ilişkin Bornova Belediye Encümeni’nin 25.11.2015 tarih ve 48-2364 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemlerden, davacıya 26.016,45-TL para cezası verilmesine ilişkin işlemin iptaline, ruhsatsız yapının yıkımına yönelik işlem yönünden ise davanın reddine ilişkin İzmir 6. İdare Mahkemesi'nce verilen 22/12/2016 gün ve E:2016/237, K:2016/1413 sayılı kararın; davalı idare tarafından; yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkemece verilen kararın iptale ilişkin kısmının kaldırılması, davanın tümden reddine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi 4. İdare Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
Dava, ……. adresinde bulunan ve tapunun 2159 sayılı parselinde kayıtlı olan taşınmazda ruhsatsız yapılar inşa edildiğinden bahisle davacıya 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca 26.016,45-TL para cezası verilmesine ilişkin Bornova Belediye Encümeni’nin 21.10.2015 tarih ve 42-2137 sayılı kararı ile ruhsatsız yapıların yasal süre içerisinde ruhsata bağlanmaması veya yıkılarak imara aykırılıklarının giderilmemesi nedeniyle aynı Yasanın 32. maddesi uyarınca söz konusu ruhsatsız yapıların yıktırılmasına ilişkin Bornova Belediye Encümeni’nin 25.11.2015 tarih ve 48-2364 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
İzmir 6. İdare Mahkemesince; dava konusu parselde kayıtlı olan taşınmazda ruhsatsız zemin (109,70 m2) ve 1.kat (iskan halinde) bina inşa edildiği hususunun 21.8.2015 tarih ve 34516 kayıt nolu Yapı Tatil Tutanağı ile tespit edilmesi üzerine davacıya Bornova Belediye Encümeni'nin 21.10.2015 tarihli ve 42-2137 sayılı kararıyla 26.016,45-TL para cezası verildiği ve yasal süresi içerisinde yapının ruhsata uygun hale getirilmemiş olması veya yıkılarak imara aykırılığın giderilmemesi nedeniyle 25.11.2015 tarihli ve 48-2364 sayılı Encümen kararıyla da yapının yıktırılmasına karar verildiği, ayrıca davacı hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184/1. maddesinde düzenlenen "imar kirliliğine neden olma" suçundan dolayı ceza davası açıldığı ve yapılan yargılama sonucunda, yerinde yapılan keşfe ve bilirkişi inceleme raporuna dayanılarak; "...2002 yılında çekilen uydu fotoğraflarında 1. Kattaki meskenin kaba inşaat seviyesinde görülüyor olduğunun, yine zemin katta takılı bulunan doğramaların 1999/2 ve 203/2 dönem imar tarihli 1. Kat meskende bulunan doğramaların ise 2004/1. Dönem imar tarihli olduğu belirtilmiş olması nedeniyle yapı tatil zaptında belirtilen zemin + 1. Kattan ibaret meskenin kanun maddesinin yürürlüğe girdiği 12.10.2004 tarihinden önce yapıldığı anlaşılmakla sanığın beraatine..." karar verildiğinin anlaşıldığı, dava konusu, ruhsatsız yapının yıkımına ilişkin 25.11.2015 tarih ve 48-2364 sayılı Bornova Belediye Encümeni kararının iptali istemi yönünden; ruhsatsız olarak yapılan yapıların, tespit tarihinde yapının sahibi olan kimse tarafından, kendisine tanınan yasal süre içerisinde ruhsata bağlanması veya yıkılması gerektiği, ruhsata bağlanmaması veya yıkılmaması halinde ise yapının ilgili idare tarafından yıktırılacağı, yıkım masraflarının yapı sahibinden tahsil edileceği; diğer taraftan, ruhsatsız yapıların yıktırılması açısından, ruhsatsız yapının kim tarafından ve ne zaman yapıldığının önem arz etmediği, bir başka ifadeyle, 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesinin uygulanmasında suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin uygulama alanı bulmayacağının açık olduğu, zira 32. madde hükmüyle, ruhsatsız yapıların imar mevzuatına uygun hale getirilmesinin amaçlandığı, davalı idarece, dava konusu taşınmazda inşa edilen ruhsatsız yapılara ilişkin 21.8.2015 tarihli Yapı Tatil Tutanağının düzenlenmesiyle ve bir nüshasının da yapıya asılmasıyla başlayan bir aylık yasal sürenin sonunda, 3194 sayılı Yasanın 32.maddesi hükmünde belirtilen, yapının ruhsata bağlanması veya yıkılması mükellefiyetinin yerine getirilmediği görüldüğünden, yıkıma ilişkin dava konusu Encümen kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu, davacıya 26.016,45-TL para cezası verilmesine ilişkin 21.10.2015 tarih ve 42-2137 sayılı Bornova Belediye Encümeni kararının iptali istemine gelince; 3194 sayılı İmar Kanununun 42/2. maddesinde ise, 32.maddesinin aksine; ruhsata aykırı yapı yapma fiili cezalandırılmakta olup, bu madde uyarınca verilecek para cezalarında cezaların şahsiliği ilkesinin ve zamanaşımı müessesesinin (yapının yapıldığı tarih itibarıyla) uygulama alanı bulacağının açık olduğu, dosyaya sunulan ve dava konusu taşınmaza ilişkin olarak İzmir 21.Asliye Ceza Mahkemesi'nce yaptırılan bilirkişi incelemesine ait raporda özetle; "2002 yılında çekilen uydu fotoğraflarında 1. Kattaki meskenin kaba inşaat seviyesinde görüldüğü, yine zemin katta takılı bulunan doğramaların 1999/2 ve 2003/2 dönem imal tarihli 1. Kat meskende bulunan doğramaların ise 2004/1. dönem imar tarihli olduğu, yapı tatil zaptında belirtilen zemin + 1. Kattan ibaret meskenin 12.10.2004 tarihinden önce yapılmış olduğu..." denildiği, bunun yanında, her ne kadar davacı tarafından aykırılıkların kendisi tarafından değil de babası tarafından yapıldığı, bu nedenle suç ve cezalarda şahsilik ilkesi uyarınca kendisine para cezası verilmeyeceği iddia edilmekte ise de, taşınmazın, tapuda davacı adına 7.7.2013 tarihinde kaydedildiği ve imalatların ne zaman yapıldığı hususunun da bilirkişi tarafından tam olarak tespit edilemediği görüldüğünden, cezaların şahsiliği ilkesinin, para cezasına konu işlem yönünden olayda uygulama alanı bulamayacağı; buna karşın, zemin kat + 1.kattan ibaret taşınmazın, 21.8.2015 tarihli yapı tatil tutanağında belirtilen hali ile 12.10.2004 tarihinden önce mevcut olduğu anlaşıldığından, para cezasına ilişkin işlemin, zamanaşımı hükümleri yönünden irdelenmesi gerektiği, 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinde, karşılığında idari para cezası yaptırımı öngörülmüş olan ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapı yapma fiili, aynı zamanda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184. maddesinde imar kirliliğine neden olma suçu olarak düzenlenmiş ve bu fiil için bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmüş ise de; olayda, ruhsatsız bina yapma fiilinin işlendiği tarih itibarıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu yürürlükte olmadığından, diğer bir ifadeyle, anılan tarihte ruhsatsız bina yapma fiili "imar kirliliğine neden olmak" suçunu oluşturmadığından, Kabahatler Kanunu'nun 20.maddesindeki "kabahati oluşturan fiilin aynı zamanda suç oluşturması halinde suça ilişkin dava zamanaşımı hükümlerinin uygulanacağı" hükmünün uygulanmasına imkan bulunmamakta olup, bu durumda, aynı Kanun maddesinde düzenlenen nispi idari para cezalarına ilişkin 8 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasının gerekeceği, bu durumda fiilin tamamlandığı tarihten itibaren 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolmasından sonra, 3194 sayılı Kanun'un 42/2. maddesi uyarınca para cezası verilmesine hukuken olanak bulunmadığından, davacıya 26.016,45-TL para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemlerden, davacıya 26.016,45-TL para cezası verilmesine ilişkin işlemin iptaline, ruhsatsız yapının yıkımına yönelik işlem yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı idare; 2015 yılında ruhsatsız yapıda tadilata devam eden (pencere açma gibi) davacı yan açısından henüz suça konu eylem tamamlanmış olduğundan zamanaşımı hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı ileri sürülerek, istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkemece verilen kararın iptale ilişkin kısmının kaldırılması, davanın tümden reddine karar verilmesini istemektedir.
5236 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 20. maddesinde; "Soruşturma zamanaşımının dolması halinde kabahatten dolayı kişi hakkında idari para cezasına karar verilemez. Nispi idari para cezasını gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Zamanaşımı süresi, kabahate ilişkin tanımdaki fiilin işlenmesiyle veya neticenin gerçekleşmesiyle işlemeye başlar. Kabahati oluşturan fiilin aynı zamanda suç oluşturması halinde suça ilişkin dava zamanaşımı hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184. maddesinde imar kirliliğine neden olma suçu düzenlenmiş, maddenin 1. fıkrasında; "Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." kuralı yer almış, Kanun'un 66. maddesinin 1/e bendinde; Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımının sekiz yıl geçmesiyle düşeceği, aynı maddenin 6. bendinde ise; zamanaşımının, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs hâlinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlayacağı hükme bağlanmıştır.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinde; "Bu maddede belirtilen ve imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihten itibaren on iş günü içinde ilgili idare encümenince sorumlular hakkında, üstlenilen her bir sorumluluk için ayrı ayrı olarak bu maddede belirtilen idari müeyyideler uygulanır. " düzenlemesi yer almıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; ruhsat alınmadan veya ruhsata aykırı olarak yapı yapılması fiilinin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184. maddesinde düzenlenen imar kirliliğine neden olma suçunu oluşturduğu, 5236 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca, kabahati oluşturan fiilin aynı zamanda suç oluşturması halinde suça ilişkin dava zamanaşımı hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu nedenle ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak yapı yapılması halinde Kabahatler Kanunu'nun zamanaşımına ilişkin hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin 6. bendinde; dava zamanaşımının, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, kesintisiz suçlarda ise kesintinin gerçekleştiği günden itibaren işlemeye başlayacağı, 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinde; "imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihten itibaren maddede yer alan idari müeyyidelerin uygulanacağı" şeklinde bir düzenlemeye yer verilerek, imar mevzuatına aykırılıkların süregelen niteliği gözetilerek idari müeyyidelerin uygulama süreci, imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tesbit edildiği tarihten itibaren başlayan bir süreç olarak kabul edilmek suretiyle, usul ve esasların belirlendiği, bu nedenle; imar mevzuatına aykırılıkların süregelen niteliği dikkate alındığında, imar kirliliğine neden olma suçunun kesintisiz suç niteliği taşıdığı, idarenin tespiti ile kesintinin gerçekleştiği, imara aykırılık hallerinde idarece yapılan bir tespit bulunmadan zamanaşımı hükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesinin 1. fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 17/04/2008 günlü, E:2005/5, K:2008/93 sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine, 17/12/2009 günlü, 27435 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5940 sayılı Kanunun 2. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesi değiştirilmiş ve yeni Kanun hükmü ile, imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespiti halinde verilecek imar para cezasının belirlenmesinde ayrıntılı yeni ilke ve kurallar belirlenmiş olup; bu madde uyarınca para cezası verilebilmesi için, öncelikle yapının inşa edildiği malzeme ve tekniği, kullanım durumu gibi unsurlar dikkate alınarak, tür ve grubunun belirlenmesi, yapıda bulunan imara aykırı kısımların açık bir şekilde ortaya konulması, yapının imara aykırı toplam inşaat alanının kesin olarak hesaplanması, cezaya uygulanacak arttırım nedenlerinin bulunup bulunmadığının araştırılması ve temel cezanın belirlenmesine ilişkin veriler ile arttırım nedenlerinin uygulanmasına ilişkin verilerin yapı tatil tutanağında belirtilmesi gerekmektedir.
Böylece, tutanak tarihi itibariyle ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapı, idarenin bilgisine girdiğinden, yasada öngörülen sürecin tesbit ile birlikte işlemeye başlayacağı anlaşılmakta olup; para cezasına konu ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapının Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce veya sonra inşa edilmiş olması bir önem arz etmemektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar dikkate alındığında; ruhsata aykırı yapı yapıldığının 21.08.2015 günlü yapı tatil zaptı ile tespiti üzerine verilen para cezasında sekiz yıllık soruşturma zamanaşımı süresinin dolduğundan bahsedilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Buna göre, ruhsatsız olarak yapıldığı anlaşılan toplam 219.4 m² 3/A sınıfına giren imalatlar için temel para cezası hesaplanmasında (5.912,83-TL) ve belirlenen bu cezaya İmar Kanunu'nun 42.maddesi 2.fıkrası 5.alt bendinde, yapının uygulama imar planı bulunan bir alanda yapılmış olması nedeniyle % 20 (1.182,57-TL), 8.alt bendinde, yapının ruhsatsız olarak yapılmış olması nedeniyle %180 (10.643,09-TL) ve 12.alt bendinde, inşai faaliyetlerin bitmiş ve kullanılıyor olması nedeniyle %20 (1.182,57-TL) artırım uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan İmar Kanunu'nun 42.maddesi 2.fıkrası 4 ve 13 nolu alt bentlerinde belirtilen; "Mevcut haliyle veya öngörülen bir afet tehlikesi karşısında can ve mal emniyetini tehdit ediyor ise cezasının % 100'ü ve çevre ve görüntü kirliliğine sebebiyet veriyor ise cezanın %20'si" oranında artırımların olayda uygulanmasının dayanaklarının şüpheye yer bırakmayacak şekilde somut bilgi ve belgelerle (rapor, tutanak vb.) ortaya konulması gerekirken, davalı idarece bu artırımların neden uygulandığının hukuken kabul edilebilir bilgi ve belgelerle ortaya konulmaması nedeniyle bu bentlere isabet para cezası kısmında ise hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu durumda; dava konusu idari para cezasının, (5.912,83 + 1.182,57) 7.095,40-TL'lik kısmında hukuka uyarlık, bu kısım dışında kalan 18.921,05-TL'lik kısmında ise hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kısmen KABULÜ ile İzmir 6. İdare Mahkemesi'nce verilen 22/12/2016 gün ve E:2016/237, K:2016/1413 sayılı kararın idari para cezasına ilişkin 18.921,05-TL'lik kısmının KALDIRILMASINA, bu kısım hakkında davanın REDDİNE, idari para cezasının 7.095,40-TL'ye ilişkin kısmına yapılan istinaf başvurusunun yukarda açıklanan gerekçe ile REDDİNE, davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 117,10-TL yargılama giderlerinin takdiren 110,00-TL'lik kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 17,10-TL'lik kısmının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davalı idare tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 118,70 TL yargılama giderinin takdiren 18,70-TL'sinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, 100,00-TL'si ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Uyarınca 990,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 990,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, yatırılan posta gideri avanslarından artan miktarların Mahkemesince HMK'nun 333. maddesi uyarınca aidiyetlerine göre yatıranla geri verilmesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın ait olduğu Mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Yasa'nın 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, Danıştay'a temyiz yolu KAPALI ve KESİN OLMAK üzere, 25/05/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)