(5510 S. K. m. 11) (3194 S. K. m. 22, 29)
İSTEMİN ÖZETİ: 5510 sayılı Kanun uyarınca davacı adına 18.414,00.-TL idari para cezası kesilmesine yönelik 26.12.2011 günlü 23.513.200 sayılı işlemin ve bu işleme yapılan itirazın reddine yönelik Osmangazi Sosyal Güvenlik Merkezi İtiraz Komisyonu’nun 09.02.2012 günlü 13 sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; davacı idare tarafından 02.08.2011-25.08.2011 tarihleri arasında verilen toplam 22 adet yapı ruhsatının 5510 sayılı Yasanın 11. maddesinde belirtilen süre dışında davalı kuruma bildirildiğinin sabit olması nedeniyle kesilen para cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan; davalı idarece 2007 yılından itibaren yapı ruhsatlarının internet üzerinden düzenlendiği, ruhsatın onay tarihi ile ruhsatın verildiği tarihin farklı olduğu, ruhsat onaylanıp çıktısı alındıktan ve tüm imzalar tamamlandıktan sonra sahibine teslim edildiği, ruhsatın verildiği tarihin ruhsatın ilgilisine teslim edildiği tarih olduğu, bu sebeple verilen cezanın usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmekte ise de, ruhsatların onay tarihinden sonraki bir tarihte ilgililere teslim edildiğine yönelik dosyada bilgi ve belge bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin Bursa 2. İdare Mahkemesince verilen 19/07/2012 gün ve E:2012/328, K:2012/952 sayılı kararı itirazen inceleyerek onayan Bursa Bölge İdare Mahkemesinin 29.01.2013 gün ve E:2012/3920, K:2013/350 sayılı kararının; cezaya konu ruhsatların ilgilisine teslim tarihlerini gösteren tutanaklar incelendiğinde bir aylık süre geçmeden davalı kuruma bildirildiği ileri sürülerek davacı idare tarafından bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Bursa Bölge İdare Mahkemesi’nce; davacı idare vekilinin karar düzeltme istemi kabul edilip, Bursa Bölge İdare Mahkemesinin 29.01.2013 gün ve E: 2012/3920, K:2013/350 sayılı kararı kaldırılarak işin gereği görüşüldü:
Uyuşmazlık; 5510 sayılı Kanun uyarınca davacı adına 18.414,00.- TL idari para cezası kesilmesine yönelik 26.12.2011 günlü 23.513.200 sayılı işlemin ve bu işleme yapılan itirazın reddine yönelik Osmangazi Sosyal Güvenlik Merkezi İtiraz Komisyonu’nun 09.02.2012 günlü 13 sayılı kararının iptali isteminden kaynaklanmıştır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 11. maddesinin 6. fıkrasında; “Valilikler, belediyeler ve ruhsat vermeye yetkili diğer kamu ve özel hukuk tüzel kişileri, yapı ruhsatı ve diğer tüm ruhsat veya ruhsat niteliği taşıyan işlemlerine ilişkin bilgi ve belgeler ile varsa bunların verilmesine esas olan istihdama ilişkin bilgileri, verildiği tarihten itibaren bir ay içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdürler.” Hükmüne, 102. Maddesinin (h) bendinde; “11inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen bildirim yükümlülüğünü yasal süresi içinde yerine getirmeyen ticaret sicili memurlukları ile aynı maddenin altıncı fıkrasında belirtilen yükümlülüğü yasal süresi içinde yerine getirmeyen kurum ve kuruluşlara yerine getirilmeyen her bir bildirim yükümlülüğü için aylık asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.
İçişleri Bakanlığınca 30 Ocak 2007 tarih ve 26419 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yapı Ruhsatı ve Yapı Kullanma İzin Belgesi Kullanılmasına İlişkin Mecburi Standard Tebliği’nin 2.
Maddesinde; “Türk Standartları Enstitüsü Başkanlığı Teknik Kurulu’nun 7/12/2006 tarihli toplantısında tadil edilen TS 8737 yapı ruhsatı ile TS 10970 yapı kullanma izin belgesi standardı, Resmi Gazetede yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir. Adres ve Numaralama Yönetmeliğine göre numaralama çalışmasını tamamlayıp Ulusal Adres Veri Tabanına girişini tamamlayan yetkili idareler bu Tebliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, veri girişini tamamlayan idareler ise tamamladıkları tarihten veya en geç 1/7/2007 tarihinden itibaren söz konusu belgeleri Ulusal Adres Veri Tabanı ile eşleştirerek eş zamanlı olarak düzenleyeceklerdir.” Hükmüne, 3. maddesinde; “Yapı ruhsatı veya yapı kullanma izin belgesi düzenlenecek adres, 31/7/2006 tarih 26245 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Adres ve Numaralamaya İlişkin Yönetmelik hükümlerine göre numaralamada yetkili idarelerce Ulusal Adres Veri Tabanına işlenecektir.” hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan 3194 sayılı İmar Kanunun 22. maddesinde; “Yapı ruhsatiyesi almak için belediye,
valilik (....) bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge), mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa ebatlı kroki eklenmesi gereklidir. Belediyeler veya valiliklerce (...) ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir. Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat tarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya ilgili bütün eksik ve yanlışları yazı ile bildirilir.
Eksik ve yanlışlar giderildikten sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.”, 29. maddesinde ise; “Yapıya başlama müddeti ruhsat tarihinden itibaren iki yıldır. Bu müddet zarfında yapıya başlanmadığı veya yapıya başlanıp da her ne sebeple olursa olsun, başlama müddetiyle birlikte beş yıl içinde bitirilmediği takdirde verilen ruhsat hükümsüz sayılır. Bu durumda yeniden ruhsat alınması mecburidir. Başlanmış inşaatlarda müktesep haklar saklıdır. (…)”
hükümleri yer almıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, Yıldırım Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü tarafından 02.08.2011 ile 25.08.2011 tarihleri arasında verilen 22 adet yapı ruhsatının 22.09.2011 tarih ve 8899 sayılı yazı ekinde gönderildiği ve 03.10.2011 tarihinde yasal süre dışında davalı idare kayıtlarına girdiğinin tespit edilmesi üzerine 26.12.2011 günlü 23.513.200 sayılı işlem ile davacıya 18.414,00 TL idari para cezası verildiği, verilen bu cezaya 11.01.2012 tarihinde yapılan itirazın 09.02.2012 günlü 13 sayılı işlemle reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, uyuşmazlığın temelini, yapı ruhsatı ve diğer tüm ruhsat veya ruhsat niteliği taşıyan işlemlere ilişkin belgeler ile bunların verilmesine esas olan istihdama ilişkin bilgilerin verildiği tarihten itibaren bir ay içinde Kuruma bildirilip bildirilmediği hususu oluşturmaktadır.
Bu çerçevede uyuşmazlığın çözümünde ruhsat veya istihdama ilişkin belgelerin verildiği tarihten anlaşılması gerekenin ne olduğunun tespiti önem arz etmektedir. Zira idarece söz konusu tarihin ruhsat üzerinde yazan “onay tarihi” olduğu kabul edilirken, davacı tarafından bu tarihte ruhsatın ilgilisine verilmediği belirtilmektedir. Bu kapsamda, yapı ruhsatlarının 2007 yılından itibaren İçişleri Bakanlığının 30.01.2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Yapı Ruhsatı ve Yapı Kullanma İzin Belgesi Kullanılmasına İlişkin Tebliği 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu uyarınca Ulusal Adres Veri Tabanı üzerinden internet aracılığı ile düzenlendiği, ilgililerin başvurularının internet üzerinden kayda alındığı ve gerekli yasal koşulların varlığı halinde ruhsata sistem üzerinden onay verildiği ve çıktısının alınarak sorumlu ve yetkililerce ıslak imzalarının atılıp ruhsat tekemmül ettikten sonra ilgilisine teslim edildiği, ruhsat üzerinde ilgililere ruhsatın teslim edildiği tarih yerine sistemin onay tarihinin yazılı olduğu görülmektedir. İlgililerin yapıya başlayabilmeleri için söz konusu ruhsatların kendilerine fiziki ortamda verilmesi gerektiğinden, mevzuat ile kastedilen tarihin ruhsatın ilgilisine tekemmül ettikten sonra teslim edildiği tarihin anlaşılması gerekir. Zira davalı idarece ruhsatların süresinde verilip verilmediği araştırılırken ruhsat üzerinde yazan onay tarihi yerine, ruhsatın ilgililerine tekemmül ettikten sonra fiziki ortamda verildiği tarihin baz alınması gerektiği, bu tarihin baz alınarak bir aylık sürenin geçmiş olduğunun tespiti halinde idari para cezasının düzenlenmesi gerektiği anlaşıldığından, davalı idarece yalnızca sistemin onay tarihi dikkate alınarak tesis edilen uyuşmazlık konusu işlemlerde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Kaldı ki, uyuşmazlığa konu yapı ruhsatları nedeniyle işyeri tescili ve sigortalı bildiriminin geç yapıldığı yolunda herhangi bir iddia da bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Bursa Bölge İdare Mahkemesinin 29.01.2013 gün ve E:2012/3920, K:2013/350 sayılı kararının KALDIRILARAK, Bursa 2. İdare Mahkemesince verilen 19/07/2012 gün ve E:2012/328. K:2012/952 sayılı kararının BOZULMASINA ve dava konusu işlemlerin İPTALİNE, dava, itiraz ve karar düzeltme aşamalarına ilişkin aşağıda ayrıntısı gösterilen toplam 269,05.-TL yargılama giderleri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.320,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta ücretinin mahkemesince ilgilisine iadesine, 16.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)