(213 S. K. m. 20, 25, 39, 113, 114, 138) (ANY. MAH. 15.10.2009 T. 2006/124 E. 2009/146 K.)
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından adına düzenlenen 2010, 2011 yıllarına ilişkin sahte belge kullanma yönünden tespitleri içeren 06/01/2016 tarih ve 2016-A-1365/4 sayılı Vergi Tekniği Raporunun done alındığı takdir komisyonu kararına istinaden tarh edilen 12/2010 dönemine ilişkin vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. Malatya Vergi Mahkemesi'nin 31/05/2017 gün ve E:2016/562, K:2017/245 sayılı kararıyla; tarhiyata konu faturaları düzenleyen ……. Petrol Ürünleri İnş. Nak. G. Tem. Trz. Tic. Ltd. Şti. hakkındaki tespitlerin değerlendirilmesi sonucunda söz konusu faturaların sahte oldukları sonucuna varıldığından sahte faturalarda yazılı vergilerin indirimi yoluyla yapılan dava konusu cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddime karar verilmiştir. Davacı şirket tarafından; defter ve belgeler incelenmeden re'sen tarhiyat yapılamayacağı ileri sürülerek, kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce gereği görüşüldü:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 138.maddesinde, incelemenin, neticesi alınmamış hesap dönemi de dahil olmak üzere, tarh zamanaşımı süresi sonuna kadar her zaman yapılabileceği kurala bağlanmıştır. Bu düzenlemeye göre incelemenin yapılabilmesi için tarh zamanaşımı süresinin geçmemiş olması gerekmektedir.
213 sayılı Kanun'un 113.maddesinde; süresinin geçmesi nedeniyle vergi alacağının kalkması olarak tanımlanan zamanaşımının, mükellefin bu hususta müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade edeceği düzenlemesine yer verilmiştir. Kanun'un 114.maddesi uyarınca, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl olarak ifade edilen tarh zamanaşımını durduran durum, matrah takdiri için takdir komisyona başvurulmasıdır. 114.maddenin ikinci fıkrasında yer alan, "Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması, zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı, mezkur komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam eder." şeklindeki ifade; Anayasa Mahkemesi'nin 15.10.2009 gün ve E:2006/124, K:2009/146 sayılı kararıyla iptal edilmiş, iptal kararı üzerine 6009 sayılı Kanunla, 114.maddenin ikinci fıkrası, "Ancak işlemeyen süre her hal ve takdirde bir yıldan fazla olamaz" ibaresinin eklenmesiyle yeniden düzenlenmiştir.
Anayasa Mahkemesinin; sözü edilen düzenlemenin, vergilemede; "belirlilik", "yasallık" "öngörülebilirlik", "keyfiliğe izin verilmemesi" ve "hukuk devleti" ilkelerine aykırı düştüğü gerekçesiyle verdiği iptal kararında; takdir komisyonuna başvuru yolunun, sırf zamanaşımını durdurmak amacıyla keyfi olarak kullanılmasının güvence sağlamayacağı ve vergi yükünü artırarak haksız sonuçlar doğmasına neden olabileceği hususuna da vurgu yapılmıştır.
213 sayılı Kanun'un 20.maddesinde verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarda gösterilen matrah ve oranlar üzerinden hesaplanarak miktarının belirlenmesi olarak tanımlanmış, 25 ilâ 39. maddelerinde tarh yöntemlerine ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Bu yöntemlerden birisi olan "re'sen tarh" usulünü düzenleyen 30.maddede, 21.1.1983 tarih ve 2791 sayılı Kanun değişikliğinden önce re'sen takdir yetkisi sadece takdir komisyonlarına ait bulunduğundan, vergi incelemesi sırasında re'sen takdiri gerektiren bir durumun tespiti halinde gerekli takdir işlemi takdir komisyonu tarafından yapılmakta iken 2791 sayılı Kanun değişikliğiyle re'sen vergi tarhının tanımı yeniden yapılarak, vergi inceleme elemanlarına da re'sen takdir yetkisi tanınmıştır. Yukarıda yer verilen 114.madde uyarınca takdir komisyonuna başvurma yetkisi ise sadece vergi dairesine aittir.
Vergi incelemesi, re'sen takdir yetkisi bulunan inceleme elemanı tarafından yürütülen bir mükellefin; sırf zamanaşımını durdurmak amacıyla, gerçek bir re'sen takdir nedeni saptanmaksızın, şeklen, takdire sevk sebeplerinden biri dayanak gösterilerek matrah takdiri için takdir komisyonuna sevk edilmesi, bu süre zarfında vergi inceleme raporu ve/veya vergi tekniği raporu düzenlenmesi; takdir komisyonunun haiz olduğu yetki uyarınca, inceleme elemanından bağımsız yürütmesi gereken inceleme ve araştırmalar sonucu elde edeceği verileri değerlendirmek yerine, sözü edilen raporlarda belirtilen miktarın aynısını matrah olarak takdir etmesi, 213 sayılı Kanun'un zamanaşımı ile incelemeye ilişkin düzenlemelerinin öngörülen amacına aykırı düştüğü gibi takdir komisyonuna başvuru yolunun zamanaşımı hükmünü aşmak amacıyla bir yöntem olarak kullanılması, Anayasa Mahkemesi kararında da işaret edildiği üzere ''yasallık'' ve ''hukuki güvenlik'' ilkeleriyle de bağdaşmamaktadır.
Olayda, 2010 vergilendirme dönemi matrahının tespiti için zamanaşımının dolmasına kısa süre kala 23.12.2015 tarihinde takdir komisyonuna sevk edilen davacı adına, 6.1.2016 tarihli vergi tekniği raporunu dayanak alan takdir komisyonunun 8.6.2016 tarihli kararı uyarınca tarhiyat yapılmış olup cezalı tarhiyatın esas itibarıyla, tanzim edilen rapora dayandığı açıktır. Matrah takdiri amacı dışında, zamanaşımını durdurma saikiyle takdir komisyonuna başvurulduğundan, ortada bir takdir komisyonu kararının bulunması, tarhiyatın, söz konusu rapora göre yapıldığı gerçeğini değiştirmemektedir.
Bu durumda, 2010 vergilendirme dönemi için beş yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra düzenlenen 6.1.2016 tarihli rapora dayanan vergi ve ceza ihbarnamelerinin 9.6.2016 tarihinde tebliğ edilmiş olması karşısında, Mahkemece davanın reddi yönünden verilen istinafa konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüne, Malatya Vergi Mahkemesi'nce verilen 31/05/2017 gün ve E: 2016/562, K: 2017/245 sayılı "davanın reddine" ilişkin kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne, dava konusu cezalı tarhiyatın kaldırılmasına, davacı tarafından ilk derece ve istinaf aşamalarında katlanılan aşağıda dökümü yapılan 260,20-TL yargılama giderleri ile A.A.Ü.T uyarınca takdir edilen 1.100,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta giderine karşılık yatırılmış olan avanstan artanın mahkemesince ilgilisine re'sen iadesine, kararın taraflara tebliğ edilmek üzere dosyası ile birlikte mahkemesine gönderilmesine, 26/12/2017 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
AZLIK OYU
213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca, yetkili makamlar tarafından istenilen matrah ve servet ile vergi kanunlarında yazılı fiyat, ücret veya sair matrah ve kıymetleri takdir etmek olduğu, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununda öngörülen indirim mekanizması, vergilendirme tekniği açısından, matrah takdirinden farklı olup mükelleflerin; gerek sahte fatura kullanmaları gerekse defter ve belgelerini ibraz etmemeleri gibi durumlarda, matrah takdirini gerektiren bir hususun bulunmaması nedeniyle, bu tür fiillerin, 3065 sayılı Kanunun 29 ve 34'üncü maddelerinde düzenlenen indirim mekanizması içinde değerlendirilmesi suretiyle, katma değer vergisi indirimleri yönünden yapılacak vergi incelemesi ile bir sonuca bağlanması gerektiği, bu gibi hallerde, mükelleflerin matrah takdiri için takdir komisyonlarına sevk edilmesi ve kendisine matrah, servet ve kıymet takdiri görevi verilmiş olan ve katma değer vergisi indirim reddi yetkisi bulunmayan takdir komisyonu kararı uyarınca cezalı tarhiyat yapılmasının mümkün olmadığı, olayda takdire done vergi tekniği raporu hazırlanmış ise de tarhiyatın yukarıda belirtildiği üzere yetkisi bulunmayan takdir komisyonu kararına istinaden yapıldığı, dolayısıyla dava konusu cezalı tarhiyatın bu yönden hukuka aykırı olduğu görüşüyle, çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum. (¤¤)