(4458 S. K. m. 24, 25, 26, 210, 211, 216, 242) (ANY. MAH. 22.05.2014 T. 2013/104 E. 2014/96 K.)
DAVA: Karar veren İstanbul Beşinci Vergi Dava Dairesince, dava dosyasındaki tüm bilgi ve belgeler ile davalı idarenin 15/12/2016 tarihli istinaf başvuru dilekçesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:
İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket adına tescilli 11.02.2015 tarih ve IM24847 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşya kapsamında ödenen 2.637,86 TL gümrük vergisi ve 13.307,67 TL katma değer vergisinin Gümrük Kanunu 211.maddesi gereğince iadesi talebinin reddine ilişkin karara vaki itirazının zımnen reddine dair işlemin iptali istemiyle açılan davanın; 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 216. maddesinin birinci cümlesinde yer alan ''yetkili idareler tarafından, gümrük vergileri ile bunların ödenmelerine bağlı olarak tahsil edilmiş gecikme faizinin veya gecikme zammının geri verilmesinde idarece faiz ödenmez'' hükmü, Anayasa Mahkemesinin 12.12.2014 tarih 29203 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan E:2013/104, K:2014/96 sayılı kararı iptal edildiği bu itibarla, vergilendirme hatası yapılarak haksız ve hukuka aykırı olarak davacıdan tahsil edilen vergilerin geri verme başvurusundan itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanuna göre hesaplanacak faiziyle birlikte davacıya iadesi gerektiği gerekçesiyle kabulüne ilişkin 24/11/2016 günlü E:2016/1298, K:2016/2472 sayılı İstanbul 3. Vergi Mahkemesi kararının; yöntem ve yasaya aykırılık taşıdığı davacının beyanı doğrultusunda tamamlanan gümrük işlemleri sonucunda tahsil edilen vergilerin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine dair işlemin hukuka ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği iddialarıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6545 sayılı Kanunun 19. Maddesi ile değişik 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla kaldırılmasına ve davanın reddi yolunda karar verilmesi isteminden ibarettir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Yöntem ve Yasaya uygun nitelik taşıyan Vergi Mahkemesi kararına yönelik davacı itirazının reddi, anılan kararın onanması gerektiği yolundadır.
KARAR VE SONUÇ: Açıklanan nedenlerle istinaf başvurusuna konu İstanbul 3. Vergi Mahkemesinin 24/11/2016 günlü, E:2016/1298, K:2016/2472 sayılı kararında Kanunun 45/4. Maddesinde sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı anlaşıldığından ve başvuru dilekçesinde ileri sürülen iddialar da söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden aynı kanunun 45/3. Maddesi uyarınca istinaf başvurusunun REDDİNE, istinaf aşamasında yapılan 44,00-TL yargılama giderinin istinaf başvurusunda bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin hükmün kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, temyizi kabil olmamak üzere kesin olarak, 21.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME KARARINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
İSTANBUL 3. VERGİ MAHKEMESİ KARARI
T.C.
İSTANBUL
3. VERGİ MAHKEMESİ
ESAS NO: 2016/1298
KARAR NO: 2016/2472
KARAR TARİHİ: 24.11.2016
DAVANIN ÖZETİ: Davacı tarafça, adına tescilli 11.02.2015 tarih ve IM24847 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşya kapsamında ödenen 2.637,86 TL gümrük vergisi ve 13.307,67 TL katma değer vergisinin Gümrük Kanunu 211.maddesi gereğince iadesi talebinin reddine ilişkin karara vaki itirazının zımnen reddine dair işlemin, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali ile 2.637,86 TL gümrük vergisi ve 13.307,67 TL katma değer vergisinin iade talep tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacının beyanı doğrultusunda tamamlanan gümrük işlemleri sonucunda tahsil edilen vergilerin iadesi istemiyle yapılan başvurunun reddine dair işlemin hukuka ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği öne sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul 3. Vergi Mahkemesi Hakimliği'nce dava dosyası incelenerek işin gereği düşünüldü:
Uyuşmazlık, davacı adına tescilli 11.02.2015 tarih ve IM24847 sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşya kapsamında ödenen 2.637,86 TL gümrük vergisi ve 13.307,67 TL katma değer vergisinin Gümrük Kanunu 211.maddesi gereğince iadesi talebinin reddine ilişkin karara vaki itirazının zımnen reddine dair işlemin iptali ile iadeye konu vergilerin iade talep tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkindir.
4458 sayılı Gümrük Kanununun olay tarihinde yürürlükte bulunan 24. maddesinde, ithal eşyasının kıymetinin, eşyanın satış bedeli olduğu; satış bedelinin, Türkiye'ye ihraç amacıyla yapılan satışta 27 ve 28. maddelere göre gerekli düzeltmelerin de yapıldığı, fiilen ödenen veya ödenecek fiyat olduğu; 25. maddesinin 1. fıkrasında, 24. madde hükümlerine göre belirlenemeyen gümrük kıymetinin, bu maddenin 2. fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bendlerinin sıra halinde uygulanmasıyla belirleneceği; eşyanın gümrük kıymetinin bir üst bent hükümlerine göre belirlenebildiği sürece bir alt bent hükümlerinin uygulanmayacağı hükümlerine yer verilmiş; anılan Kanunun 26. maddesinde ise, 24 ve 25. madde hükümlerine göre belirlenemeyen ithal eşyasının gümrük kıymetinin; Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmasının 7. Maddesinin Uygulanmasına Dair Anlaşmanın, Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmasının (GATT) 7. maddesinin ve bu bölüm hükümlerinin prensip ve genel hükümlerine uygun yöntemlerle ve Türkiye'de mevcut veriler esas alınarak belirleneceği öngörülmüş, GATT'ın 7. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Anlaşmanın 17. maddesinde de bu Anlaşmada yer alan hiçbir hükmün, gümrük idaresinin, gümrük kıymetinin belirlenmesi ile ilgili olarak ibraz edilen tutanak, belge veya beyannamenin gerçeklik veya doğruluğunu araştırma hakkını sınırlamayacağı ve bu hakkı tartışma konusu haline getirecek şekilde yorumlanamayacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanunun 210.maddesinin (a) bendinde, bu yasada geçen ''geri verme" deyiminin, ödenmiş olan gümrük vergilerinin tamamen veya kısmen geri ödenmesi anlamına geldiği, 211.maddesinde kanunen ödenmemeleri gerektiği halde ödenmiş olduğu belirlenen gümrük vergilerinin geri verileceği, ancak, kanunen ödenmemesi veya tahakkuk ettirilmemesi gereken gümrük vergileri ilgili kişinin kasten yaptığı bir tahrifat sonucunda ödenmiş veya tahakkuk ettirilmişse, bu vergilerin geri verilmesine veya kaldırılmasına ilişkin taleplerin kabul edilmeyeceği, kanunen ödenmemeleri gereken gümrük vergilerinin, söz konusu vergilerin yükümlüye tebliğ edilmesi ve ilgilinin üç yıl içinde gümrük idaresine müracaatı üzerine geri verileceği veya kaldırılacağı, aynı Kanunun 5911 sayılı Kanunun 64.maddesi ile değişen 242. maddesinin 1.fıkrasında yükümlülerin kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçe ile itiraz edebilecekleri belirtilmiştir.
Diğer taraftan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 48.maddesinde; Bu Kanuna göre vergisi ödenmeden veya eksik ödenerek yurda sokulan eşyanın hiç alınmamış veya eksik alınmış katma değer vergileri hakkında Gümrük Kanunundaki esaslara göre işlem yapılacağı kuralına yer verilmiştir.
26.12.2004 tarih ve 25682 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren İthalatta Gözetim Uygulamasına İlişkin 2004/20 Sayılı Tebliğ ile 7318 ana tarife pozisyonunda bulunan eşyaların ithalinde tarifenin alt açılımına göre değişen oranlarda gözetim kıymeti belirlenmiş olup, anılan Tebliğde 08.06.2012 tarih ve 28318 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan değişiklik ile 7318.19.00.00.00 tarife pozisyonundaki eşya için ton başına 4.000 USD gözetim kıymeti belirlenmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı şirket adına tescilli uyuşmazlık konusu serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşya daha düşük bir bedelle satın alınmış olmasına rağmen, İthalatta Gözetim Uygulamasına ilişkin 2004/20 sayılı Tebliğde ithal konusu eşya için öngörülen gözetim kıymeti uyarınca aradaki fark tutarın beyannamede yurt dışı gider olarak beyan edilerek ithalat işleminin gerçekleştirildiği, beyan edilmek zorunda bırakılan referans kıymet farkı nedeniyle fazladan ödendiği iddia olunan gümrük vergisi ve katma değer vergisi tutarının iadesi talebiyle 4458 sayılı Gümrük Vergisi Kanunu'nun 211. maddesi kapsamında yapılan geri verme başvurusunun reddine ilişkin işleme vaki itirazın zımnen reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Gözetim önlemlerine ilişkin olarak getirilen düzenlemelerin amacı bir eşyanın aynı veya doğrudan rakip eşyalar üreten yerli üreticiler üzerinde, zarar tehdidi yaratan miktar ve/veya şartlarda ithal edilmesi halinde, söz konusu malların ithalatının ve ithalattaki gelişmelerin gözlemlenmesidir. Bu amacın tesisi ise gözetim belgesi düzenlenmesi suretiyle gerçekleştirilebilir.
Yukarıda yer alan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, ithal edilen eşyanın gümrük kıymetinin belirlenmesinde, öncelikle, satış bedelinin esas alınması; satış bedelinin esas alınması için gerekli koşulların mevcut olmadığının tespit edilmesi halinde de sırasıyla diğer yöntemlere başvurulması gerektiği; ayrıca gümrük idaresinin, beyanının doğruluğunu tespit amacıyla, her zaman her türlü bilgi ve belgeyi inceleyerek değerlendirme hak ve yetkisine sahip bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Bakanlar Kurulu Kararlarıyla getirilen gözetim önlemlerinin amacı, bir malın aynı veya doğrudan rakip mallar üreten yerli üreticiler üzerinde, zarar tehdidi yaratan miktar ve/veya şartlarda ithal edilmesi halinde, söz konusu malın ithalatının, ithalattaki gelişmelerin gözlemlenmesidir. Gözetim önlemleri, bu amacın gerçekleştirilmesini sağlamanın ötesinde bir uygulama içermemektedir. Korunma önlemleri ise, bir malın aynı veya doğrudan rakip mallar üreten yerli üreticiler üzerinde, ciddi zarar veren veya ciddi zarar tehdidi oluşturan miktar ve/veya şartlarda ithal edildiği hallerde, ülke menfaatleri de göz önüne alınarak, yapılacak soruşturma sonucunda, başvurulması öngörülen; gümrük vergisinde artış yapılması, ek mali yükümlülük getirilmesi, miktar/değer kısıtlaması getirilmesi (kota uygulaması), tarife kontenjanı uygulanması veya bu önlemlerin hepsinin bir arada uygulanması gibi önlemlerden ibarettir.
Gözetim uygulamasında, Dış Ticaret Müsteşarlığınca, yerli üreticilerin talebi üzerine veya re'sen belli bir malın ithalatının, o malın yerli üreticileri ve ülke ekonomisi üzerinde olumsuz sonuçlar yaratıp yaratmadığının tespit edilmesi amacıyla incelemeye başlanılarak, inceleme sonucunda gözetim uygulaması öngörülebilmektedir. Gözetim uygulaması başlatılması durumunda, herhangi bir korunma tedbirinden söz edilemez. Yani bu aşamada, o malın ithalatında herhangi bir kısıtlama, vergi oranında artış, eşik kıymet belirlenmesi veya ek mali yükümlülük uygulaması söz konusu olmamaktadır. Sadece, bir malın ithalatında, yerli üreticilerin zarar görmesine sebebiyet verebilecek miktarda artış olup olmadığının belirlenebilmesi için o malın ithal seyrinin izlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amacın gerçekleştirilebilmesi için, sadece o malın ithalatında, Dış Ticaret Müsteşarlığınca düzenlenen bir "gözetim belgesi" nin ibrazı zorunluluğu getirilir. Gözetim belgesinin ibrazı zorunluluğu ise, o malın, belli bir değerin altında kıymetle ithal edilmek istenmesi durumuna münhasır olmaktadır.
Gözetim uygulaması öngörülmesi aşamasında, gözetim önlemi uygulanmasına karar verilen eşyanın, belirlenen bir kıymetin altında ithal edilmek istenilmesi halinde, sadece, "gözetim belgesi" ibrazı zorunluluğu getirildiğinden, bu zorunluluğa uyulmaması hali, Gümrük Kanunu hükümlerine göre gözetim kıymeti üzerinden tahakkuk yapılmasını gerektirir bir durum değildir.
Olayda, beyan edilen pozisyon için Tebliğde belirtilen kıymetler, eşyanın, Gümrük Kanunu hükümlerine göre belirlenmiş gerçek satış bedeli olmadığı gibi, Tebliğde de, böyle bir durumda, belirtilen kıymetin esas alınması suretiyle tahakkuk yapılmasını öngören herhangi bir düzenleme de bulunmadığından, gözetim önlemlerinin yanlış algılanması suretiyle fazladan tahsil edilen verginin iadesi isteminin reddine dair işlemde mevzuata uyarlık görülmemiştir.
Davacının faiz istemine gelince;
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Cumhuriyetin Temel Organları başlıklı 3 Kısmının Yürütme başlıklı 2 ncı Bölümünün 125 nci maddesinin 1 nci fıkrasında “İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık” olduğu son fıkrasında da İdarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2 nci maddesinde de, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları ile idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalarının idari dava türlerinden olduğu hükmüne yer verilmiştir. “İdari Rejimi” kabul eden hukuk sistemlerinde, idarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden dolayı idare edilenlerin uğrayacakları her türlü zararın tazmini, “İdarenin Sorumluluğu” ile ilgili kurallarla sağlanır. Esasen; İdari Yargının varlık nedenlerinden biri de budur. Kuruluş, görev ve yetkileri bakımından bir kamu idaresi olan vergi idarelerinin de, hukuka aykırı işlemleri nedeniyle ortaya çıkan zararı tazmin etmesi yukarıda açıklanan Anayasa kuralının ve Hukuk Devleti İlkesinin gereğidir. Hukuka aykırı işlem nedeniyle ortaya çıkan zararın tazmini amacıyla talep edilen faiz, kişinin nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeniyle, zarara uğramamak amacıyla karşı taraftan istemeye hakkı olduğu karşılık olup, hukuk devletinde, bir zararın faiz adı altında ödenecek tutarla karşılanabilmesi için, açık yasa hükmü aranması düşünülemez. Aksine anlayış; Anayasanın 125'nci maddesinin son fıkrasında yer alan “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür” hükmü ve İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda belirtilen 2'nci maddesinde tanımlanan “tam yargı davası”nın varlığı ile bağdaştırılamaz.
Nitekim 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 216. maddesinin birinci cümlesinde yer alan ''yetkili idareler tarafından, gümrük vergileri ile bunların ödenmelerine bağlı olarak tahsil edilmiş gecikme faizinin veya gecikme zammının geri verilmesinde idarece faiz ödenmez'' hükmü, Anayasa Mahkemesinin 12.12.2014 tarih 29203 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan E:2013/104, K:2014/96 sayılı kararı iptal edilmiştir.
Bu itibarla, vergilendirme hatası yapılarak haksız ve hukuka aykırı olarak davacıdan tahsil edilen vergilerin geri verme başvurusundan itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanuna göre hesaplanacak faiziyle birlikte davacıya iadesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; davanın kabulüne, dava konusu işlemin iptaline, davacıdan haksız alınan 2.637,86 TL gümrük vergisi ve 13.307,67 TL katma değer vergisinin geri verme başvurusundan itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine, aşağıda dökümü gösterilen 85,50 TL yargılama giderleri ile AAÜT uyarınca belirlenen 1.000,00 TL avukatlık vekalet ücretinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, artan posta ücretinin kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere, 24.11.2016 tarihinde karar verildi. (¤¤)