(1136 S. K. m. 5) (2577 S. K. m. 45)
İSTEMİN ÖZETİ: Avukat olan davacı tarafından, altı ay işten çıkarma cezası verilmesine ilişkin Adana Barosu Disiplin Kurulu'nun 07.11.2014 tarih ve 2012/7 E. 2014/50 K. sayılı kararının onanmasına yönelik Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu'nun 09.05.2015 tarih ve 2015/348 sayılı kararının ve aynı işleme Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü'nce verilen 05.06.2015 tarihli olurun iptali istemiyle açılan davada, disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle sahtecilik suçundan açılan ceza davası sonunda Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 08.04.2013 tarih ve Esas:2011/537, Karar:2013/174 sayılı kararı ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204/1 maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu sahtecilik suçunun ise Avukatlık Kanunu'nun 5/1-a maddesine göre avukatlığa engel suçlardan olduğu, sahtecilik eyleminde bulunduğu hususu mahkeme kararı ile sabit olan davacının, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5/a maddesi kapsamındaki fiili nedeniyle aynı Kanunun 135/4. maddesi gereğince takdiren 6 ay süreyle işten yasaklanmasına ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak Ankara 5. İdare Mahkemesi'nce verilen 28/01/2016 gün ve E: 2015/1873, K: 2016/326 sayılı kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
ADALET BAKANLIĞI
SAVUNMASININ ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, itiraz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
ADANA BAROSU BAŞKANLIĞININ
SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİNİN
SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesince 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin, geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan önceki hüküm gereği dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, avukat olan davacı tarafından, altı ay işten çıkarma cezası verilmesine ilişkin Adana Barosu Disiplin Kurulu'nun 07.11.2014 tarih ve 2012/7 E. 2014/50 K. Sayılı kararının onanmasına yönelik Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu'nun 09.05.2015 tarih ve 2015/348 sayılı kararının ve aynı işleme Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü'nce verilen 05.06.2015 tarihli olurun iptali istemiyle açılmıştır.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5. Maddesinin a bendinde, "Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı iki yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da Devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmak" avukatlığa kabule engel haller arasında sayılmış; devamında "Birinci fıkranın (a) bendinde sayılan yüz kızartıcı suçlardan biri ile hüküm giymiş olanların cezası ertelenmiş, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa da avukatlığa kabul edilmezler." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanunun 134. maddesinde, "Avukatlık onuruna, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarına uymayan eylem ve davranışlarda bulunanlarla, mesleki çalışmada görevlerini yapmayan veya görevinin gerektirdiği dürüstlüğe uygun şekilde davranmayanlar hakkında bu Kanunda yazılı disiplin cezaları uygulanır." ; 135. maddesinde, "Disiplin cezaları şunlardır: ... 4. İşten çıkarma, avukatın veya avukatlık ortaklığının üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere mesleki faaliyetlerinin yasaklanmasıdır. 5. Meslekten çıkarma; avukatlık ruhsatnamesinin geri alınarak avukatın adının baro levhasından silinmesi ve avukatlık unvanının kaldırılmasıdır. Avukatlık ortaklığı için de baro avukatlık ortaklığı sicilinden silinmesidir." hükmüne, 136. maddesinde, "Bu kanunun avukatların hak ve ödevleri ile ilgili altıncı kısmında yazılı esaslara uymayanlar hakkında ilk defasında en az kınama, tekrarında, davranışın ağırlığına göre, para veya işten çıkarma cezası ve 5. maddenin (a) bendinde yazılı bir suçtan kesin olarak hüküm giyme halinde meslekten çıkarma cezası uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı hakkında, alacaklı ...... vekili sıfatıyla, borçlular ...... ve ...... haklarında 24.409,32 TL alacağın tahsili amacıyla Adana 3. İcra Müdürlüğünün 2009/503 sayılı dosyası üzerinden 19.01.2009 tarihinde başlattığı takipte alacaklı ......'in kendisine başka bir dosya nedeniyle verdiği Adana 7. Noterliğince düzenlenen 06.02.2007 tarihli ve 2816 yevmiye sayılı vekaletnameyi kullanmak ve takibe konu 02.04.2008 düzenleme, 31.12.2008 ödeme tarihli, 24.000,00 TL meblağlı senedin lehtar kısmına bilgi ve talimatı olmaksızın vekili ......'in ismini yazmak suretiyle 13.03.2009 ile 25.01.2010 tarihleri arasında toplam 3.115,20 TL tahsil edip uhdesinde tuttuğundan bahisle başlatılan disiplin soruşturması sonunda davacının eyleminin sabit olduğu, eylemin niteliği ve ağırlığı dikkate alınarak 6 ay süre ile işten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacı tarafından, bu karara karşı yapılan itiraz üzerine Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunca aynı gerekçeyle, itirazın reddine ve söz konusu kararın onanmasına karar verildiği, bu kararın ise Adalet Bakanlığınca yapılan inceleme sonucunda uygun bulunduğu, bu işlemlere karşı açılan davada, Ankara 5. İdare Mahkemesince itiraza konu kararla davacı hakkında, disiplin kovuşturmasına konu eylemi nedeniyle sahtecilik suçundan açılan ceza davası sonunda Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 08.04.2013 tarih ve Esas:2011/537, Karar:2013/174 sayılı kararı ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204/1 maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, karara karşı davacı tarafından yapılan itirazın Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesince reddine karar verilmesi üzerine, 30.04.2013 tarihinde kesinleştiği, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının sanık hakkında hukuki sonuç doğurmayacağı hükme bağlanmış ise de, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının mahkemece bütün delillerin denetime imkan verecek şekilde toplanması, fiil ve faile bağlı olarak suç vasfının tayini ve bu vasıflandırmaya uygun bir şekilde mahkumiyet kararı verilerek yargılamanın bitirilmesi, ancak verilen mahkumiyet hükmünün açıklanmaması ve sanığın belirli bir denetim süresi içinde denetimli serbestliğe tabi tutulması anlamında bulunduğu, genel veya özel af niteliği taşımadığı ve verilen kararın itiraz kanun yolundan geçmek suretiyle kesinleştiği, böylece ortada şekli anlamda bir kesin hükmün bulunduğu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu sahtecilik suçunun ise Avukatlık Kanunu'nun 5/1-a maddesine göre avukatlığa engel suçlardan olduğu, sahtecilik eyleminde bulunduğu hususu mahkeme kararı ile sabit olan davacının, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5/a maddesi kapsamındaki fiili nedeniyle aynı Kanunun 135/4. maddesi gereğince takdiren 6 ay süreyle işten yasaklanmasına ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmekte ise de; uyuşmazlığın çözümü bakımından, öncelikle ceza mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kesin hüküm niteliği taşıyıp taşımadığı ve kesin delil olarak idari yargı mercileri için bağlayıcı olup olmadığı hususlarının irdelenmesi gerekmektedir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 3.6.2010 tarih ve E:2008/25343, K:2010/16169 sayılı kararında da belirtildiği üzere, kesin delil bulunan bir konuda, Mahkemece bu yönün doğruluğunun yeniden araştırılması ve inceleme konusu yapılması hukuken mümkün değildir. Kesin delil; tarafları ve hakimi bağlayan, bu tip delillerle kanıtlanan olayın hukuksal olarak doğru kabul edilmesi gereken delillerdir. Hakimin kesin delilleri takdir yetkisi yoktur. Bu biçimde ispatlanan hususu doğru kabul etmek zorundadır. Hukukumuzda kesin hüküm de kesin deliller arasında sayılmaktadır. Kesin hüküm, tüm yargısal organları da bağlar. Kesin hüküm bulunan hallerde, hiçbir mahkeme aynı konuyu yeniden inceleyip, farklı yönde yeni bir karar veremez. Bir mahkeme hükmünün kesin hüküm teşkil edebilmesi için şekli ve maddi anlamda kesin olması gerekmektedir. Şekli anlamda kesin hüküm, sözü edilen karara karşı artık bütün olağan yasa yollarının kapandığı anlamına gelir. Maddi anlamda kesin hüküm ise, dava konularının, dava nedenlerinin ve taraflarının aynı olması gerektiğini ifade etmektedir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ise, ceza mahkemesince verilebilecek hükümlerin sınırlı olarak sayıldığı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223. maddesinde yer almadığından, hüküm niteliği taşımamaktadır. Davanın esasını çözen bir hüküm niteliğinde olmayan hükmün açıklanması geri bırakılması kararları, lehe veya aleyhe bir sonuç da doğurmamaktadır. Bu husus, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.05.2011 tarih ve E:2011/4-61, K:2011/79 sayılı kararıyla da açıkça ortaya konulmuştur.
Dolayısıyla, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği durumlarda, ortada ceza hukuku anlamında kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığından, bu kararlar kesin delil olarak idari yargı mercilerini bağlamayacaktır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, davacı hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, kesin hüküm niteliğinde olmadığından ve davacının lehine veya aleyhine bir sonuç doğurmadığından; idare mahkemesince, ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak dava dosyasındaki bilgi, belge ve tanık ifadeleri çerçevesinde davacının isnat edilen eylemleri işleyip işlemediği ve bu eylemlerin disiplin suçu oluşturup oluşturmadığı hakkında inceleme yapılarak karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda
Açıklanan nedenlerle, Ankara 5. İdare Mahkemesi'nce verilen 28/01/2016 gün ve E:2015/1873, K:2016/326 sayılı karar sonucu itibariyle usul ve hukuka uygun olup bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, itiraz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen GEREKÇE İLE ONANMASINA, itiraz safhasındaki yargılama giderlerinin itiraz edenin üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan miktarın kararın kesinleşmesinden sonra itiraz edene iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içerisinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesine karar düzeltme yolu açık olmak üzere 01/11/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)